İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 17 · 4 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 17

16.Bölüm: Sinir sebebi.

Yıl 2016 -> Sıradan bir gün.

"Fırat."diye seslendiğimde kafasını telefondan kaldırmış bana bakıyordu yorgun bakışlarla. "Efendim sevgilim, söyle."dediğinde gülümseyerek yanına oturmuş başımı omzuna yaslamıştım. Telefonu kenara koyup ellerini saçlarıma daldırıp okşadı.

"Bir gün evlenirsek yani,"dediğimde onaylayan mırıltı sesi çıkardı. "Çocuk düşünüyor musun?"diye sordum. Aslında farklı şey sorcaktım ama aklıma birden gelmesiyle soruyu hemen değişmiş oldum. "Buda soru mu sevgilim, çocuksuz ev mi olur?"dediğinde sesinde yorgunluğuna rağmen coşkulu bir mutluluk vardı.

"Hmm öyle mi? Peki kaç tane?"dediğimde omzundan başımı kaldırıp yüzüne baktım. Dikelip bana baktı sırıtarak. "Bilmem, her halde 5-6 tane yaparız."dediğinde şaşkınlıkla kaşlarım havalandı ve gözlerim irileşti. "5-6 tane? Farkındaysan o çocuklar benden çıkıyor, senden değil."dediğimde katıla katıla güldü. "Ola bilir ama bu çocuk yapmayacağız anlamına gelmiyor."dediğinde göz kırptı.

"Ciddiyim, dalga geçmiyorum. Kaç tane isterdin?"

"Bende ciddiyim."dediğinde omzuna şamar attığımda bir kez daha güldü. "Tamam tamam. En az iki tane, ama en az."dediğinde Fırat kafamı olumluca salladım. "Kız mı erkek mi?"diye sorduğumda, "Sağlıklı olsun yeter. Ama ikiside."diye cevapladı. "Peki isimleri bir kız bir erkeğe göre ne olsun isterdin?"

"Bunun üzerinde düşünmemiz gerek. Ama benim fikrimce, kız olursa ismi Ahsen olurdu."dediğinde ben kafamı sallayarak devam ettirdim. "Erkek olursa da ismi Savaş olurdu bence."dediğimde kafasını salladı. "Peki ya iki erkek ve ya iki kız olursa?"dediğinde, "Onada o zaman karar veririz."dediğimde beni onaylayarak kafasını salladı ve beni göğsüne çekerek saçlarımla oynamaya devam etti. Bazen şüphe ederdim kendimden, doktor olacaktım ama iyi bir anne olacak mıydım? Korkardım hep. Şimdi de korkuyorum.

Yıl 2020 -> 1 ay sonra -> Nişan ve Düğün öncesi günler.

"Ya ben anlamıyorum gerçekten. Hastaneden bir hafta önce çıktım. Yaram daha yeni yeni iyileşiyor. Allah aşkına bu gün akşam Nişan, yarın Düğün nedir ya?! Yangından mal mı kaçırıyorsunuz anlamıyorum ki!"diye isyan ettim. Haklıydım ama!

"Babamda beni ne çabuk evermeye meraklıymış arkadaş! Sanki kızı değilim. Bir tanecik kızı var onuda postalıyor hemen. Yazıklar olsun."dediğimde babam bana öyle bir bakış attı ki anında sustum. Aman be bunlara da hiç birşey denmiyor!

"Oyalanma kızım hadi alışveriş yapılacak çıkta ne gerekiyorsa alın gelin kızım."dedi annem. Oflayarak telefonumu elime alıp evden çıktığımda kapının önünde Fırat'ın arabada beni beklediğini yeni fark ettim. Ön koltuğa oturduğumda gülümseyerek baktı bana.

"Sinirlisin bakıyorumda."dediğinde Fırat sinirle soludum. "Delirttiler beni yine. Babam da ne meraklıymış beni hemen evermeye. Bu nedir ya? İki güne hem nişanlanıyor hem evleniyorum. Senin için hava hoş. Erkek evi başkadır, kız evi başka."dediğimde 'benim ne günahım var ya' der gibi bana baktı. "Ne oldu evlenmekten vaz mı geçiyorsun?"diye şaşkınlıkla baktı bana.

"Gerçekten hiç biriniz beni anlamıyorsunuz! Biriniz beni anlayın ya! Konuşmuyorum ben artık, siz anlayın bir zahmet beni."dediğimde kafasını iki yana salladı hafifçe gülerek.

Alışveriş yapıp birlikte eve girdiğimizde Fırat elinde olan poşetleri kenara koyup babamın yanına geçip karşısında oturdu. Onlar hararetli hararetli konuşmaya daldıklarında Farah yanıma geldi hızla. Kolumdan tutarak odaya soktu beni. Pars ile aralarında olanların dedikodusuny yapıp fikrimi sormuştu. Biraz onunla konuştuktan sonra gece olmuştu. Fırat evine gitmiş, anne ve babam uyumuştu. Farah uyumamak için direniyordu. Benimde uykum yoktu.

Nişan akşamı.

"Yenge'ciğim."diye Pars odanın kapısını çalıp içeri girdi. Kim bilir yine ne isteyecekti. "Yine ne isteyeceksin merak ettim, söyle hadi."dediğimde kınar bakışlarla baktı bana ama laflarımı takmayarak konuştu.

"Acaba diyorum nişanda kaçamak yapma şansım var mı?"

"Gebertirim!"

"Aman be, sende hiç birşey yapma benim için. Gidiyorum ben."dediğinde kapını açıp dışarı çıkacaktı ki omzunun üzerinden bana dönüp, "Aşağıda seni bekleyen bir iguana var. Birde sinirden her yeri dağıtmak isteyen aynı öküz var."dediğinde iki hayvanında Fırat olduğunu belirtmişti. Gülerek, ayna karşısında elbiseme baktım son bir kez daha.

Üzerimde koyu yeşil - Fırat'ın en sevdiği renkte - dizden iki karış altta biten çok güzel bir elbise vardı. Tabi bunu Fırat üzerimde birazdan görecekti.

Sinirlenme sebebi için birden fazla şey söyleyebilirdim aslında. Umarım düşündüğüm şey değildi.

Aşağı indiğimde sinirli olduğunu göğüs kafesinin hızla inip kalmasından anladığım bir Fırat duruyordu karşımda. Nişan başlasın o zaman demek çok isterdim ama gördüğüm konaklar ile ifadem ciddileşti.

"Bunların ne işi var burada?"dediğimde Fırat elini belime koydu ve sıkıca kendine çekti. "Bu nişanın sonu umarım kanla bitmez!"diye dişleri arasında konuştu. "Bunların buraya gelmesi en başından hata."diye onlara baktım yapmacık gülümsemeyle.

Bu gün hatasız belasız biterse çok sevinirdim. Bari bu gün hatasız bitsin kurban olduğum nolur.

Akçan aşireti insanın sinir sebebiydi. Zarardan başka birşeyleri yoktu zaten onların. Klasik işte. Umarım düşündüğüm gibi olurda rahat ve mutlu bir gün geçirirdik en azından...

______________

İyi Okumalar Dilerim. :)

Umarım beğenirsiniz bölümü. :))

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)))

Her iki kitabıma da bakmayı unutmayın. 🖤

Dilan'ın üzerinde olan kiyafeti sizlerle.🖤

Bölüm sonu

2 yorum