İstanbul Kenan Sert'in evi
İzem Dalya yine aynı saatlerinde uyanmıştı. Saat 04.30 her zamanki gibi. Önce 2 saat ders çalıştı şimdi ise antrenman yapması gerekiyordu. Ama başkasının evinde üstelik bu başkası onun öz ailesiydi. Rahatsız olmasınlar diye bunu yapmaktan vazgeçti tekrar yatağa girip boş boş tavanı izledi yapacak başka bir işi yoktu. Bugün sadece 2 saat uyuyabilmişti. Ne kadar kabullenmesede eskiyi bırakamıyordu. Şimdi ise o eskiler beynine doluyordu çünkü yapacak bir işi yoktu gözünü kapatsa kâbus görecekti boş tavana daha fazla baksa kitlenip kalırdı biliyordu boş olan hiç bir şeye neyse diyemezdi çünkü kendisi de bir boşluktaydı.
Yapabileceği tek şey resimdi. Kalktı eskilere bir eski daha katmak için bir A4 kağıdı aldı. Karakalem yapacaktı başka malzemesi yoktu. Çizdi boş duvarda gördüklerini. Her kalem darbesinde biraz daha rahatladı. Sanki bu darbeyi çocukluğunun katilelrine vuruyordu. Kapının çalması ile gerçekliğe döndü.
"Uyanık mısın?" Karan'ın sesiydi. Saat 7.30'du niye gelmişti ki kahvaltıyı bu kadar erken yapmazlardı neyse diyip düşünmeyi bıraktı. Kağıdı saklayıp ayağa kalktı. Gidip kapıyı açtı. Karan tam gitmek üzereydi. İzem sorgular bir şekilde bakınca Karan "seninle biraz konuşmak istiyorum biliyorum biraz erken ama sen çoktan uyanmışsın sanırım içeride konuşalım mı? " Karan kabul etmez diye içten içe korkuyordu çünkü karşısındaki kız onun yeğeniydi ve eğer kabul etmezse onunla zorla konuşacaktı. İzem ise kendinden büyük birisiyle yanlız kalmayı hiç sevmezdi yüzüne hoşnutsuz bir ifade takınıp kapıyı biraz daha açtı. İzem önde Karan arkada içeri girdiler. İzem yatağa oturdu Karan tam karşısında sandalyeye oturunca konuşmaya başladı.
"Bak benim 2 tane oğlum var büyük 10 yaşında küçük 6 yaşında yeğenlerim onlardan daha büyük ama Azra senin karıştığın kız hepsinin piskolojisini olumsuz etkiledi abimgil , babam , annem ,yengemler ,benim eşim hepsi senin iyi birisi olduğunu düşünüyor kimseye zarar vermeyeceğini tek yönlü yani ama bil ki onlara zararın dokunursa seni hiç kimse kurtarmaz anladın mı beni? Zaten ailemize ne olduğu belirsiz birisini alıyoruz senin bunun ile yetinmen gerekiyor. Öyle tek kızım diye şımarıklık yapamassın unutma Kenan abim bile senin hatalarını ötmez ilk hatanda postalar seni yani uslu bir kız ol paranın keyfini çıkar daha fazlası yok umarım beynin bunları algılamıştır."
Bütün bu sözleri Kerem duymuştu ama öz kardeşini korumak için hiç bir şey yapmamıştı ona göre amcası haklıydı İzem ise onu görmüş hatta göz göze gelmişlerdi ama İzem onu umursamadı neyse dedi yine. Ve kendine hatırlatma yaptı.
İzem Dalya prensibi; herkesin içinde azda olsa bir bencillik vardır bunu asla unutma çünkü insanlar bunu asla unutmaz.
Şimdi ise kendi prensibi ile yaklaşacaktı karşısında çocuklarını korumak isteyen bir baba vardı belki ama o baba karşısında her ne olursa olsun bir çocuğa bunları söylemişti.
İzem: Ah ah şu gençlik bitmiş insan önce bir günaydın der dimi ama? ( Kafasını yan yatırıp Kerem'e baktı) Bak yeğenine de kötü örenek oluyorsun Karan çocuk senin yüzünden kapı dinliyor insan onu da içeri davet eder.
İkiside bunu beklemiyordu Kerem el mecbur içeri girmişti. Amcası ile bakışıyodu yüzlerinde bu deli ne diyor dedikleri çok belliydi. İzem samimiyetten uzak bir kahkaha atıp " şuan çok komik görünüyorsunuz ah canım ailem (!)" yüzünde yine sinir bozucu ama başkası görse hayran kalacağı bir gülümseme vardı.
Kerem: amcam haklı sen bizim hayatımızda sonra giren kişi olarak kalacaksın Sert ailesinin ikinci kızı bu kadar sadece Azra'nın açtığı yaraları seninle sarmaya çalışacaklar işleri bitince de bir köşeye fırlatılacaksın.
Yine bencilce sözler ama İzem Dalya neyse demeye alışmıştı. Yüzünde hiç bir değişim olmadan konuştu.
İzem: sizin ailenize başka bir şey beklenmez zaten. Eee baksanıza içinde siz varsınız.
İkisinin yüzünde de bozulmuş bir ifade vardı. İkiside amaçlarına ulaşamamıştı. Ama koridordan gelen adım sesleri ile hepsi sustu.
Selin: kızım uyandın mı? Aaaaa sizin burda ne işiniz var?
İzem: onlar bensiz yapamıyor ve evet uyandım.
Selin: peki hadi inelim de kahvaltı yapalım kızım.
İzem: peki inelim sizde odaya yerleşmeye karalı değilseniz kapıyı çekip gelirsiniz herhalde.
Karan: yok değiliz canım yeğenim.
İzem: görüyorsunuz değil mi Selin hanım canım amcamla nasıl anlaşıyoruz.
Selin: görüyorum kızımda bana hanım demesen annenim ben senin
İzem: ee zamanla hadi ama acıktım ben.
İzem Selin hanım'ı belinden nazikçe ittirerek götürüyordu daha fazla bir şey demesin diye.
Onların gittiğine tamamen emin olunca Karan Kerem'e döndü." Sen niye geldin lan."
Kerem: Murat abim aramıştı. Seni aramış açmamışsın o da her şeyi duydu galiba
Karan:off kapatmak aklına gelmiyor mu Kerem.
Kerem: ne bileyim ben amca al şu telefonu.
Karan: alo ne oldu lan.
Ali: ulan eşek herif o nasıl laftır lan ikinize de göstericem ben hele bir gelin siz görürsünüz.
Elif: yontulmamış odun ne olacak abi birde çocukları bahane ediyor.
Mehtap: ayy Allah'tan babam duymadı kıyamet kopardı he.
Karan: lan hani Murat aramıştı seni.
Kerem: öyleydi amca
Murat: evet ben aradım amca da Ali amacam telefonu zorla hoparlöre aldı.
Ali: sus lan sende vallahi elimde kalırsın he bana bakın sakın bir daha o kıza öyle davarndığınızı görmeyim duymayım.
Elif: ya Kerem senin söylediğin ne öyle işleri bitince bir kenara fırlatacaklar dedin nasıl kırılırmıştır?
Kerem: ne kırılması yenge duymadın mı hiç takmadı bile üstüne kahkaha attı.
Melek: çok ayıp yaptığınız ama şimdi bir şey belli etmeden aşağıya inin tamam mı?
Karan: tamam yenge tamam. Kapatıyorrum.
Veysel: kapat ulan hâlâ konuşuyor.
Karan Veysel abisinin sinirli sesini duyar duymaz telefonu kapattı. Veysel Sert'in öfkesi herkesi yakabilirdi Kerem ve Karan'ı yakacağı belliydi zaten.
Karan ise abarttığının farkındaydı o an sanki karşısında Azra var ve bunları ona söylermiş gibi hissetmişti. Ve şimdiden söyledikleri için pişmandı.
Kerem ise utanıyordu nasıl söylemişti o lafları resmen oyuncak yerine koymuştu İzem'i pilin bitince uğraşmadan atacaklar seni demişti. Ama böyle düşünürse zarar vermez sadece kendini sevdirmeye çalışır diye düşünmüştü. Sonuç ise ikisininde hüsrana uğratmıştı onlar ağlar inkar eder diye düşünüyorlardı ama olmadı.
İkiside el mecbur aşağı indiler bir de onlar anlamasın İzem Dalya hiç bir şey olmamış gibi Demirhan'ın tripleri ile uğraşıyordu.
İzem: ya Han hadi ama daha ne yapayım ben. Vallahi seninle gelmem görürsün he.
Demirhan: saçmalama lan asla öyle bir şey olmaz hem anca beraber kanca beraber demedik mi biz?
Kenan: ayrıca seni bırakacağımızı düşünmen çok büyük bir yanlış kızım senin ailen biziz.
İzem: ben istemesem asla gelmem biliyorsun Han sen anca bana trip at bak gidiyorum ben.
Demirhan: nereye ya dur vallahi bir daha yapmam gitme noğlur hem sen olmazsan ben ne yaparım.
Sinan: lan ne o 3 çocukla ortada kalmış kadınlar gibi.
Demirhan: ne üçü abi ben bin çocuğa bedelim buda beni bırakmaz zaten.
Selin: hadi kahvaltı hazır.
Herkes masaya geçince Akif beyin afiyet olsun demesiyle kahvaltıya başladılar.
Atilla: hayırdır Kerem abi , Karan amcamla ikiniz çok durgunsunuz.
Kerem: yok bişey Atilla.
Serap: ayy İzem senin bugün antrenmanın varmış bende geleyim mi kız.
İzem: yani öyle her gün olan sıradan bir şey sıkılırsınız.
Selin: yok kızım sıkılmayız lütfen bizde gellelim.
İzem Selin Hanım'ın gözlerindeki ışıltıyı görmüş ve hayır diyememişti. Kafasını sallayarak onayladı.
Taha: anne bende sizinle geleyim mi ?
Selin: sorun olur mu kızım?
İzem: hayır zaten ben antrenman yaparken siz oturursunuz.
Serap: tamam o zaman anlaştık.
Kahvaltı bitince herkes dağıldı. Aslan İzemgili bırakmak için kalacaktı.
İzem, Taha ve Selin hanım arkaya geçti Serap hanım da öne Aslan İzem'in tarif ettiği yere arabayı sürerken sessizliği bozmak için sakin bir müzik açmıştı. Taha müzik ile mayışıp İzem'in omzunda uyuya kalmıştı. İzem'in kokusu ile ona dahada sırnaşıp bir kolunu ona doladı. Gelmişlerdi ama Taha hâlâ uyanmayınca İzem Selin hanıma baktı uyandırması için.
Selin: kızım biz aşağıdayız sen kardeşini uyandır da gel.
Cevap vermesine izin vermeden indiler. İzem yavaşça Taha'nın omzuna dokunup "Taha hadi uyan geldik" dedi Taha ise daha da sarılıp " ya abla biraz daha uyuyum lütfen." İzem abla demesine çok şaşırsada bir şey demedi telefonundan Serap hanıma mesaj attı:
Serap hanım Taha biraz daha uyusun biz öyle geliriz. Siz içeri geçin hocamın geleceğinizden haberi var o sizi karşılar.
Serap Sert: tamam tatlım.
Serap hanım Aslan ve eltisini alıp içeri girdiler İzem'in dediği gibi onları orta yaşlı bir adam karşılamıştı. Onlar oturup İzem'in başarısından konuşmaya başladı.
" Merhaba ben Adem İzem'in tekvando hocasıyım"
Selin: merhaba ben de annesiyim adım Selin (Serap'ı göstererek) yengesi Serap ve (Aslan'ı göstererek )amcası Aslan dedi.
Adem: biliyorum İzem dün sizden biraz bahsetti sabah gelecekeler diyince çok şaşırdım buraya Demirhan'dan başkasını hiç getirmemişti.
Aslan: eee Adem bey bizim kız nasıl ?
Adem: vallahi mükemmel Aslan bey onun gibi bir öğrencim olduğu için çok şanslıyım. Kendisi çok başarılı kafasına koyduğunu yapar. Laf aramızda beni bile yenmişliği var istediğinde bayağı bir sert oluyor. Bugüne kadarda hiç kimse onu yenemedi. En fazla berabere kalmışlığı oluyor.
Serap: ne güzel çok zarif duruyor ama istediğinde herşeyi yapabiliyor demekki.
Adem:evet çok güçlü bir kız Yücel Bey'in yardımlarını reddedip kendi başının çaresine bakmak bu yaşta çok büyük bir başarı ama keşke bir birinizi daha önce bulsaydınız.
Selin: öyle ama artık geçmişe bakmak bize bir şey kazandırmaz geleceğimize bakmalıyız.
Adem: ne güzel dediniz Selin hanım ama Dalya daha çok geçmişe odaklı ardan ne kadar zaman geçerse geçsin bir hatası varsa mutlaka düzeltmeden durmaz.
Aslan: nasıl yani
Adem: mesela 1 sene önce bir maçta kendi hatasını bulmuş e malûm millî takımda olunca sürekli kameralar devrede. Küçük bir hataydı her türlü o kazanırdı ama ben kendi hatamı kabul ediyorum diyip aynı rakibi ile aynı şartlarda yine yarıştı.
Serap: hmm yani geçmişinde izler olsun istemiyor.
Adem: aynen öyle. Bu arada benim küçük bir işim var siz ne içersiniz göndereyim.
Aslan: 3 tane çay zahmet olmazsa Adem bey.
Adem: ne zahmeti hemen gönderiyorum iyi günler.
Aslan: sizede.
.............
Taha arabada uyumuyordu ablasına abla diyince ne yapacağını merak etmişti ablasının kalbi biraz hızlanmış sonra o daha rahat yatsın diye omzunu düzeltmişti. Bunu anlamıştı Taha ama biraz zaman geçince İzem " uyumadığını biliyorum kardeşim hadi kalk artık annenlere ayıp olacak."
Taha: kardeşim?
Sorgular bir tonda söylemişti.
İzem aynı tonda: abla?
Taha: uykuluyken söylemişim ne olacak?
İzem: bir şey olmayacak ama ben gayet kendimdeyken söyledim e bazı gerçekleri kabullenmek lazım.
Taha: iyi bende kabullenmeye çalışırım. Ama bugün antrenman yapmasan olmaz mı yorulma boşu boşuna hem zaten yarın Antep'e döneceğiz orda çalışırsın.
İzem sadece antrenman yaparsa kafasını dağıtabiliyordu, hiç bir şey düşünmeden tüm öfkesi ile. Taha bunu bilmiyordu bilmesinede gerek yoktu. İzem için bencilce bir istekti fakat Taha bunu sadece iyi niyeti ile yapmıştı İzem anlıyordu.
İzem:tamam ama önce gidelim de annenleri alalım bizim yüzümüzden orada bekliyolar.
Taha: tamam da o seninde annen yani annenler değil annem olmalı.
İzem: onada tamam lan kalk artık vallahi omzum çürüdü he.
Taha: off be abla sen hiç drama bağlamazmısın.
Arabadan inince Taha kolunu İzem'in omzuna attı.
İzem tek hamlede canını acıtmadan kolunu tutup attı ve kendi kolunu onun omzuna koydu. Ve yürümeye başladılar.
İzem: sen hayırdır bücür bana büyüklük mü taslıyorsun he!
Taha: yaaa abla bir havamız olsun dedik yaptığına bak ayıp ayıp yaşından başından utan.
İzem: hahaha oğlum sen Han ile yanyana gelme sakın. Sert ailesi bunu kaldıramaz.
Taha: sen birde kuzenleri gör o zaman Sert ailesi neyi kaldırmış anlarsın.
İzem: he gülüm he şu Aslan'ın kafası olduğuna göre oraya gidiyoruz.
Taha: ablaaa senin bu zeka şaka mıdur?
İzem: ne sandın lan ablan okul birincisi bir dâhi
Aslan: oooo yeğenlerim de sonunda gelmiş.
Taha: ee amca sen bensiz yapamazsın dedim geldim ablamı da getireyim dedim.
Serap: Allah Allah dün benim ablaya ihtiyacım yok diyordun ne oldu?
İzem: öylemiiii
Serap: he kız öyle sen bunun tatlı yüzüne inanma .
İzem: kardeşim?
Taha: abla o seni tanıyana kadardı hem ben küçüğüm hata yapabilirim kızma bana olur mu?
Gözleri dolmuştu Taha'nın ablası da o Azra gibi olur diye çok korkuyordu.
İzem: yok lan şaka yapıyoruz Serap hanım ile .
Serap: ya kızım ne o öyle hanım falan amcanla ne konuştuk biz.
Selin: evet kızım bak kardeşinlede anlaşmışsınız bizlerde bir şans ver ön yargılısın bunu anlıyorum ama lütfen.
Aslan: yenge bunları burada konuşmayalım hadi İzem sen ne yapacaksın.
İzem: küçük beyimiz birlikte vakit geçirmek istiyor bu yüzden bugünlük antrenman yapmıycam isterseniz sizde bize katılın.
Selin: olur kızım alışverişe çıkalım mı beraber yarın için bir kaç bir şey almamız lazım.
İzem: benim için bir sorun yok siz ne derseniz.
Taha: bana da uyar hem ben bir kaç bir şey alacaktım canım kuzenlerimin istekleri bitmiyor.
Serap: kesin Metin de istemiştir bana bak sakın o ne olduğu belirsiz abur cubur paketlerinden alma.
Taha: yaa ablam alır ki.
Selin: oğlum ablan sporcu sağlıksız beslenemez sen kendine başka kurban bul.
Aslan: ulan harbiden benim yeğenim sporcu hemde millî takımda ne hava atarım ben be.
İzem: herhalde de seninde bir özelliğin olsaydı bizde bir şeyler atardık be.
Aslan: ben bugüne bugün Sert ailesinin biriciğiyim bununla övün.
Selin: off hadi hadi gidelim sonra havanızı atarsınız.
Beraber bir AVM'ye girdiler. Ama işleri uzun süreceğiden dağılma kararı aldılar.
Serap: bakın şimdi ben kızların istediği elbiseleri falan alayım. Selin sende annemin istediği şu değişik şeyleri al senin aldıklarını beğeniyor sadece
Aslan sen abingilin istediği şeyleri al. İzem ve Taha'da kuzenlerinin istediklerini alısın. Bu kadar işte bana bak Taha sakın abartma terlik manyağı yaparım seni.
Taha: off tamam yenge.
Selin: Taha yengene oflama!
Aslan: maşallah herkes eski moduna kavuşuyor.
Selin: hadi herkes dağılsın , işi biten şu kafede beklesin tamam mı?
Herkes onu onaylayınca dağıldılar.
Taha: abla hadi çok yavaşsın.
İzem: ya kovalayan mı var niye koşuyoruz biz.
Taha: yahu abla biraz eğlence bak şuradaki mağazaya son giren poşetleri taşır.
İzem: tamam lan hadi 1 2 lan dur daha 3 diyecektim.
Taha: abla yuh nasıl yetiştin yaa hile var olmaz böyle. Uçtun be mübarek.
İzem: hadii canım yandan yandan. E ne alacağız şimdi.
Taha: bak şimdik sen kuzenleri tam tanımıyorsun ama amcamgilin bütün çocukları erkek sadece Canan halamın 6 kızı var onunda hiç oğlu yok böyle dengesiz bir aileyiz işte. Bizim kuzenler bir oyun konsolu beğenmiş orada bulamamışlar önce onu alalım. Sonra yengemin dediği şu aburcuburlardan , murat abimin ilerdeki mağazada siparişleri var onlarıda aldıkmı tamamdır.
İzem: o zaman ben şu oyun konsolunu alayım sende o dediğin şeyden al sonradan Murat abinin siparişlerini alalım. Kasada buluşuruz.
....
Taha: e aldın mı ?
İzem: evet paketleniyor hadi onları da ver.
Taha: iyi de bende kart yok dur amcamı arayım senin telefonu versene.
İzem: gerek yok ben hallederim.
Taha: bizimkiler Yücel dedemin parasını kabul etmez ama.
İzem: onun parası değil merak etme kendi param e o kadar madalyanın bir artısı oluyor.
Ödemeyi yaptıktan sonra diğer işlerini halletmek için başka bir mağazaya girdiler. Taha kasadan alacaklarını alıp kafeye doğru gitmeye başladılar.
Taha: yani desene benim ablam da zeng





