Selaam
İyi okumalaaar
***
Kalan dersler boyunca Kayra'yı terslemiştim. Çıkışa kadar da yüzüne bakmamıştım. Gerçi onun da pek umrundaymış gibi durmuyordu. Her teneffüste çevresinde sinekler toplanıyordu. Yanlış anlaşılmasın. Kıskandığım için falan onlara o şekilde hitap etmiyordum. Ne tarz kişiliklere sahip olduklarını bildiğimdendi bu tavrım. Neredeyse her biriyle hiç de iyi sayılmayacak bir geçmişim olmuştu. Kayra da ne yazık ki onların ne tarz insanlar olduklarını bilmediği için onlarla rahat rahat takılıyordu. Tribimle uğraşamayacak kadar meşguldü yani beyefendi.
Çıkışta çantamı omzuma alıp Kayra'yı beklemeden hemen sınıftan çıktım. Arkamdan seslendiğini duysam da duymazdan gelmiştim. Bana ne yani? Gidip yeni arkadaşlarıyla yürüsün okulun kapısına kadar. Madem hemen bu kadar samimi oldular gidip onların evinde de kalabilirdi üstüne. Bana neydi?
Sınıftan çıktığım gibi Çağrı'yı gördüm. Sınıfıma doğru yaklaşıyordu. Beni görünce tatlı tatlı gülümsedi ve adımlarını hızlandırdı. Ben de yılmış adımlarla ona doğru yürümeye başladım. Biri beni sürüklese daha enerjik bir şekilde yürüyeceğimden emindim.
Çağrı'yla karşı karşıya geldiğimizde omzuma bir şaplak attı. Acıtmıştı! Yüzümü burşturup ona ters bir bakış attım. Zaten asabım bozuktu. Ona çatabilirdim her an. ''Kızım ne bu hal? Sen on yedi yaşındasın. On yedi! Enerjik olman gerek. Ölü gibi geziyorsun ortalıkta.''
''Ya Çağrı bir sal beni gözünü seveyim. İster ölü olurum ister diri. Bulaşma bana.'' İlk defa ona karşı bu kadar açık sözlü ve ters oluyordum. Bu hem benim hem de onun için epey şaşırtıcı bir durumdu.
Yine de bozuntuya vermedi. ''Neyse... İyileştiğinde her şey daha güzel olacak. Enerjik hallerini görmek için sabırsızlanıyorum.'' Tabii tabii. Daha çoook beklersin canım.
Merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştık ki omzumda soğuk bir el hissettiğim gibi gözlerimi devirdim. Şimdi mi aklınıza gelmiştim Kayra bey? ''Eylül, neden beni beklemedin?'' Hıh! Bir de utanmadan hesap soruyor aptal hayalet.
''Beklemek zorunda olduğumu bilmiyordum.''
''Eve beraber gideceğiz ya kızım? Nasıl beklemeden gideceksin?'' Bir de aynı odada kaldığımızı da söyle Kayracığım. Az oldu bu.
Çağrı bir bana bir Kayra'ya bakarak mevzuyu çözmeye çalıştı. Yanlış anlamasın diye olaya bir el attım.
''Aynı mahallede oturuyoruz da... Kayra da yolu tam bilmiyormuş. Ondan beraber gidelim dedi.'' Helal be bana! Birkaç saat içinde profesyonel yalancı olmuştum.
Sunduğum bahanede hiçbir pürüz olmadığı için Çağrı da hemen inandı. Anlayışla başını salladı. ''Beraber gidelim o zaman.'' Bir yandan Kayra bir yandan Çağrı... Mükemmel(!) bir yolculuk olacaktı kesin.
''Bana uyar!'' dedi Kayra neşe dolu bir sesle. Nedense Çağrı'yı çok sevmiş gibi görünüyordu. Nedense içimden bir his sık sık bu üçlü grubun bir arada olacağını söylüyordu. Hadi hayırlısı bakalım.
Üçümüz arasında ufak bir tartışma sonucunda galibiyet Kayra'ya gitmişti ve eve yürüyerek gitmek zorunda kalmıştık. Çağrı arabayla, ben otobüsle, Kayra ise yürüyerek gitmek istemişti. O kadar çok ısrar etmişti ki eninde sonunda kabul etmek zorunda kalmıştık. Ne bu yürüme sevdası arkadaş? Ben iki adım atmaktan bile nefret ediyordum. Şimdi eve kadar yürümek zorunda kalmıştım.
Ki eve nefes nefese ulaşmam da bu işi beceremediğimin kanıtıydı. Tam binanın karşısında gelmiştik ki Çağrı, Kayra'ya baktıktan sonra duraksadı. ''Vedalaşıyor muyuz? Evin ne tarafta kalıyor?'' diye sordu. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış atasözünün gerçek hayattan bir örneğiyle karşı karşıya kalmıştık. Hadi bakalım Kayracığım, göster evini gösterebiliyorsan.
Kayra'nın yüzünde son derece rahat bir ifade vardı. Hiç bozuntuya vermeden cevap vermişti. ''Biraz ileride oturuyorum ben. Ama Eylül'ümün ailesiyle tanışmak istiyorum. Bence beni gördüklerine çok sevineceklerdir.'' Hass... Ne alaka abi ne alaka?
Ulan ben bile aileme bu kadar yakın hissetmiyordum. Şurada karşıma çıkan, aileme halleniyordu. Nedir bu çektiğim?
Çağrı, yorum yapmadı. Sessizliğini korudu. Benim bu duruma bir şey söylemem gerekiyordu belki ama Kayra bir şey dememi beklemeden önden ilerlemeye başlamıştı bile. Bir iç çekip onu takip etmek zorunda kaldım ben de.
Ailemin bir kez daha şaşkınlık seansı geçirmesine katlanabilir miydim bilmiyorum ama yapmak zorunaydım bazı şahısların sayesinde!
Evin karşısına geldiğimizde zili çalmanın zamanı gelmişti. Benim için en zor aktivitelerden biriydi. Çünkü birazdan olacaklara dair gözümde canlanan manzara hemen buradan kaçmam gerektiğini söylüyordu.
Çok şükür ki zili benim çalmama gerek kalmamıştı. Çünkü Çağrı ve Kayra aynı anda zile basmışlardı. Sonra birbirlerine bakıp bana çok da samimi gelmeyen bir şekilde gülümsemişlerdi. Kısa bir süre içinde de kapı açılmıştı.
Yine ablam ve yine ''Anne! Baba! Koşun çabuk!'' diye bağırması... Sonra da annemle babamın hemen koşup gelmesi ve bizi aşırı dramatik bir şekilde karşılamaları... Utanmasalar bir de bayılırlardı. Buna kalıbımı basardım.
''Hoş geldiniiiz. Geçin bakalım içeri.'' dedi annem aşırı sevecen bir sesle. Ailemin de herkesle hemen bu kadar hızlı samimiyet kurması beni benden alıyordu.
İçeri girdiğimiz gibi Kayra'yla da ayaküstü tanışmışlardı. Sonra da annem üçümüzü banyoya yollamış, elimizi yüzümüzü yıkamamızı söylemişti. Biz de el-mahkum dediğini yapmıştık. Sonra da doğruca mutfağa...
Masa komple doluydu. Benim dışımdaki herkese aşırı ağız sulandırıcı bir görüntü sunmuş olmalıydı. Annemin hep böyle bir huyu vardı zaten. Güzel yemekler yapmaya bayılırdı. Zaten zamanında da kilo almama sebep olan bu durum değil miydi? Can sıkıcı anılar aklıma üşüşmeye başlamışlardı ki hemen onları geri plana attım. Şu an olmazdı.
Ciğerlerimi bol oksijenle doldurduktan sonra masadaki yerimi aldım. Hepimiz masaya oturduğumuzda babam Kayra'ya bakmıştı doğruca. ''Eylül'ün çocukluk arkadaşısın demek?''
Kayra nazikçe gülümseyip babamı onayladı. ''Bizim kız pek sevmezdi dışarı çıkmayı. Zar zor çıkardığımız sıralarda tanışmış olmalısınız.''
''Olabilir baba.'' Baba derken? Uçmuştun be oğlum! Kayra'ya şok olmuş bir şekilde baktığımda herkesin de aynı şekilde ona baktığını gördüm. Tabii kimse ilk kez gördüğü bir adama baba demezdi sonuçta. Şaşırmamız normaldi.
''Dürüst olmak gerekirse hep birine baba demek istemişimdir. Benim bir babam olmadı. Siz de tam baba gibi hissettirdiniz nedense. Ondan...'' Vay be... Bu çok acıklıydı. Babasını hiç tanımamış mıydı yani gerçekten? Yoksa bu da bir yalan mıydı? Eğer bir yalansa profesyonelliğinden dolayı ona şapka çıkartabilirdim. Ama eğer gerçekse... Bunu düşünmek bile istemezdim.
Ailemin yüzü bir anda düştü. Şaşkınlık barındıran ifadeleri gitmiş, yerine hüzünlü ifadeleri gelmişti. Babam anlayışla başını sallayıp ortamı neşelendirmek istercesine gülümsedi. ''O zaman bana istediğin kadar baba diyebilirsin oğlum.'' Gözleri Çağrı'ya kaydı. ''Sen de öyle Çağrı oğlum.''
Onu unutmaması Çağrı'yı çok mutlu etmiş gibi görünüyordu. Otuz iki diş sırıtıp ''Seve seve baba.'' diye cevap verdi. Ulan ne bu hız? Hızınıza yetişemiyorum yemin ederim ya! Babam bir anda ikisinin de babası olmuştu. Bu işte bir terslik vardı ama ne?
''E bana da anne deyin o zaman.'' Annemin dahiyane önerisi karşısında ağzım açık kaldı. E ben de size abi diye sesleneyim o zaman!
Kayra ve Çağrı annemin bu teklifini de severek onaylamışlardı. ''Bana abla demeyin lütfen. Sizin gibi yakışıklı çocukların bana abla demesi kalbime çok iyi gelmez. Yaşlı hissederim.'' Gülüşmeler tüm eve yayılsa da ben heykel gibi öylece bakıyordum onlara. Komik bir şey mi vardı?
Onlar kendi aralarında sohbet ederken annem de yemeği servis etmeye başlamıştı. Benim tabağıma bir şeyler koyacağı sırada Çağrı onu nazikçe durdurdu. ''Şey anne ona sadece çorba koysan iyi olacak. Midesi pek iyi değil de.''
Annem şaşkınlıkla bana baktı. ''Öyle mi kızım?''
Başımı 'Evet' anlamında salladığımda Çağrı'nın dediğini yapıp bana bir kâse çorba doldurdu. Umarım midem kötü olmazdı bunu içtikten sonra. Çok temkinli olmak zorundaydım.
''Sen bu yüzden mi özel olarak çorba yapmamı istedin Çağrı oğlum?'' Annemin sorusuyla birlikte direkt Çağrı'ya döndüm. Öyle mi yapmıştı gerçekten? Yüzünde mahcup bir gülümseme oluştu ilk önce sonra da başını yavaşça aşağı yukarı doğru salladı.
''Hanım, bu çocuk kızımızı bizden daha iyi tanıyor gibi duruyor, öyle değil mi?''
Annem biraz bile düşünmeden babamı onayladı. Babam bana baktığında gözlerinde hüzün parçaları yakladım. Bu durum onu üzmüş müydü? Ama neden? Göz göze geldiğimiz anda tatlı bir şekilde gülümsedi bana. Babamın gülümsemesini görmeyeli yıllar olmuştu neredeyse. Bunda benim de bir hata payım olduğu su götürmez bir gerçekti. Kendimi ailemden çok uzaklaştırmıştım. Bir suçları olmamasına rağmen...
''Aslında bu iyi bir şey değil mi?'' dedi ablam aniden. ''Yani bu demek oluyor ki en azından okulda arkadaşları var. Birileriyle konuşuyor. Yalnız değil. Yanlış mıyım?''
Hm hm. Tabii. Ne demezsin? Okulda aşırı sosyallikten dolayı bayılıyorum her gün.
Kayra, ''Kesinlikle öyle! Sınıfa ilk geldiğimde bildiğiniz ışıldıyordu. Gözlerim ilk onu buldu. Sevenleri de çok hem. Övmek gibi olmasın ama mükemmel bir kız yetiştirmişsiniz.'' dedi aileme yönelik olarak. Neden yapmıştı bunu? Ailemin önünde beni hiç olmadığım biri gibi tanıtıyordu ve ben sebebini asla anlayamıyordum. Bir ara, hatta mümkünse hemen bugün bu konuyla ilgili onunla konuşmam gerekiyordu.
Bu cümlelerden sonra benim odağım önümdeki çorbaya kaymıştı. Şimdi ilk denememi yapacaktım. Kaşığı usulca kâseye daldırıp birazcık çorba doldurdum içine. Sonra çekine çekine onu ağzıma kadar getirip içtim.
Uzun zamandır doğru düzgün yemediğim için genzim yanıyormuş gibi hissetmiştim. Ayrıca ağzımda tuhaf bir tat oluşmuştu. Ama neyse ki midem bulanmamıştı. Bundan cesaret alarak birkaç kaşık daha içtim. Kendimi fazlasıyla dolmuş gibi hissettiğimdeyse kaşığı kâsenin yanına bırakarak bir öğünümü tamamladım.
Gözlerim istemsizce Çağrı'ya kaydığında bana bakıp gülümsediğini gördüm. Sadece dudaklarını kımıldatarak bana 'Aferin!' dedi gururlu bir ifadeyle. Çocuğunun ilk adımını görmüş kadar mutlu ve gururlu görünüyordu. Eh ben de ilk adımını atan çocuktan çok farklı sayılmazdım pek bu konuda.
Gülümsemesine karşılık verdim. Belki de gerçekten iyileşebilirdim. Bu, büyük bir adım sayılmazdı elbette. Ama sonuçta bir adımdı. Az da olsa yol katetmiştim. Bu yolun sonunun güzel olma ihtimali hiç de kötü değilmiş gibi hissettirmişti.
***
Görüşürüzz

