
Kalbi iyi olanın, yarası büyüktür.
Karın İstanbul’u, günahların insanı etkisi altına aldığı bu saatte; karanlığın kör ettiği bir sokakta yürüyordu kadın. Kucağında, bej rengi atkısına sarıp sarmaladığı köpeğin tir tir titrediğini hissetmek biraz daha acele etmesine neden olmuştu. Adımları sıklaşan genç kadın, yağ gibi kaygan zemine meydan okurcasına hafif eğimli sokaktan inerken bir yandan da taksicinin tarif ettiği yolu bulmaya çalışıyordu.
“Bu sokaktan aşağı in, ana yolu bul, yaya geçidinden karşıya geç ve kendi soluna doğru yürü. Hemen sağında bir hayvan kliniği göreceksin. Orada doktor bulabilirsin.” Böyle söylemişti taksi şoförü çarptığı köpeği ve kadını başından salmak için. Taksicinin, kadının gitmek istediği yere böylesine karlı bir havada arabayla ulaşmasının imkânı yoktu. Üstelik arabasını yeni almıştı ve ufacık bir köpeğe çarpmak dahi içinde kocaman yaralar açmış gibiydi.
Genç kadın kucağındaki canı kontrol ettikten sonra “Sanki senin için değil de arabası için endişelenmiş gibiydi değil mi? Zavallı şey, korkma seni doktora götürüyorum.” diye fısıldadı. Yalnız olmadığını ancak bir şeyle konuştuğunda düşünebiliyordu. Belindeki silah dahi böyle bir havada ona cesaret vermiyordu. Fırtınanın içine saldığı korkuyu hangi silah savurabilirdi ki? Yirmi altı yıllık hayatı boyunca bu korkuyu yenmeyi başaramamış, gelecekte de yenme umudunu an itibarı ile kaybetmişti.
Ana caddeye ulaştığında tek tük geçen arabaları ve onlara yeşil yanan trafik ışığını gördü. Koşarak yaya geçidinin başına geldi, hiç oyalanmadan düğmeye bastı. Kısa bir an bekledikten sonra, normalde uzun sürer, arabalara kırmızı yanınca bugün şanslı gününde olduğunu düşünerek gülümsedi. Karşıya geçtiğinde geçici bir unutkanlık yaşasa da doğru yönü seçerek yürümeye başladı. Yaklaşık beş dakikalık bir yürüyüşün ardından işte oradaydı. Metal kapısının hemen yanında ışıklı yazılarla yazılmış ‘Gevheri Hayvan Kliniği’ tabelasına doğru adeta ışınlanmıştı. Demir süslemeleri olan gösterişli kapının mandalına çıplak elini tuttuğunda soğuğu hissetmeyecek kadar üşüdüğünü fark etti.
Kapıya yaklaştıkça kendi yansıması netleşti. Başına doladığı atkıda kar taneleri birikmiş koyu kahve saçları ıpıslak olmuştu. Bunu önemsemeye vakti yoktu. Oyalanmadan kapıyı açıtı, içeri girdi. Bahçe kısmından geçtiği sırada etrafı incelemek aklının ucundan dahi geçmemişti. Tek düşündüğü içeri girdiğinde yüzüne vuracak olan sıcak hava kütlesi ve doktora teslim edeceği köpekti. Üç basamaklı merdiveni iki adımda atlayıp cam kapıyı açtığı an bir zil sesi duyuldu.
Başta kimseyi göremeyen kadın, “Kimse yok mu?” diye bağırdığında kadından önce zili duyan adam çoktan ona doğru gitmeye başlamıştı. Kucağındakinin bir köpek olduğunu atkıya rağmen anlayan doktor, “Hoş geldiniz, nesi var köpeğinizin?” diye sordu. Adamın büyük adımları sayesinde ikisinin arasındaki mesafe en aza inmişti. Eğilip köpeği kadının kucağından aldı.
“Yollar çok kaygan olduğu için taksici kazayla çarptı. Çok acı çekiyor. Sanırım bacağı kırıldı.”
Adam köpeği ayak üstü inceledikten sonra kadının sağındaki sedyeye koydu ve elle muayene etmeye başladı.
“Zavallı bebeğim, iyileşeceksin merak etme.” diye köpekle girdiği diyaloğu kadın hayran bakışlarla izliyordu. Adamın geniş omuzlarını saran beyaz önlük gergin gözüküyordu. Onun için özel dikilmiş olmalıydı çünkü adamın vücuduyla çok uyumluydu. Uzun boyu sayesinde değil bu gömleği, giydiği her şeyi layığıyla taşıyabileceğinden emindi.
Muayenesini bitiren adam, yakışıklı denilebilecek yüzünü kadına çevirdiğinde ikisinin de kahverengi gözleri birbirini buldu.
“Ön sol ayağında hassasiyet var, kırık olmayabilir ama kesin konuşabilmek için röntgen çekmem gerekir. Ayrıca taksi çarptığı için herhangi bir iç kanamayı önlemek amacıyla birkaç işlem daha yapmam lazım. Bu alanda bekleyebilirsiniz.” diyerek sedyenin karşı tarafındaki koltukları işaret etti. Kadın başını olumlu anlamda salladığı sırada adam çoktan az önce çıktığı yere doğru yürümeye başlamıştı.
İki koltuk ve bir sehpa bulunan oturma alanına ilerleyen kadın derin bir nefes verdi. Elinde tuttuğu atkıyı katladığı sırada “Sonunda oturmak için fırsatın oldu Asena. Keyfini çıkar kızım.” diye mırıldandı.
Koltuklardan biri tek diğeri çift kişilikti. Tek koltuğa oturup sıcağın vücudunu rahatlatmasının tadını çıkardı. Kısa bir an için uyuyacak olsa da böylesine yabancı bir yerde uyuma fikri onu rahatsız etti, oturduğu yerde dikleşip sehpadaki dergiye uzandı. Ama hayır o bir dergi değil, albümdü. Az önce köpekle birlikte giden doktor ve bir sürü hayvanın olduğu resimler vardı içinde. Her sayfa çevirişinde yüzündeki gülümseme daha fazla büyüyordu genç kadının ama bunun farkında değildi. Bir sürü minnoş resim vardı albümde ve hepsi de birbirinden güzeldi. Sanki profesyonel bir fotoğrafçının eserlerini inceliyor gibi hissetti Asena. Tüm bu hayvanlar onun hastaları mıydı?
Albümün sonuna geldiğinde hep bir sonraki sayfaya olan merakı yüzünden fotoğrafları çok hızlı geçtiğini fark edip tekrar başa döndü. Bu sefer daha yavaş daha ayrıntılı inceledi. Bu albüm fikri onu etkilemişti. İçerdeki adam hakkında daha fazla şey öğrenme isteğini dedektiflik damarlarına bağlayıp bunun üzerinde fazla durmadı. Ama ilk kez gördüğü bu adamdan etkilendiği aşikardı.
Albümü ikinci kez baştan incelemeyi henüz bitirmişti ki doktor içeriden çıkıp ona doğru gelmeye başladı. Elinde iki kupa tutuyor, sanki evine misafirliğe gelen bir arkadaşını ağırlıyor gibiydi.
“Bacağında ufak bir çatlak var bu yüzden atel uyguladım. Onun dışında herhangi bir sorunu yok. Bu gece rahatça uyusun diye biraz mama ve ağrı kesici verdim.”
Cümleleri eşliğinde elindeki bir kupayı onun önüne, diğerini de kendi önüne koyarak çift kişilik koltuğa oturdu.
Açık kahverengi saçları, günün yorgunluğuyla dağılmış; alnına dökülüyordu genç adamın. Biçimli dolgun kaşları yüzüne sert bir imaj verse de gülümseyişi yumuşacık, sıcak bir enerji saçıyordu. Asena’nın böylesine sıcak bir karşılamaya hayır deme lüksü yoktu, önüne konan kahveden çıkan duman bile onu mutlu etmeye yetmişti. Uzanıp kahveyi alırken bir yandan da teşekkür etti. Bu öyle geniş bir teşekkürdü ki tüm geceyi kapsıyordu. Bu saatte açık olduğu için, köpeği tedavi ettiği için, sıcak bir ortam için, kahve için ve ona bakan güler yüzü için... Bunları tek tek saymaya kalksa böylesine etkileyici bir adamla konuşmasının teşekkür etmekle son bulacağından korktuğu için teşekkürün ardından konuyu etkilendiği albüme getirdi.
Albümü sehpanın üzerinde açtı.
“Çok güzel fotoğraflar. Siz mi çektiniz?”
“Birkaçı hariç, evet.”
“Nerden aklınıza geldi böyle bir albüm yapmak?” dediğinde kahveden içmeden kupayı sehpanın üzerine bıraktı.
Adam soruya cevap vermeden önce albümü kendi önüne çekti ve birkaç sayfa çevirdi. Fotoğraflardan birini işaret ettiğinde Asena’nın dikkatli bakışlarının her hareketini incelediğini fark etti. Bu biraz garip hissettirse de yanındaki kadının merakı adamın daha iştahlı cevap vermesine neden olmuştu.
“Bu köpeğin ismi Lisa. Çok hastaydı ve ölmek üzereydi. Sahibi onu tedavi ettirmek isteyip bana getirdi ama yapabileceğim tek şey onun daha az acı çekmesini sağlamaktan başka bir şey olmadı. Bu yüzden onu bana bırakması için sahibinden rica ettim. Bu fotoğraf o ölmeden iki gün önce çekilmişti.” Sonra başka bir sayfa açtı ve bu sefer de kilolu bir kediyi işaret etti. “Bu da Duman. Hamileydi ve doğum sırasında öldü. Duman’dan kalan son hatıra bu fotoğraf. Yavrularına, annelerinin neye benzediğini gösterebildiğim için kendimi huzurlu hissetmiştim. Biliyorum sana gerip gelecek ama sadece insanlar merak etmez ebeveynlerini, hayvanlar da eder. İnsan için de hayvan için de anne kavramı aynıdır. Onu kurtarmam gerekirdi ama ne yaptıysam başarılı olamadım. Bu fotoğraf toparlanmamı ve yoluma devam etmemi sağladı. Bu yüzden tedavi ettiğim hayvanların resimlerinin olduğu bir albüm fikri hoşuma gitti ve bunu, burada kliniğe gelenlerin kolayca ulaşabileceği yerde tutmam gerektiğini düşündüm.”
Asena, son cümlesine kadar sabırla ve hayranlıkla dinledi adamı. İçindeki ruhun bu kadar saf ve temiz olduğunu görmek onu bir adım geri çekmişti. Kimse sonuna kadar iyi olamazdı. Böylesine saf, iyilik kokan adamların yüzde doksanı gözüktükleri gibi olmazdı. Bunu mesleği gereği deneyimlemişti.
Ama yine de bu fikir hoşuna gitmişti ve bunu adama belirtmekte bir sakınca görmüyordu.
Dümdüz, inci gibi dişlerini gösteren kocaman bir gülümseme yerleşti genç kadının yüzüne. “Gerçekten çok anlamlı bir şey. Tüm bu hayvanlar nerde?” diye sorduğunda doktor, Asena’nın yüzünü inceliyordu. Her şeyiyle çok sıradan bir kadındı fakat uyumlu yüz hatları ona tatlı bir güzellik katıyordu. Zayıf bedeni ve boyu da tam bir uyum içindeydi. Bu kadını tanımlamaya kalksa kullanacağı en geniş tabir kesinlikle ‘uyumlu’ olurdu.
Düşüncelerini bir kenara bırakıp kadının sorusuna cevap verdi. “Çoğu hayvanseverler tarafından sahiplenildi. Burada baktıklarımın da şu anda uyku saatleri.”
Adam, saat demese Asena şu anda saatin kaç olduğuna bakmaya dahi tenezzül etmeyecekti. Hızla kolundaki saate baktığında telaşını gizlemek gibi bir hamlede bulunmadığı için saniyesinde pişman oldu. Saat gece yarısına geliyordu.
“Çok geç olmuş, ödemenizi yapıp gitsem iyi olur.”
“Kahvenizi içmediniz...”
Doktorun hatırlatmasıyla aklına gelen kahve fincanından artık duman çıkmıyordu.
“Hatta bir yudum dahi almadınız.” diye bitirdi sözlerini veteriner.
Tanımadığı insanların ikramlarını nazikçe geri çeviren bir yapısı olsa da karşısındaki bu adama ilk görüşte garip bir güven duymuştu. Dürüst olmak gerekirse kahvenin cazip kokusu da reddedemeyeceği kadar güzeldi.
Asena bu sefer de özür dileyerek kahve fincanını iki eliyle avuçladı. İnce parmakları kupanın etrafına dolandığında ellerinde hissettiği ısı onu gülümsetti. Ağzına yaklaştırdığı kahve artık soğuduğu için üflemeden bir yudum aldı. Şekeri az, yumuşak bir tat ağzına yayıldığında tadını anlamak için kahveyi orada biraz tuttu ve yutkundu. Hemen ardından bir yudum daha içince kahveyi beğendiğine emin oldu.
“Gerçekten çok güzel, tam benim zevkime uygun bir tadı var.”
“Bu yüzden içmeden gitmene izin veremezdim.”
Kendisi de kahvesinden bir yudum aldığında sonuçtan memnun gözüküyordu. Sessiz geçen birkaç dakika sonra Asena konuşup ödemeyi sordu.
Sokak köpeği olduğu için ücret almadığını, köpek tamamen iyileşinceye kadar onu klinikte misafir edeceğini söyleyen adam sözleriyle adeta Asena’nın içine su serpmişti. Yine de arayıp durumunu sormak için kliniğin kartını isteyen Asena, işte o an öğrenmişti karşısındaki kişinin ismini. Aras GEVHERİ. Namı değer Hayvan Sihirbazı.












