İçeriğe geç

HEY YOU. | Hyunin

Bölüm 2 · 2 dk okuma

HEY YOU. | Hyunin

Bölüm 2

Yes you

Dünkü konuşmamızdan sonra yollarımız çabuk ayrıldı. Onu biri alacakmış o yüzden taksi durağına doğru ilerledi ve oradaki bir arabaya bindi. Ben ise arkasından baktım. Elimde tuvalim ve resim çantam ile karanlık sokakta tek başıma kaldım.

Aynıydı sonrası, evime döndüm falan.

Sabah aynı saatimde oturdum kendi adama. Benden bir saat sonra çekik gözlü çocuk geldi. Adını yazmak istemiyorum. Alışmışım ondan bu şekilde bahsetmeye. Tilki çocuk.

Kendi adasına geçerken göz göze geldik bana gülümsedi. Kalbim, o çok acıdı ve fazla çırptı. Nefesim daraldı, ilaçlarımı aldım ama. İyiyim. Bir gün öleceğim bunun yüzünden biliyorum ama ölüm sebebim o olacaksa sanırım ölüme hazırım.

Neyse.

Bütün gün onu izleme aktivitem bugün birazcık değişti. Sanırım varlığımı yeni fark etti bu yüzden sıkça bana baktı ve gülümsedi. Bazı şarkı sözlerini bana bakarak söyledi. Tatlı sesi küçük pazarı inletiyor. Kıskanıyorum onu, çok fazla hem de.

Bana umut verdi belki de. Tatlı bakışları gitarının tellerinde iken nota değişip ritim düştüğünde tanıdık bir şarkı ulaştı kulağıma. Sanırsam benim şarkılarımdan biriydi. Long for you olmalı. Söyleyen kişinin sesine nazaran onunki eşsizdi. Bende dudak hareketlerim ile ona eşlik ettim. Göz göze geldik nakaratta. Ve seni özlüyorum, dedik birbirimize. Şarkımdan sonra aklıma bir fikir geldi.

Zaten ezbere bildiğim gamzeli yüzünü resmetmeye başladım. Tuvale yapmadım ama. Eskiz defterime çizdim onu. Hava kararmaya başladığında biten resmim ile eşyalarımı topladım ve bir değişiklik yaparak tuvalimi çantama koydum. Defterimi elim aldım ve fazla heyecanlanmamam adına kulaklığımı taktım. Pazar sokağından çıktım ve karanlık bar sokağından caddeye ulaşmak için adımladım. Sonra onun ince sesi duyuldu sokakta.

"Hey sen!"

Aptal kafam dün adımı söylemedim ona. Bu sefer ben gülümsedim ona. Yanıma geldi ve adımlarımızı esitleyip beraber yürümeye başladık. Omzunda asılı olan çantasını yine ince kemikli elleri ile sıkıca tutuyordu. Yüzükleri vardı. Gitar çalarken çıkartıyordu. Boynunda haç kolyesi vardı. Ve birkaç zincir.. kulağında bir eşi uzun diğeri kelepçe küpe vardı. Beyaz saçlarının diperi kahverengi olarak çıkmaya başlamıştı. Harikaydı.

Onu uzun süre inceledim. Beraber sessizce durağa gittik. Oturduk. Kimse yoktu her zamanki gibi. Elimdeki defteri açtım ve onu çizdiğim sayfayı özenle yırtıp ona uzattım. Ellerim titriyordu. Kalbim fazla hızlıydı ve nefesim daralıyordu. İnhayler lazımdı belki o an ama ben kullanmadım. Narin elleri ellerime değerek aldı kalın kağıdı ve bir süre inceledi. Güzel gözleri bana baktı. Işıl ışıldı.

Bir şarkı sözü daha yankılandı zihnimde.

"Bu ben miyim?"

Dedi çatlamış sesi ile. Başımı salladım.

"Evet sen.. sensin o."

Dedim zor çıkan nefesim ile. İnhayler! Onu önceden cebime almalıydım. O resme geri döndüğünde bende çantamdan inhaylerımı çıkarıp tozu sıktım ağzıma. Nefesim yeniden açıldı. Ve gelen otobüse bindik. Yanıma oturdu. Sakindim. Garipti ama sakindim.

Konuşmadık hiç ama bacaklarımız sallanan otobüs yüzünden birbirine değdi. Güzeldi.

Umarım yarın daha fazla konuşuruz.

Eve geldiğimde ise zihnimde yankılanmaya devam eden sözleri not aldım.

Yang Jeongin. Senin yüzünden buhar kullanmaya başlayacağım. Yine de buna değdi.

Şarkı sözü:

"And maybe love your eyes..."

Hyunjin-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.