
1.Bölüm
Gördüğüm rüyadan uyanmak istemiyordum. Çok güzel bir sahnede, bir konser veriyorduk. Ama tam bir nota çalmamla uyandım.
Tepemde fısıldaşmalar duymaya başlamamla birlikte hocanın uyuduğumu anladığını fark ettim. Zaten saniyeler sonrada bunu ispatlamış oldum.
“Eslem! Kalk kızım. Bir öğrenci derste hiç uyur mu? Allah’ım sen ben bu okuldan kurtar da özel okula nasip et.”
Bu adam beni deli ediyordu. Sözde matematik öğretmeniydi. Matematik zaten beni yeterince delirtiyordu. Bir de üstüne bu adam… Dersi çekilmez hale getiriyordu.
Ahh… Şimdi ders müzik olacaktı. Ne şaheserler çıkarırdım ortaya. Ama koskoca beş okul günün sadece bir günün de kırk dakikacık müzik dersi vardı. Bu beni çok üzüyordu. Hayatım zaten müzikten ibaretti.
Düşüncelere dalmışken karşımda dersinde uyuduğum için karşımda bekleyen öğretmeni hatırladım. Bir cevap vermem gerekiyordu.
“Özür dilerim bir daha tekrarlanmayacak.” Tekrarlanacaktı.
“Mümkünse tekrarlanmasın. Bir daha dersimde uyuduğunu görürsem doğru müdürün odasına. Duydun mu!?”
“Evet.
”
“Duyamadım.” Salak mısın be adam? Duydun işte.
“Evet.” Dedim daha yüksek bir seste.
“Aferin. Şimdi derse dönelim…” dediği anda ders zili çalmıştı ve bu benim kurtuluşum olmuştu.
Hemen sıramdan kalkıp gidebileceğim en hızlı şekilde Ezgi’nin oturduğu sıraya yöneldim.
Ezgi benim her zaman ve yanımda olmuş olan ve her daim beni destekleyen tek dostumdu. Diğer dost sandığım kişiler beni hep sırtımdan bıçaklamış, ihanete uğratmıştı.
“Bu günde enerjin her zamankinden daha fazla bakıyorum.” Mavi gözleri ışıldıyordu.
“Ne demezsin.”
“İstersen Kerem’i de alalım prova yaparız hem birkaç kez.”
Bir grubumuz vardı. Adı “Acil Çıkış”. Çok kötü bir isimdi. Ama tam olarak bizi yansıtıyordu. Zaten çok kalabalık da değildik. Ben, Ezgi ve Kerem.
Kerem bizim mahallede oturuyordu. Bizden bir yaş büyüktü ama bir sene sınıfta kaldığı için hala lise 3’teydi.
“Çok iyi olur. Bu gün hiç halim yok. Biraz kafa dağıtmaya ihtiyacım var.”
Hızlıca yan sınıfa gidip Kerem’i yanımıza çağırdık. Kerem yanımıza geldiğinde hiç olmadığı kadar mutu görünüyordu.
Hatta o kadar mutlu görünüyordu ki, hırkamın her zaman kapalı olan kapüşonunu açmaya çalışmamıştı.
Herkesin cevabını merak ettiği soruyu soransa benden önce Ezgi olmuştu.
“Hayırdı Kerem hazretleri? Pek bir neşelisiniz bu gün.”
“Yakında öğrenirsiniz. Hem siz beni bırakında beni neden çağırdığınızı söyleyin.”
Derin bir iç çektim. “Prova için. Başka ne için olacak?”
Kerem cevap vermeden Ezgi bana dönüp “Prova saatine ne kadar var?” Telefondan saatime baktım.
“En az yirmi dakika. Ama pek bir şey olmaz zaten bu saatlerde kimse müzik odasında olmuyor.”
Okulumuz özel okul değildi ama bir özel okulda olan çoğu şey burada da vardı. Müzik odası bunlardan biriydi.
Üçümüz hızlıca müzik odasına doğru ilerledik. Vardığımız zaman içeride kimsenin olmaması konusunda yanılmıştık.
İçeride Zaman Çizgisi vardı. Bu grup okulun en iyi müzik gruplarından biriydi.- Ve tabii biz de öyle.- Bu grupta bizim gibi üç kişiden oluşuyordu. Kaptanları Akın, bateristleri Mete ve basçıları Selim. Ama ben bu Akın denen tipe nedensiz bir şekilde sinir oluyordum. Davranışları hoşuma gitmiyor, aptal aptal şakalar yapıyordu.
Akın “Neden bizim provamızı bölüyorsunuz. Ne kadar ayıp.” Dedi alaycı bir tonda.
Hızlı sinirlenen bir insan olduğum için her an patlayabilecek olan bir bombaya benziyordum. Bunu bilen Ezgi ben söze girmeden konuşmaya başladı. “Biz bu saatte odanın boş olduğunu düşündüğümüz için gelmiştik. Müsaade ederseniz gidelim hemen.”
Tam kapıdan dışarı çıkarken Akın bana seslendi. “Eslem! Bir ara şu kapüşonunu çıkar da yüzünü görelim biraz.”
O an ağzımdan sadece tek bir kelime çıktı.
“Siktir.”
Ardından kapıyı hızlıca kapattım. Birkaç ders daha gitarın tellerine ellerimi dokunduramayacak, müziğin kulaklarına dolmasına imkan sağlayamayacaktım.
O sırada Kerem’in kapının arkasındaki prova saatlerine baktığını gördüm. “Prova saatleri değişmiş.”
“Yani haksız olan biz mi olduk?”
“Sanırım evet.”
“Bizim sıramız ne zaman?”
“Öğle arası.”
Biz prova telaşesindeyken birden zil sesi kulağımda yankılanmaya başlamıştı. Kerem’i kendi sınıfına bıraktıktan sonra bizde kendi sınıfımıza giderken Ezgi birden duraksadı. “Eslem çok acil buraya bakman gerek.”
Bana panodaki afişlerden birini gösteriyordu. Gösterdiği afişe baktığımdaysa sevinçten havalara uçacaktım.
Okulda bir müzik yarışması yapılacaktı. Bu gün uyanmak istemediğim rüya sanırım gerçek oluyordu.
(Yazım yanlışları için kusura bakmayın)