Teyzemin getirdiği kutuyu açtığımda içinden çok güzel bir gitar çıktı. Gözlerim dolu bir şekilde teyzeme baktığımda "Gitarın kırıldığında çok üzülmüştün ben de o günden beri sana bu gitarı vermek için bekliyordum." dedi. Teyzeme teşekkür edip sıkıca sarıldım.
8 yaşında merak salmıştım gitara ve haftalarca çalışıp kendime bir gitar almıştım. Tabi ki anne ve babamdan gizli almıştım. Ancak bir gün nasıl olduysa babam gitarı buldu ve evin duvarlarına vurarak parçaladı. İnanın beni parçalarıma ayırsaydı bu kadar zoruma gitmezdi. Ama neyseki 6 yıl sonra gitara tekrar kavuşmuştum. Az çok hatırlıyordum çalmayı. Çalmak için notalarına bakmam gerekiyordu ama ezbere bildiğim bir şarkı vardı. Gitarın tellerini titretirken Mert'e bakarak şarkıyı söylemeye başladım "Yarın olmaz bugün yarım olmaz bütün benim ol bu gece." "Yazı görse gözüm kışı unutmaz özüm bitmez bu gece" diye devam etti Mert. Tüm şarkıyı beraber söyledikten sonra gözlerimizi birbirimizden ayırdığımızda kulaklarımızı büyük bir alkış doldurdu. Etrafımıza baktığımızda daire şeklinde bizi çevreleyen insan topluluğuyla karşılaştık. Hepsi önümüze para bırakarak yanımızdan ayrıldı. Gözlerim ışıldayarak Mert'e baktığımda bunu istediğim zaman yapabileceğimizi söyledi..
Sahilde oturup sohbet ettik ve saat 6.20'de eve gitmek üzere arabaya bindik. Mert tam kapıyı kapatacaktı ki aklıma kutunun gelmesiyle durmasını söyledim ve teyzemden torpidodaki kutuyu vermesini istedim. Kutuyu Mert'e uzattım. Kutuyu eline aldı teşekkür edip kapıyı kapattı. O arkamızdan bakarken biz ondan uzaklaştık. Eve geldiğimizde yardım edebileceğim kadar teyzeme yardım ettim ve birlikte masayı kurduk. Her şey hazır olduktan 10 dakika kadar sonra eniştem geldi ve yemeğe oturduk. Bu sefer eniştemin karşısına oturmadığım için yemek sorunsuz ilerliyordu. Yemeğimizi yedik ve teyzemle sofrayı topladık. Daha sonra ben telefonuma bakmak üzere odama geçtim.
Telefonuma baktığımda Mertten 14 tane cevapsız çağrı vardı. Şu telefonu neden yanıma almıyorsam. Mesajlara girip bir sorun olmadığını sadece telefonun odada kaldığını ve bu yüzden duymadığımı. Teyzemle kahve içeceğimiz için şuanda konuşamayacağımızı gece onu arayacağımı yazdıktan sonra telefonumu kilitleyip odadan geri çıktım..
Teyzemle saatler süren sohbetten sonra uyumak üzere odalarımıza dağıldık. Hemen telefonumu elime alıp Mert'i aradım 2. çalışta açtı telefonu ve fısıldayarak "Nasılsın bitanem?" dedi. "İyiyim sen nasılsın?" diye fısıldayarak karşılık verdim. Yaklaşık 1 saat boyunca konuştuk. Tam "Ben seni çok özledim ama ya." dediği sırada kapı sesiyle telefon elimden kayıp yatağa düştü. Gelen kişi eniştemdi. Mert de kapının sesiyle susmuştu. Eniştem yaklaştığında "Yardım edin." diye bağıracağım sırada hemen eliyle ağzımı kapatıp bağırmamı engelledi. Sadece küçük bir homurtu çıkmıştı. "Eğer bir daha bağırmaya kalkarsan bu odadan canlı çıkamazsın." diye tehdit ettiğinde aklıma Mert'in şuan telefonda olabileceği geldi ve duyduklarıyla buraya gelmesi muhtemelen 10 dakika kadar sürecekti. Bu yüzden enişteme bana sadece 10 dakika vermesini o 10 dakikanın sonunda istediğini vereceğimi söyledim. Enişteme cazip bir teklif gibi gelince teklifimi kabul etti. O sırada telefondan Mert'in sesi geldi "10 dakikaya ordayım Aslı sakın korkma kurtaracağım seni." Gözümü kapatıp 10 dakikanın geçmesini bekledim ve sonunda odayı eniştemin sesi doldurdu. 10 dakikan doldu küçük hanım başlayabilir miyiz? Mert yetişememişti ve bu dünyanın en acı düşüncesiydi. Hiçbir tepki vermeyeceğimi ama yine de ses çıkarabileceğim için ağzımı kapatmasını istediğimi söyledim. Kaderime teslim oluyordum..
Eniştem ağzımı ve ellerimi bağladı. Tam gözümü kapatmış olacakları bekliyordum. Sol gözümden bir damla yaş akarken kulaklarımı bir ses doldurdu..
