Kalkamıyordum. Gözlerimi açıcak gücüm yoktu sanki, bedenimi hissetmiyordum. Etraf beyaz ışıklarla kaplı olduğunu hissedebiliyorum. Zar zor aralanan gözlerimin ilk gördüğü şey babamdı elindeki kemerle aynı sandalyeye oturmuş beni bekliyordu:
""Gel buraya hadi!"diyişiyke irkilmiştim. Arkamı döndüğümde annem yüzüme nefretle bakarak beni babamın önüne atmıştı. Babam elindeki kemeri havaya kaldırıp:
"Hayır! Hayır! Hayır! Lütfen bana dokunma"diye hışımla yataktan kalkmıştım. Gözlerimi yavaşça araladım ve hepsinin bir rüya olduğunu anladım. İç çekerek yatağa kendimi bırakıp gözlerimdeki yaşların akmasına izin verdim...
Saat çok geç olmuştu o yüzden yemek yemeden sadece ilacımı alıp mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geri odama gelicektim. Gözlerimdeki yaşları silip üstümü değiştirmeden aşağıya inmeye koyuldum. Görevli öğrenciler bana bakıp kendi aralarındaki mahkemede beni yargılıyorlardı. Hiç biri umrumda değildi sonuç olarak ben suçlu değildim. Aşağıda kimse yoktu görevliden ilcımı alıp yine aynı masaya oturup biraz olsun dinlenmek düşünmek istiyordum. Cebimden defterimi alıcakken yanıma almadığımı farkedip ayağa kalktığımda kendimi yerde bulucakken birisinin beni tutuşuyla ayakta durmuştum. Gözlerimi ovuşturarak geri sandalyeye oturup beni tutanın Mert olduğunu anladığımda içim rahatlamıştı. Bir süre hiç bir şey demedi bende demedim ama sonrasında ellerimi yüzümden çekerek:
Mert ben değiycemi bilmiyorum."
"Senden bir şey beklemiyorum bana sadece neler olduğunu anlat. Tek istediğim bu."
"O Dilara denen kız geldi odaya işte grupu felan söyledi sonra ,Siz Mertle arkadaşsınız sanırım,dedi bende,Evet, dedim sonra işte sen Mert'ten hoşlanıyormusun dedi bende hiç öyle bir şey düşünmedim ama hoş çocuk yani iyi birisi demeye çalıştım ama anlamak istediği yerden anlayıp daha ben cümlemi bitirmeden dışarıda bekleyen arkadaşlarını çağırdı ve gereksiz gereksiz bağırdılar işte olan bu."
"Ya evet oda var ama ben onu kassatmedim Hira. Sana noluyor iyi değilsin. Dışardan kendini görsen ölü zannedersin."
"Bilmiyorum Mert ama sanırsam ilacın etkisi zaten o günde kendimde değildim en berbat halimi buldu o gereksizde. Sahi durumu nasıl nolmuş ona?"
"Evde o şimdi sadece sarsıldığı için bayılmış kanamada bir şey yok. Neyse ya boşver sen onu geliyo musun geziye?"
"Maalesef bugün doktor beni çağırdı benimle konuşucakmış. Ben gidiyim artık geç kalmıyım görüşürüz."
"Görüşürüz Hira kendine iyi bak."diyip orda oturmaya devam etmişti. Ben ilk önce odama gidip elimi yüzümü yıkayıp üsüme gri eşofmanımla siyah sweatshirtimü giydikten sonra doktorun odasına yol aldım. Üst kata çıkarken başımın çok fazla döndüğünü farkedip asansöre binmeye karar verdim. Şansıma kimse yoktu gideceğim kata basıp arkamı döndüğümde asasörün aynasında kenimle sanki ilk defa göz göze geliyormuş gibi şaşkındım. Ne olmuştu bana böyle yüzümün rengi solmuş göz altlarım mosmor olmuştu. Mert'in dediği gibi tam bir ölüye benziyordum. Aynaya karşı sırtımı çevirdiğimde asansör artık durmuştu hızlıca oradan çıkıp doğruca odaya ilerlemiştim. Odaya vardığımda kapıyı tıklatarak izin istemiştim biraz sessizlikten sonra:
"Gir."sesiyle içeriye girmiş yine karşimdaki koltuğa oturmuştum . Doktor bilgisayardaki işini bitirdikten sonra:
"Hoşgeldin Hira nasılsın?"
"Doğrusunu söylemek gerekirse iyi değilim. Sürekli başım dönüyor ayakta duramıyorum sabahları kabusla uyanıyorum hatta sabah kalktığımda hareket edemiyorum vücudum felç olmuş gibi... Bunlar ilaçların etkilerini?
"Evet Hira daha yeni geldin henüz ilaçlara alışmadın ve bünyenin böyle tepkiler vermesi normal bir haftaya kalmaz bunlar yavaşça gider merak etme... Şimdi burda olmanın sebebini biliyorsun hastalı-"
"Daha ne kadar açıklama yapmam gerekiyor acaba BEN HASTA DEĞİLİM diyorum neden anlamıyorsunuz!"
"Çünkü senin yerinde olan kimse başta bunu kabul etmedi."
"Ve sizde herkese aynı yalanı söyleyerek psikolojik olarak onlara hasta olduğunu inandırdınız değilmi."
"Tamam. Hira bak bu senin hayali arkadaş olarak adlandırdığın Aloi hastalığın başlangıcı olabilir hatta öyle. Bunu kendine ilk önce inandır. Senin hastalığının yedavisi çok zor bu hastalığın psikolojisinde çok zor bunun için sakın ilaçlarını bırakma. Yeni bir ilaç daha ekliyorum onuda kullanmayı unutma. Bu arada psikoluğun olan Ayla Hanım yarın gelicek her hafta bir iki defa seni le konuşmaya gelicek haberin olsun. Benimle konuşmk istediğin veya sormak istediğin bir konu varmı?"
"Size ne söylersem söyleyim ne sorarsan sorayım kendinizde asla bir sorun bulmuyorsunuzki her şeyin kendi bildiğinizden ibaret olduğunu sanıyorsunuz. Yine de iyi günler kendime iyi bakarım."diyip hızlıca odadan çıktım ve kapının yanındaki demire tutundum çünkü bacaklarım titriyordu. Hep böyle oluyordu her birisiyle sözlü bir kavga olsa bile ellerim ayaklarım titrer sinirden. Bir süre orda durdum ve odama geldim. Kendimi yatağa atıp tam uyuyacakken geziye gitmeye ve birazda olsa hava almaya ihtiyacım olduğu aklıma geldi ve dışarıya çıkarak Mert'i aramaya koyuldum.Giriş tam gitmeden önce Mert'i bulmuştum ve geziye bende katılmıştım. Hatta bu gece orda kalıcaktık hayatımda ilk defa kamp yapıcaktım bu yüzden çok heyecanlıydım. Gitmeden akşam ve belki ertesi gün geç geliriz diye sabahki ilaçlarımıda alıp yola koyulmuştuk. Bizim grupta Mert
Burak ve ben vardım o kız olmadığı için üç kişiydik zaten bu kimsenin umrunda değildi. Hastanenin sağ tarafından yola koyulmuştuk. Başımızdaki rehber her drubun ne tarafa gideceğini gösterdikten hepimiz dağılmıştık. Bu orman gerçekten çok büyüktü kaybolma ihtimalinin fazlaydı ama bence bu çok eğelnceli olurdu... Üçümüzde yan yana yürüyorduk. Sessizliği bozmak için:
"Nereye gidiceğimizi biliyormusunuz?"sorusunu sordum fakat birbirlerinede aynı soruyu sorarmış gibi baktıktan sonra Mert bana bakarak:
"Hastane görüş alanımızdan kaybolana kadar yürürüz sonra ortak bir alan seçeriz değilmi?"diye sorarak Burak'a döndükten sonra yürümeye devam ettik. Bir andan arkama bakarak hastaneyi hala geride bırakıp birakmadığımızı kontrol ediyordum fakat zaten yaklaşık yarım saattir hastanen görüş alanımızdan uzaklaşmıştı. En sonunda boş bir alanda durarak:
"Bence burası gayet güzel burda kalabiliriz"dedim ve onların da etrafa bakmadına izin vererek geri çekildim. İlk Burak araya girerek:
"Burası bencede güzel. Mert hadi gelde şu ortaya çadırları serelim"diyerek işe koyulmuşlardı. Bende bir tane ağacın kenarına oturarak onların işlerinin bitmesini bekledim...
Çadırları serdikten sonra Mert:
Burak sen burda ateşin yerini hazırla biz Hira'la dal parçası bulmaya gidelim."
"Tamamdır siz gidin."
"Bu arada Hira gelmek istermisin olmazsa ben tek giderim?"
"Yok yok gidelim ."diyerek ayğa kalktığımda başım dönmüştü ama bunu göstermemiştim. Yanımdaki ağaçlara tutunarak ayakta kalmıştım...
Mert'le biraz dal topladıktan sonra toladıklarımı yere bırakıp karşımdaki ağacın altına oturup biraz dinlendim. Benden sonra Mert'te topladıklarını bırakıp oda yanımdaki ağacın altına oturup:
"Bence bu kadar yeter."
"Bencede yeter yorulduk zaten."
"Evet biraz dinlenelim geri döneriz..."
"Biliyor musun Mert hayatımda ilk defa kamp yapıcam. O yüzden tatlı bir heyecan var içimde."
"Gerçektenmi. Biz her yaz ailemle mutlaka en az bir kere yaparız . Bak bu yazda seninle birlikte yapıyorum."
"Ne kadar şanslısın Mert ."
"Niye öyle dedi ki şimdi?"
"Benim ailemle bırak kampa gitmeyi evde normal bir diyoloğumuz bile olmadı."
"Seni üzdüysem üzgünüm Hira ."
"Hayır canım üzüldüğum için söylemdim zaten. Hem ben şu an çok mutluyum hadi kalkta götürelim artık akşam oluya Burak merak etmesin."
diyip elime alabildiğim kadar dal parçasını alıp yola koyulduk...
Kamp yerine geldiğimizde Burak ateşi hemen yakmıştı. Ateşin başında oturup ısınmaya çalışıyorduk. Sonbahar gelmişti artık son güneşli günler geride kalmıştı ve şu an bu soğuk bile hepimizin içini ısıtıyordu... Belki de içimizi ısıtan soğuk değilde huzurdu...
Uzun bir sessizlikten sonra karnımın gürültüsü bunu bozmuştu ve içimden umarım kimse duymamıştır diye geçiriyordumki Mert:
"Burak hadi yemekleri çıkarda yiyelim."demesiyle başımı dizlerimin üstünde duran kollarımın içine sokup kendimi gülmemek için zor duruyordum. En sonunda derin bir nefes alıp başımı kaldırdığımda yemekler hazır olmuştu. Mert konservelerden birini açıp bana verdi ve hepimiz yemeklerimizi yemeye başladık...
Yemeğimi bitirdikten sonra cebimdeki küçük kutudan ilaçlarımı çıkartarak ilk önce her zaman kullandığımı içmiştim sonrasında doktorun yeni verdiği ilacı içtiğimde yüzüm buruşmuştu tadı çok ekşiydi. Acaba bunun etkisi ne olucaktı...
Ve hep hayal ettiğim marşmelov kısmına gelmiştik sanırım bu birbtek benim hayal ettiğim bir kısım değildi çünkü ikiside bir anda şen şakrak olmuş gülüşüp şakalaşmaya başlamıştı. İkiside çok mutlu gözüküyordu hele hele Burak sanırım biz bir arkadaş grubu olsak bizi güldüren kişi olurdu gerçekten insanın moralini düzeltmeyi ve bütün acılarını unutup sadece onun soğuk esprileri ne gülmesini sağlıyordu. Oda Mert gibi hoş (iyi) birisiydi...
Gecenin sonunda herkes kendi çadırına geçip uykuya dalmıştı . Anlamadığım şekilde kafamı yastığa koyduğum gibi uykuya dalmıştım. Sanırım buda ilacın etkisini. En azından bir şeyleri kafaya takıp düşünmeden uykuya dalmak huzurluydu...

