İçeriğe geç

Her Aile Özel Değildir

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Her Aile Özel Değildir

Bölüm 8

Sesimi duyan yok.

Teyzem çıktıktan sonra onun pis sırıtışları ile aşağı doğru eğildiğimde bacaklarımda dolaşan ayaklarıyla karşılaştım. Tekerlekleri döndürerek kendimi geriye ittirip aramızdaki bağı kopardım. Bir şey söylemek için ağzımı açtığımda odaya teyzem girdi ve doyduğumu söyleyip benim için ayrılan odaya gittim..

Kendimi zorla yatağa attım ve uyumaya çalıştım ama hiçbir şekilde gözüme uyku girmiyordu. Saatler saatleri kovaladı ve saat 2.46'da kapının kolu çevrildi. Eniştem odaya girip kapıyı arkasından kapattığında yolun sonuna geldiğimi anlamıştım. Dibime kadar geldi ve elindeki bezle ağzımı bağladı. Ellerimi tek eliyle tutarken diğer eliyle de pijamamı indirmeye başladı. Yavaş yavaş üzerime çıktı ve tüm ağırlığını bana verdi. Çığlık çığlık bağırıyordum ama sesim bir türlü çıkmıyordu. Avazım çıktığı kadar bağırıyordum ama sesimi duyan yoktu. Tekme atmak için kendimi zorluyordum ama ayaklarımı bir türlü hareket ettiremiyordum. Ben o gün 5 yaşıma döndüm aslında. 5 yaşındaki küçük kız da bu yatakta eniştesinin altında kaybolmuştu ama o bunun ne olduğunu bilmiyordu. Eniştesi o gün ona bunun çok eğlenceli bir oyun olduğunu ancak canının biraz acıyacağını söylemişti. 8 yıl sonra aynı yatakta kendi ağırlığımı taşıyamazken eniştemin ağırlığını taşımaya çalışıyordum. Bu sefer oyun olmadığını biliyor ve yatakta küçülüyordum. Gittikçe daha çok küçüldüm küçüldüm ve yok oldum..

Ben hiçbir zaman olmamıştım zaten kimsenin hayatında. Hiç varmışım gibi davranmadılar , hiç sevmediler. Bana hiç masal okumadılar mesela. Ben hep kendi kendime konuştum. Düştüğümde yanımda tek bir insan bile yoktu. Ama ben hep onlara kendimi göstermeye çalıştım. Onların gözlerinde büyümeye çalıştıkça kendi gözümde daha çok küçüldüm. O kadar küçüldüm ki artık kendi gözümde bile yok oldum ve hâl böyle olunca canımın yanmasını da umursamaz olmuştum..

Yavaşça bildiğim bir ninniyi mırıldanmaya başladım. Her korktuğum gecede yaptığım gibi. Hayatım boyunca kimseye sığınamadığım için her korktuğumda kendi kendime masal anlatır, ninni söylerdim. Tüm masallarımı mutsuz bitirirdim. Mutluluk nedir bilmezdim çünkü. Küçük ben mutlu sonlara pek inanmazdı. Ama 6 yaşımda ilk mutlu sonumu yazdım çünkü 6 yaşında aşık olmuştum ve onunla masalımızı mutlu son ile bitirmiştim. Meğer bizim masalımızın sonu bile yokmuş. O beni buz gibi havada kapının önüne bıraktı. Bana babamın beni evden attığı ve kapıda uyuduğum günü hatırlattı. Babamdan hiçbir farkı yokmuş onun bahanelere sığındığı gün anladım bunu. Eğer farklı olsaydı o hâlde beni ortada bırakıp gitmezdi zaten..

Gözümü araladığımda saat sabahın 5'iydi. İlk başta yaşadıklarımın bir rüyadan ibaret olduğunu düşünsem de ellerimdeki tırnak izlerinden acıdan bayıldığımı anladım. Maalesef gerçekti ve ben kendimden sonuna kadar nefret ettim. En büyük nefret bu muydu bilmiyorum ama çok büyüktü. O sırada telefonumun titremesiyle düşüncelerimden ayrıldım..

Telefonumun ekranına baktığımda Mert'im yazısıyla karşılaştım. Heyecanlı bir şekilde telefonu açtığımda Mert'in sesi olmayan bir sesle karşılaştım..

Bölüm sonu

1 yorum