Telefonun diğer ucundan gelen "Fikrimin İnce Gülü" şarkısıyla gülümseyip şarkıya eşlik etmeye başladım. O da şarkıyı kapatıp söylemeye başladığında sadece ikimizin sesi vardı. "O gün ki gördüm seni yaktın ah yaktın beni."..
Enerjik bir sesle "Nasılsın sevgilim?" dedi. "İyiyim sen nasılsın?" diye karşılık verdim ama sesim hiç de iyi çıkmamıştı. "Neyin var sesin çok kötü." dediğinde "Gece çok uyuyamadım ya yerimi yadırgadım herhalde." diyerek olaydan kaçtım. O sırada odaya teyzemin girmesiyle telefonu Mert'in yüzüne kapattım. Teyzem kahvaltının hazır olduğunu söyleyip beni tekerlekli sandalyeme oturup masaya götürdü. Masada sadece 2 tabak vardı. Eniştemin nerede olduğunu sorduğumda işte olduğunu 7'de geleceğini o gelene kadar bir yerlere gidebileceğimizi söyledi. Eve gidip bir kaç eşya almak istediğimi ve arkadaşlarımla vedalaşmak istediğimi söyledim. Aslında ne eşyalar ne de arkadaşlarım umrumda değildi. Zaten arkadaş denilmezdi onlara benim tek amacım Mert'i görmekti. Kahvaltımızı yaptıktan sonra teyzem evi toplamaya başladı ben de işim olduğunu söyleyerek odaya girdim. Dolapta bulduğum bir kutuyu aldım ve Mert'e ufak bir hediye hazırlamaya başladım..
Bu kutunun içine kendimden parçalar koymak istedim. İlk önce saçımdan çıkardığım bandanamı katladım ve içine ufak bir not yazdım:
"Bana aşkı sorsalar senin ismini söylerim. Hayatımı güzelleştiren kahve gözlerini, asla unutamayacağım kokunu, teninin verdiği hissi söylerim. Dudaklarının verdiği huzuru söylerim. İyi ki varsın sevgilim ♡"
Bandanayı kutuya yerleştirdikten sonra saçımdan tokamı çıkarıp üstüne parfümümden sıktım ve onu da bandananın üstüne yerleştirdim. Bir defter hazırlamıştım ona yıllar önce içinde bir sürü not ve bir sürü fotoğrafı vardı. Fotoğraflarının hepsini ben çekip arkasına tarih atıp hatırlatmasını istediğim olayları yazmıştım. O defteri koymayı da ihmal etmedim. Son olarak da içine kendi fotoğraflarımı yerleştirip kutuyu kapattım..
Giyeceklerimi hazırladıktan sonra yardım etmesi için teyzemi çağırdım. İnce askılı, mavi, çiçekli, diz kapağıma kadar olan bir elbise. Saçlarımı ise açık bırakıp üzerinde papatyalar bulunan taç tokamı taktım. Yaklaşık yarım saat sonra sokağa gitmek üzere yola çıktık..
Sokağa girdiğimizde futbol oynadıklarını gördüm. Teyzem arabayı evin önüne park ettiğinde Mert çoktan arabanın yanına gelmişti. Kapıyı açıp sıkıca sarıldı ve beni kucağına alıp teyzemin getirdiği tekerlekli sandalyeye yerleştirdi. Teyzem "Ben eve gidip sana biraz kıyafet alayım." dedikten sonra göz kırparak yanımızdan uzaklaştı. Herkes yavaş yavaş etrafıma doluşup geçmiş olsun dileklerini bildirirken tüm vücudum titremeye başladı. Çünkü o gün Mert dışında kimse yardım etmeye çalışmamıştı. Elimi tutan Mert vücudumun titremesiyle herkesi etrafımdan uzaklaştırıp sorunun ne olduğunu sordu. Ona şuan yaptıklarını hiç samimi bulmadığımı çünkü zamanında yaşadığım her şeye göz yumduklarını söyledim. Anlayışla kafasını salladı..
Bir süre sonra teyzem aşağı inip sahile gitmeyi önerdiğinde mutsuz bir şekilde Mert'le birbirimize baktık. Bunu gören teyzem Mert'in de isterse bizimle gelebileceğini söyleyince deniz havası almanın hepimize iyi geleceğini düşünerek sahile gitmek üzere yola çıktık. Ben Mert ile arka koltukta oturuyordum ve kafam Mert'in omzundaydı. Teyzem aynadan bize bakıp müziğin sesini kıstı ve "O zaman bu şarkı benden aşıklarımıza gelsin." diyerek son ses "Kahraman Deniz'den Böyle Sever" açtı ve hep birlikte eşlik ederek yolculuğumuza devam ettik..
Sahile geldiğimizde teyzem yere örtü sererken Mert de beni kucağına alıp teyzemin serdiği örtünün üzerine oturttu. Daha sonra teyzem bana bir hediyesi olduğunu söyleyerek geri arabaya döndü ve elinde büyük bir kutuyla geri geldi..
