İçeriğe geç

HAYALET

Bölüm 2 · 8 dk okuma

HAYALET

Bölüm 2

2.Bölüm : Maskenin Ardında

Zil çaldığı anda Hayalet hareket etti.

Karşısındaki çocuk beklemiyordu.

Hayalet bir adım öne çıktı, ardından hızla geri çekildi. Rakibinin ilk hamlesini ölçmek ister gibi mesafeyi korudu.

Çocuk saldırmadı.

Sadece onu izledi.

Hayalet’in gözleri maskenin ardından kısıldı.

Karşısındaki kişinin diğerlerinden farklı olduğu belliydi. Çoğu rakip ringe çıktığında ilk birkaç saniye içinde gücünü göstermeye çalışırdı. Bu çocuk ise bekliyordu.

Sabırlıydı.

Bu, Hayalet’in hoşuna gitmemişti.

Çünkü sabırlı rakipler tehlikeliydi.

Hayalet sağa doğru hareket etti.

Çocuk da onunla birlikte döndü.

Hayalet sola geçti.

Yine aynı şey.

“Ne yapıyorsun?” diye sordu çocuk.

Hayalet cevap vermedi.

“Konuşmuyor musun?”

Sessizlik.

Kalabalıktan birkaç kişi güldü.

Çocuk başını iki yana salladı.

“Tamam. Gizemli ol.”

Hayalet’in gözleri bir anlığına onun üzerinde sabitlendi.

Bu çocuk fazla konuşuyordu.

Sonra aniden saldırdı.

Hayalet geri çekildi.

Çocuk hamlesini değiştirdi.

Hayalet son anda yönünü değiştirdi ve rakibinin saldırısından sıyrıldı.

Kalabalığın sesi yükseldi.

Hayalet tekrar mesafe koydu.

Çocuk bu kez gülümsemiyordu.

Artık ciddileşmişti.

Hayalet bunu görünce içinden tek bir şey geçirdi:

İşte şimdi başladı.

Dakikalar sonra ringin etrafındaki sesler birbirine karışmıştı.

Hayalet’in nefesi hızlanmıştı.

Rakibi de yorulmuştu ama hâlâ ayaktaydı.

İkisi bir süre birbirine baktı.

Sonra çocuk başını hafifçe yana eğdi.

“Sen gerçekten konuşmuyor musun?”

Hayalet cevap vermedi.

“En azından adını söyle.”

Hayalet’in bakışları sertleşti.

Çocuk güldü.

“Tamam, tamam. Hayalet.”

Bu kez Hayalet’in yüzünde maskenin altında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Çocuk bunu görmedi.

Bir sonraki hamlede Hayalet çok daha hızlı hareket etti.

Rakibi hazırlıksız yakalandı.

Birkaç saniye içinde denge bozuldu.

Kalabalığın sesi yükseldi.

Hakem araya girdi.

“Yeter!”

Hayalet geri çekildi.

Çocuk nefes nefese kaldı.

Hakem sonucu açıkladığında salon bir anda karıştı.

Hayalet kazanmıştı.

Yine.

Çocuk birkaç saniye yerde kaldıktan sonra ayağa kalktı.

Hayalet’in yanından geçerken durdu.

“Bir gün seni yeneceğim.”

Hayalet ona baktı.

İlk kez konuştu.

Sesi maskenin arkasından boğuk çıkıyordu.

“Denersin.”

Çocuk olduğu yerde kaldı.

Hayalet arkasını dönüp uzaklaşırken çocuk şaşkınlıkla ona baktı.

“Demek konuşabiliyorsun.”

Hayalet durmadı.

Çocuk gülümsedi.

“İlginç.”

Lina gece saat 02.16’da evine döndüğünde herkes uyuyordu.

Ayakkabılarını sessizce çıkardı.

Kapıyı kapattı.

Maskeyi çıkardığında aynadaki yüz yeniden Lina’ya dönüştü.

Bir süre aynaya baktı.

Yorgundu.

Ama garip bir şekilde zihni hâlâ ringdeydi.

Karşısındaki çocuk…

Kerem.

Bu ismi daha önce duymuştu.

Birkaç haftadır yer altındaki dövüşlerde yeni bir isimden bahsediliyordu.

Ama ilk kez karşı karşıya gelmişlerdi.

Lina, maskeyi elinde çevirirken kaşlarını çattı.

“Çok konuşuyor.”

Sonra kendi kendine kızdı.

“Ben de konuşuyorum sanki.”

Maskeyi çekmeceye koydu.

Tam yatağa girecekken telefonu titredi.

Ece:

YARIN SAAT 10’DA KÜTÜPHANE.

Lina gözlerini kapattı.

Bir saniye sonra başka bir mesaj geldi.

Ece:

GEÇ KALMA.

Lina cevap yazdı:

Tamam.

Telefonu bırakıp yatağa uzandı.

Gözlerini kapattı.

Fakat birkaç dakika sonra telefon tekrar titredi.

Bu sefer mesaj grup sohbetindendi.

HAYALET TAKIMI 👻

Mert:
Yarın kim kahve getiriyor?

Berk:
Sen.

Mert:
Niye ben?

Berk:
Çünkü sen hiçbir işe yaramıyorsun.

Mert:
Gruptan çıkıyorum.

Ece:
Çıkamazsın.

Mert:
Neden?

Ece:
Çünkü grubu ben kurdum.

Lina istemsizce güldü.

Bir süre mesajları okudu.

Sonra ekranın en altında yeni bir mesaj belirdi.

Aras:

10’da kütüphanede görüşürüz.

Lina sadece ekrana baktı.

Sonra telefonu kapattı.

“Yarın,” diye fısıldadı.

Ve sonunda uyudu.

Ertesi Sabah

Lina gözlerini açtığında saat 08.42’ydi.

Telefonunun alarmını üç kez ertelemişti.

Bir süre tavana baktı.

Sonra bir anda doğruldu.

“Hayır.”

Saatine baktı.

“Hayır, hayır, hayır!”

Yataktan kalktı.

On dakika sonra hazırdı.

Saçlarını topladı, çantasını aldı ve evden çıktı.

Kampüse vardığında saat 09.56’ydı.

Kütüphanenin kapısından içeri girerken Ece’yi gördü.

Ece ellerini beline koymuştu.

“Üç dakika kaldı.”

Lina nefes nefese:

“Buradayım.”

“Geç kaldın.”

“Üç dakika var.”

“Benim için geç.”

Lina gözlerini devirdi.

Selin ve Mina da masada oturuyordu.

Berk bilgisayarını açmıştı.

Mert elinde iki kahveyle geldi.

“Birini kim istiyor?”

Ece hemen elini kaldırdı.

“Ben.”

Mert kahveyi ona verdi.

Lina şaşırdı.

“Sen mi aldın?”

Mert:

“Evet.”

“Sabah kahvesi?”

“Ben aslında iyi bir insanım.”

Berk:

“Yalan söylüyor.”

Mert:

“Sus.”

Lina sandalyesine oturdu.

Kısa süre sonra Kaan geldi.

“Aras nerede?”

Selin sordu.

Kaan omuz silkti.

“Geliyordu.”

Tam o sırada kütüphane kapısından Aras girdi.

Elinde dosya vardı.

“Geç kaldım.”

Ece:

“İki dakika.”

Aras:

“Özür dilerim.”

Mert:

“Ben üç dakika geç kalsam kıyamet kopardı.”

Ece:

“Sen zaten sürekli geç kalıyorsun.”

Aras sandalyesini çekti.

Lina onun yanına oturdu.

“Başlayalım mı?”

Aras:

“Başlayalım.”

İlk yarım saat beklenenden iyi geçti.

Selin ve Mina organizasyon planını hazırladı.

Berk bütçeyi çıkardı.

Mert sponsorlarla ilgili fikirler sundu.

Ece sosyal medya ve tanıtımla ilgilenmek istedi.

Kaan araştırma kısmını aldı.

Aras ise bütün planı toparlıyordu.

Lina da etkinliğin akışını oluşturuyordu.

Aras bir süre onun bilgisayar ekranına baktı.

“Bu iyi.”

Lina başını kaldırdı.

“Ne?”

“Etkinlik akışı.”

“Teşekkürler.”

“Özellikle burası.”

Aras ekrandaki bölümü gösterdi.

“İnsanların sadece izlediği değil, katıldığı bir şey yapabiliriz.”

Lina düşündü.

“Mesela?”

“Takım yarışmaları.”

Ece hemen araya girdi.

“Hayır.”

Mert:

“Neden?”

“Çünkü ben yarışmayı kaybedersem sinirlenirim.”

Mert:

“Sen zaten kaybediyorsun.”

Ece:

“Ne dedin?”

“Hiçbir şey.”

Herkes güldü.

Lina da gülüyordu.

Aras ona baktı.

Lina’nın gülerken yüzünün değiştiğini fark etti.

Normalde daha ciddi görünüyordu.

Ama güldüğünde…

Daha farklıydı.

Aras birkaç saniye fazla baktığını fark edip gözlerini bilgisayar ekranına çevirdi.

Lina bunu fark etmedi.

Kaan ise fark etti.

Ve nedense bu hoşuna gitmedi.

Öğle arasında hep birlikte kampüsün bahçesine çıktılar.

Mert:

“Bugün ders yok mu?”

Selin:

“Öğleden sonra var.”

Mert:

“Unutmuşum.”

Ece:

“İlk haftadan ders unutulur mu?”

“Unutulur.”

Kaan:

“Sen her şeyi unutuyorsun.”

Mert:

“Ben önemli şeyleri hatırlıyorum.”

Berk:

“Mesela?”

Mert birkaç saniye düşündü.

“Şey…”

Herkes güldü.

Lina bankın kenarına oturmuştu.

Ece yanına geldi.

“İyi misin?”

Lina ona baktı.

“İyiyim.”

“Uykulu görünüyorsun.”

Lina bir an durdu.

“Gece uyuyamadım.”

Bu doğruydu.

Sadece sebebi farklıydı.

Ece:

“İlk haftadan dersler seni yordu.”

“Biraz.”

Kaan karşı taraftan Lina’ya baktı.

“İstersen bugün projeyi bırakabilirsin.”

Lina:

“Yok. İyiyim.”

Kaan:

“Tamam.”

Lina ona gülümsedi.

“Teşekkür ederim.”

Kaan’ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Aras bunu uzaktan gördü.

Ama üzerinde durmadı.

Henüz.

O gün dersler bittiğinde sekiz kişi kampüsün çıkışında ayrıldı.

Ece, Lina’ya:

“Akşam mesajlaşırız.”

“Tamam.”

Lina eve doğru yürümeye başladı.

Telefonu cebinde titredi.

Bu kez mesajın kimden geldiğini biliyordu.

Bilinmeyen Numara:

Bu gece yine orada mısın?

Lina durdu.

Cevap vermedi.

Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.

Dünkü çocuğu soruyorum.

Lina kaşlarını çattı.

Kerem’i mi?

Cevap hemen geldi.

Demek adını biliyorsun.

Lina telefonu kapattı.

İçine garip bir huzursuzluk çökmüştü.

Kerem’in neden bu kadar dikkat çektiğini bilmiyordu.

Ama onu tekrar görmek istemediğinden de emin değildi.

Aynı Gece

Yer altındaki salon her zamankinden daha kalabalıktı.

Lina siyah kapüşonunu başına geçirdi.

Maskesini taktı.

Kapının önündeki adam onu görünce:

“Hayalet.”

Lina başını kaldırdı.

“Ne?”

“Bu gece takım eşleşmeleri var.”

Lina durdu.

“Benim takımım kim?”

Adam gülümsedi.

“Kerem.”

Lina’nın gözleri bir anda değişti.

“Ne?”

“Karşı takım güçlü.”

“Kerem benim takımım mı?”

“Evet.”

Lina birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra:

“Karşıda kim var?”

Adam listeye baktı.

“İki kişi.”

“Kim?”

“Önce erkek dövüşçü.”

Lina bekledi.

“Sonra kız.”

Lina’nın kaşları çatıldı.

“İsim?”

Adam listeyi uzattı.

Kerem & Hayalet

Doruk & Sera

Lina listeye baktı.

“Tamam.”

İçeri girdi.

Bu kez kalabalığın sesi daha da yüksekti.

Kerem ringin diğer tarafında duruyordu.

Lina’yı görünce başını kaldırdı.

“Yine sen.”

Hayalet:

“Maalesef.”

Kerem güldü.

“Konuşuyorsun.”

“Senin kadar değil.”

Kerem’in yüzündeki gülümseme büyüdü.

“Demek espri de yapıyorsun.”

Hayalet cevap vermedi.

Kerem yanına geldi.

“Takım arkadaşıyız.”

“Fark ettim.”

“Ben Kerem.”

“Adını biliyorum.”

Kerem durdu.

“Ben seninkini bilmiyorum.”

Hayalet ona baktı.

“Bilmen gerekmiyor.”

Kerem birkaç saniye onu izledi.

Sonra:

“Bir gün öğrenirim.”

Hayalet arkasını döndü.

“Denersin.”

Kerem gülümsedi.

“Bu cümleyi dün de söyledin.”

“Çünkü hâlâ geçerli.”

Ringde iki takım karşı karşıya geldi.

Hayalet ve Kerem aynı tarafta duruyordu.

Karşılarında Doruk ve Sera.

Hakem kuralları açıkladı.

Bu bir takım maçıydı.

İkisi birbirinin hareketlerini bilmiyordu.

En azından Kerem öyle sanıyordu.

Zil çaldı.

İlk olarak Sera ve Hayalet karşılaştı.

Hayalet rakibinin hareketlerini ölçerken Kerem kenarda bekliyordu.

Sera hızlıydı.

Ama Hayalet daha kontrollüydü.

Kerem bir süre onları izledi.

Sonra fark etti.

Hayalet’in hareketlerinde bir düzen vardı.

Sanki rakibinin nereye gideceğini önceden biliyordu.

Sera geri çekildi.

Hayalet de durdu.

Kerem’in gözleri kısıldı.

Bu kız…

Bir anlığına üniversitedeki Lina geldi aklına.

Sessiz.

Sakin.

Ama Kerem hemen bu düşünceyi saçma buldu.

Hayalet başka bir dünyaya aitti.

Üniversitedeki kız ise…

Bambaşkaydı.

Maç devam ederken Kerem’in dikkati bir an dağıldı.

Doruk fırsatı yakalayıp ona doğru geldi.

Kerem geri çekildi.

Hayalet bunu gördü.

Bir anda yön değiştirdi.

Kerem’in önüne geçti.

Doruk durdu.

Hayalet ona baktı.

Kerem:

“Sağ ol.”

Hayalet:

“Takım arkadaşıyız.”

Kerem’in yüzünde bu kez farklı bir ifade oluştu.

“Takım arkadaşım olduğumuzu sevdim.”

Hayalet:

“Konuşmayı kes.”

“Tamam.”

Beş saniye sonra:

“Gerçekten adını söylemeyecek misin?”

Hayalet ona baktı.

“Kerem.”

“Efendim?”

“Sus.”

Kerem güldü.

Maçın sonuna doğru Hayalet ve Kerem üstünlüğü ele geçirdi.

İkisi birbirlerini tanımıyor olmalarına rağmen garip bir uyum yakalamışlardı.

Kerem bir hamle yaptığında Hayalet onun ne yapacağını anlıyor, Hayalet hareket ettiğinde Kerem onun bıraktığı boşluğu kapatıyordu.

Maç sona erdi.

Kazanan:

Hayalet & Kerem.

Kalabalık ayağa kalktı.

Kerem elini kaldırdı.

Hayalet ona baktı.

Kerem:

“Takım arkadaşlığı şerefine.”

Hayalet bir an tereddüt etti.

Sonra elini kaldırıp onun eline vurdu.

Kerem gülümsedi.

Hayalet ise hemen geri çekildi.

“Yarın görüşürüz.”

Kerem:

“Yarın mı?”

Hayalet durdu.

“Ne?”

“Yani… burada.”

Hayalet:

“Belki.”

Kerem:

“Umarım.”

Hayalet ona baktı.

Sonra hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.

Kerem arkasından bakarken yüzündeki gülümseme kaybolmadı.

O gece bir şeyi ilk defa kendisine itiraf etti:

Hayalet ilgisini çekiyordu.

Ama henüz bilmediği şey…

Bu ilgisinin sadece ringde kalmayacağıydı.

Çünkü ertesi gün üniversitede, Lina’nın karşısında otururken aynı bakışları bir kez daha hissedecekti.

Ve ikisinin aynı kişi olduğunu öğrenmesi için daha çok zaman vardı.

Çok daha fazla.

Lina eve dönerken telefonuna baktı.

HAYALET TAKIMI 👻

Ece:
YARIN AKŞAM KAMPÜS ETKİNLİĞİ VAR.

Mert:
Ben geliyorum.

Berk:
Kim sordu?

Mert:
Ben kendimi davet ettim.

Ece:
Lina sen de geliyorsun.

Lina ekrana baktı.

Yarın akşam…

Normalde yer altındaki dövüşe gideceği geceydi.

Bir yanda üniversitedeki arkadaşları.

Diğer yanda Hayalet’in hayatı.

Parmakları ekranın üzerinde durdu.

Lina:

Gelirim.

Mesajı gönderdikten sonra telefonu kapattı.

Fakat birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi.

Kerem:

Yarın görüşürüz, Hayalet.

Lina’nın adımları yavaşladı.

Kerem’in numarası onda yoktu.

Ama mesajı görür görmez anladı.

Birileri ona ulaşmanın yolunu bulmuştu.

Lina telefonu cebine koydu.

Başını kaldırıp karanlık gökyüzüne baktı.

Ve ilk defa içinden şu düşünce geçti:

İki hayatı aynı anda yürütmek sandığından daha zor olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.