İçeriğe geç

Hazansaye

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Hazansaye

Bölüm 5

5.Bölüm:Yalnız Yemin

Üniversite sonuçlarının açıklanmasına yarım saat kalmıştı, heyecandan neredeyse patlayacak kıvamdaydım. Bilgisayarımı açtım ancak ince şeritler halinde renklerle karşılaştım. Bilgisayara bir kaç kez vursam da düzelmeyince hızla mutfağa koştum. Kapının pervazına iki elimi de koyup başımı babamı görmek adına uzattım. "Baba, bilgisayarım bozulmuş ve yarım saat kaldı." Babam bir süre düşündü. Ardından son iki dakika kala bir internet kafeye gittik. Monitörü heyecanla çalıştırdım. Açılan ekrana sitenin adını yazarken heyecandan ellerim titriyordu. Babam iki omzuma da arkadan ellerini koymuştu. Annem ise yanımda sonucumu bekliyordu, elindeki suyu yudumladı ekrana bakarken. Birkaç saniyede ekranda sonuçlar belirdi, ismimi ararken bin ikinci sırada olduğumu ve kazandığımı gördüm. Mutlulukla ayağa kalktım ki mutluluğum uzun sürmedi. Annemin tokadı yanağıma çarpınca başım yanıma geldi. Avcumun içindeki yanağım yanarken anneme baktım şaşkınca. Tüm insanlar bize bakıyordu. "İlk bine girememişsin, asla iyi bir doktor olamayacaksın!" Babam hızla aramıza girdi. "Bökeay, ne yapıyorsun!"

Gözlerimi hızla açtım ve uyuyakaldığım koltukta doğruldum. Karşımdaki sandalyede oturup masamda duran dosyalardan birini inceleyen Atlas, doğrudan bana baktı. "Bıçak yarası mı, cam kesiği mi?" dedi notuma bakarak.

"Ilgaz, bir kesiği neden bu kadar önemsiyorsun. Her ne kadar arkanda olsam da bu konuda kabullenmelisin, Bartu Karan Adalı bir suçlu."

"Odaya nasıl girdin?" Cevap vermek yerine odaya nasıl girdiğini sormam onu şaşırtmamış olacak ki cebindeki anahtarları salladı.

Elimi alnıma vurdum,"Doğru ya sende odamın anahtarı var."

Cevap vermek yerine masanın etrafından dolanıp ellerimi kendi ellerinin arasına aldı. "Ilgaz,sen çok çabaladın bu meslek için, doktor olmak için çok çalıştın. Bunu unutma tamam mı? O sadece bir hasta, tedavi et gerisi seni ilgilendirmesin."

"Sa-" parmağını dudağımın üzerine doğru uzattı. "Ilgaz, bu konu tartışmaya kapalı, biliyorsun yerin bende ayrı ve mesleğini tehlikeye atmana izin vermem."

Kapı birkaç kez tıklatıldı,ikimizin de başı aynı yöne döndüğünde kapı açıldı ve yüzünde pişkin bir gülümseme ile Yavuz girdi.

"O ruh hastasının tedaviye ihtiyacı var, merak etme hapiste zihinsel tedaviyi bulacak zaten ama fiziksel tedavi için gidecek misin,en son nefes alamıyor gibi gözüküyordu."

Omzunu kaldırıp indirdi, "İyilik borcun var artık, Ilgaz Saraçlı." Konuşmaya devam ederken masamda duran stetoskobu boynuma dolayıp hızla odadan çıktım. Arkamdan Atlas'ın seslerini duysam da onu beklemeden doksan dokuzuncu odaya girdim. Yatağa bakarken öksürmekten boğulmasına ramak kalmış Bartu Karan Adalı'ya baktım.

O beni henüz göremeden yatağının yanına geçtim ve bir nefes maskesi alıp burnuna yerleştirdim. İdrak etmeye çalışırken, bileğini tuttum ve nabzını kontrol ettim.

Nabzı normaldi ve nefesi düzeliyordu lakin hala zorluk çektiğini biliyordum. "Sen çıldırdın mı!?" öfkeyle bağırdım ve odasının kapısını kapattım. Tekrar yanına döndüğümde elimle onu işaret ettim. "Ölebilirdin, farkında mısın?"

Yanındaki düğmeyi işaret ettim,"Sence bu bakılması için mi yapıldı?" dilimi damağıma vurdum ve öfkemi dindirmeye çalıştım, "O saçma gururun yüzünden basmadın,değil mi düğmeye?"

Tepki vermeden beni izliyordu, tek kelime konuşmuyorken beni izlemesi sinirlerime dokunuyordu. "Ne bakıyorsun, sanki hatalı benim! Ölebilirdin,bunun idrakında mısın sen? Hemde o-"

"Doktor," sesi oldukça yumuşaktı ama benim öfkeli bağırışlarımı susturmuş, bastırmıştı, "biraz sakin olur musun?"

Yutkundum, ben neden onun için öfkelenip, endişeleniyordum ki? Gerçekten büyük saçmalıktı.

"Seninle alakası yok.", göz devirdim ve hemen konuyu geciştirmeye çalıştım. Belli etmemek için omuz silktim. "Sadece sabah kahvemi içmedim, içmeyince huzursuz oluyorum."

Dudaklarında bir gülümseme nidası belirdi, ardından kocaman bir sırıtışa dönüştü. " Ne gülüyorsun?" diye çıkıştım. "Gülmesene!"

Öfkeyle çenemi kasılırken, o adeta kahkaha atacak şekilde beni izliyordu. Öfkelenmemden zevk alıyordu adeta.

Yatağının üzerinde duran ateş ölçeri fark ettim. "Ateşin mi var?"

Ses çıkarmayınca yatağın üzerinden aldım ve üstünde yazılı dereceyi görünce gözlerim büyüdü. Ateş ölçeri resetleyip onun alnına tuttum ve bu kez yine aynı sonuç çıktığında karşımızda bulunan masaya ilerledim.

"Ateşin otuz dokuz derece ve bunu bana söylemiyorsun, sen gerçekten gurur diye öleceksin." söylenirken masanın üzerindeki sık çubuğunu elime aldım ve dudaklarına doğru uzattım.

Dudakları aralandığında dilinin üzerine çubuğu yerleştirdim. "Enfeksiyon kapmışsın, belliydi zaten bu dandik hastane odasının mikroplu olduğu."

Hala ses çıkarmadan sadece beni izliyordu, gören süt dökmüş kedi olabileceğini düşünürdü. "Bekle beni burada, seni iyi bir odaya aldıracağım."

"Doktor, buna gerek yok."

"Eğer fenalaşacak olursan o düğmeye basmayı sakın bir dakika bile düşünme, direkt bas, gelmiş olacağım."

Ona son kez bakıp odadan çıktım ve asansöre bindim, yedinci katın tuşuna bastım ve küçük bir sesle vardığımı anlayıp koridorda ilerledim. Hastane sorumlusunun kapısını çaldım, izin gelince içeriye girdim.

"Rahatsız etmek istemedim ama birşey rica etmem gerekiyordu."

"Varlığın rahatsız ediyor, Ilgaz."

"Anlamadım?"

"Varlığın diyorum, rahatsız edici." dedi bana bakarak. Mavi gözleri baştan aşağıya tiksinircesine baktı ve tekrar iğneleyici tavrını aldı. "Hastanemde, ülkenin hukukunu koruyan köklü ve şanlı bir insanı katleden bir katil tedavi ediliyor, hemde bir doktorumuz bana karşı çıkarak tedavi ediyor."

Mutluluktan uzak gülümsedim. "Sizin gibi kurtarmak için yemin etti o doktor, ancak ne yazık ki tek sözünü tutan o."

Yüzündeki küstahlık silindi ve üzerindeki takım elbisesini çekiştirdi. "Sen kimsin de böyle konuşma haddini buluyorsun?"

"Ben, Ilgaz. Ilgaz Saraçlı, ve size yemin ederim ki o katil olarak adlandırdığınız adamı öyle bir tedavi edeceğim ki, karşısınıza geçip hesap soracak."

"Ilgaz-"

"Şimdi o katilin VIP odaya alınmasını sağlayacağım, parasını da ibandan yollarım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.