İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 16 · 3 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 16

15.Bölüm: Seni Seviyorum..

Yıl 2020 -> Yazardan Anlatım. -> Hastane.

"İyi mi?"diye sordu Pars Dilan'ın elini tutan Fırat'a baktı. "Atak geçirmiş. İyi."dediğinde Fırat, sesinde bilinmez bir durgunluk vardı. Öylece yatan sözlüsüne baktı. Üzerinde hastane kiyafeti vardı ama yüzüğüne bağlı olan kırmızı kurdele hala yüzüğünden asılıydı. Bir kısmı kana bulanmıştı.

Fırat bunu yeni fark etmişti. Dilan'ın yüzüğünde olan kurdeleyi dikkatlice açtı ve kolduğa rastgele fırlattı. Dilan'ın inilti sesini duyunca kafasını kaldırıp gözleri kapalı olan Dilan'a baktı Fırat. "Fırat?"diye kuruyan boğazına rağmen konuştu Dilan. "Efendim."diye telaşla cevapladı Fırat. "Su."diye dikelmeye çalıştı Dilan ama Fırat izin vermedi.

Sulahiden bardağa su doldurup bedenini hareket ettirmeden elini Dilan'ın boynuna koydu ve yavaşça kaldırıp suyu içmesine yardımcı oldu. Pars sırtını duvara yaslayıp sessizce ikisini izliyordu. "Daha iyi misin?"diye soran Pars'dı bu sefer. Bakışları Fırat'tan Pars'a çevrildi Dilan'ın. "İyiyim."dediğinde hala sesinde yorgunluk ve ağrı olduğu belli oluyordu.

"Herkes iyi mi? Yara alan var mı?"diye sordu Dilan kendini zorlamaya çalıştı. Fazla zorlarsa bir atak daha geçirir, dikişleri patlardı. "Herkes iyi. Bir tek sensin yaralı."dediğinde Fırat, Pars hemen sıze atıldı. "Birde sen kardeşim."dediğinde Pars, Fırat dudak altından küfürler savurdu. "Şom ağzını sıçayım senin Pars."diye dile getirdi. Pars pis pis sırıttı.

"Yara mı? Nerende?"diye telaşlandı Dilan. Ters bakışlar attı Fırat Pars'a. "Önemli bir şey değil. Sıyırdı sadece."dediğinde Fırat, Dilan diretmeye devam etti. "Nerede dedim?!"diye çıkıştı sertçe ses tonunu yükselterek. "Kolumda."dediğinde Dilan kafasını salladı. "Ağrı var mı yenge?"diye sordu Pars. "Cık."dediğinde yalan söylemiş oldu Dilan.

Belkide en doğrusu yalan söylemesi ola bilirdi. Endişelendirmez, üzmez ve rahat olurdu. 'Sadece sizin için' diye geçirdi içinden Dilan.

2 hafta sonrası -> Dilan'dan Anlatım.

"Beni bir rahat mı bıraksanız acaba? Bunaldım yemin ederim!"diye isyan ettim etrafımda duran herkese bakarak. "Ama kızım iyileş diye yapıyoruz."diye Neslihan teyzem söze atıldı. "Teyzen iyiyim ben. Baba, Fırat!"diye neredeyse artık ağlayacaktım. Babam ve Fırat aynı anda bana baktılar. "Birşey söyleyin şunlara ya lütfen."diye ağlamaklı çıktı sesim. "Serpil rahat bırak kızı!"diye babam azar çekti anneme. Annem geri çekildi.

"Anne çekil kızın başından. Açılın bir rahat nefes alsın kız."diye Fırat da Neslihan teyzeyi geri çekti. Hepsi bir kenara çekildiğinde ferahlamış gibi rahat nefes verdim. Gülümseyerek babama ve Fırat'a baktım. Herkes somurtarak bir kenara çekildiğinde kapını çaldığı için dikkatler kapıya yöneldi. "Gir."diye seslendiğimde içeri elinde Siyah lale buketleriyle giren Farah'a baktık. Siyah lale mi? Ben siyah lale sevmem ki.

"Biri sana göndermiş."diye konuştuğunda Farah baş ucumda sinirle soluyan Fırat'ın sesini duydum. Farah elinde tuttuğu siyah lale buketini kucağıma bıraktı. Üzerinde bir not olduğunu yeni fark ediyordum. Notu alıp açtığımda içinde yazılı kişinin ismini görmemle şaşırmıştım.

İçimden okudum yazılanı.

"Geçmiş olsun yenge hanım."

Sinan Akçan.

"Sinan Akçan."diye ismini sesli okuduğumda Pars'ın ve Fırat'ın tüm kasları gerim gerim gerilmişti. Fırat'ın boynundaki damar sinirlenmesiyle kendini belli etmişti. Babam bana bakıyordu. Yüzümü babama döndüğümde, "söyle, baba söyle."diye konuştum. Bir şeyler söyleyeceğini biliyordum.

"Bir süre buralarda olmasan mı?"dediğinde babam, "Anlamadım?"diye sordum bir kez daha. "Güzel kızım. Benimle kalırsan bu hale yine düşeceksin. Fırat ile kalırsan aynı şeyler bir kez daha olur. Bilmiyormuş gibi yapma. En iyisi uzaklaşman. En azından bir süreliğine."diye açıkladı babam. İtiraz etmeye devam ettim.

"Baba,"dediğimde konuşacaktı ki sözünü keserek ilk ben konuştum. "Kendimi korumam için başka bir yere beni zorla hiç biriniz götüremezsiniz. Bunu en iyi ailem olarak burada olan herkes çok iyi biliyor. Ölmemiz mi gerek? Gerekirse birlikte ölürüz ama ben hiç bir yere gitmem."

"Keçi gibi inadın var Dilan, keçi!"diye konuştu babam ama nafile. "Katılıyorum."diye Fırat ve Pars aynı anda babamı onayladılar. "Pisliksin."diye yanımda duran Fırat'ın omzuna vurdum iki kez. "Yapacak birşey yok katlanacaksın. Sevdin bir kere."dediğinde egosundan gram ödün vermiyordu. Yüzünü bana yaklaştırdığında kulağıma doğru fısıldadı.

"Seni seviyorum güzel kız."dediğinde bilerek beni utandırmak için yaptığını biliyordum. Pislik yapmakta üzerine yoktu. Cevabını gülümseyerek vermiştim. Çünkü ben ne zaman ona gülümsesem o bana eskiden, 'gülümsemen bir ömre, bir seni seviyorum demene bedel benim için.' derdi. Öyleydi galiba halada...

__________

İyi okumalar dilerim. :)

Umarım beğenirsiniz bölümü. :))

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :))

Her iki kitabıma da şans vermeyi unutmayın.😊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.