İçeriğe geç

Hiçliğin Güncesi

Bölüm 26 · 2 dk okuma

Hiçliğin Güncesi

Bölüm 26

"İnsan bazen bir insanı değil, onu son gördüğü anı ömrü boyunca arar."

Mektup hâlâ ayaklarımın dibindeydi. Gözlerimi ondan ayıramıyordum. Lâl'in her kelimesi zihnimde yankılanıyor, yıllardır kapalı duran anılar tek tek yüzeye çıkmaya başlıyordu. Artık yalnızca görüntüler değil, sesler de geri dönüyordu. Yağmurun sesi... Frenlerin çığlığı... Lâl'in titreyen nefesi... Ve benim söylediğim o cümle...

"Ne olursa olsun, seni bulacağım."

Başımı iki elimin arasına aldım.

"Hatırlıyorum..."

Emir bana yaklaşacak gibi oldu.

"Aras."

"Hayır."

Bir adım geri çekildim.

"Biraz daha..."

Gözlerimi kapattığım anda kendimi yeniden o gecede buldum. Köprünün üzerine yeni çıkmıştık. Yağmur camlara sertçe vuruyordu. Lâl sürekli arkasına bakıyordu. Dikiz aynasında siyah bir araç görünüyordu. Farlarını hiç kapatmıyordu.

"Peşimizde."

"Farkındayım."

"Duralım."

"Duramayız."

"Neden?"

"Çünkü durursak bizi yakalayacak."

Lâl ağlamak üzereydi.

"Aras, bunu yapmak zorunda değilsin."

"Başka seçeneğimiz yok."

"Var."

"Yok."

O anda dikiz aynasına yeniden baktım. Siyah aracın direksiyonunda Selim vardı. İlk kez yüzünü bu kadar net görüyordum. Ne öfkeli ne de telaşlıydı. Sanki sonunu çoktan bildiği bir hikâyeyi izliyordu.

Gözlerimi açtığımda nefes nefeseydim.

"Hatırladım."

Selim tek kelime etmedi.

"Peşimizdeydin."

Başını yavaşça salladı.

"Evet."

"Neden?"

"Sizi öldürmek için değil."

"O zaman?"

"Yaşatmak için."

Emir öfkeyle araya girdi.

"Bir kelimesine bile inanma."

Selim bakışlarını ondan ayırmadı.

"İnanıp inanmamak artık onun seçimi."

Elimdeki mektubu yeniden açtım. Sayfanın arkasında daha önce fark etmediğim silik bir yazı vardı. Kâğıdı ışığa tuttum. Mürekkep yıllar içinde neredeyse görünmez olmuştu.

"Kırmızı Fener."

Altında bir adres yazıyordu.

Şehrin eski liman bölgesi.

"Bu ne?"

Emir'in yüzü gerildi.

"Hayır..."

"Neyi biliyorsun?"

"Oraya gidemeyiz."

"Neden?"

"Çünkü Lâl en son orada görüldü."

Kalbim duracak gibi oldu.

"Ne dedin?"

"Polis raporlarında yazmıyor."

"O zaman sen nereden biliyorsun?"

"Çünkü onu son gören bendim."

Defne şaşkınlıkla Emir'e döndü.

"Bunu bana bile söylemedin."

"Söyleyemezdim."

"Neden?"

"Çünkü bana yemin ettirdi."

"Lâl mi?"

"Evet."

"O zaman neden şimdi söylüyorsun?"

Emir gözlerini bana çevirdi.

"Çünkü artık onu durduramam."

Bir an sessizlik oldu.

Sonra cebimdeki telefon titredi.

Bu telefonun yıllardır çekmediğini sanıyordum.

Ekranda numara görünmüyordu.

Sadece tek bir kelime vardı.

LÂL

Boğazım düğümlendi. Parmaklarım dondu.

"Aras."

Defne'nin sesi uzaktan geliyormuş gibiydi.

"Açma."

Selim ilk kez telaşlandı.

"Aç."

Telefon bir kez daha titredi.

Bu kez ekranda yeni bir mesaj belirdi.

"Bu kez beni bulmadan önce kimseye güvenme."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.