İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 15 · 3 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 15

14.Bölüm: Karanlık....

Yıl 2015 -> tanışma merasimi.

"Emin misin yani?"diye sordu Fırat çekinerek. Duygu patlaması yaşıyordu sanki kendisi. "Niye bu kadar stres yaptın? Babam yemez seni merak etme. Zaten tanıyorsunuz bir birinizi. Dur bir dakika! Lan ben seni ne diye tanışmaya götürüyorum ki? Sen zaten benim babamı tanıyorsun!"diye isyan ettim.

"Doğru tanıyorum."dediğinde, "E ne bu stres boşu boşuna? Zaten tanıyorsun. Bir tek annemle tanışacaksın."dediğimde rahatlamışa benzemiyordu. "Of tamam tanışalım ne olacaksa olsun. Fehmi amca beni gebertir ama olsun. Senin için değer."dediğinde gülümseme oluştu yüzümde.

Fırat babamın gözdesi olduğunu bilmiyordu. Bilseydi bu kadar stres, korku yaşamazdı. Ama hiç bir şeyden haberi yoktu.

Yıl 2020 -> Hastane. -> Yazardan Anlatım.

"Haber var mı?"diye sordu Pars yanında duran Fırat'a. Yoğun bakım odasının penceresinden teni daha da beyazlaşan sevdiği kadına baktı durgunca. "Yok."diye cevapladı Fırat. "Farah uyanırsa normal odaya alırız dedi. Aksi taktirde Allah korusun komaya girer dedi. Akşama kadar bekleyeceklermiş."diye açıklama yaptı Pars. Kafasını salladı Fırat. "İyi olacak sıkma canını. Güçlüdür."diye Pars Fırat'ın omzuna vurdu iki kez.

Farah, Pars ve Fırat'ın yanına geldi sakin adımlarla. "Bir haber var mı?"diye sordu Fırat gözlerini Dilan'dan ayırmadan. "Hayatı tehlikesi yok, durumu stabil, uyanmasını bekliyoruz."dediğinde Fırat gözlerini kapattı sıkıca. 'Uyan artık be kızım.'diye geçirdi içinden.

Farah öten cihaz sesine hızla içeri girdiğinde, Fırat hızla gözlerini açtı ve Farah'ın arkasından gitmek istedi. Ama onu tutan Pars oldu. "Lan olum iki dakika sakin ol!"dediğinde ters bakışlar atıp çıkıştı Fırat. "Sikicem belanı şimdi Pars. Bırak lan beni!"diye bağırdı. "Bağırma hastane burası!"diye isyan eden sesini gizlemedi Pars.

"Def ol git lan bir!"diye ittirdi Pars'ı ve içeri girecekti ki kapı önünde gülen Farah'ı gördü Fırat. Çatık kaşlarıyla baktı Farah'a. 'niye gülüyorsun?'der gibi baktı yüzüne. "Gözümüz aydın. Uyandı."dediğinde Fırat iliklerine kadar ürperdi. Beklemiyordu çünkü. Kötü bir şey olduğunu sanıyordu. Ama aksi olmuştu. 'Şükürler olsun' der gibi yüzünde rahatlama vardı. Gerilen yüz hatları gevşemiş kendini rahat bırakmıştı. "Görebilir miyim?"diye sorduğunda Farah, "Birazdan odaya alınacak. O zaman görürsün enişte. Merak etme ilk seni alacağım."dediğinde göz kırptı gülerek Farah. Kafasını gülerek salladı Fırat.

"Gözün aydın abicim."diye Pars Fırat'a sarılıp omzuna vurdu dostcasına. "Sağ ol kardeşim."

bir kaç saat sonra.

"Giriş serbest. Gir bakalım."diye Farah kapıdan geri çekilip Fırat'ın içeri girmesine izin verdi. "Çok yorma, yeni uyandı. Hareket etmemesine dikkat et."diye Farah gereken uyarıları yapmıştı. Fırat tepki vermeden dinlemiş ve sonunda Dilan'ın yanına girmişti.

"Dilan?"

"Hmm."

Aynı zaman diliminde -> Dilan'dan Anlatım.

Gözlerimi açtığımda başımın üzerinde hastanenin beyaz ışığını görmemle yüzümü buruşturup bir kez daha kapatıp açtım gözlerimi.

"Dilan?"diyen Fırat'ın sesini duymamla bakışlarım içeri giren Fırat'a döndü hemen. "Hmm."diye dudaklarımdan mırıltı çıktı. "Gelmişsin..."diye bir kez daha konuştum. "Gelmeyeceğimi mi sandın?"diye sordu şaşkınlıkla. İki yana salladım kafamı. "Geleceğini biliyordum."diye cevapladım.

"Hep gelirim. Benim yolum hep sendin."dedi ve devam etti. "Şüphe etmen yalnış olur. Çünkü benim gittiğim her yer bir şekilde sana çıkıyor. Nereye dönersem döneyim hep sana. Benim yolum hep sensin, Hepte sendin."dediğinde gözlerim kendiliğinden dolmayı seçti.

"Yapan kimdi?"diye sordum gözlerimden yaşlar geri akın ederek akmamayı seçti. "Akçan aşiretinin ağası Seyfettin Akçan'ın oğlu şerefsiz Sinan Akçan!"dediğinde şaşırmıştım. Sinan Akçan aşiret çocuğu muydu? Bunu neden şimdi öğreniyordum ben ya?

"Peki şimdi nerede?"

"Belasını sikmeme az kaldı merak etmesin."dediğinde Fırat, ağzına vurdum. Ters bakışlar attı bana. "Küfür etme!"diye sinirle baktım yüzüne. "Aman be sende izin vermiyorsun rahat rahat küfür edelim."diye çıkıştı Fırat. "Etme sende."

Oturur pozisyona geçmek istediğimde kurşun saplanan kısımlara şiddetli bir ağrı saplanmıştı.

"İyi misin?"

"Değilim."dediğimde göz kapaklarım ağırlaşmıştı. Kapanmaya yeltendiğinde Fırat'ın, "Dilan!"diye korkuyla bağıran sesini duymuştum en son. Sonra ne mi oldu? Bilmiyorum.

Duymadım, görmedim, bilmiyordum. Haberim yoktu. En son duyduğum ses Fırat'ın ismimi bağırarak bana seslenmesi oldu. Sonrası yoktu bende.

Karanlık....

__________

İyi Okumalar Dilerim. :)

Umarım bölümü beğenirsiniz. :))

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)))

Bölüm sonu

1 yorum