Yeni bölüm atmayalı neredeyse bir hafta oluyor
Biraz yoğun bir haftaydı ondan öyle oldu
İyi okumalar
***
Okul çıkışında ben, Beyza ve Kayra yan yana yürüyorduk. Beyza'yla yavaş yavaş kaynaşırken içten içe ilk defa bir kızla arkadaş olduğum için sevinçliydim. Kısa bir süre önceye kadar bunun mümkün olduğunu söyleyen biri olsaydı ona asla inanmazdım ama hayat işte... Benim gibi bir kızın bile arkadaşları olmuştu.
''İşte sonra bir tekme attım ve galibiyet benim oldu.'' diyerek konuşmasına devam etti Beyza. Tekvando kursuna gidip nasıl eğitim gördüğünü ve çıktığı maçlarda aldığı galibiyetleri anlatıyordu.
''Hâlâ kursa devam ediyor musun?'' diye sordu Kayra. ''Artık eğitime ihtiyacım yok. Yine de gidip küçük çocuklara ders veriyorum bazı günlerde.''
Kayra omzuma bir sille çekip öne doğru yalpalamamı sağladı. Kaşlarımı çatıp sinirle ona bakarken onun odağı Beyza'daydı. ''Şuna da ders veremez misin? Kendini savunmayı öğrenmesi gerekiyor da.'' Bana 'Şu' demesine takılmak istesem de isteğim dışında, kendi kafasına göre beni kursa yazdırmaya çalışmasına daha çok takılmıştım. Nereden çıktı bu birdenbire? Ben daha iki adımlık mesafeyi yürüyemiyordum. Tekvando benim neyime?
Beyza bana ışıldayan gözlerle baktı. ''Sen de istersen çok güzel olur Eylüüüüül! İster misiiin?'' Fazlasıyla hevesli çıkan sesi onu kırmayı imkansız hale getiriyordu. En azından o, bazı şahısların aksine fikrimi sormuştu. Başımı kaşıyıp ne demem gerektiğini düşündüm.
''Bilemedim ki...'' dedim kararsızlıkla. Beyza, onun tarafında kalan elimi sıkı sıkı tutup hevesle çekiştirdi. ''N'olur geeel! Hem eğleniriz hem de kendini savunmayı öğretirsin. Geleceksin, değil miii?'' Allah, Çağrı ve Kayra'ya enerji dağıtırken Beyza'yı da unutmamıştı sanırım. Bu yaşam sevgisinin nereden geldiğini asla çözemeyecektim.
Kayra, cevap vermemi beklemeden ''Gelecek, gelecek. Hatta ben de geleceğim.'' dedi ciddiyetle.
''Nereye gidiyorsunuz?'' Hemen arkamızdan gelen Çağrı'nın sesiyle aynı anda ona doğru döndük. ''Tekvando kursuna.'' diye cevapladı onu Kayra.
Çağrı da bu nereden çıktığı belli olmayan fikir karşısında şaşırmıştı elbette. Bunu dile getirmekten de çekinmemişti. ''Nereden çıktı o?''
''Ben küçüklüğümden beri tekvando eğitimi gördüm. Şimdi de küçük çocuklara eğitim veriyorum. Kayra ve Eylül de yazılmak istiyorlar. Öyle yani.'' Ben istediğimi mi söylemiştim? Neden hatırlamıyordum öyle bir şey?
Bu fikir Çağrı'nın da kafasına yatmış gibi görünüyordu. Başını anlıyormuş gibi sallayıp hemen yanımda yürümeye başladı. Dar sokaklarda dört kişi yan yana yürüdüğümüz için yolu kapatıyorduk ama bu hiçbirinin umrundaymış gibi durmuyordu.
''Çok güzel bir fikir aslında. Ben de boks ve judo eğitimi aldım. Tekvando da olsa hiç fena olmaz.''
''Sen de mi katılacaksın yani?'' diye sordum şaşkınlıkla. Çağrı'dan böyle bir girişim beklemiyordum. Çok ani olmuştu. Gerçi bizimki de pek düşünülerek karar verilmiş bir şey sayılmazdı ama neyse...
Yeşil irislerini bana çevirip başını olumlu anlamda salladı. ''Evet. Ben de size katılacağım. Eğlenceli olacaktır.''
''Değil miii?'' diye şakıdı Beyza. Çok heveslenmişti gerçekten de.
Çağrı'nın bakışları Beyza'ya döndü. ''Sen yeni gelmiştin, değil mi?'' diye sordu.
Beyza başını olumlu anlamda salladı. ''Evet. Tanışma fırsatımız olmadı. Ben Beyza.''
''Ben de Çağrı. Memnun oldum.''
''Ben de memnun oldum.'' Kısa tanışma faslından sonra yine tekvando konusuna dönmüştük. ''Şimdi ben çocuklara ders veriyorum. Sizin yaş grubunuz için antrenörle görüşmem gerekiyor.''
''Hiç zahmet etme. Biz çocuklarla birlikte eğitim görürüz.'' Kayra'nın bu anlamsız fikri beni şaşırtmıştı. Koskoca biz, mini minnacık çocuklarla mı antrenman yapacaktık.
Şaşıran sadece ben değildim. Beyza da en az benim kadar şaşırmıştı. ''Neden ki?'' Kayra'nın cevabını beklerken mantıklı bir şey demesini umuyordum.
''Şimdi biz daha bir şey bilmiyoruz. Yaşıtlarımızla başlarsak dayak yiye yiye çıkarız her gün kurstan. Çocuklarla olursak en azından önce biz öğeniriz. Çocuklara da örnek olur. Hem antrenörümüz sen olacağın için kendimizi baskı altında da hissetmeyiz.''
Yine mantıklı ama mantıksız konuşmuştu. Ne diyeceğimi bilememiştim. Bu çocuk niye böyleydi acaba? Kayra'nın cevabından dolayı Çağrı ve Beyza gülmeye başlamışlardı. Bense ifadesizliğimi koruyordum. O kadar da komik gelmemişti açıkçası.
Bazen bana insanlar gülmek için bir bahane arıyorlar gibi geliyordu. En ufak şeyde hemen bir kıkırtı bir kahkaha... Değişikti.
''Tamam o zaman. Nasıl isterseniz.'' Çok şükür bugün de benim fikrim hiç sorulmamıştı. ''Gelecek pazartesi, akşam altıda ilk ders için sizi bekliyorum o zaman.''
''Hay hay hocam.'' dedi Kayra sırıtarak. Yine olağanüstü bir hızda samimiyet kurmuştu. Ben kızla iki kelime edebilmek için onunla adam dövmüştüm. Eğer o durum yaşanmasaydı tövbe konuşmazdım.
Beyza caddenin sonunda durup ''Benim evim şu tarafta kalıyor.'' diyerek solda kalan caddeyi gösterdi. ''Yarın görüşürüz artık.'' dedi gülümseyerek. Çağrı ve Kayra'ya el sallamakla yetinse de gözleri beni bulunca bana yaklaşıp kollarını boynuma dolayarak bana sarılmıştı.
Şaşkınlıktan reflekslerimi bile kaybetmiştim. Bunu yapmasını asla beklemiyordum. Sarılışına karşılık vermemi beklemeden benden ayrılıp ''Kendine çok dikkat et Eylülcüğüm.'' dedi gülümseyerek. Başımı olumlu anlamda salladım. ''Sen de...'' diyebildim kısık bir sesle.
Gülümsemesi genişledi. Ardından bir kez daha bize el sallayıp arkasını dönerek uzaklaştı. Biz de yolumuza devam ettik.
Az önce olanın bendeki etkisi geçmediğinden kaldırım taşlarını dalgın dalgın seyrediyordum. Birden omzuma konan sert kolla dengemi kaybedecek gibi olsam da aynı kol sabit durmamı sağladı. ''Dalmışsın. Bir şey mi oldu?'' Çağrı'ya bakıp dertli dertli bir nefes çektim içime.
Ben konuşmaya başlamadan Kayra lafa atıldı. ''Bu bücür adam dövdü bugün.'' Çağrı'nın gözleri irileşti. ''Ne? Sen mi adam dövdün?'' Sesinden bu olaya asla inanmadığı belli oluyordu. E haklıydı da bir yandan. Ben kim adam dövmek kim? Ama Beyza sağ olsun gerçekten de yapmıştım.
''Hem de nasıl dövmek! Bir görsen çocuğun tipi kaymıştı.''
''Abartma Kayra.'' dedim ters ters. ''Hem onu yapan ben değildim Beyza'ydı.''
''Sen ne yaptn peki?'' Çağrı'nın merak dolu sorusuna kısık bir sesle cevap verdim. ''Kasıklarına tekme attım ve...'' deyip duraksadım. Saçını çektiğimi söylesem dalga geçerler miydi acaba? Cümlemi devam ettirmeyince Çağrı omzumdaki kolunu sıkılaştırdı. ''Ve ne?''
''...saçını çektim.'' dedim fısıltı şeklinde.
''Ne yaptın ne yaptın?'' Of! Sağır mıydın sen Çağrıcığım!? ''Saçını çektim!'' dedim agresif bir tavırla. Bunu der demez iki tarafımdan da kahkaha sesleri yükseldi. Offff! Biliyordum böyle olacağını. Dalga geçmeden durabilirler miydi sanki bunlar?
Şimdiden söylediğime pişman olmuştum. Dakikalarca süren kahkahalarından sonra ikisi de karınlarını tutmuş zar zor nefes alıyorlardı. Ortama tekrardan ciddiyet hakim olunca Çağrı, ''İyi yaptın, iyi yaptın da kim bu çocuk?'' diye sordu.
''Talha.'' dedim hiç çekinmeden.
Çağrı'nın çenesi, duyduğu isimle birlikte kasıldı. Yüz ifadesi tamamen sertleşti. ''Yine mi şu pezevenk! Ne halt yedi yine?''
Detaya girmem ya da neler olduğunu anlatmam doğru olur muydu bilemiyordum hiç. En iyisi geçiştirmekti. ''Hallettik ya biz. Boş ver sen.''
''Ne demek boş ver Eylül? Ben bu puştu bin defa uyardım. Ne yaptığını anlat bana. Yetti artık bu yaptıkları.''
''Sıradan durumlar işte...'' dediğimde Çağrı aniden durdu. Omzumda olan kolundan dolayı ben de durmak zorunda kaldım. Kayra da bize ayak uydurdu.
Çağrı kolunu omzumdan çekip hemen karşımda durdu. İki elini de omuzlarıma yaslayıp gözlerimizin aynı hizaya gelmesi için biraz eğildi.
''Eylül... Birincisi o yaptıkları şerefsizlikler 'Sıradan durumlar' diye adlandırılamaz. İkincisi senin bu durumları hoş görmemen gerekiyor. Önceden de demiştim. Kimsenin sana zarar vermesine izin verme. Bugün ona karşılık vermen çok iyi oldu. Çok hoşuma gitti. Seninle gurur duyuyorum. Bundan sonra da boyun eğme ve şimdi ne yaptığını söyle ki bu şerefsizden de kurtulayım.''
Samimi bir şekilde kurduğu her cümle fazlasıyla haklılık içeriyordu. Benimle gurur duyduğunu söylemesi ise çok mutlu etmişti beni.
''Benimle uğraşıyordu her zamanki gibi. Beyza, bana bulaştığı için ona bağırdı. O da Beyza'nın üzerine gidince müdahale etmek zorunda kaldım.''
Çağrı'nın çenesi bir kez daha kasıldı. Çok sinirlenmiş gibi görünüyordu. ''Ben halledeceğim. Bundan sonra o okula ayak basamayacak.'' Güven verici konuşmasından dolayı istemsizce gülümsemiştim. ''Teşekkür ederim.'' dediğimde omzumu pat patladı.
''Teşekküre gerek yok. Olması gerken şeyi yapıyorum ben sadece.'' Cümlesini bitirdiği gibi telefonu çaldı. Arayan kişiyi görmesiyle yüzü mümkünmüş gibi daha da sert bir hale büründü. Kaşları daha da çatıldı.
Benden uzaklaşıp ''Gitmem gerekiyor şimdi. Yarın görüşürüz.'' Onu başımla onayladığım gibi arkasını dönüp gitti hemen. Ne olduğunu anlayamamıştım. Kötü bir şey olmamasını ummaktan başka bir şey gelmiyordu elimden.
Çağrı gittikten sonra geriye ben ve Kayra kalmıştık. İkimiz de ne olduğunu anlayamadığımız için birbirimize anlamsız bakışlar attıktan sonra yolumuza devam ettik.
***
Bölüm sonu
Görüşürüz
