İçeriğe geç

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 9 · 13 dk okuma

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 9

~9~ Öğrenilmesi Gereken Şeyler

Selammmmmm,

Nasılsınız? Sonbahar geldi geçti bile. . Bu çok güzel değil mii? Bayılıyorum bu mevsime ya.

400 okunma olmuşuz. Belki bir gün 4.000 olur?

Şiimdii size bir adet Hayal bırakacağım aşağıya, eğer ki Hayal kafanızda ki gibi değilse bunu boş vererek kendi kafanızdan devam ediyorsunuz. İyileştirmeler için yorum yapabilirsiniz🩷 tüm yorumlarınıza dikkatle baktığımdam emin olabilirsinizz.

Hayal'in tüm kurgusu şuan aklımda, özellikle sezon finaline kadar ama benim zamanım yok. Yazamıyorum. Okuldu derslerdi projeler... O gün projem bitmiyor diye oturdum ağladım çocuk gibi. İyi geldi ama. Değerimi bilin ve eserimi beğenin lütfen. Bölümlerin geç geldiğini biliyor ve en içten dileklerimle özür diliyorum sizlerden. Tekrar tekrar özürler dilerimm.

BÖLÜME HOŞGELDİNİZ!

BENDE YAZMAYA!♥

~♥~

Uzaktan (benden) Bakış

Karaca Ailesi( Hayal'i ararken)

"Karıcım biraz sakin olsan." dedi Yusuf.

"Olamam Yusuf, ne demek Hayal yok." Dedi Derya. Haklıydı, yeni bulmuştu kızını. Bir daha kaybedemezdi.

Gözlerinden yaşlar geliyordu. Tüm makyajı bozulmuştu. Birce de ağlıyordu. Aslı olağan üstü bir şekilde sakindi. Yada öyle görünüyordu. Çünkü delirmek üzereydi. Fırtına öncesi sakinlik diyebilirim galiba. Papatya tarlasının oralara bakıyordu. Burak ile kameraları sorgulatıyordu.

Yoktu kameralarda görünen birşey normalce fotoğraf çekiniyordu. "2x al şunu!" Dedi sertçe. Hızlandırdı yanindaki kamera güvenliği. Oda çok korkuyordu yanındaki adamdan. Bu aile hiç iyi değildi... Zeynep annesi sakinleştiriyor gizli gözyaşları döküyordu. Emir ise Emir gibiydi umursamıyordu ablasını. Gerçi ablası olduğunu bile kabullenmiyordu. Ah ne kadar aptal bir çocuk...

Kamera görüntülerine gelirsek bir şey oldu. Arkadan bir adam yaklaştı Hayale o fotoğraflarına bakarken boğazına bıçak dayadı. Detay görünmüyordu. Burak elinde ki cam şişede bulunan suyu duvara fırlattı. Nasıl olabilirdi böyle birşey. Hayal birkaç saniye sonra kaçmaya çalıştı . Kolundan tuttu. Bir şey gösterdi telefonda Hayale korktu ve kaçmadı. Yürütmeye çalıştı Hayali direndi. Sırtına attı ve götürdü.

"Bana arabanın plakasının kime kayıtlı olduğunu bul! Barkın nerede?!"

Arabanın kaydı Karaca soyadına ait olarak geçiyordu. Ne bu saçmalık.

"Zeynep'im telefonumu ver annecim." dedi Derya. Oğlunu arıyacaktı bulurdu o, yine.

"Giray, Hayal yok bulamıyoruz."

"Derya hanım ben şuan abim olduğunu iddia eden bir adamla beraberim ve şuan onun telefonundan konuşuyorum." dedi Hayal'in cesur ama kısık çıkan sesi. Rahatladığını belli eden bir nefes verdi Derya çok korkmuştu ne işi vardı kızının orada.Açıklama gereği duydu.

"Kızım, abin o senin zaten. Net Çağrı abin birşey yapmıştırda sen şuan ordasındır. Abinler seni geri getirir annecim. Korkma tamam mı?" Şu durum aşırı saçmaydı. Kendi öz kızı tam 20 yıldır yoktu. Ne kadarda saçmaydı...

"Yok anne korkmaz kızın. Az önce birinin kafasına silah dayadı da Hayal." dedi Giray. Kaşları çatıldı Derya'nın ne demek birinin kafasına silah dayadı.

"Ne diyorsun oğlum sen?"diye sordu, sorgulayıcı bir tonlama ile.

"O oğlun olacak Çağrı varya hani bana bıraktığınız adam et diye. Ben bu çocuğun kafasına sıkarım anne. Barkına sanki ben demişim gibi Hayali kaçırmasını söylemiş. Buraya getirmiş. Kızında da maşallah bir cesaret Barkınnın silahını aldı. Babasını ziyarete gelen çocuğun kafasına silahı dayadı. Ben anlamıyorum zaten bir tane akıllı beni bulmuyor." Bu çocuk gerçekten iyi bir dayağı hak ediyordu. Ah Çağrı ah!

"Haklısın annecim." Duraksadı biraz" Kardeşin tam sana çekmiş Giray. Büyümüş ve güçlü bir prenses olmuş kızım" dedi dolu gözlerle. Kız gerçek bir prenses olmuştu.

"Tamam anne ben prenses kızına bakayım bir gözünün önünde Barkın Çağrıyı öldürmeden" prenses kısmını özellikle vurgulamıştı. Nerelerle uğraşıyordu.

"Tamam oğlum dikkat et kardeşine" gözlerini semaya çevirdi sabır dilendi Giray. Telefonu kapattı.

Ayağa kalktı Derya. Eski asil duruşuna dönmeliydi. Bu günlere kolay gelmemişti. Dik durmalıydı. Çantayı aldı. Lavobaya yürüdü. Herkes konuşmaya şahit olmuştu. Burak ve Aslı arandı. Eve geçtiler.

~♥~

"Of ayaklarım ağrıdı şu topukludan" dedi Aslı ayakkabılarını çıkartırken. Herkes salonda oturmuştu. Telaş içerisinde o kadar çok koşuşturma yaşamışlardı ki hepsi bitkin düşmüştü.

"E kızım çıkartsaydın ayakkabılarını, arabada spor ayakkabı vardı." Dedi Yusuf. Kimseye çaktırmasada gerçekten çok korkmuştu.

"Sen benim için ayakkabı mı kattın? Ya sen hayatımda gördüğüm en güzel babasın! İnsan söyler ama arabada ayakkabı var diye." Dedi Aslı coşkuyla, oturduğu yerden kalkarak babasının oturduğu koltuğun kenarına oturdu. Sıkıca sarıldı. Bir kaç dakika öyle kaldılar. Aslı' nın aklına haince bir plan geldi.

"Babaa." Dedi harfleri uzata uzata. Kapalı gözlerini açmadan "Hıı?" Dedi Yusuf.

"Hani benim tam tamına 2000 TL verdiğim saç bakım spreyi mi ne zaman geri alacaksın sen acaba" Aslı aslında çokton sipariş vermişti. Sadece neden daha fazla para almasın ki.

"O şeye tekrar para verdiğini biliyorum ve bunu onaylamaysrak paranı vermiyorum kızım. "Dedi Yusuf, kapalı olan gözlerini açmadan. Aslında o da kızının aldığını bilmiyordu. Sadece kızını çok iyi tanıyordu. Blöf yapmıştı.

"Sen nerden öğren-" uups! Açık vermişti. Geçte olsa toparladı. "Aa! Kuru iftira! Cık cık! Allah beni senin iftiralarından korusun. Yani şimdi paran falan yok diyecem de Türkiye'nin sayılı zenginleridensin. Markayı bir kere paylaşsan sana bu ürünler bedavaya gelir! Sen almamak için yapiyosun." Ah! İyice saçmalamıştı. Annesinden yardım dilenmek için ona döndüğünde Derya'nın onaylamaz bakışları ile karşılaştı. Kafasını sağa doğru biraz yatırdı. Derya kızına kıyamadı ve kocasına seslendi.

"Yusuf!" Dedi, konuyu kapatmak ister gibi sertçe.

Kızına tenezzül edip açılmayan gözleri karısına far görmüş tavşan gibi açıldı. Ağzı ömrü boyunca sevdiği ve seveceği karısına hep böyle seslenmek umuduyla açıldı.

"Efendim, canım."dedi

"Kızına her ne istiyorsa al ve itiraz istemiyorum." Bıkmıştı. Her şeyi bırakıp bir tatil mi yapsaydı Zeyneple? En sessiz çocuğunu alıp kaçmışlığı vardı. Yine mi yapsaydı?

"Tamam, karıcım. " Dedi Aslı ya dişlerinin arasından tıslayarak. Aslı da kaşlarına kaldırıp ben dedim ve yapacak bir şey yok gibi iki hareket yaptı. Yusuf kafasını arkaya atarak gözlerini kapattı. Karısına bu kadar aşık olmasa o eşşek sıpasını şimdiye havuza atmıştı. İyi ki Derya vardı. İyi ki onlar vardı.

Bunlar olurken Emir içeri girdi. Zeynep sadece baktı. Bıkmıştı ikiznin bı huylarından. Ne olurdu ablasını sahiplense, sabahtan beri çok kızgındı. Bu anı beklemişti. Hesap soracaktı. Sabah ablasına dedikleri için.

"Ee, noldu bulundu mu o prenses kızınız? Bana yaptığı şeyi görmezden gelerek beni suçlu bulduğunuz olayda bulunarak hatta kendileri başrolde bulunuyordu kızınız neredeymiş çok sevgili ikizim ve büyüklerim."dedi. Yusuf sabır çekti. Oğluydu, sabah Hayal durdurmasa ilk defa bir çocupuna tokat atacaktı. Bunun suçluluğuyla sustu. Yine yapmamsı gerekennş tercih etti. Derya sadece kıznı istiyordu. Burak karısı ile ilgileniyordu. Birce'nin duygu değişiklikleri ileri boyuttaydı. Doktora gitmeliydiler. Ama Birce laf dinlemiyordu. Aslı çok yorgundu, sabah kafasına bir kaç tokat vurmayı uygun buldu. Zeynep susmadı. İlk defa ikizine herkesin içerisinde karşı gelmek amacıyla ayağa kalktı, ilk önce sakince konuştu.

"Ablamla derdin ne Emir ne yaptı kız sana? Kim olduğunu öğreneli 3 gün olmuş? NE YAPABİLİR EMİR SANA ABLAM?!"dedi, sonu da bağırarak. Emirde bu isyanı karşılıksız bırakmadı.

"ABLAM? ÖYLE Mİ OLDUK ŞİMDİ ZEYNEP HANIM? " Dedi. Gülerek ama sertçe. Zeynep kendinden emindi ve geri adım atmayı planlamıyordu.

"ÖYLE OLDU EMİR! ABLAM OLDU ZORUNA MI GİTTİ?" dedi. Bu evde büyük harflerle konuşmak oldukça fazlaydı. Herkes yapmadığı işlerini bırakmış, bu ikiliye odaklanmıştı.

"Yoo, ne gidecek. AMA O YOKKEN BEN VARDIM HATIRLATIRIM ZEYNEP!"dedi ve evden çıkmaya çalıştı. Her kavgada böyle evden çıkıp gidecekse sorun vardı. Ayağında olan topukluların sesi eşliğinde Emir' i kolundan tuttu, geri çevirdi.

"SEN YOKKEN DE O OLUR EMİR! SORUMA CEVAP VERECEKSİN!NE YAPTI SANA ? NE BU NEFRETİN?!" Dedi. Derya kızınıda bırakacaktı. O da fazla gürültü yapıyordu. Emir'e laf anlatmak imkansızdı.

"YA!" dedi durakladı biraz. Sol elinin avuç içini yüzüne hızlıca sürdü. Devam etti. "HİÇBİRİNİZ GÖRMÜYOR MU? HAREKETLERİNİ DAVRANIŞLARI? GELELİ O KADAR GÜN OLMUŞ TANIYAMAMIMIŞ MI ADAMLARI? TABİ ŞİMDİ SİZİN BİRİCİK KIZINIZ O ONA LAF GELEMEZ!" tekrar durdu, nefes aldı."ONUN İŞİ GÜCÜ BAŞKA TABİ!" dedi ve yine tokat yedi.

Zeynep değildi. Aslıydı. Laflarına dikkat edecekti. Herkes Emir'e kınayarak bakto. Hak ediyordu da neyse. Sesizlik oluştu.

Sessizlik.

Sessizlik.

Sessizlik...

Sessizlik çalan bir telefonla bölündü. Derya'nın telefonu çalıyordu. Arayan Giraydı. Birşey mi olmuştu.Açtı Derya telefonu ayağa kalktı aynı zamanda.

"Efendim oğlum?" Baktı ki Emir çenesini tutarak dışarıya doğru çıkıyor dahada sinirlendi."DEFOL EMİR! DUYDUN MU? DEFOL! GEÇİN OTURUN SİZDE ŞÖYLE!" Eşşek kadar olmasalar ayağındaki terlik ile dövecekti de, büyümüşlerdi işte. BUNLAR MI BÜYÜKTÜ?! evde kavga gürültü eksik olmıyordu çok şükür.

"Yine ne oluyor orada?" Dedi bıkkın bir sesle. Derya kalktığı yerine oturmadan salona tip bir bakış attı. Mutfağa doğru yürüdü. Aslı'nın arkasından geldiğini biliyordu.

"Ay oğlum! Sabah Emir ile Hayal tartıştı. Emir bir yerlere gitmiş. Biz kardeşini arıyoruz, diğer kardeşin ortalıkta yok. Zeynepte sen ne istiyorsun ablamdan diye bağırdı. Sonra Emir kaşındı Aslıda kaşıdı. Ben yine bir yerlere kaçacam, Zeynep'i de size bırakıyorum. Onada bir özgüven gelmiş o benim kızım mı diye sordum kendime yani. Onu bunu bırak kızım nasıl? Boğazı ağrıyordu sabah." Aslı annesinin koluna dokundu. Ne demek hastaydı dercesine baktı. Boyu kendisinden uzun olan kızına alttan alttan baktı. Aslı tek kaşını kaldırdı ve telefonu eline aldı.

"Boğazı hâlâ ağrıyor ve sesi çıkmıyor. Zorla ateşine baktım, 38° di." Aslının aklından tedavi yöntemleri ve hastalıklar sınıflandı. Çözümü buldu.

"Ateşi çok yok. Uyanırsa ıhlamur yap ve biraz ıslatılmış bez koy anlına. Üstü örtülüyse çok açma, kalın battaniye ilede örtme. Eğer ateşi artarsa hemen hastaneye götürün." Dedi Aslı. Derya kızına kaşlarını kaldırarak baktı. Doğurduğu o şapşal kızından nasıl doktor çıkmıştı bilmiyordu.

"Tamam küçük hanım."dedi Giray. Aslı telefona yüzünü buruşturdu." Ben mi küçüğüm abii? " Diye sordu. "Aynen, eşek kadar oldun."dedi Giray ve telefonu yüzüne kapattı.

"Anne! Bak şu oğluna ne yapıyor!"dedi sesini hafifçe yükselterek. Derya ise kendisine kahve yapıp çalışma odadına çıkacaktı. Uğraşamazdı kimseyle.

Herkes odasına geçti en azından 3 saat yatabilirlerdi. Sonra herkes işine kalkacaktı. Ya da okuluna.

~♥~

İki genç adamda birbirinden şaşkındı. Ne demişti kız kardeşleri öyle? Daha da önemlisi bayılmıştı kucağına abisinin. Bir haykırış koptu ikisinden de, kardeşlerinin ismini zikrettiler.

"HAYAL!" diye haykırdılar. Korumalar koşarak yanlarına geldi. İkiside korku dolu gözlerle kardeşlerine bakıyordu. İkiside şoktaydı. Yağmur yağıyordu. O bayılınca bulutlar çökmüştü semaya. Yıldızlar kaybolmuştu. Girayın aklından 9 yıldız geçiyordu. Ne yıldızıydı bunlar? Sevinç yıldızımı acı yıldızı mı?

"Hayal!" Dedi Giray hiddetle. "Aç gözler abicim. Yalvarırım aç! BARKIN ARABAYI HAZIRLA GETİR HEMEN!" Yağmur birden şiddetli bir hal aldı. Herkes sırılsıklam olmuştu bile. Çağrı donmuştu. Giray kardeşinin kumral saçlarını geriye doğru itti. Soluk pembe yüzü ortaya çıktı. Orman yeşili gözleri kapalıydı. En çok onları görmek istiyordu aslında. Yalvardı gözlerini açsın diye, yanağını okşadı. Korumalara bağırdı nerede kaldı bu araba diye. Araba geldi. Giray kucağında Hayal ile hızlıca çöktüğü çimlerden kalktı.

Çağrı koşarak sürücü koltuğuna geçti. Çok korkuyordu, deli gibi bağırmak çağırmak istiyordu. Ama kime, neye bilmiyordu. Kendisi miydi herşeyin sorumlusu? Giray arabaya bindi. Çağrı hızla arabayı çalıştırdı. Kendisine kızıyordu. Neden bir şaka yapmıştı ki. Hep başına iş açıyordu insanların. Nasıl bakacaktı kardeşinin yeşil gözlerine. Karar vermişti. Kendisiydi herşeyin sorumlusu. Hızlıca bir hastaneye doğru yol aldılar. Hayal hala Giray'ın kucağında baygınca yatıryordu. Hastaneye geçtiler.

Herşey bir anda olup bitti. Kimse o telaşla bir şey anlamadı.

Sadece şuan oldukları kısmı biliyorlardı. Bir odada Hayal'in uyanmasını bekliyorlardı. Saat 8 olmuştu. Annesini aradı Giray. Haber vermeliydi. Telefon çaldı, çaldı. En sonunda açıldı.

"Anne." Dedi Giray. Kız kardeşine bakarken.

"Efendim, oğlum" dedi neşeli bir ses.

"Aslı telefonu anneme ver." Diye tahammülsüzce söylendi.

"Annem mutfakta abi. Hiç gidemem yanına buyrun söyleyin ben dinliyorum sizi beyefendi." Dedi yine neşeli sesiyle.

"Telefonu hoparlörlere ver."

" Abicim aslında dün yaptığım gıcıklıktan dolayı sana kızıgınım ama şuan ki sesinden korkutuğum için vericem bir saniye." Biraz hışırtı sesi geldi ve birde anne diye anırma olarak verebileceğim bir tabirle gelen ses.

"Açtım abi, annemde geldi söyleyebilirsin söyleyeceğim şeyi. Yoksa evleniyor musun?" Dedi sonda daha da cıvıl cıvıl gelen sesiyle.

"Saçmalama Aslı," nefes aldı ve bir çırpıda söyleyeverdi söyleyeceği şeyi "Hayal bayıldı hastanedeyiz."

"Tüh bee, neyseki Birce va-NE ?"dedi birden. Ne olmuştu. Kavrıyamamıştı olayı hemen. Jeton geç düşüyordu. Zevzek halinden çıktı ve ciddi oldu. Telefonu aldı koşarak odasına çıktı, kapıyı kapattı. Niye yaptı ki bunu şimdi?

"Ne dedin bana dediklerine göre gayet normal bir gripti yarın onu Koray'a götürüp soğuk algınlığı ilacı yazdıracaktım o kadar ne bayılması? Neler oldu?"dedi telaşla. Sıkıntıyla veriken ki sesi duyuldu.

"Hiç iyi şeyler olmuyor Aslı. Bildiğim şeylerden biri hiç iyi şeyler olmadığı." Kardeşi orda yatarken birşeylerin iyi olduğu nasıl söylenirdi ki?

"Tam olarak ne olduğunu anlat!"dedi Aslı sertçe.

"Benimle düzgün konuş."

"Tam olarak ne olduğunu anlat!"

"Bana bağırma!"

"Bana ne olduğunu anlat!"

"Panik atağı varmış. Elimde bayıldı." Bu ailenin kadınları erkeklerinden üstünlerdi.

"Sektir! Ne!?" Asla sansürsüz küfür etmiyordu. Bir hanfendiye yakışır biçimde söyleniyordu sadece.

"Ne duyduysan o, çabuk topla herkesi."

"Ne demek panik atak. 2 haftadır birlikteyiz neredeyse her zaman. İllaki panik atak geçirmiş olmalı. Nasıl fark etmedik aklım almıyor."

"Şile'ye yakın bir hastanedeyiz hemen gelin, sende konuşursun doktorla."

"Tamam, 1 saat bilemedin 2 saate oradayız."

"Tamam, konumu gönderiyorum."

"Tamam."

Aslı aşağıya indi. Birşey yok dedi. Israrlar sonucu panik atak krizi geçirdiğini söyledi. Hastaneye gitmek için evlerinden ayrıldılar. Emir ise evde değildi. Kimsenin aklı son 1 haftada yalanılan şeylere inanmıyordu. Olay gittikçe karmaşık bir hal alıyordu.

~♥~

(Aslı Karaca)

Kolay mıydı rol yapmak? Mutsuzken mutlu gibi görünmek, etrafa neşe saçmak, saçmalamak gibi bir çok şey. Kolay mıydı tüm bunları yapmak? Kolay mıydı rol yapmak?

Aa Aslı ne kadar da neşeli, bu kız çok güçlü herşeyi atlatıyor, her şeyi alaya vuruyor. Aslı biraz ciddi ol, Aslı terbiyeni takın falan da filan.

Ben mi battım koca dünyaya? Sadece benim hareketlerim mi battı insanlara? İnsanlar neden bu kız bu kadar şey yaşadı nasıl hala gülüyor, derdi tasası yok mı diye neden kimse sormadı bana? Belki sorsalardı söylerdim. Sormadı, sormadılar, sormadınız.

Ben insanlara iyi gelsin diye gülmek istedim, çok yanlış anladılar. Derdim yok hayat umurumda değil falan sandılar. Beni insanları güldümek için kullanılan bir alet gibi kullandılar. Hani beni suçum günahım, hani bana verilen değer? Nerde?

Ailem çok iyiydi tek bir hataları vardı. Görmüyorlardı, anlamıyorladı.

Salak zannediyorlar beni, 'Nasıl kazandı bu kız tıppı nasıl çocuk doktoru oldu' diyorlar. Benim tek hayalimin bu olduğunu bilmeden. Geceleri yatmayıp ders çalıştığımı bilmeden.

Çünkü insanlar işine geleni anlar

Zordu...

Rol yapmak.

Ama yoruldum ben. Çok yorgunum. Kimse görmüyor bilmiyor belki ama yoruldum.

Ve insan o kader nalet bir varlıktır ki, bencildir.

Ve yine insan bilmemezlikten gelir.

Ve yine ve yine insan bilinmezliğin içindedir.

Ve yine ve yine ve yine insan duyguları olan bir varlıktır.

"Aslı yakışmıyor kızım sana böyle yapmak, asma yüzünü kaldır kafanı annecim. " Dedi annem.

"Annecim hani hastane odasındayız ya, benim kardeşim önümde ki sedyede yatıyor nasıl gülebilirim acaba balım? " derdim onlar değildi. Çook daha önemli sorunlarım vardı.

Aşık olmuştum...

Az önce Hayal ile ilgilenen doktorlardan bilgi almaya gitmiştim. Hayal'in doktoru aşırı karizmatiti ve ben aşık olmuştum.

Ortalığa çıkıp deliha gibi ben aşık oldum dememe hiçbir şey engel olamaz şuan.

Çoook ta derdim var. Dünya bana fazlaydı, sevdiğim bana karşılık vermiyordu. Adam beni deli sanmışta olabilir, ona gözlerimden kalpler çılarak bakmadığımdan şüpheliyim.

En büyük dert benimdir. Ben bu dünyanın krali- ay ne diyorum ben ya.

Adını gördüm yakasında. Kuzeydi.

Of.

Ben kendi dertlerim -ki bu çok büyük bir dert- ile uğraşırken odanın kapısı pat diye açıldı. Gelen organizmanın ağzından Hayal'in ismi döküldü. Gelen organizma Yeliz di.

Çıkan sesle Hayal uyanırken Yeliz resmen ışınlanmayı bulma adına Hayalin yanına uçtu.

Üzerinde siyah&beyaz bir sweet altına tayt ile fiziğini mükemmel şekilde belirtmişti. Ben bu kıza yürürdüm. Ama sevdiğim vardı. Efulım. Elinde beyaz minik bir çanta kısa saçlarını açık bırakmış elimde değil cam bir şu şişesi vardı.

Hayal'in yanına geçti hemen. Soru yağmuruna tutmaya başladı.

"Ne oldu sana? "

"Yeliz Allah cezanı vermesin ne giriyorsun pat diye içeri ey akıllı? " Dedi Hayal sinirle.

"İyi misin? " Diye sordu Hayal'e baştan aşağıya göz gezdirirken. İyi olduğuna kanaat getirmiş olcak ki gözleri gözlerine değdi. Ve Yeliz ayağa kalktı.

Tam o sırada kapı açıldı. Kapıdan kızım diye bir ses geldi.

Ama bu sırrı bilenler için Yeliz'in elimde ki cam şişenin yere düşmesi o an için daha kötüydü.

~♥~

SELAMLARR,

NABERSİNİZ BİR 2500 KELİME OKUMAYALI.

Aslı gözünüze dertli görünmesin sadece aşık.

Emirde kötü karekter arkadaşlar, size anlayacaksınız demiştim ama anlayamazsınız çünkü bende anlamıyorum.

BANA KIZDIĞINIZI BİLİYORUM AMA KIZMAYIN, BAKIN GERÇEKTEN BAZI ŞEYLERE YETİŞEMİYORUM. HELE HAYAL'E YAZMAYA HİÇ VAKTİM YOK. AMA BU SİZ DEĞERLİ VERMEDİĞİM ANLAMINA GELMEZ ÇÜNKÜ HEPİNİZİ ÇOOOOKK SEVİYORUM! ♥

Seviliyorsun♥!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.