Gözlerimi açtığımda direk Lulu'ya baktım.
"Lulu ben bir şey yaptım galiba."
Telaşlı sesimle kaşlarını çattı.
"N'aptın? N'oldu?"
"Ya bilmiyorum."
Lulu bana garip garip ama aynı zamanda telaşlı bir şekilde bakarken kuracağım cümleyi kafamda toparlayıp ağzımı açtım.
"Ben hikayede iken bir şey oldu. Suikastçi hikayesinde ki bir karakterle konuşuyordum. Sonra karakter bir anda dondu. Nasıl desem, taş gibi oldu. Göz bile kırpmıyordu. Sallamaya çalıştım, birkaç kere vurdum ama yerinden asla hareket etmedi. Hatta vurduğumda benim elim acımıştı."
Lulu çatık kaşları yavaş yavaş düzeldi. Yüzünde şüpheci bir ifade yer alırken kafasını eğdi. Bir eli çenesinde diğer eli arkasında yere bakarken ben ise hikayede ki zamanımı gözden geçiriyordum. Yanlış hiçbir şey yapmamıştım.
"Sanırım bu seninle alakalı değil."
Lulu'nun dediği ile kaşlarımı çatarak ona baktım.
"O zaman ne oldu?"
"Bilmiyorum. Aklıma bir şey geliyor ama doğruluğundan emin değilim."
"Aklındakini söyle."
Lulu derin bir nefes alıp kafasını yerden kaldırdı. Onu ilk defa bu kadar ciddi görmek endişemi körüklerken ağzını açtı.
"Emin olmadan net bir şey söylemek istemiyorum."
Daha sonra hızlıca uçarak kitaba yöneldi.
"Birkaç dakika sonra geri dönerim! Kitabın kapağını açık bırak!"
Ve bunlar kitaba girmeden önce ki son sözleri olmuştu. Ben kitaba bakarken oflayıp ellerimle yüzümü kapattım. Umarım bir şeyleri berbat etmemişimdir.
Gözlerimi odayı aydınlatan Ay'a çevirdim.
"Bir şey yapmamışımdır ya."
Oflayıp montumu aldım. Tekrar balkona çıkıp arkamdan kapıyı kapattım. Soğuk havayla titrerken kendimi koltuklardan birine attım. Etrafı izlerken gözlerim karşı villaya takıldı. Gözlerimi kısıp oraya baktım. Birileri mi taşınıyordu? Ayağa kalkıp korkuluklara doğru ilerledim. Gerçekten de birileri taşınıyordu. Beni şaşırtan ise eve bu saatte taşınmalarıydı. Sabahı bekleyememişler miydi?
Evi izlerken bir arabanın eve sürdüğünü gördüm. Araba evin önünde durduğunda birkaç kişi indi. Evin yeni sahipleri olduğunu düşünürken dördü de eve doğru ilerledi. Kolilerin arasından geçip gözden kaybolurlarken izlemeye devam ediyordum.
Yaklaşık yarım saat sonra evi dikizlemeyi bıraktım. Dışarıdan yanlış anlaşılabileceğim aklıma gelmişti. Tabi bunun için biraz geç kalmıştım ama yapacak bir şey yoktu. Zaten buradaki villa sahipleri pek birbirleri ile konuşmazlardı. Birbiri ile arkadaş olan ya iki ya üç kişi vardı. O yüzden beni yanlış anlayıp anlamamaları çok da umurumda değildi.
"Gezgin!"
Lulu'nun sesini işitmemle yerimden sıçradım. Kafamı sağ tarafa çevirdiğimde Lulu'yu gördüm.
"Efendim Lulu."
Aklıma gelen şeyle telaşla ekledim.
"Bir şey mi yaptım? Yanlış bir şey mi yaptım? Ne yaptım? Lulu gerçekten farkında değildim, çok özür dilerim."
Benim üzgün çıkan sesime karşılık kıkırdadı. Ben kaşlarımı çatarak ne olduğunu anlatmasını beklerken gülerek ağzını açtı.
"Sakin ol Gezgin! Bir şey yapmadın merak etme."
"Niye karakter öyle dondu o zaman?"
"İçeride konuşalım mı? Dışarıdan biri seni kendi kendine konuştuğunu görürse yanlış anlayabilir."
Kafamı hızlı hızlı sallayıp seri adımlarla içeriye girdim. Lulu da peşimden girdiğinde balkonun kapısını kapatıp bakışlarımı Lulu'ya yönlendirdim.
"Anlat."
Derin bir nefes alıp etrafta yavaş yavaş uçarak dolanmaya başladı.
"İlk tahminim ne yalan söyleyeyim ki senin hikayeye bir şey yapmış olmasıydı. Fakat iki hikaye geçmişini de izledim. Bir sorun yoktu. Bunun üzerine sadece gezginlere ait kitaptan araştırma yaptım. Ve bulduğum sonuca şaşırmadım değil."
Susarken ona anlatması için resmen gözlerinin içine bakıyordum. Heyecandan ya da stresten nefes bile almıyordum.
"Kitapta bunun olabilmesi için üç sebep var. Birincisi gezginin hikayeye zarar vermiş olması, ikincisi kitabın kendi kendine imha etmeye çalışıyor olması. İmha etme derken kitaba yabancı birinin girdiğini hissedip hikayeyi durdurmaktan bahsediyorum. Zaten sonrasında da hikayeden çıkıyorsun. Senin hikayeden çıkmanla birlikte kitap anında kapanıyor. Kitap kapanmadığına ve hikayeye zarar vermediğine göre bunların ikisi de değil."
"Üç sebep dedin. O halde üçüncüsü ne?"
Derin bir nefes alıp dudağını büzdü.
"Doğruyu söylemek gerekirse bu sebebi bende bilmiyordum. Okuyunca öğrendim."
Lulu susarken sabırsızlık ve hafif sinir ile konuştum.
"Lulu amacın ortamı ve beni germek ise başardın, tebrikler. Şimdi şu üçüncü nedeni söyler misin?"
Lulu kıkırdayıp ağzını açtı.
"Tamam tamam söylüyorum. Üçüncü sebep ise girilen hikayede ki kahramanın oyun süresinin bitmiş olması."
Kaşlarım çatıldı.
"Ne demek oluyor bu?"
"Anlamadın mı hala Gezgin? Bir kitap daha var. Bir Hikaye Gezgini daha var!"
Lulu'nun dediği ile ne diyeceğimi bilemedim. Ne yapacağımı şaşırırken ağzım açık Lulu'ya bakıyordum. Onun ise mutluluktan gözleri parıldıyordu.
"O gezgini bulmamız gerekiyor!"
Kaşlarım çatıldı. Hala nefes alamadığımı hissederken konuştum.
"İyi de bu kitaptan sadece bir tane yok muydu? Hem neden o gezgini bulmamız gerekiyor?"
"Öncelikle sana, bu kitaptan sadece bir tane var, tarzı bir cümle kurduğumu hatırlamıyorum. Aslında bende sadece bir tane var diye düşünmüştüm fakat görünen o ki birden fazla var. Ve neden bulmamız gerektiğine gelirsek o da bana kalsın."
Sırıtıp göz kırptığında gülmemi engelleyemedim.
"Niyeymiş o?"
Ellerini gülerek havaya kaldırdı.
"Üzgünüm ama sana bunu söylemem pek doğru olmaz. Bunu ben demiyorum, kitap diyor. Anlayacağın suçsuzum."
Gözlerimi kısıp Lulu'ya diktim. O ise elleri ağzında gülmekten başka bir şey yapmadı. Aklıma gelen soru ile ağzımı açtım.
"Peki bu ikinci gezgin nerede? Ya Dünya'nın öbür ucundaysa?"
"İşte onu bilmiyorum."
Kafamı salladım.
"Peki bir soru daha. Sana kitapta iken orada olup olmadığına dair seslenmiştim. Hemen ardından da hikayeden çıktım. Bu, istediğim zaman sana seslenip hikayeden çıkabileceğim anlamına gelmiyor mu?"
"Hayır. Şahsen bana seslendiğini bile duymadım. Zamanın bittiği için seni geri çekmiştim ben."
Anladığımı belirtmek için kafamı salladım. Aramızda kısa bir sessizlik olurken kapım çalındı.
"Asra!"
Annemin bağıran sesi ile derin bir nefes verip kapıyı açtım. Annem karşımda bana sinirli gözlerle bakarken hızlıca içeriye girdi.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun ya? Öldürecek misin kendini?"
Bağıra bağıra dediği şeylerle bir şey demedim. Bir an önce bağırıp gitmesini istiyordum.
"Doğru düzgün hiçbir şey yemiyorsun! Nereye kadar böyle devam edeceksin? İlla bebek gibi ağzına mı verelim şu zıkkım yemeği? Ya sen, beni delirtmek için mi geldin bu dünyaya? Ben bunun için mi doğurdum seni?"
Yüzü iğrenir gibi bir hale büründü.
"Kime çektin çok merak ediyorum! Şirketi emanet edebileceğim başka biri olsaydı yüzüne bile bakmazdım. Hoş, bu halde sana nasıl şirket emanet edeceğim orası ayrı bir konu! İki güne kalmaz batırırsın şirketi!"
Bağırarak birkaç şey daha söyleyip odadan çıktı. Arkasından kapıyı sertçe kapatırken gözlerimi Lulu'ya çevirdim.
"Buna tarz bir şeye alışmanı hiç istemezdim ama alışmak zorundasın. Zaten bir yerden sonra günlük rutininmiş gibi oluyor."
Lulu bana üzgün gözlerle bakarken bakışlarımı çektim. Çok üzgün bakıyordu ve ben biraz daha onun gözlerine baksaydım ağlayacaktım.
Derin bir nefes alıp çantama doğru ilerledim.
"Ders çalışsam iyi olacak. Sonuçta yarın okula gideceğim."
Ders kitaplarımı masaya koyarken bakışlarımı Lulu'ya çevirdim.
"İşin yoksa birlikte soruları yapmaya çalışalım."
"Aslında şu ikinci gezgin konusunda araştırma yapmam gerekiyor fakat birkaç dakika sana zaman ayırabilirim."
"Hayır hayır, sen git araştır. Ben de o sırada ödev yaparım. Zamanımızı boşa harcamamış oluruz."
"Emin misin?"
Lulu'nun karasız bakışlarını görünce gülümsedim.
"Eminim. Ama istersen başka zaman yaparız."
Yüzünde tatlı bir gülümseme oluştu. Ellerini arkada birleştirip kafasını yana eğdi.
"Tabi ki isterim! O zaman ben şimdi gidiyorum. Bir şey olursa adımı seslenmen yeterli."
"Tamam. Kolay gelsin."
"Sana da!"
Neşeli sesi ile kitaba girdi. Ben de yüzümde ki gülümsemeyi silip masamın başına oturdum. Elime Biyoloji defterini ve test kitabını aldım. Soruları okurken arada sırada aklım, annemin söylediklerine gidiyordu. Eğer ortada şirket olmasaydı acaba beni sokağa atar mıydı? Ya da başka bir kardeşim olsaydı ona nasıl, bana nasıl davranırdı?
Sorular kafamı kurcalarken oflayıp düşünmemeye çalıştım. Bunları düşünmek bana bir katkı sağlamazdı. Zaten 17 yıldır tek çocuktum. Bu saatten sonra kardeşim istesem de olmazdı. Ki istemiyordum da. Bir çocuğun daha annemin gazabı ile yüzleşmesine içim el vermezdi.
Birkaç saatin ardından uykumun gelmesi ile masadan kalktım. Gözüm kitaba ilişti. Lulu'dan ses yoktu. Ne olur ne olmaz diye kitabın kapağını açık bırakmaya karar verdim. Hızlıca banyoya girip dişimi fırçaladım. Daha sonra da banyodan çıktım. Lambamı kapatıp yatağın içine girdim. Yatağın içi başta soğuk olsa da kısa süre içinde ısınmıştı.
Gözlerimi kitaptan ayırmazken uyuyamadığımı fark ettim. Uykum vardı fakat bir türlü içimden uyumak gelmiyordu.
Oflayarak yatakta dönmeye başladım. Yarın okula gidecektim ama bir türlü uyuyamıyordum. Ve yarın okula gittiğimde hiçbir dersi kafam almayacaktı.
"Zamansız uyursan böyle olur gerizekalı!"
Kendime saydırırken yataktan çıktım. Sıcak yataktan çıkmanın etkisi ile titrerken hızlıca bilgisayarımı ve kulaklığımı aldım. Aynı hızla yatağa tekrar girip dik bir şekilde oturdum. Bilgisayarı kucağımı koyup kulaklığımı taktım. Bilgisayar açılırken ne izleyeceğimi düşünüyordum. Madem uyuyamıyordum, ben de film izlerdim.
Bilgisayar açıldığında siteye girip arama motoruna Harry Potter ve Azkaban Tutsağı yazdım. Bütün serileri güzeldi fakat bu serinin yeri bende çok ayrıydı. Zaafım vardı, aşırı seviyordum ve asla izlemekten bıkmıyordum.
Filmi açıldığında izlemeye başladım. Kaç milyon kez izlesemde hala aynı heyecanla izliyordum.
Film bittiğinde hala uykumun olmadığını fark ettim. Bunun üzerine karşıma çıkan rastgele bir filme tıklayıp izlemeye başladım. Hobbit: Beklenmeyen Yolculuk. Bu tarz filmleri de çok seviyordum. Daha önce izlemiştim fakat bu tekrar izleyemeyeceğim anlamına gelmiyordu sonuçta.
Filmin yarısına geldiğimde esnedim. Saate baktığımda neredeyse sabahlayacağımı gördüm. Bilgisayarı kapatıp kulaklığımı çıkardım. İkisini de komodinin üstüne koydum. Yarın okula gitmeyecektim. İçten içe mutlu olurken yastığımı düzeltip yattım. Tam gözlerimi kapatacağım sırada aklıma Lulu geldi. Hala bir ses yoktu.
"Bir şey mi oldu acaba?"
Kitabın yanına gidip gitmemek arasında kalmıştım. En sonunda kalkıp kitabın yanına geldim. Kitaba doğru eğildiğimde içeriye doğru çekildiğimi hissetmemle gözlerim büyüdü.
"Dur dur!"
Tabi bu hiçbir şeye etki etmemişti. Kitabın içine çekilmem ve gözlerimin kararmasından önce ki son sözlerim bunlar olmuştu.
┈┈┈••╰☆╮••┈┈┈•