Mert'in dilinden
"Mert ne zaman söyliycen olm Hiraya onu sevdiğini."
" Sus olm lavobadan çıksın birazdan gideriz zaten onu güzel bir yere götür em."
"İyi bari ben şimdiden eve gidiyom yazarsın."
"Tamamdır eyvallah."
"Hadi sana iyi şanslar."diyerek yanımdan gittiğinden lavabodan sesler duymaya başladım...
Pislik ırz düşmanı. Delircem ya nasıl yapar bunu Hiraya. Kıyamam ya nasıl ağlıyor ne diyebilirim ki. Offff bugün nasıl diycektim şimdi bu durumda. İçimde kendimi yiyip bunalırken kravatımı çıkartıp düğmelerimi çözdükten sonra camı da açıp hava almaya çalıştım...
En sonunda denize varmıştık arabadan inip kapısını açarak elini tutup kendime çektim ve yürümeye başladık. Kayalıklara geldiğimizde ayakkabımı çıkarttım sonra oda benim yaptığımı yapıp kumlarda yürümeye başladık biraz yürüdükten sonra kenarda oturduk.
"Bugün burda kalalım."
"Hiç farketmez zaten başımı koyduğum yerde uyuyorum."
"E uyu o zaman bizde yarın eğleniriz."dediğimde üzgün bir gülümsemeyle:
"Eğlenmek mi? Eyvallah."
"Eyvallah bizden."diyip ceketini çıkartıp onun üzerine serdim. Ve bir süre onu izledikten sonra arabadan bir kaç eşya alıp bende yattım ona doğru dönerek izlemeye başladım. Gözünden akan yaşın bile onu ne kadar yorduğunu anlayabiliyordum. Sen farklıydın Hira benim için feklıydın...
Uyandığımda hava güneşliydi. Üstümdeki ceketi alıp sirkeledikten sonra Mert'e vericektimki Mert'in yanımda olmadığını farkettim ve etrafa baktığımda gözükmüyordu jızlıca ayağa jalkıp denizin suyundan bir avuç alıp yüzümü temizledikten sonra arabaya doğru yürümeye başladım. Kayalıklara geldiğimde oflayarak zorda olsa topukluları giyerek yürümeye çalıştığımda ayağım iki kayanın arasında sıkışıp yere düşceğim zaman Mert'in beni belimden tutmasıyla ellerimi boynuna sararak ayakta kalmıştım. Saçlarımı önümden çekerek uykulu gözlerimi açıp Mert'e döndüğümde dağılmış saçlarına bakarak deli gibi gülümsüyordun. Mert küçük bir kahkaha atarak:
"Neye gülüyosun öyle."
"Ne?"
"Ankaşılan sen uyanamamışsın. Gel bakıyım burya"diyerek beni kucağına aldığında ayakkabılarım düşmüştü. Hızlıca koşarak denize doğru gittiğinde:
"Mert dur lütfen ben yüzme bilmiyorum"diyip kafamı omzuna sokup daha sıkı tutmuştum. Ensonunda soğuk suyu tenimde hissettiğimde kafamı denize doğru çevirip:
"Mert yapma nolur ya."
"Böyle günaydın demek istiyorum napıyım."diyip daha fazla ilerlemeye başlamıştı deniz Mert'in boynuna kadar geldiğinde sadece kafam denize girmemişti. Beni kucağından indirip belimden sıkıca tutup ilerlemeye başladığında artık kafamda suyun içindeydi. Kendiside suya girerek beni tutarak yüzmeye başladığında gözlerimi açıp ona bakmaya çalıştım ama alışık olmadığım için hemen geri kapatmıştım. Hala suyun içinde olduğumuzu hissedebiliyordum ama artık nefesim yetmediği için Mert'e daha sıkı sarılarakve sırtına dokunarak belli etmeye çalıştım. Ve en sonunda denizden kafamızı çıkarttıgımızda Mert saçlarını iki yana saklarken ben derin derin nefes alıp düşmemek için Mert'in omzuna kafamı sıkıştırıp sıkıca sarmıştım belini. Mert gülerek:
"Uyandın mı bari."
"Kafasız boğuluyodum az kalsın delirdin mi sen?"
"Tamam tamam bir daha yapmam."diyerek beni.le dalga geçtiğinde kafamı kaldırıp:
"Birde utanmadan benimle dalga geçiyorsun. Görürsün sen . Senle felan gelmiyorum ayrıca yüzmek yani o kdarda zor bir şey değil."
"Hira saçmalama asıl şimdi boğulursun bırak inadı gidelim o zaman gösterirsin bana."diyordu ama ben unursamayarak sadece kolundan tutup biraz ilerledikten sonra kolunuda bırakıp denize daldıktan sonra kendimi attığım yerde durup gerçekten hiçbir şey yapamadığımı farkettiğimde gördüğüm kadarıyla hareket etmeye çalıştım fakat bu beni daha çok aşağıya çektiğini anlayıp son çare çırpınmaya başladığımda nefesim gittiğinin hissindeyke Mert beni tutup yüzmeye başladı... İlerledikten sonra yakın bir yerde durup beni belimden yukarı kaldırarak:
"Hira napıyorsun sen ya ölücektin az kalsın."
"En azından denedim."
"Ben seni farketmeyip ilerleseydim deneme kısmı uçup gidicekti."
"Offf tamam biliyorum zaten yoruldum artık gidelim şu denizden ."dediğimde yüzüme bakarak gülüp:
""Ne garip kızsın sen ya."diyip beni daha sıkı tutarak yüzmeye başladı. Kafamın sudan çıktığı yere geldiğimizde Mert'i bırakıp kendim yürümeye başladım ve karaya geldiğimizde kendimi kuma atıp derin derin nefes alıp verdim. Mert'te benim yaptığımı yapıp yanıma yattıktan biraz sonra hızlıca ayağa kalkıp bana elini uzatarak:
"Hadi kalkta üstünü değiştir hasta olucaksın sonra."
"Yanımda kıyafetim yokkk.
"Benim var onlardan giyersen gel."dediğinde elinden tutup kalktığımda başım dönmeye başladı ve sarsaklayarak yürüdüğümde:
"Hira iyi misin?
"İyiyim iyiyim bir şey yok ulacın etkisi"diyerek yürümeye devam ettim. Arabanın yanına geldiğimizde Mert lacivert bir tshirtle siyah uzun bir şort verip:
"Giyindiğinde haber ver kayalıkların önündeyim."diyip uzaklaştığında gittiğinden emin ilduktan sonra üstümü değiştirmiştim. Arabanın aynasına bakarak saçlarımı düzeltip:
"Ben giyindim"diyerek Mert'in yanına gittiğimde oda ustünü değiştirmişti. Kafasını çevirip beni süzdüğünde daha fazla bakmaması için koşarak yanına oturdum:
"Eee şimdi napıyoruz?
"Hira seninle bir şey konuşmam lazım."
"Ne konuşucaz?"
"Öyle iki arkadaşmış gibi sohbet edelim sonra ben seni bırakırım. Biliyorsun her zaman bu kadar vaktimiz olmuyo."
"Evt evtt her zaman bu kadar vaktimiz olmuyo eee hadi sen başla."
"Soru cavap yapalım mı?."
"Bana farketmez. Başlayalım ilk sen sor."
"Hayatında hiç aşık olup birisiyle sevgili olmayı düşündünmü?"
"Aslında bakarsan ben boş yere kendimi umutlandırmayan biriyim yani hiçbir zaman bir duygunun karşılık almayacağını bildiğim içinn ve zaten öyle olduğu için o duyguyu kendimle birlikte yok ederim... Ama evet hayatımda ilk defa birisini sevdim özellikle gözlerini. Bir anada girdim onun hayatına oda benimkine. Onun yanında kendimi mutlu , güvende ve huzurlu hissediyorum amaolmayacağınıda biliyorum o yüzden umut vermek istemiyorum son olarak evet ben gerçekten onu çok seviyorum o benim supermanım."
"Yaa peki kim o tanıyormuyum?"
"Soru sırası bende. Peki ya sen bana sorduğun sorunun aynısını cavaplayabilirmisin?"
"Peki. Bende birisini çok sevdim bende özellikle gözlerini ama o hep gülsede gözlerinden mutsu olduğu anlaşılabiliyordu. Her zaman onu daha yakından tanımak isterdim ama duvar gibi susuyo. Aslında sadece yaşadığı olay nedeniyle güveni azaldı. Ona onu sevdiğimi söyleyeceğim gün aslında hayatından gideceğim gündü ama ilk önce onada sormak istedim. Kısacası evet bende onu çok seviyorum."dediğindeiçimde ki kıskançlığın yönelttiği soruyla:
"Şimdi sen beni boğduğun için benim bonus soru hakkım var hiçbir itiraz kabul etmiyorum. Peki bu kızın ismi neymiş bakalım?"
"Hayır ismini söylemem ama son iki harfini söylerim. R ve A."dediğinde aklımdakinin başıma geldiğini anlayıp:
"Hadi gidelim artık Mert "diyip arabaya binmiştim. Mert şaşkın bir şekilde arabaya binerek:
"Tamam giderizde sen niye bir anda böyle oldun?"
"Acıktım ya hemde geç kaldık şimdi hastane sorun çıkarmadın"dediğimde hiçbir şey demeden yola devam ettik...
Hastaneye yaklaştığımızda daha fazla dayanamayıp:
"Ya sana inanmıyorum Dularayı sevdiğini neden daha önce söylemedin hemde insan sevdiği kadının düsmaniyla böyle samimiyete girermi Allah aşkına ya."
"Bir dakika Hira sen Dilaraya aşık olduğumu nerden çıkardın öyle bir şey ben o kızdan nefret ediyorum. Adïl sen böyle kanıyı nasıl ortaya çıkardın."
"Ya bana sen sevdiğim kızın isminin son iki harfi R ve A diyen sen değilmiydin Dilara isminin son iki harfi ne söyle bakıyım."
"Ya olabilir ama ben dediğim gibi o kızı sevmiyorum Hira ben yanlış anlama."
"Peki kimi seviyosun Mert?"
"Ben şey-"dediğinde hastaneye varıp durmuştuk. Mert'in telefonu çalmıştı arayan sanırsam babasıydı. Telefonu kapatıp:
"Hira bunları unutalım çünkü bir daha buray gelemicem şimdi babam aradı haberini verdi."
"Gerçekten mi?Neden bu kadar hızlı geçtiki ben daha fazla vakit geçirmek istiyordum seninle hem sen iki gün daha aldım demiştin."
"Evet ama acil bir iş çıktığı için oda gitti. Yani bu son saatimizdi ve bitti."
"Tamam tamam şimdi unutalım her şeyi ben sana kızmadım."diyerek viteste duran elini tuttuğumda Mert yerinden bana doğru uzanarak yüzüme yaklaştığında şaşkınlıkla durup onu izliyordum. Sahada yaklaştığında burnumuz ve alnimiz birbirine değiyordu. En sonunda yana dönerek yanağıma öpüp geri çekildiğinde garip bir gülümsemeyle arabadan indim. Oda arbadan inerek karşıma geçtiğinde:
"Demek bu kadar vaktimiz varmış."
"Maalesef.Ama ben sana numaramı veriyim sende bana ver böylelikle sürekli konuşabiliriz."
Olur tabi benimki +90..."
Benimki de +90..."
"Bak demekki dünki dansimiz gerçekten ilk ve son dansimizmış."
"Evet öyleymiş."
"Elvede Hira. Son olarak bu hastane sana göre değil Hira burdan git daha iyilerine layıksın."dediğinde aynı şekilde bende onun yanagına öpüp:
"Elvede Mert beni unutma."
"Seni asla unutmayacağım...

