İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 3 · 4 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 3

3.Bölüm: Kesişen Bakışlar

Yıl 2017 -> Olaylar olmadan bir hafta öncesi

"Bu ringler senin sonun olacak Fırat demedi deme." diye sinirle yanından kalkıp pansuman yaptığım kaşına yarabandı yapıştırıp ayaklandım. Elimdeki eldiveni çıkarırken belimde hissettiğim elleriyle yüzümü ona doğru döndüm. "Benim sonum da, yolum da sadece sensin sevgilim." dediğinde dudaklarıma hafif bir buse kondurdu. "Öyle miymişim?" diye imalı bakışlar attım ona. Kafasını salladı ve ondan ayrılıp elimde tuttuğum eldiveni çöpe attım.

"Ringe çıkman hakkında konuşacağız tekrar Fırat. Konu kapanmış değil. Haberin olsun." dediğimde oflayarak yanımdan ayrıldı.

Kendi sonunu kendi getirecekti ama ben buna izin dahi vermeyecektim. Yolunda ölüme giderdim ama ölmesine izin vermezdim.

Yıl 2020 -> hastane kolidorundaki karşılaşma anı.

"Gelmiş..." dediğimde benim baktığım yere baktı Farah. Fırat bir kaç adım atıp gözlerini bana değdirmeden Farah'a dönüp, "Revir nerede?" diye sormasıyla cevaplayan Farah değil bendim.

"İkinci katta soldan beşinci oda. Ne oldu? Yaralı mısın?" diye merakla sorduğumda, "Belki kendime karı bulacağım, sanane Dilan?"diye sertçe çıkışmasıyla sinirlenmemek elde değildi. Hızla yanımdan geçip gittiğinde söylenerek kapıya doğru yaklaştık.

"Karı bulacakmış! Bok bulursun anca sen Fırat. Şeytan diyor bayılt bu dağ ayısını aç kafasını neşteri sok beynine kalsın neşter orada ben bilmiyorum haberim yok diye geçiştir gitsin. Götüne neşter soktuğumun gudubeti!" Farah yanımda katıla katıla gülerken arkamda duyduğum sesle Farah kahkahanı patlattı. "Bana mı dedin?" diye arkama döndüğümde bir adım gerilemek zorunda kaldım çünkü çok yakındı. "Sana demedim. Git sen kendine karı, kız bul gönlünü şenlendir." diye sinirle çıkıştım. Çarpık bir gülüşle yüzüme baktı sırıtarak. "Antrenman zamanı yumruk attığın o boks torbası girsin götüne Fırat!" fısıldayarak söylendim. "Efendim? Duyamadım da." diye hemen konuştu. İşte bu konuşmadan sonra aslında her şeyi duyduğunu öğrendiğim için hastaneden kaçmaya yer aradım. Farah'ın kolundan koparır gibi yapışıp koşarak uzaklaştım.

İlk yapacağım iş oraya gidip hala aynı mı diye görmek olacaktı. En azından buna ihtiyacım vardı. Hayatında biri olmadığını bilmeme rağmen oraya gitmem gerekli.

Yazardan Anlatım -> Ring meydanı.

"Rakipleri kafese davet ediyoruz!"diye bağıran hakemin kelimesiyle ilk kafese gelen kişi bir başkasıylı.

"İşte karşısınızda Çakal lakabıyla tanıdığınız Aras Algın!" dediğinde koca kalabalığı yarıp geçen Aras isimli kişi koşarak kafesin içine doğru geldiğinde onun tarafında olan kalabalıktan yüksek bir alkış ve bağırma sesi geldi. Hakemin yüzünde hafif bir gururlu bakış vardı. Ama bu bakış Aras için değildi. Bir kez daha konuştuğunda, "Karşınızda Sırtlan lakabıyla tanınan Fırat Erdem!" dediğinde hakemin yüzünde gururlu bakışlar kafese doğru gelen Fırat'ın üzerinde dolaştı. Fırat'ın tarafını tutan insanlar meydana atlayıp kafese girmemek için zor dayanıyorlardı.

"Sırtlan! Sırtlan! Sırtlan! Sırtlan!!" diye sol tarafta bağırışma kopmasıyla, "Çakal! Çakal! Çakal!!" diye sağ tarafta coşkuyla bağırdı. Dövüş başladığında Fırat tek hamleyle 1:0 öndeydi. Aras ayağa kalkıp aniden Fırat'ın yüzüne art arda üç yumruk geçirdiğinde Fırat'ın yüzünü sağ tarafa çevrildiğinde kafesten dışarıda gördüğü kişiyle donup kaldı. Birden bire bakışları asılı kaldı bakışlarında. Kesişen bakışları bir kaç saniyelik öylece kaldı.

'Onun burada ne işi vardı? O buraya gelmezdi ki. O yasak kafes dövüşlerinden ebediyen nefret ederdi. Hiç bir zaman istemez ve sevmezdi yapmamı. Peki şimdi neden buradaydı?' diye geçirdi aklından Fırat. Dilan'dı bu. Gelmemesi gereken yere gelmişti. Hevesle ve parlayan gözleriyle bakıyordu Fırat'a.

Fırat, göğüs kafesine yediği sert bir yumrukla kafesin demirlerine çarptı. Dengesini kaybedip düşecekti ki tutunup ayaklandı. Omzunun üzerinden bir bakış attı Dilan'a. 'Değişmişsin.' der gibi baktı gözleri Dilan'a.

Fırat kendini toplayıp üzerine doğru gelen Aras'ı bir hamlede yere savurdu. Artık 2:0 Fırat öndeydi. Fırat Aras'ı fazlasıyla hırpalamıştı. Dilan, 'kazan Fırat lütfen...' der gibi izledi onları. Aras bir anlık Fırat'a en yakından hevesle bakan Dilan'a baktı sırıtarak. Fırat kaşlarını çattı. Aras Fırat'ı deli edecek o cümleni kurdu.

"Seni çok seven biri galiba Sırtlan. Hevesle izliyor baksana. Burada işimiz bittiğinde bir tur banada verirsin. Yatakta nasıl merak ettim Sırtlan." diye pişkin pişkin sırıttı Aras. Kan beynine sıçradı Fırat'ın.

Aras'ın üzerine atıldı Fırat. Dayanamadı. Art arda yumruğunu geçirdi yüzüne. Varla yok arasında nefes nefeseyken mırıltısını bir tek Aras duydu.

"Benim olana yaklaşacak birini sağ bırakmam Çakal. Sende dahil!" diye dişlerinin arasında tıslayarak yumruğunu yüzüne geçirdi.

Son bir yumruk Aras'ın nefesini de, hayatını da kökünden kesmişti. Yüzü kan revan içinde yerde yatıyordu Aras. Fırat onu yüzü tanınmayacak bir hale getirmişti. Ve yaşamına da son vermişti. Yerde cansız bedeni yatan Aras'a bile bakmadan kafesten çıkması için kapını zorla açtırdı. Kafesten bir hışımla çıkan Fırat kafesin yakınında duran Dilan'ın bileğinden tuttuğu gibi arkasından çekiştirerek kendi şahsi soyunma odasına getirdi Dilan'ı.

"Ben birini öldürmeyeli iki yıl oldu! Ama senin orda olman birini öldürmeme sebep oldu Dilan. Senin bu lanet olası yerde ne işin var?!" diye bağıran Fırat'a baktı öylece Dilan. Sessizce sinirli, ateş saçan gözlerine baka kaldı Dilan.

Kesişen bakışları dakikalarca öyle kaldı. Bir birine ayrılmadan bakan bakışları bir an olsun geri çekilmeyi düşünmedi.

"Değişmişsin Fırat..."

"Değiştim Dilan..."

___________

İyi okumalar. :)

❤️'e basmayı unutmayın.

Yorumlarınızı bekliyorum. :))

Bölüm sonu

15 yorum