Nazım dede hikayeyi bitirince hemen ayaklandım ellerim titriyordu. Ona veda edip hastaneden ayrıldım. Sahile doğru gidiyordum. Ellerimin titremesi bir an bile durmamış üstüne ayaklarım da titremeye başlamıştı. Korkuyordum , Elfida kendine sevgi aradığı için yanlış kişiyi seçmişti. Aynı durum bana da olursa? Henüz on yedi yaşındaydım. Tehlikeden uzak olduğumu düşünüyordum ama ya sonra? Ya aşık olursam. Anlamını bilmediğim bu kavram beni çok ürkütüyordu. Tek istediğim güçlü bir kadın olmak, iyi bir anne olabilmekti. Ya tüm bunları biri yüzünden mahvedersem? Bu düşünce boğazımda bir sıcaklığın oluşmasına sebeb oldu. Sinirlerim gerilmişti saçma sapan şeyler düşünüyordum. Okul, çalışmak, ev diye koşturunca bunalmıştım. Bu gibi durumlarda Kaan ve Lena ile görüşürdüm oysa ki şimdi aramız bozuktu. Sinirden ağlamamak için yüzümü gökyüzüne çevirdim. Boğazım daha çok yanmaya başladı, yutkunmadım. Hadi ama! Benden daha kötülerini yaşayanlar vardı. Ağlamaya hakkım yok. Gözyaşlarımı geri itip sahil kenarındaki banka oturdum. Bankın hemen yanında oturan köpeği gördüm. Tüyleri giriye çalan köpek açıdan olsa gerek inliyordu. Onun yanına çömeldim. Köpekler ağlar mı bilmiyorum ama bu köpeğin gözleri yaşlıydı. Kalbim içe çöktü. Banka oturup köpekle konuşmaya başladım. Ona derdimi anlatıyordum. O ise bir iki kere başını kaldırsa da beni pek önemsemiyordu. Bu haline önce güldüm. Köpek bana daha fazla dayanamayıp kalkıp başka yere gitti. Ben şaşkın şaşkın arkasından bakıyordum. Yanına yine gittim. Bu sefer inadına konuşuyordum. Bana bakıyor olsa da canı yanıyor gibiydi. Ona yardım etmek istiyordum ama ne yapacağımı bilmiyordum. Bu sefer sessizce ona bakmaya başladım. Beni görseler belki deli sanarlardı ama bu umrumda değildi. O gözleri görmüştüm. En sonunda ona "Bir kere daha gelsem seni görür müyüm?" Dedim. Onu dost yerine koymuştum bir daha unutmazdım. Ona faydam yoktu ama onunla konuşursam en azından yalnız olmadığını bilirdi. Banka oturup sahili izlemeye başladım. Dalmış olmalıyım ki biri yanıma oturunca korkudan yerimden sıçramıştım. "Alaz? Senin ne işin var burada?" dedim.
" Evime buradan gidiliyor. Geçerken seni gördüm." Dedi pek inanasım gelmesede sorgulamadım.
" Gece? Neden beni dedeme götürmek için bu kadar ısrar ettin. Sonuçta o senin için bir yabancı."
" Yalnız olmadığını bilsin istiyordum. Seni özlüyordu. Sana bakışını hiç görmedin mi? Sana çok değer verdiği biriymiş gibi bakıyordu."
"Bu yeterli bir sebeb değil."
" Benim için yeterli bir sebeb."
Uzun uzun bana baktı göz temaslarından hoşlanmazdım. Alaz'ın gözleri maviymiş. Şimdiye kadar fark etmemiştim.
" Yarın benimle gelir misin?"
" Anlamadım?"
" Annem seni gördü yani eğer sen gelirsen evden çıkmam daha kolay olur." Çekinerek söylemesine hafiften gülsemde onaylamak ile yetindim.
"Haddimi aşmıyorsam eğer neden dedeni hiç görmeye gitmedin Alaz?"
" Ailesel bir konu. Sadece şunu söyleyebilirim dedemin bir akıl hastası olduklarını düşündükleri için bana yasaklıyorlar."
" Dedenin akıl hastası olduğunu bilmene rağmen neden onu görmeye gittin?"
" Dedemin akıl hastası olduğunu bilmene rağmen neden onu görmeye gittin?" dedi şaşırsamda ona karşı dürüst olacaktım.
"Benim meselem çok ayrı ben hayattaki şanslara inanmam. Kolay yollara güvenmem. Zoru seçerim kendimi bulabilmek için tehlikeden nefret ederim, riske tutkuyla bağlanırım. Bize iki seçenek sundular ya müzeye gidecektik ya da akıl hastanesine. Ben orada başıma bir şey gelirse diye düşünmedim hiç annemle babam izin verir mi diye düşündüm. Bu yüzden hep en kötüsünü seçerim. Kulağa aptalca geliyor farkındayım."
" Evet aptalca. Bir okulun size akıl hastanesi seçeneğini sunması daha aptalca." dedi ve gülmeye başladı.
" Sen kendine bak. O zaman sen git arka bahçeden çiçek topla ve defterine yapıştır." dedim homurdanarak." Sizin okulun adı ne?"
" ... Okulu"
Alaz bana gözlerini büyüterek bakıyordu. Galiba okul hakkında çıkan haberleri o da duymuştu.
" Alaz o haberler doğru değil bizim okul normal sıraları ve öğrencileri olan bir yer." dedim gülerek.
" Ona mı şaşırıyorum ben Yağız orada!"
" Ne bağırıyorsun be kulağımın dibinde!"
" Yağız hani bu seninle tanışmak isteyen."
" Haa evet gördüm onu bugün yanıma oturdu."
Alaz sessizliğe büründü. Ne oldu dercesine ona bakıyordum.
" Sen mi dedin gel otur?"
" Hayır saçmalama. Sınıfta başka yer yokmuş. Lena ve Kaan da yanımda oturmayınca..."
" Onlar kim ?"
" Yakın arkadaşlarım."
" Anladım. Ee Juliet Hanım yarın da bana serenad yapacak mısınız?" Yüzümün düştüğünü görünce hemen konuyu değiştirdi.
"Sen rüyanda görürsün öyle seranadı. Tiyatro yeteneğimi sergiledim resmen."
" Lisede hiç tiyatro kulübüne katıldın mı?"
" Hayır."
" İnsanları büyük bir yanlıştan kurtardın."
" Ha Ha Ha çok komiksin sen."
" Çok konuşuyorsun Gece." Ellerini arkasında birleştirip sırıtıyordu soytarı!
" Gitsene sen benim yanımdan git evine! Sanki zorla tutuyorum!"
" Cırlama kulağımın dibinde."
" Gece adını kim koymuş ?"" Neden?"
" Merak ettim."
" Annem."
" Neden Gece?"
" Gecenin güzelliğinden büyülenirmiş." dedim yalan söyleyerek aslında adımın neden konulduğunu biliyordum. " ilginç."
" Senin adın neden Alaz?"
"Hiçbir hikayesi yok."
" Anladım. Kütüphaneye ne zamandır gidiyorsun?"
" Liseye başladığımdan beri."
" Beni ne zamandır tanıyorsun?"
" Liseye başladığımdan beri."
" Sapık kesin beni gözetliyordun!" Elimdeki çantayla omzuna vuruyordum.
" Ne yapıyorsun kızım!"
" Dövüyorum!"
" Seninle neden tanışayım ki?" Söylediği şeyle durdum. Üzülmüştüm.
" Yani demek istediğim kitap okumaya gidiyorum neden gördüğüm bir kızla tanışayım ki anladın mı?"
" Öyle desene! Ne lafı dolandırıyorsun." İnsanlara çabuk alışan bir yapım vardı bu yüzden Alaz' a da alışmıştım. Ayaklanıp eve doğru yol almadan önce ona baktım.Gülümseyerek görüşürüz dedi.
" Okuldan sonra." dedim ve hızlıca eve yol aldım. Eve heyecanla girdim. Annemi bana gülümseyerek bakarkan görünce mutlu olmuştum anlaşılan o ki bugün kimse kavga etmemişti. " Hoşgeldin kızım gel bakalım birlikte sofrayı hazırlayalım." Kafamı sallayıp mutfağa girdik.
***
"Servet istersen biraz daha al Gece yaptı." dedi annem.
" Ellerine sağlık Gece." dedi babam. Ardından kafasını kaldırarak bana baktı.
" Gece'm." Elim titremeye başladı.Anneme baktım o da bana gülümseyerek bakıyordu.
" E-Efendim."
" Biz senin hep iyiliğini isteriz biliyorsun değil mi?"
" Evet."
"Dedenin seni ne kadar önemsediğini hatırlıyorsundur. Ölmeden önce tek vasiyeti senin iyi bir gelecek kurabilmenden yanaydı." Babam durup annem devam etti.
" Artık yeterince büyüdüğünü düşünüyoruz. Bizim birlikteliğimiz senin huzurun bozulmasın diyeydi. Şimdi ise ayrılmaya karar verdik." Omuzlarım gerildi.
" Bu sebeble sınavdan sonra biz daha fazla bu birlikteliğe katlanmayacağız." Annem babamın susmasıyla devam etti.
" Hem sen daha rahat olacaksın çünkü ne ben ne de baban seni yanımıza almayacağız. Gece üçümüz de mutlu olacağız. Bu mutluluk sana bağlı. Eğer sen de kabul edersen üçümüz ayrı ayrı mutluluğun ipini tutabiliriz. Ceyda'nın gidişi hepimizi yıprattı. Ben istiyorum ki yeni yasamlarımız olsun."
" Ben ders çalışmalıyım izninizle."
" Gece buraya gelir misin?"
Odama çıkıp kapıyı kapattım. Kafamı çevirdiğimde önümde duran bavulu fark ettim. Bu da ne demek oluyordu? Aşağıya inip annemlere sordum.
" Yukarıdaki bavul ne anlama geliyor?" Dedim tüm sakinlikle.
" Gidişini planlanmıştık. Teyzeni aradık birazdan burada olur."
" Bana neden haber vermediniz?" Dedim.
" Gece kızım. Bak çoğu zaman birbirimize öfkelenip sana zarar veriyoruz. Kızım senin neşeni, gülümsemeni çalmak istemiyoruz. Bu kadarına hakkımız yok. Biliyorum senin için iyi ebeveynler değiliz ama seni daha fazla üzmek istemiyoruz. Bir süre teyzenle kalırsan biz biraz daha toparlanabiliriz. Senin için kendimizi düzeltmeye çalışıyoruz." Dedi annem aslında haklı olabilirdi. Sınav haftam yaklaşıyordu ve biraz daha sakin günler geçirmek istiyordum fakat beni düşünmediklerinin farkındaydım tek istedikleri kendi hayatlarını yaşamaktı.
" Peki tamam." Valizimi alıp evden çıktım. Annemle babam beni kapıya kadar geçirdiler.
" Gece özür dilerim kızım. " Dolu gözleriyle bana bakıyordu, içim burkuldu.
" Kendinize iyi bakın." Dedim ve teyzemin arabasına bindim. Aramızda sadece altı yaş farkı vardı bu yüzden onunla konuşurken pek çekinmezdim.
Teyzem Lara' nın evi bizim alt sokaktaydı bu yüzden gitmek uzun sürmedi. Arabadan inince fark ettiğim detayla hafif gülümsedim. Alaz'ın evi bir kaç ev ötedeydi. İç çekip teyzemle eve girdim.
" Yine bana kaldın?" dedi gülerek.
" Ah ne talihsiz insanım." dedim ben de gülerek.
" Şuan ne kadar üzüldüm bir bilsen."
" Benim yarın sınavım var ben çalışmaya gidiyorum."
" Aferin çalış oku adam ol." dedi Lara gülerek.
***
Yaklaşık dört saattir çalışıyordum. Günü gününe ders çalıştığım için pek sıkıntı yaşamadım sadece işimi şansa bırakmak istememiştim. Çok uykum gelmişti saate baktım ikiye geliyordu. Yarın okuldan sonra Alaz' a sözüm vardı. Nazım dedeyle ilk tanışmam kafami kurcalıyordu. Neden bana ilk gün hikaye anlatma teklifinde bulundu? Belki de çok yalnızdı. Annem ve babam bugün her şeyi düzeltmek için çabalamışlardı. Biraz garipsiyordum bir kaç gün önce duyduklarım ve şimdi yaşadıklarım... Her şey çok saçmaydı ama benim için çabalamaları beni mutlu etmişti. İçimdeki çocuk hâlâ ikinci şansa inanıyordu. Kanatlarını yakanlar kanatlarını sarınca minnet dolarmış insan hep dalga geçmişimdir oysa ki şimdi anlıyorum aslında hepimiz affetmek istiyormuşuz.