İçeriğe geç

Hikaye Gezgini

Bölüm 17 · 6 dk okuma

Hikaye Gezgini

Bölüm 17

Sonsuz Görev

Gözlerimi açtığımda kitaba uzanmış bir şekilde duruyordum. Hızlıca kitaptan uzaklaştım. Başta dengemi kaybetsem de toparlayıp bakışlarımı Lulu'ya çevirdim.

"Lulu."

Ne diyeceğimi bilemezken Lulu konuştu.

"İyi ki Pulu benimle iletişime geçebildi. Yoksa asla ne olduğunu öğrenemezdim. Ben senin işin çıktı da bir yere gittin sanmıştım."

"Bu saatte nereye gidebilirim?"

"Bilmem. İnsanlardan her şeyi beklerim."

Kafamı salladım.

"Pulu bana geri kalan şeyleri senin anlayacağını söyledi. Geriye kalan şeyler ne?"

"O konuya geleyim hemen. Şimdi öğrendik ki senin gezginlik yaptığın kitap lanetli. Zaten kapağını kapattığında göreceksin. Kitap biraz daha siyah ve kararmış. O yüzden kitaba bana haber vermeden sakın yaklaşma. Hatta aslında Pulu ile kitaba bir süre girmemeni bile konuştuk. Fakat eninde sonunda girmen de gerekiyor. O yüzden belli aralıklarla kitaba gireceksin. Anlaştık mı? Bu biraz da kitabın durumuna göre değişecek. Ben sana söyleyeceğim."

Derin nefes alarak kafamı salladım.

"Neredeyse sabah olacak."

Lulu'nun dediği ile telefonumdan saate baktım. Evet, çok az kalmıştı.

"Bu uykusuzlukla dersi dinleyemezsin."

"Evet. Neyse, zaten planım okula gitmemekti."

Telefonu yatağa fırlatıp Lulu'ya döndüm.

"Peki bu belli aralar derken birkaç gün mü yoksa birkaç hafta mı?"

"Bilmiyorum. Kitabın durumuna bağlı birkaç ay bile olabilir."

Ona ciddi misin der gibi baktım.

"E ben hikayeleri ne zaman bitireceğim?"

"Bilmiyorum. Kitaba bağlı. Şuan her şey kitaba bağlı."

Aklıma gelen şeyle kaşlarım çatıldı.

"Eğer ölürsem... Yani hikayeleri tamamlamadan öldüm diyelim, o zaman ne olacak?"

Lulu kafasını iki yana salladı.

"Ölemezsin. Kitap seni yaşatır. Farkında değilsin şuan ama sen ve kitap birbirinize bağlısınız. Senin başına gelen şey kitabı da etkiler. Eğer sen ölürsen kitap fazlasıyla zarar görür hatta yok bile olabilir. O yüzden kitap seni koruyor. Tıpkı senin, onu koruduğun gibi. "

Garipti. Bir yandan ürpertici fakat bir yandan da ilginç ve güzeldi. Cadının bütün bunları düşünüp ayarlaması ayrı bir konuydu.

"O zaman ben bugün giremeyecek miyim?"

"Evet. Bir süre kitabı gözlemlemem gerekiyor. Sen olabildiğince kitaptan uzak dur. Çünkü bir daha ki sefere şimdiki kadar şanslı olmayabilirsin."

Kafamı salladım.

"Tamam. Ben yatıyorum."

"Ben de kitaba gireceğim. İyi geceler!"

"Sana da."

Yorganın altına girdim. Lulu kitaba girdiğinde derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Acaba Eris neredeydi? Nerede yaşıyordu? Nereliydi? Gerçek hayatta nasıldı?

Aklıma onunla ilgili tonlarca soru gelmeye başladı. Birbirinden bağımsız sorular beynime hücum ederken düşüncelerimden kurtulmaya çalıştım. Bir anda aklıma bu soruların gelmesi garipti.

Yine de düşüncelerimden kurtulamadım. Kafamın içinde ki sorular eşliğinde uykuya daldım.

°°°

"Asra Hanım. Asra Hanım uyanın."

Gözlerimi açtığımda Gizem yani başımdaydı.

"Okula gitmiyorum Gizem."

"Siz bilirsiniz."

Gizem odadan çıktığında tekrar uykuya geri dönmek istedim. Fakat bu maalesef ki pek mümkün olmadı.

Oflayıp tavana baktım. Benim odamın kapısı kilitli değil miydi? Nasıl girmişti Gizem içeriye?

"Anahtar bulup girmiştir."

Fazla önemsemeyip yatmaya devam ettim. Fakat uykum kaçmıştı bir kere.

"Ne çabuk uykum kaçıyor ya. Acaba kitap bunu da düzeltebilir mi?"

Telefonuma uzanıp kurcalamaya başladım. Yataktan çıkasım yoktu. Telefonu kurcalarken gözüm kitabın yaptığı şeye kaydı. Koyu sarı renginde pırıltılar saçıyordu. Daha öncesinde bu renk daha açıktı. Koyulaşması kitabın gerçekten de değiştiğini gösteriyordu.

Kitabın içinden Lulu fırladı. Çok telaşlı bir hali vardı. Kaşlarım çatıldı ve yatağımda dikleştim.

"Uyandığına sevindim Gezgin. Acil kitaba girmen gerekiyor."

Kaşlarım daha da çatıldı.

"Neden? Ayrıca bana belli bir süre kitaba girmememi söylemiştin ve bunu söylemenden sadece birkaç saat geçti."

"Bir bildiğim var herhalde Gezgin. Eris de şuan kitapta ve seni bekliyor. Acele et!"

Tam ağzımı açmıştım ki Lulu kitaba girdi.

"N'oluyor ya?"

Sıcacık yatağımdan kalkıp yavaş yavaş kitaba yaklaştım. Kitabın önünde durduğumda bedenimi o tanıdık çekilme hissiyatı sardı. Ve tekrar daha ağzımı açamadan kitabın içine girdim.

Gözlerimi açtığımda etrafıma baktım. Suikastçi hikayesinde idim. Karşımda Eris, Pulu ve Lulu vardı. Hikaye kaldığı yerden devam ediyordu.

"Sana tekrar görüşeceğimizi söylemiştim Gezgin."

Pulu'nun bilmiş bilmiş sırıtarak dediği şeye gülemedim. Zaten kimsenin suratında mimik oynamamıştı. Bu beni daha da gerdi.

"Sorun ne? Neden suratlarınız asık?"

"Asra sana bunu baştan söylemediğim için çok üzgünüm. Ama eğer sana bunu kitaba girmeden önce söyleseydim kesinlikle kabul etmezdin."

Lulu'nun dediği ile anlamsızlıkla suratına baktım. Bakışlarım üçünün de gözlerinde gezindi. En son Eris'e baktığımda onun beni incelediğini fark ettim. Gözlerini hafif kısmış ve verdiğim tüm tepkileri dikkatle izliyordu.

"Neyi bana baştan söylemedin?"

Lulu kararsız kalırken korktuğu belliydi. Üçü de derin bir sessizliğe gömülmüştü. Sabrım taşarken ağzımı açtım.

"Ben daha yeni uyandım. Her şey o kadar hızlı gelişti ki ne olup bittiğinin farkında değilim. Çok hızlı duygularım ve hislerim değişiyor. Bu da beni daha da delirtiyor. Sessizliğin sesini kesip bir an önce bana şu söyleyeceğiniz şeyi söyler misiniz?"

Sesimi sakin tutmaya çalışsam da gergin olduğum her halimden anlaşılıyordu.

"Sana anlatmaya en başından başlayacağım Gezgin."

Lulu'nun dediği şeyle devam etmesi için kafamı hafifçe salladım.

"Ben sen uyuduktan sonra tekrar kitaba girmiştim hatırlıyorsan. İşte Pulu ile buluşup birkaç bir şey araştırdık."

Lulu sustu. Ben ise sabırsızca devam etmesini dile getirdim.

"Ee, sonra?"

"Bundan sonrasını nasıl anlatacağımı, daha doğrusu nereden başlayacağımı bilmiyorum. Pulu ile araştırırken öğrendik ki eğer bu iki kitabın gezginleri, birbirlerini bulursa onlar ruh eşidir. İkisi bir araya geldiğinde sonsuza kadar görünmeyen simler, ışıltılar saçar."

Olayı çözmeye çalışıyordum fakat hala anlamamıştım. Bunda telaş edecek ne vardı? Beni apar topar yataktan kaldırıp kitaba girmemi sağlayacak asıl neden bu kadar basit bir şey olamazdı.

"Ama eğer bu iki gezgin birbirini bulursa bir görevi yerine getirmek zorundalar."

"Ne görevi?"

"Cadıyı bulma görevi."

Kaşlarım çatıldı.

"Nasıl yani?"

Bu sefer Pulu konuştu.

"Cadı iki gezginin kendisini bulmasını istemiş. Neden istediğini bilmiyoruz fakat istiyor. Eğer gezginler birbirlerini buldukları halde cadıyı aramazlarsa sonsuza kadar lanetlenirler."

"İyi de bu cadı ölmedi mi? Nasıl bulacağız?"

"Ölmemiş. Hala yaşıyor. Ve sizin o cadıyı bulmanız gerekiyor."

"Neden bulmamız gerektiği ile alakalı bir ipucu ya da tahmininiz var mı peki?"

"Hayır yok. Sadece bulmanız gerekiyor."

Derin bir nefes aldım. Abartacak kadar kötü değildi.

"Başta bu kadar neden korktunuz anlamadım. Bunu bana başta söyleseydiniz zaten kabul ederdim. Ne kadar kolay olur bilemem ama cadıyı bulmamız gerekiyorsa buluruz."

"Sorun cadıyı bulmakta değil."

Bakışlarım Eris'e kaydı.

"O zaman sorun ne? Bana kesit kesit anlatmayın. Tek parçada tek seferde söyleyin gitsin!"

Kendimi iğrenç hissediyordum. Doğru düzgün hiçbir şeyi anlatmıyorlardı ve bunun verdiği hissiyatın tarifi yoktu. Karnım ağrıyor, vücudumu bitmek bilmez bir huzursuzluk sarıyordu.

"Sorun cadıyı bulma süremiz."

"Ne kadar süremiz var?"

"Süre yok."

Pulu lafa atlamıştı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra tekrar açtım. Sabrımı mı deniyorlardı? Amaçları beni sinirlendirmek miydi?

"Son kez söylüyorum, tek sef..."

Lafımı Eris kesti.

"Anla işte Asra! Sonsuza kadar bu kitabın içinde kısılı kaldık!"

Eris'in dediği ile ağzım açıldı. Sonra kapandı. Fakat tekrar açıldı. Beynimde Eris'in cümlesi yankılanıyordu.

Sonsuza kadar bu kitabın içinde kısılı kaldık!

Sonsuza kadar bu kitabın içinde kısılı kaldık!

"Ne demek sonsuza kadar kısılı kaldık?"

Sesim başta sakin çıksa da bundan sonra kurduğum cümlelerde sesim gittikçe yükselmişti.

"Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Ne demek sonsuza kadar kısılı kaldık? Bana bunu nasıl söylemezsin Lulu?"

Lulu başını öne eğmişti. Sinir bütün bedenimi ele geçirmişti. Her an patlamaya hazır bir bomba gibiydim.

"Aslında tam olarak sonsuza kadar değil. Cadıyı bulunca kitaptan çıkabileceksiniz."

"Cadıyı ne zaman bulacağız peki?"

"İşte orası size bağlı. Belki iki ay belki iki yıl."

Bunu o kadar basit bir şeymiş gibi söylemişti ki bir an ne diyeceğimi şaşırdım. Şokla Pulu'ya bakıyordum.

"Bu, bu kadar basit mi zannediyorsun? Benim Dünya'da da bir yaşamım var! Benim bir anda ortadan kaybolmam sizce nasıl bir etki olur ailemin üzerinde hiç düşündünüz mü?"

Pulu derin bir nefes alıp konuştu.

"O kişilerin artık ailen olduklarından emin değilim."

Kaşlarım çatıldı.

"Ne demek oluyor bu?"

"Onların hafızalarını sildik. Ailenin artık Asra diye bir kızları yok. Seni tanımıyorlar."

┈┈┈••╰☆╮••┈┈┈•

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.