İçeriğe geç

HER ŞEY YANLIŞ

Bölüm 7 · 8 dk okuma

HER ŞEY YANLIŞ

Bölüm 7

"Sen gitmesen olmaz mı?"

(Gülüşmeler)

"Ya Mert yeter artık gülmekten karnıma ağrı girdi ya."

"Bencede Mert yani biz arkadaşız neden dalga geçiyorsun benle?"

"Ya tamam Burak alınma şakasına dedik. Ama komik değil mi?"

"Burak ama gerçekten komik yani ekstra bunları düşünüyo musunda bu kadar komik oluyo?"

"Ya yeter ama hadi yiyin yemeğinizi ben doydum terasa çıkıyorum sizde sonra gelirsiniz artık."

"Tamamdır görüşürüz."

"Görüşürüz."diyip yemeğime devam ettim ama hala içten içten gülüyordum ve Mert'in de güldüğüne emindim..

Ben yemeğimi bitirip ilacımı icmistim ama Mert hala yiyiyordu. O an acaba ben çokmu fazla yiyorum diye düşünüp karnıma baktığımda düşüncelerimin yanıldığını farkedip:

"Ya şunu hızlı hızlı yesene ya valla benmi çok yiyorum diye kendimi yiyorum burda."

"S..i .z..m....n yi..bili.....sanki."

"Ne dedin anlamadım?"

"Ben açım ben sen niye kendinde sorun arıyorsun. Tamam bende az yiyorum bundan sonra hem kiloma önem vermem lazım önemli bir işim var ."

"Ne işiymiş bakıyım o?"

"İş için bir balo düzenliyecekler de onun için. Yarın olucak ."

"Aaa ne güzel. Eglenirsin işte mis gibi."

"Aslında ben sana bişey sorucaktım. Eşler halinde gelicek herkes. Sen de benimle gelebilir misin?Tabi istersen"

"İstesemde gelemem istemesemde. Birincisi burdan çıkmama izin vermezler ikincisi benim bir tane bile elbisem yok o yüzden sen başka birini bul."

"Ben o işi hallettim. Yani buranın sahibi tanıdık olduğu için sorun çıkmadı ama zar zor 2 saat izin alabildim."

"İzin alsa nolucak elbisem yokki-"

"Sen kabul ettiysen sıkıntı yok."

"Yani her şey varsa olur gelirim yani."dediğimde telefonundan birisini arıyarak:

"Alo.İbrahim abi arabadaki elbiseyi kapının oraya getirsene ben şimdi iniyorum... Tamam sen istersen odana çık ben birazdan gelirim."diyip hızlı adımlarla aşağıya inerken ben masada hala olanlara şaşırmış haldeydim. Kafamı sallayıp kendime gelerek odama doğru çıkmaya başladım...

Odana girdiğim gibi camı açarak girişi görmeye çalıştım ama göremeyerek oflayarak yatağa oturdum. 3-4 dakika sonra kapı tıklayarak içeriye Mert girdi. Elindeki kıyafete baktığımda pek bir şey göremedim çünkü siyah bir elbiseydi. Mert elbiseyi yatağa koyarak:

"Elbise bu umarım beğenirsin ben gidiyim sende elbiseyi denersin."

"Mert gerçekten çik teşekkür ederim."dedim yüzümde kocaman gülümsemeyle. Ellerini siyah ve dağınık saçlarını karıştırarak :

"Biz bir tek burda çalışmıyoruz Hira"diyip el sallayarak dışarı çıktığında elbiseyi elime alıp hızlıca banyoya giderek üstümde denemeye koyuldum... Elbiseyi giyip aynaya döndüğümde siyahın tekrardan ne kadar asil bir renk olduğunu anlamıştım. Gerçekten çok heyecanlıydım ve o an zıplayarak bir çocuk gibi sevinmiştim. Hatta gece bu kıyafetle bile yapabilirsin ama yanımda zaten ütü olmadığı için buna kalkışmıycaktım elbet...

Bugün kamptan gelip Burak,Mert ve ben akşam yemeğini yedikten sonra onlar gitmiş bende odamda elbiseyle yarının hayalini kuruyordum.Birden aklıma Mert ve Burak'ın burdan bir gün gideceği geldi aklıma. Bunları düşünüceğime kendime kızmalıydım aslında. Ne diye bu kadar samimiyet kurduysam birde baloya gidicektim sanki gerek vardıya. Sahi neden hemen kabul ettim ki. Başka kız mı yoktu? Gerçekten aptalın tekiydim. Huzursuzca bunları düşünürken sağıma dönmeye çalıştım fakat beynimin tamamına yayılan ağrıyla karışan sızı bütün bedenimi acıyla kaolamıştı. Ve sanırım buda ilacın etkisiydi. Gelen ağrı beynimdeki bütün şeyleri söndürmüş olucaktı ki bedenim kendini çoktan uykunun eline bırakmıştı...

Kalkar kalkmaz kahvaltımı ederek elbisemi giydim ve odada Mert'i beklemeye başladım. Aklımda çok fazla soru vardı gerçekten. Elbise bana yakıştımı? Mert beni beğenecekmi? Bir dakika bu benim neden umrumdaki. Her neyse sorular bitti bu kadar diyip kendi içimde kavga ettikten sonra banyoya gidip son bir kez makyajımı tazeledikten sonra geriye çekilip kendime baktığımda hayatımda ilk defa bu kadar güzel olduğunu ferketmiştim... Bir kaç dakika sonra kapı tıklanmıştı banyodan hızlıca çıkıp kapıyı açtıgımda karşımda sanki ilk defa gördüğüm bir Mert vardı sanki çok yakışıklı olmuştu. Gözlerimi onun üzerinde gezdirip gözlerine baktığımda onunda beni süzdüğünü görüp öksürdüğümde ikimizde aynı anda:

"Çok güzel olmuşsun."dediğimizde gülüp tekrardan birbirimize dönmüştük. Anlamadığım şekilde Mert bana hayran şekilde bakıyordu o kadar da güzel olduğumu düşünmeyerek:

"Eee hadi neyi bekliyoruz çıkalım"

"Gözlerimi senden ayırırsam..."dediğimde kaşlarımı çatıp ciddi bir hal aldım.

"Sen ayırmassan ben ayırırım."dediğimde bozulmuş gibiydi ama yüzüne tekrardan gülümseme gelmişti.

"Sen kendine dışardan bakmadın heralde dediğinde çok fazla ilerlediğini düşünüp elimle yolu göstererek kapıyı kapattım. Yanımda durarak koluna girmem için gözüyle işaret ettiğinde:

"Yok ben yürüyebiliyorum hiç gerek yok bu kadarına."dediğimde sanırım biraz daha bozulmuştu ama yine de mutluydu...

Arabayla yola çıktığımızda yanımızda Burak'ta vardı ama eşi yoktu. Merakıma yenilip:

"Burak sen eşinle balo yerinde mii buluşucaksın?"

"Yok Hira ben tekim. En iyisi bu sadece ben, kankam ve sen biz zaten üçlü bir eşiz gerek yok diğerlerine.

"He yani beni hiç bir kız kabul etmedi demiyorsun da..."

"Ya sen şimdi niye bozuyorsun kardeşim burda kendimden bile beklemediğim performansta bir konuşma yapmışım bence sen ona şükret. Buda iyice havalandı Hira valla böyle değil yoksa merak etme."diyerek yine bizi güldürmeyi başarmıştı. Yol boyuda buna devam ettirmişti...

Balo yeri gerçekten peri masallarındaki şatolar gibiydi büyüleyiciydi. Çok fazla kişi vardı. Onca kişinin arasından kendimize küçük bir masa bulup oturduğumuzda içerisini gözden geçiriyordum galiba Mert'te beni olucakki:

"Beğendin mi?"

"Beğenmek ne kelime harikulade bir yer burası."

"Sevmene sevindim ama biz geç kalmışız heralde."

"Gerçekten mi ya keşke beklemeseydiniz beni."

"Bura-"

"Ben sizden önce geldim varya rezalet. İyi ki görmedi o güzel gözleriniz bunları iş yemeği olucak birde bir şarkı açıp oynadılar da sonradan garipseyip geçtiler yerlerine şükürler olsun."

"İyiki gelmemişiz gerçekten neyse ben size size içecek bir şeyler getiriyim."diyip gittiğinde bende etrafta göz gezdirirken girişteki temizlikçinin bana baktığımda göze göze gelmiştik. Bana gülümsediği de bende garip bir gülümsemeyle karşılık verip önüme dönmüştüm derken dönmez olaydım o Dilara denilen kız Mert'i durdurmuş konuşuyordu. Allah'ım bide turuncu boyundan uzun elbise giymiş hiç mi bir şey bulamadında bunu giydin anlamadım ki derken Burak durumu farkedip:

"Mert abicim gel artık buraya ya boğazımız kurudu. Dilara sende git bir ya. Nefes alalım yahu."

"Aman ben mi seni nefessiz bıra-"cümlesini tamamlayamadan benimle göze göze gelip sinirden parti topuna dönmüştü. Arkasına bile bakmadan hızlıca oradan uzaklaşmıştı. Mert'te huzur bulmuşcasına nefes alarak yanıma gelmişti ve:

"Bir salmadı ya. Hira sende görmemiş say lütfen şu gereksizi takma"diyerek içeceğimi uzattı. İçeceğimi içip bardağımdaki buzlarla oynarken arkadan romantik bir müzik çalmaya başlamıştı. Mert ceketini düzelterek elini bana uzatıp:

"Bu belkide ilk ve son olucak dansı bana lütfedermisiniz çok kıymetli arkadaşım."dediğinde arkadaş kelimesinin benim diğer sözcüklerle olan tepkimi gördüğünden söylediğini anlamıştım. Umursamayıp geri Mert'e döndüğümde elini tutarak:

"Elbette."diyip gülümseyerek diğer dans eden çiftlerin arasına girmiştik. Mert'le boyumuz arasındaki farkdan dolayı yüzüne bakmak için kafamı sürekli yukarıya kaldırıyorum . Mert bana buruk bir gülümsemeyle:

"Hira biliyorsun artık kış geldi artık ve biz artık gidiyoruz yani artık hastaneye gelemicem."dediğinde üzüntü ve şaşkınlıkla kaşlarımı çatmıştım. Bunun olacağını biliyordum ama bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim. İçimde bir hüzün oluşmuştu ve bu gözlerime yansımadan kendimi yatıştırmaya çalıştım.

"Hemen mi peki?"

"Normal de evet ama biraz daha uzatmaya çalıştık şanslıyız ki izin alabildik bu yüzden şimdi bunu unutup ana odaklanalım mı?"diyerek belimi daha sıkı kavrayıp başını omuzumu koyduğunda saçlarımı kokladığını anlayabiliyorum fakat yine de bu beni rahatsız etmişti o yüzden ayağım takılıyormuş gibi yapıp geri karşıma geldiğinde:

"Gitseniz bile sizi unutmıyacağım bunu bilin. Hem de başıma ne gelirse gelsin."diyip dansa devam ettiğimizde bir anda birisinin bana çarpıp elindeki içeceği üstüme dökmesiyle irkilip önüne baktığımda bunu yapanın Dilara olduğunu anlamam uzun sürmemişti. Üstüne birde yüzüme pişkince bakıp:

"Ayy çok pardon gerçekten isteyerek olmadı."diyip o gülümsemesiyle yanımdan uzaklaştığında arkasından gidicekken Mert beni tutup:

"Hira lütfen bırak şunu değmez gerçekten. Yine aynı şeyler yaşanmasın hadi lavobaya gidelimde üstünü temizle."diyip beni kolumdan tutarak lavobaya götürdü.

"Sen üstünü temizle ben kapının önünde bekliyeceğim."

"Tamamdır."diyip gülümseyerek tuvaletin kapısını kapattıktan sonra suyu açıp üstümü silmeye başladım. Sinirle oflarken arkamdaki tuvaletin kapısıdan temizlikçi çıktığında ona şaşkınlıkla döndüm.

"Sizin ne işiniz var burda?"

"İçerde olanları gördüm çok üzüldüm sana yardıma geldim."

"Hayır benim yardıma ihtiyacım falan yok lütfen gidin burdan."

"Ama benim yardıma ihtiyacım var sen konusunda gelde bir görelim işimizi ."

"Git be burdan sapık herif sen git önce bezini değiştirmesi için annenden yardım iste pis bunak."

"Ben bezini çıkarttım sende üstündekileri çıkart tam olsun."

"Ne diyosun ve sen gebertirim olum seni."diyip boğazından tutup duvara ypıştırdığımda dışarda Mert'in:

"Hira iyi misin? Bir sorun mu var?"dediğini duyuyordum fakat şu an değil. Omuzlarından itip yere düşürdüğümde ayağımla yüzüne attığım tekmelerle kıvrınırken yere çöküp omuzlarından kaldırdım.

"Yok yok senin gibileri ateşin içinde kezzaplamak lazım."dediğimde Mert içeriye girmişti. O daha gelmeden karnına tekme atıp tekrardan düşürdüğümde ayaklarımda ki topukluları çıkartıp tam kafasına geçirecekken Mert beni tutup geri çekip:

"Gerisini bana bırak diyerek." Yumruklama ya başlamıştı fakat bu sefer ben onu ben çekip sinirle yana savurara elimdeki topukluları karnına ve kafasına hedef alarak vurmaya devam ettim...

Polisler gelip adamı götürdüğünde Dilara denen kız yanıma gelip:

"Her zaman olduğun gibi bu günde bir ortamı berbat etmeyi başardın dediğinde Mert gelip onu uzaklaştırmıştı. Oflayarak arabaya yürüdüğümde Mert'te arkamdan geliyordu. Bu sefer Burak bizimle gelmemişti. Sorgulamadım arbaya bindiğim an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım ve titremeye başladım . Şu an olan her şey sinirden ve ilk defa yaşadığım bu pislik durumdandı. Mert hiçbir şey demeden sadece yoluna bakıyordu. Kravatını gevşetip gömleğinin iki düğmesini açıp camı sonuna kadar açtıktan sonra hastane yolundan farklı bir yola sapıp ıssız bir yerde durmuştu.

"Nereye geldik?"

"Biraz kafayı dağıtmayalım mı?

"Ne kafa dagi"

"Hallettim ben onu sen anı yaşa."diyip arabadan indiğinde burnunu silerken Mert kapımı açıp elimden tutarak hızlıca yürümeye başladı. Biraz yürüdükten denize geldiğimizi farkettim. Kayalıkların üstünde durup ayakkabılarını çıkarttığında bende aynısını yaparak denize doğru kumlarda yürümeye başladık. En sonunda kıyıda oturup:

"Bugün burda kalalım."

"Hiç farketmez biliyormusun başımı koyduğum yerde uyuyorum zaten."

"E uyu o zaman bizde sabah eğleniriz."

"Eğlenmek mi? Eyvallah "."

"Eyvallah bizden."diyip ceketini üstüme seyrek kendiside arbadan birkaç eşya getirip oda yatmıştı. Neydi bu olanlar,yaşananlar. Gerçekten yorulmuştum bıkmıştım ağlamsam bile gözüm akan yaş bile beni yoruyordu. İyi geceler Mert iyi olması dileğiyle...

(Mert ve Hira'nın kıyafetleri)

Bölüm sonu

3 yorum