İçeriğe geç

HAYATIN BİNBİR YÜZÜ

Bölüm 12 · 11 dk okuma

HAYATIN BİNBİR YÜZÜ

Bölüm 12

OTORİTE

***

" Gece biraz konuşabilir miyiz?" Kafamı çevirip Kaan ve Lena' ya baktım.

" Tabii ki."

" Biz özür dileriz sana öyle davranmamamız gerekirdi."

" Bakın bana açıklama yapmadınız. Biz arkadaştık."

" Gece biz hâlâ arkadaşız sadece biraz uzaklaşırsak daha iyi olacağını düşündük sana söyleseydik bunu kabul etmezdin."

" Siz kendi iyiliğiniz için bir daha düşünmeyin." Dedim gülerek. Üçümüz gülerek sınıfa girdik.

" Gece senin yanına oturan turşu kim?" Dedi Kaan.

" Dün yanıma otursaydınız böyle bir turşu olmayacaktı kaancığım"

" Sen kısa yoldan seni cok özledim, sen çok iyi bir sıra arkadaşısın desene."

" Soytarı." Dedim gülerek. Sırama oturup çantamı bıraktım. Yağız kafasını sıraya gömmüş uyuyordu. Hoca sınıfa girince herkes ayaklandı.

" Yana kaysana." Dedi Yağız.

"Anlamadım?"

" Sırayı kaplıyorsun kay biraz."

" Beğenmiyorsan git kendine başka sıra bul!"

"Sanki başka sıra var!"

" Konuşma benimle."

" Kaysaydın bari."

" Allah'ım sana geliyorum hala kay diyor!"

"İyi be kayma!"

" Çocuklar sessiz olun. Bu yıl sizin son seneniz birkaç hafta sonra mevzun oluyorsunuz. Bizimle birlikte birlikte üç okul bir gezi planladık. Ankara'ya gideceğiz yarın yola çıkacağız ve üç gün sonra geri döneceğiz gelecek olanlar bu izin kağıtlarını velilerine imzalatsın."

Lena ve Kaan arkalarına dönüp hevesli hevesli bana baktılar.

" Hayır ben bu bakışı biliyorum bana bulaşmayın."

" Hadi ama Gece." Dedi Lena.

" Bakma öyle Lena. Ay, tamam!"

" Ay, çok heyecanlandım!" Dedi Lena.

" Gelmeme sevindim." Dedi Yağız.

" Konuşma benimle küsüm sana ben."

****

" Gece bugün bize gelin Lena ile." Dedi Kaan.

" Olmaz Alaz ile Nazım dedeyi görmeliyim. Üç gün buralarda olmayacağız."

" Alaz kim?" Dedi Kaan kaşlarını çatarak.

" Nazım dedenin torunu."

" Ne!" Dediler aynı anda.

"Onu bulup ikna ettim."

" Ne!"

" Nazım dedeye götürdüm."

"Ne!"

" Birazdan yine götüreceğim."

" Ne!"

" Mavi gözlüymüş."

" Ne!" Bu sefer sadece Lena şaşırdı.

" Buna niye şaşırdın kızım?"dedi Kaan.

" Ne bileyim gaza geldim." Gülmeye başladık.

" Sizinle tanıştırırım."

"Sebeb?" Dedi Kaan.

" Çünkü siz benim arkadaşımsız."

" Tanıştırma istemiyorum."

Lena ve ben kafasına bir tane çarpıp aynı anda;

"Sus Kaan." Dedik.

" İyi be!" Dedi homurdanarak.

***

"Alaz'ı alıp Nazım dedenin yanına geldik. Yol boyunca hiç konuşmamam dikkatini çekmişti. Şimdi ise karşında oturup onun hikaye anlatmasını bekliyordum. Kuşku dolu gözlerle bana bakıp hikayeye başladı.

"Hayatını dişine takarak elde eden bir adamdı Asaf Bey. Kendi ayakları üstünde duran ,azimli ve iyi kalpli olan Leyla Hanım ile evliydi. Çok mutlu bir çifti birbirlerine çok aşıklardı çevreleri tarafindan özenilen çiftin Bade adında bir çocukları vardı. Bade'nin hayatını kolaylaştırmak onu hayata karşı güçlü kılmak isteyen bu çift onu çok sert kurallarla büyütür. Her türlü eğitimi küçük yaşta aldırıyorlardı. Leyla Hanım kızını çok seviyor ondan sevgisini esirgemiyorlardı fakat bu otoriter olmamaları için bir sebeb değildi. Bade iyi bir şey yaptığında ödüllendiriliyor kötü bir şey yaptığındaysa en ağır şekilde cezalandırılıyordu. On sekiz yaşında bu korkunç olaylar süre geldi. Bade ebevynlerinin sözlerinden çıkmıyor hata yapınca cezasını kabul ediyordu. Kendisi itiraz etmek isteyince de cezalar daha da ağırlaşıyordu. Çocukluğundan beri itaatkâr bir köleye dönüşmüştü. Asaf Bey kızını seviyordu fakat bu otoriterliğin gerekli olduğunu düşünüyor kurduğu baskıyı kendince aklıyordu. Bade bir çok nezaket dersleri, boks dersleri ,aşçılık dersleri ,dil dersleri ve daha nice eğitim almıştı. Bütün bu durumlar onu çok daraltıyor istediği gibi davranmasını engelliyordu. İstediği gibi davranamadığından kimseyle konuşmuyor, arkadaş çevresi edinmiyordu.

" Anne izin verirsen dışarı çıkmak istiyorum?"

" Bade eğitimleri aksatma..." Annesi bir şeyler konuşuyordu ama Bade onu duymuyordu bile sadece kafa sallayıp dışarı çıktı. Sahile gidip bir banka oturdu. Biraz da olsa iyi hissetmişti. Kulaklığını takıp müzik dinlemek ona özgür hissettirirdi. Aldığı eğitimlerden şikayetçi değildi sadece fazla daralıyordu. Nezaket kurallarını nezaketten zerre kadar anlamayan insanlar üzerinde kullanmak istemiyordu. Kulağındaki kulaklık çekilince kafasını kaldırıp Cadı Sezen'e baktı. Bu kız başının belasıydı. Sürekli ona sataşır, yalan söyler , hakkında konuşurdu. Başını çok yakmıştı. Bir keresinde Bade' yi dövmeye bile kalkmıştı fakat Bade Sezen'i evire çevire dövmüştü. Sezen yediği dayağı hazmedememiş onu babasına şikayet edip olayı öyle çarpıntmıştı ki Bade ağır bir ceza almıştı. Her seferinde kaşınıyor kaşıyınca da Asaf Bey'e yetiştiriyordu. Bade'nin hazmedemediği tek şey haksızlık olduğundan dolayı ne zaman ceza alsa agresifleşiyor, daha kötü ceza almasına sebeb oluyordu. Bu onun kendi içinde yaptığı bir baş kaldırıydı ama maalesef bunun ilerisine gidemiyordu. " Dövülmek mi istiyorsun Sezen?"

" Şu minik kurbağaya da bakın hayırdır nereden geliyor bu cesaret?"

" Sezen git sinirimi bozma benim." Her şeye boyun eğmesi yüzünden Sezen sürekli onu kullanmaya çalışıyor ona kötü davranıyordu. Bazı nadir anlar dışında Bade ona karşı sesini çıkarmıyordu bu onun

karakterine işlemiş bir günahtı.

İtaat etmek...

"Kızlar duydunuz mu siniri bozuluyormuş minik kurbağanın." Sezen ve arkadaşları Bade' yi bırakmamış daha çok üstüne gelmişti. Bade daha dün gece azar yediğinden olay çıkarmak istemiyordu.

" Ne yaparsanız yapın umrumda değil." ayağa kalkıp gidecekken Sezen, Bade'nin kolunu tuttu.

" Hayırdır sen pek bir havalanmışsın Ahmet seninle konuşuyor diye mi bu tavırlar?"

" Ahmet kim?" Dedi Bade.

" Bak sen şu kurbağaya Ahmet'i gerçekten tanımıyor musun?"

" Hayır."

Sezen'in yüzünde düşünceli bir ifade belirdi. Bir şey düşünmüş olacak ki gülümseyerek konuştu.

" Ah,Bade o zaman sen onun senin hakkında neler konuştuğunu da bilmiyorsundur."

" Ne konuşmuş ki?" dedi Bade donarak.

" Tamam korkma ben halledeceğim tamam mı? Sadece bana biraz güvenmen gerekiyor."

" Sezen bak bu ciddi bir şey eğer oyun oynuyorsan-"

" Ay, Bade ne abarttın sende! Sana yardım edende kabahat gidiyorum ben."

" Tamam dur yardım et." dedi Bade tedirginlikle eğer cidden ortada bir konuşma varsa anne ve babasının kulağına gitmemeliydi. Sezen zafer kazanmışçasına arkasına dönüp gitti. Yaklaşık iki saat sonra Bade' ye mesaj atmış ve onu aşağı mahalledeki bir yere çağırmıştı. Bade içeri girmeden önce tedirgin olsa da girmek zorunda kalmıştı. Sezen , Bade'yi görünce ayaklanmış bir dakika bekle lütfen demişti. Bade oturup beklerken kapı açıldı.

" Sonunda Sezen-"

" Merhaba?"

" Merhaba? Kimsiniz acaba?"

" Tanımıyor olamazsın. Ahmet ben." Ahmet, Bade'nin yüzündeki ciddi ifadeyi görünce ciddi olduğunu anlamıştı.

" Bana Sezen senin burada beni beklediğini söyledi."

" Evet. Açıkçası bana da senin benim hakkımda saçma sapan konuştuğunu söyledi."

" Ne? Ben neden öyle bir şey yapayım ki? Hem sen buraya bana karşı olan duygularını dile getirmek için gelmedin mi?"

" Ne saçmalıyorsun? Seni ilk defa görüyorum. O yılana güvenmemeliydim." Bade sinirle çıkacakken Ahmet onu durdurdu.

" Şaka yapıyorsun öyle değil mi Bade? Ben buraya seninle konuşacağım diye geldim."

" Ay, delireceğim! Allah'ım bana bir tane zeki insan gönder! Hâlâ anlamadın mı ? Oyuna geldik!" Bade sinirle oradan çıktı. Ertesi gün okula gittiğinde tedirgin olduğu şey başına gelmişti herkes bir şeyler konuşuyordu. Sezen üzgün bir şekilde Bade'nin yanına geldi.

" Ah, Bade sen de az değilmişsin. Sessiz sakin dedik hepimizden beter çıktı! Ne sinsiymişsin kızım!" Bilerek yüksek sesle konuşmuştu.

" Ne yaptın?" dedi Bade dişlerini sıkarak.

" Kurbağa akrebe güvenirse kurbağa ölür. Sana neden kurbağa dedimi şimdi anladın mı? Şimdi söyle bakalım ikinci planda olan kimmiş?" Aşağılık kız bilerek yapmıştı. Öz kuzeni ona tüm hayatını zindan ettiği yetmiyormuş gibi hâlâ onu kıskanıyordu.

" Sezen benimle gel." Ona ağlayıp yalvaracağını düşünen Sezen onunla birlikte gitti. Sonuçta ne zaman ona kötü bir şey yapsa Bade hep ağlamış anne ve babasına söylememesini istemişti Sezen ise her defasında Asaf Bey'e yetiştirmişti. Birlikte kimsenin olmadığı bahçeye çıktıklarında ise Bade Sezen'e dönüp " Ne istiyorsun?"

" Benden çaldıklarını."

" Senden bir şey çalmadım. Rol yapma kimse yok."

" Söylesene Bade hep böyle aciz mi olacaksın? Gel deyince gelen git deyince giden eğitimli köpek mesela."

" İçindeki kini böyle mi vuruyorsun dışarıya?"

" Sen de o bile yok. Ahmet senden hoşlanıyordu ona yardım ettim."

" Ne yardımından bahsediyorsun? Hakkımda yalan yanlış dedikodular çıkarmak mı? Hadi kuzenliği geçtim insan hemscinsine böyle aşağılık bir şeyi nasıl yapar?"

"Of, Bade ne dramatik bir insansın. Her şeyi abartıyorsun."

" Sezen sakince soruyorum. Benden ne istiyorsun?"

" Ya söylemezsem ne yaparsın annemlere söyleme diye ağlar mısın? Kabul etsene her şeyde senden daha iyiyim senin ailen senin sözlerini dinleseydi her defasında böyle ceza alır mıydın? Bade sen gerçekten zavallısın."

" O kadar kıskanıyorsun ki beni. Sürekli canımı yakmaya çalışıyorsun o kadar igrençsin ki midemi bulandırıyorsun."

" Bunu bana ödlek bir kız mı söylüyor? Kızım kabul et sevmiyorlar seni-" Bade daha fazla dayanamayıp Sezen'in saçlarına yapışmıştı yumruğu suratına geçirdi. Sezen bilerek yapmıştı onu sinirlendirip Asaf Bey'e şikayet edecekti. Bade zaten ceza alacaktı ama önce o cezayı hak etmeliydi. Ahmet Bade'yi Sezen'i döverken görünce ikisini ayırdı.

" Bana bak ahmak! Hepsi senin yüzünden oldu. Söyleyemedin mi bu kız yapmaz o beni sevmiyor?" dedi Bade Ahmet' e.

" Sana olanlar beni ilgilendirmiyor beni reddetmeseydin belki söyleyebilirdim." dedi Ahmet.

" Seni öldürürüm! Aşağılık köpek! Bir de gelmiş beni tehtid ediyor." Aldığı boks dersleri ilk defa işine yaramıştı Ahmet'e yumruğunu öyle bir geçirmişti ki çocuk sendeledi. Öfkeliydi ilk defa bu kadar sinirliydi yıllardır bastırılmış duyguları bir canavara dönüşüp onu koruyordu.

" Seni çöp torbası! Senin ne dediğini kulağın duyuyor mu lan!? Hayvan!" Annesi ve babası onu duysa kalpten gidebilirdi. Aldığı tüm o nezaket dersleri arkasında ağlıyordu. Günün sonunda okulda uzaklaştırma almıştı. Zaten annesi ve babası onu gönderecekti o yüzden bu durum umrunda değildi. Haklıyken haksız duruma düşmüştü. Kimse ona inanmazdi çünkü delili yoktu. Her şey bu kadar kolaydı. O ikisi ise uzaklaştırılma almamıştı. Bunun siniriyle bu kez de herkese kafa tutup onların adaletini alkışlamıştı. Eve vardığında kapı ile bakışıyordu girmeye çok korkuyordu. Sezen kesinlikle onlara olanları yetiştirmiştir diye düşünüyordu. Bir anda Leyla Hanım kapıyı açıp içeri girdi. Bade derin nefes alarak içeri girdi.

" Utanma sana uğramış bakıyorum ki" Dedi Asaf Bey.

" Asaf sakin ol." Dedi Leyla Hanım.

" Nasıl sakin olayım Leyla! Bu çocuk kim Bade! Ne saçmalıktır bu!" Bade yüksek sesle geriye adımladı.

"Benim bir suçum değil-"

" Yalan söyleme! Sezen anlattı her şeyi!"

" Doğru o benden daha dürüst." dedi alayla Bade.

"Ne dedin sen!?" dedi Asaf Bey.

" Asaf!" dedi Leyla hanım uyarır gibi.

" Yoo Leyla dur bir sen. Ne diyor bizim hanım efendi!"

" Şimdiye kadar ne zaman beni dinledin?" Bade alayla sormuştu bu soruyu ikisi şaşırmıştı çünkü Bade böyle olaylarda konuşmaz susar yerine sinerdi.

" Ne zaman anlattın da dinlemedik!? Haklı mısın ki konuşuyorsun?!"

" Susturuyorsun beni! İzin vermiyorsun konuşmama. Şimdi de öylesin. Hep bağırıyorsun kızım iyi misin? Neler oldu anlat bana? Neden bize söylemedin demiyorsun!"

" Haddini aşma Bade!"

" Ne yaparsın? Yine bir odaya kapatıp günlerce orada mi bekletirsin. Bir köpek gibi bağlar mısın? Aç mı bırakırsın? Söyle!" Bade çok dolmuştu sabır taşı yıllarca beklerse taştığında felaket yaratırdı.

" Kızım?" Asaf Bey Bade'nin söyledikleriyle buz kesmişti. Olaylara hiç onun tarafından bakmamıştı.

" Eğer beni böyle büyütmeseydiniz o yılan Sezen'in eziyetlerine katlanmak zorunda kalmazdım. Bana her bağırdığında yerime sinmezdim beni aşağıladığında bile ona yalvarmazdım! Her beni dövmeye çalıştığında kendimi savundum diye sizden ceza alıyordum ben! Bu olay nasıl oldu biliyir musun?"

" Bade?" Asaf Bey ne diyeceğini bilememişti. İlk defa Bade'yi böyle görüyordu. O sürekli itaat eden kız yoktu. Bütün hatalarını yüzüne vuran kız vardı.

" Dinle beni! Seni yıllarca dinledim ben! Sezen bana dediki Ahmet senin hakkında konuşuyor istersen sana yardım edebilirim dedi. Ben de yardım et dedim. Beni bir yere götürdü burada bekle dedi sonra da Ahmet geldi. Onu buraya benim çağırdığımı söyledi. Sezen ona böyle söylemiş. Oyun oynadığını anlayınca gittim oradan. Tüm olan bu!" dedi Bade sol gözünden akan yaşa engel olamayarak.

" Neden bize söylemedin Bade'm." Dedi Leyla Hanım."

" Çünkü korktum! Bana hep ceza verdiniz, beni dinlemediniz. Yine bana inanmayacağınızdan korktum! Kendi başıma halletmeye çalıştım."

" Kızım." Asaf Bey Bade'ye doğru gidecekti ki Bade geri çekildi.

" Bunları anlatmamın sebebi üzülüp kendinizi düzeltin diye değil gidiyorum ben. Size on sekiz yılımı ayırdım on sekiz yıl bekledim bir kez bile dönüp bakmadınız. Şimdi de bakmayın tek istediğim suçlu olan olmadığımı bilmeniz merak etmeyin kızınız o çok sevdiğiniz otoritenin dışına çıkmadı. Uzun sürede cesaret edemez."

" Bade'm güzelim öfkeyle karar verme biz senin anne ve babanız." dedi Leyla Hanım.

" Anne beni çok seviyorsun biliyorum ama hangi anne baba kendi çocuğunu bu kadar ağır ceza verir. Anne babalar çocuklarına kıyamaz ki?" Leyla Hanım ve Asaf Bey birbirlerine bakıp yutkundular.

" Sezen'i dövdüğün gerçeğini değiştirmez." Asaf Bey konunun üstünde duruyordu. Bu onun gitme deme şekliydi.

" O tamamen benim hatam. Bana sizin beni sevmediğinizi söyleyince çarptım bir tane. Yani elim çarptı demek istedim." Leyla Hanım gülmemek için kendini zor tutuyordu.

" Geri gelmeyecek misin?" Dedi Asaf Bey.

" Geleceğim. Kendimi toparlar toparlanmaz geleceğim."

" Bari o Ahmet'i dövdün mü?" dedi Asaf Bey

" İki üç yumruk geçirdim. Hevesimi alamayınca birkaç tane daha geçirdim."

" Aferin benim kızıma."

" Ceza yok mu?" O kadar masum bir şekilde sormuştu ki bir kez daha içi acımıştı Asaf Bey'in

" Artık yok. Sen gidince ben kendi cezamı çekeceğim." dedi Asaf Bey buruk bir şekilde.

Bade odasına eşyalarını toplamaya gitti.

" Asaf biz ne yaptık?"

"Kızın bütün kişiliğini elinden aldık Leyla onun özgürlüğünün katili olduk. Leyla otorite diye o kadar kendimizi kandırdık ki ona bir köle gibi davrandığımızın farkına varamadık. Leyla biz geri dönüşü olmayan bir şey yaptık."

" Asaf çok kötü ebeveynler olduk. Bu yükün altından nasıl kalkacağız?"

" Kalmayacağız Leyla' m bu da bizim cezamız."

Bade evinden o gün her şeyi geride bırakarak ayrıldı. Anne ve babasına sımsıkı sarıldı.

" İyi olacak mısın Bade'm?" Dedi Leyla Hanım.

" Uzaktayken daha iyi olacağım."

Bade oradan ayrılıp Ankara'ya yerleşti. Orada kendine bir hayat kurdu. Her yıl düzenli olarak anne-babasını ziyaret ediyor ama onların yanında kalmıyordu. Hayatında yaşadığı bir çok zorluğun üstesinden gelmeye çalışıyordu. Bu zorlukları aştı mı yoksa hâlâ insanların bir bakışıyla yerine mi siniyordu bunu kimse

bilmiyordu."

" Aile bir ağacın bakımıdır. Ağacın köküdür. Sevgiyle sularsan meyve verir. Sulamaz isen yaprakları solardı."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.