İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 18 · 3 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 18

17.Bölüm: Mutlu günün ani soluşu...

Yıl 2020 -> Düğün günü.

"Her şey hazır mı? Tamam mı?"diye telaşla üzerimde gelinlikle hareket ettim. Farah kolumdan tutup durdurdu. Gergindim. İçimde olur olmadık bir sıkıntı vardı. Galiba bunun sebebi Akçan aşiretinin düğüne davetli olması olabilirdi.

Eli belimi saran Fırat'a baktım derin gülümsemeyle. Yüzünden muhteşem bir ifade vardı. İnsanın baktıkça bakası vardı resmen. "Gerginsin. Sakinleş."diye kulağıma doğru fısıldadı. "İki günde hem evlenip, hemde nişanlanırsak gergin olurum tabi! Sen niye sakinsin ya? Sende gergin olsana!"diye sitemle direttim. Halime gülerek baktığında alnıma rahatlığını belli ederek bir öpücük kondurdu. "Hazır mısın?"dediğinde koluna girdim. "Her zaman."diyerek birlikte kolidoru yürüyerek düğün salonuna doğru ilerledik.

İkimizde yerimize oturduğumuzda nikah memuru da yerine oturmuş söze başlamıştı. Benim şahidim Farah, Fırat'ın şahidi tabiki de Pars'dı. "Evet, Siz iki genç belediyeye baş vurarak evlenmek istediğinizi bildirdiniz. Bende belediyenin bana verdiği yetkiye dayanarak nikahınızı temsil etmeye geldim."dedi ve devam etti.

"Siz Fehmi kızı Dilan Erdinç, Mehmet oğlu Fırat Erdem'i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?"dediğinde mikrafona doğru yaklaştım. "Evet!"dedim mutlulukla. "Siz Mehmet oğlu Fırat Erdem, Fehmi kızı Dilan Erdinç'i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?"dediğinde nikah memuru Fırat, "Evet!"diye bağırdı mikrafona doğru.

"Bende Belediyenin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum."dediğinde başka bir ses daha duyuldu. "Gelin hanıma hediyesini ilk ben vereyim dedim."diye konuşan Akçan aşiretinin en küçüğü olan Sinan'dı. Hay ben böyle işe ya!

Ne yapacağını bilmiyorduk ama biz hızla şahitlerin huzurunda imzaları atıp evlilik cüzdanını almıştık. Resmi olarak artık evliydik..

"Bakalım beğenecek misin gelin hanım?"dediğinde çatık kaşlarla baktık ikimizde. Hiç sanmıyordum. Oturduğumuz yerin karşı duvarında bir yansıma açıldı. Fırat'ın ring meydanında birini öldüresiye dövdüğü an. Kayıt biraz daha yaklaştı. Biraz daha, biraz daha. Ama bu çok tanıdık geliyordu. Yoksa...?

"Durdur şu kaydı!"diye bağırdığım zaman bir kaç adım atıp üç basamaklı merdivenden indim ve duvara doğdu yaklaşıp kayıtta olan kişiye baktım. Sertce yutkundum. Bu oydu...

"Savaş..."diyen sesim titrediğinde sinirle ve hiddetle arkama döndüp Fırat'a baktım. 'Neler oluyor?'der gibi baktı. Haberi yok muydu yani? Olabilir miydi böyle birşey? Habersiz karşısında olan kişinin kim olduğunu bilmiyor muydu? Bakışlarımı Fırat'tan babama çevirdim hızla. Sertçe yutkunarak baktı bana.

"Baba!"diye bağırdım. "Buna nasıl izin verdin?! Hadi onun haberi yoktu, peki ya sen baba?!"dedim ve devam ettim. "Kendi öz oğlunu, benim canımdan çok sevdiğim el bebek gül bebek baktığım kardeşime nasıl kıydın baba?!"dediğimde dimdik yüzüme baktı. "Kendi istemişti. Yapma dedim dinlemedi, ölümüne girdiği mücadelede kaybedeceğini bildiği halde girdi. Fırat'a karşı hiç bir şansı yoktu ama o bilerek girdi. Bilerek kendini tehlikeye attı."dediğinde babam, sesinde çaresizlik vardı.

Adımlarım Fırat'a doğru döndüğünde sertçe yutkundu korkuyla. Yanına varıp, "Gidelim buradan."dediğimde kafasını salladı. Elimden tutacaktı ki bir adım atıp Sinan'ın karşısına dikildim.

"Sen! Sen, Sinan Akçan. Benim ailemden uzak dur! Çevremde biraz daha dolaşırsan sonuna katlanırsın. Elim silah tutmaz belki ama ben seni silahsız da öldürebilecek bir kapeseteye sahibim!"diye onu uyardığımda dalga geçer gibi yüzünde alaylı ifadesi vardı.

Fırat yanıma ulaşıp elimden tuttuğunda babama dönüp, "Sen kendini suçsuz sanıp günahlandırmayan ama en günahlı olansın baba. Neyi yalnış yaptım diye düşünmek bundan sonra ahmaklık olur."dedim ve Fırat ile birlikte düğün salonundan uzaklaştık. Arabaya bindiğimizden beri tek kelime etmemiştim. Aklıma gelenlerle başımı pencereden kaldırıp araba kullanan Fırat'a baktım.

"Tek bir şey soracağım. Kardeşim olduğundan haberin var mıydı? Bilerek mi yaptın?"

"Haberim yoktu."

"Olsaydı yapmazdım. 2015 de tanıştığımız gün oldu. Haberim yoktu yemin ederim."dediğinde kafamı salladım. Ben ona koşulsuz, şartsız güveniyordum. Sorgulamaya ihtiyaç bile yoktu.

En mutlu günümü soldurmuş, çöpe atmıştı babam. Mutlu günün ani soluşu da bu olsa gerek...

_________

İyi okumalar dilerim. :)

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :))

Şu an bir defa da mutlu yap ya şu güzel çifti dediğinizi duyar gibiyim. Ama şöyle bir şey var ki, mutluluğun içine mutsuzluk katmazsak bölüm sıkıcı olur. Oda olur elbet.

Dilan'ın üzerinde olan gelinliği;

Bölüm sonu

3 yorum