İçeriğe geç

Hayalet Çocuk

Bölüm 15 · 7 dk okuma

Hayalet Çocuk

Bölüm 15

15. Bölüm👻

İyi okumalar

***

Başımı sırama yaslamış, hocanın ninni gibi gelen sesini dinliyordum. Her an uykuya dalacak gibiydim. Az kalmıştı. Gözlerim gidip gidip geliyordu.

Tam gözüm almıştı ki sınıfın kapısı açıldı. Şansıma... Ardından yine hocanın sesi duyuldu.

''Yeni arkadaşlarınız da geldiler sonunda. Teneffüste tanışırsınız artık. Boş bulduğunuz yerlere geçebilirsiniz.'' dedi hoca. Kimsenin dinlemek bile istemediği dersini bölmek istemiyordu anlaşılan.

''Ya hocam! Ne olur şimdi tanışalım!'' Bir kızın itirazıyla tüm sınıf itiraz etmeye başladı. Ardından sınıftaki birkaç kızın fısıltısı kulağıma geldi.

Çok yakışıklı değil mi?

Taş gibi çocuk valla.

Ne taşı oğlum meteor bildiğin.

O kara gözlere de bakın siz.

Bunun için ölünür bile.

Adı ne acaba?

Adı da kendi gibi yakışıklıdır kesin.

Dertleri şimdi belli olmuştu. Yakışıklı sayılan birini gördükleri gibi bu tarz ergence tepkileri vermeyi asla bırakmayacaklardı sanırım. Sonra da bana ergen deniliyordu. Bunlarla ben bir miydik şimdi?

''Çocuklar ders bölünmesin. Sonra tanışırsınız işte. Uçup gidecek halleri yok ya arkadaşlarınızın.'' Hocam siz de ne ders meraklısı çıktınız. Bir salın da uyuyalım.

''Ama hocaaaam! N'oluuursunuz tanışalım. Çok merak ettik arkadaşı.'' Hıh! Arkadaşı! Diğer öğrenci görünmezdi herhalde. Daha geldiği gibi görmezden gelinmişti garibim. Her kimse ona üzülmüştüm doğrusu.

''Arkadaşları demek istedin herhalde kızım.''

''N-ne? Aa! Evet evet hocam. Arkadaşları tabii.'' Vay çakal! Nasıl da kıvırtıyor utanmaz. Yalancı çoban seni.

''Hocam, biz şimdi tanışalım. Siz sonra telafi dersi yaparsınız müsait olduğunuz bir gün. Olmaz mı?'' Oha! Telafi dersi kendi hür iradeleriyle hiçbir baskı altında kalmadan kabul edecekleri, hatta teklif edecekleri kadar yakışıklı olabilir miydi gerçekten? Gerçi Çağrı'dan daha yakışıklı biri var olabilir miydi ki, sanmıyordum pek.

''İyi, madem bu kadar ısrar ettiniz tanışın bakalım. Ben de öğretmenler odasındaki işlerimi halledeyim. Sakın ses çıkarmayın. Bir sorun çıktığını duyarsam bir daha hiçbir isteğinizi kabul etmem ona göre.'' Hoca, son uyarısını da yaptıktan sonra sınıftan çıktı.

Ben de olayları bir radyo dinlermişçesine dinlemeye devam ettim. Pek ilgi çekici bir konu olmasa da ne yazık ki bu radyonun tek bir kanalı vardı. Elden bir şe gelmiyordu kısacası.

Önce tatlı bir kız sesi geldi kulağıma. ''Merhaba, ben Beyza.''

''Hoş geldin Beyza. Gel buraya otur istersen. Boş burası.'' dedi önümdeki sırada oturan çocuk. Bu kadar istekli olduğuna göre demek ki güzel bir kızdı. Güzel olmak güzel bir his olmalıydı. Her ne kadar deneyimleyememiş olsam da...

''Olur.'' diye cevap verdi Beyza. Ardından dendiği gibi önümdeki sıraya yerleşti. Bu sırada uzun saçları koluma değip beni huylandırmıştı.

İstemsizce kollarımı biraz geriye doğru çektim. Rahatım bozulacak mıydı yine acaba? Önümde oturması ne kadar sağlıklı olacaktı çok merak ediyordum.

''Eee? Senin adın ne bakalım?'' dedi bir kız cilveli bir sesle. Biraz daha inceltse o sesi dünyanın en ince sesi keşfedilmiş olacaktı. İğrenç.

Diğer öğrenciden ses gelmedi. ''Tanıtmayacak mısın kendini?'' Yine sessizlik... Dilsiz falan mıydı ne?

Rahatsız edici bir sessizlik sardı etrafı birden bire. Sonra adım sesleri geldi kulağıma. Sert, yeri dövmek istiyormuş gibi gelen adım sesleri... Ürpermiştim resmen. Yavaş yavaş bana doğru yaklaşıyor gibiydi. Saçmalama Eylül. Neden sana yaklaşsın?

Gayet de yaklaşmıştı işte! Hem de tam sıramın yanında durmuştu. Sonra da adım seslerinin sahibi sıramın boş tarafında kalan çantamı kaldırıp kendisi oraya oturmuştu. Ne oluyordu lan bu aşağılık yerde?

Beni görse kesin oturmazdı yanımda. Şu an çok yanlış bir tercih yapmıştı. Bunu birkaç saniye içinde anlayacaktı.

Başımı yavaşça masadan kaldırdım. Hayret tohumları bulunduran gözlerime rağmen tamamen mimiksiz durup başımı ona doğru çevirdim.

Onun şok geçirip kaçmasını beklerken o şoka yakalanan ben olmuştum.

Kayra! Evet, Kayra buradaydı! Halüsinasyon görüyor olamazdım, değil mi? Birkaç dakika boyunca tek bir kelime bile edemeden öylece baktım ona. Kaybolan sesimi bulmayı başardığımda dudaklarımın arasından çıkan ilk kelime şu olmuştu: K-Kayra...

Yüzünde çarpık bir gülümseme oluştu. ''Tekrardan memnun oldum Eylül.''

Sınıftaki herkesin bakışları bizim üzerimizdeydi. Bunu çok net hissedebiliyordum. Ama şu an bunu önemseyecek ya da dikkate alacak durumda değildim ne yazık ki.

''Adın Kayra mı?'' Orta sırada oturan bir kız yerinden kalkıp Kayra'nın dibinde bitmişti. Kayra'ysa onu görmezden gelmişti. Sanki konuştuğu kişi kendisi değilmiş gibi duruyordu.

''Bir şey sordum. Değil mi?'' dedi kız bozulduğunu belli eden bir sesle. Güzel kızdı. Allah var şimdi. Görmezden gelinince ağır gelmiştir ona biraz bu durum.

Kayra bıkkın bir nefes verip ''Evet.'' dedi kısaca. Tamam. İyi. Kısa ve öz bir cevap. Yeter de artardı herhalde.

''Bu ucube kızla nereden tanışıyorsunuz siz? Onun yanında oturarak büyük hata yapıyorsun. İğrenç kokuyor bir kere. Bir de büyü yapabilir sana. Tam bir cadı o.'' Kız, bana hakaretler yağdırmıştı. Ama bir kulağımdan girip ötekinden çıkmıştı. Odağım tamamen Kayra'nın üzerindeydi çünkü.

Kayra'nın yumuşak yüz hatları bir anda sertleşti. Kıza, tüyleri diken diken edecek cinsten öldürücü bir bakış attı.

''Bir daha değer verdiğim kız hakkında böyle bir şey söylemeye kalkarsan hiç hoş olmayan şeylerle karşılaşmanı sağlarım. Sen kimsin de ona bunları söyleme cüretinde bulunuyorsun acaba? Ayrıca o çok güzel kokuyor bir kere. Aynı bebekler gibi... Kokusu huzur veriyor. Büyü konusuna gelirsek... Çoktan büyüsüne kapıldım zaten.'' deyip bana aşk dolu bir bakış attı.

Ne oluyordu cidden? Sorun neydi? Bu çocuk kafayı mı yemişti? O en son odasından çıkamıyordu diye hatırlıyordum. Nasıl buraya gelmişti ve neden bana aşıkmış gibi davranıyordu birden bire? Kafam çorba olmuştu ciddi ciddi. Aklımda binbir tane soru vardı ama birinin bile cevabı yoktu şimdilik.

''Tabii cadı dersen cadıları güzellemiş olursun. Haberin olsun. Şimdi yerine gidip bizi rahat bırakır mısın?'' diye devam etti cümlelerine. Çekinerek kıza baktım. Yüzü ve kulakları tamamen kızarmıştı sinirden. Beni öldürecekmiş gibi bakıyordu.

Sinirle arkasını dönüp sırasına geri döndü. Sınıfta fısıldaşmalar çoktan başlamıştı. Muhtemelen şu an herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ben de onlardan farklı değildim elbette.

Tam Kayra'ya neler olduğunu soracaktım ki herkesin bizi dikkatle dinlediğini fark ettim. Herkesin önünde ona bir şeyler sorup işimi riske atamazdım.

Hiddetle yerimden kalkıp ''Düş peşime Kayra!'' dedim emir verircesine. Sözümü dinleyeceğini tahmin ettiğimden arkama bile bakmadan sınıftan çıktım.

Genelde zorbalarımdan kaçmak için sığındığım kuytu yerlerden birine doğru ilerlemeye başladım. Bu yer, yangın merdiveninin girişiydi. Burada genelde kimse olmazdı. Çünkü hep kapısının kilitli olduğu düşünülürdü. Ben bir kez şansımı denemiştim ve açık olduğunu öğrenmiştim. O günden sonra buranın müdavimi olmuştum haliyle.

Sinirle yürüken birden durup arkama döndüm. Bu ani hareketimle Kayra'yla neredeyse burun buruna gelmiştim. Neredeyse diyorum çünkü boylarımız arasında epey bi fark vardı ve ben onun göğüs hizasına denk geliyordum ne yazık ki.

Yanlış beslenmenin sonuçları işte. Yapacak bir şey yoktu. Bir hayalet bile benden uzundu.

Aşırı yakın olduğumuz için tuhaf hissettim ve boğazımı temizleyerek bir adım geriye attım. ''Ne arıyorsun sen burada Kayra?''

Fazlasıyla umursamaz bir tavır takınmıştı. Sırtını duvara yaslayıp ayaklarını çaprazladı. 'Anlat knk, ben dinliyorum' bakışı attıktan sonra bulunduğumuz yeri de incelemeye başladı. Bu durumu fırsat bilerek onu biraz inceledim.

Dirseğine kadar katladığı gömleğinin manşetleri değişik bir şekilde ona çok farklı bir hava katmıştı. Siyah saçları normalde olduğu gibi dağınık değildi. Hatta aksine özenle şekillendirilmişti. Kumaş pantolon da bacaklarını yeterince uzun değilmiş gibi daha da uzun göstermişti.

Az önce sınıfta ayılıp bayılmalarını sağlayacak kadar yakışıklı olduğu inkar edilemez bir gerçekti. ''Beni süzmen bittiyse sorunu cevaplayayım.'' Sesiyle birlikte kendime gelip ona hayretle baktım.

''Süzmüyordum bir kere.'' dedim aniden. Utandırmıştı beni. Savunmaya geçmek zorundaydım. Yanaklarımın renk tonunun değiştiğinden emindim.

''Süzüyordun.''

''Süzmüyordum!''

''Süzüyordun!''

''SÜZMÜYORDUM DEDİM!''

''Her neyse. Çocukla çocuk olmaya gerek yok. Ben göreceğimi gördüm, anlayacağımı anladım.'' Ağzım şokla açıldı. Ben miydim çocuk? Hem ne anlamıştı Allah aşkına? ''Hani ben dedim ya sana seni zorbalıktan kurtaracak bir çözüm buldum diye?'' Bu dediğiyle ona kızmayı unutup mevzuya odaklanmıştım.

''Eee?''

''İşte çözüm bu! Yedi yirmi dört yanında olacağım için kimse sana bulaşamayacak.''

Mantıklı bir çözüm olsa da köklü bir çözüm değildi. Dediği gibi yedi yirmi dört yanımda olamazdı sonuçta. Her an her şey eski haline dönebilirdi yani. O değil de...

''Sen hani odadan çıkamıyordun?'' diye sordum tek kaşımı havaya kaldırarak. Bu oldukça şüpheli bir durumdu.

Gözlerini kaçırdı. ''Sen bunu boş ver şimdi. Hallettim bir şekilde.''

Gözlerimi kıstım. Bir kez daha şüpheli bir bakış gönderdim ona. Bu bir açıklama değildi. Bu işten tereyağından kıl çekercesine kurtulmasına izin veremezdim.

''Nasıl çıktın?''

Bir iç çekip yaslandığı duvardan ayrıldı. Bu defa hemen yanıma gelip kolunu omzuma attı. ''Sen o güzel kafanı bunlarla yorma şimdi. Bir ara anlatırım ben sana. Şimdilik odaklanmamız gereken başka bir konu var.''

''Ne gibi?''

Yüzünde hain bir ifade oluştu. Aklına yine bir sinsilik gelmişti anlaşılan. Ulan bu çocuk var ya bu çocuk şeytana pabucunu ters giydirirdi.

''Ben artık buradaysam her şey yavaş yavaş güzelleşmeye ve yoluna girmeye başlayacak. Sen sadece bana ayak uydurmaya bak. Hayatını mükemmelleştireceğim inan ki.''

Buna inanmak isterdim gerçekten. Aklında neler döndüğünü bilmiyordum ama ona gerçekten güveniyordum. Umarım ki dediği gibi olurdu.

Ayak uyduralım size bakalım hayalet bey. Umarım sonumuz tımarhane olmaz bu gidişle!

***

Bölüm sonu

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere🤍

Bölüm sonu

9 yorum