SELAM BALIMM,
Nasıl gidiyor?
Acaba kaçınız dertlerinden kurtulmak için kitaplara sığınıyor? Ya da yüzünüzde ufak bir tebessüm belirlesin isteyerek kitap okuyor?
Bildiğiniz üzere okullar 1 haftalık bir mola verdi. Ben bu hafta içerisinde bakın asla söz vermiyorum yetiştirebilirsem bu bölüm hariç bir bölüm daha atmayı planlıyorum. Bu bölümde Hayal'in kaçırıldığı sahneyi ve Hayatın nasıl Giray'ın kızı olduğunu anlatmayı planlıyorum. Yetiştirememem de normal çünkü ben diğer bölümlerdede dediğim gibi yetişemiyorum.
En azından bu bölümde yüzünüzde bir parça tebessüm oluşturacak ise ne mutlu bize
BU BÖLÜMÜ OKURKEN;
Sezen Aksu, Biliyorsun
Sezen Aksu, Bir Zamanlar Deli Gönlüm
Gripin, Aşk Nerden Nereye
Tülay Özer, Büklüm Büklüm
Sezen Aksu, Kaybolan Yıllar
DİNLEYEBİLİRSİNİZZ🩷
O ZAMANN,
BÖLÜME HOŞGELDİNİZ! ♥
BENDE YAZMAYA! ♥
~♥~

~♥~
(Oda da onları çook uzaktan izleyen benim bakış açımdan)
Ama bu sırrı bilenler için Yeliz'in elimde ki cam şişenin yere düşmesi o an için daha kötüydü.
Hayal'in panik atağı geçmişe bağlı olarak tetikleniyordu. Geçmiş ona zarar veriyordu. Gelecek ise şüpheli. Gaybı sadece Allâh bilir derler. O yüzden gelecek hiçbir zaman kesin değildir. Kesin olan neydi? Şuan mıydı? 1 saat öncesi mi? 1 hafta sonrası mı? Yada şöyle demeliyim galiba; kesin olan gelecek miydi geçmiş miydi? Peki ya geçmiş neydi?
Geçmiş miydi her şeyin sorumlusu? İnsan neden geçmişinden kurtulamıyordu? Biz nasıl bilecektik bu soruların cevaplarını?
Geçmişe saygı duymak bazı insanlar için geleceğe şüphe ile bakmaktan daha zor. Sonuçta geçmiş geride kalan yaşanılandı. İnsan yaşanmışlığından bıkabilir miydi? Her şeyin cevabı bir soruyor çıkıyordu. Sorularında kesin bir cevabı yoktu. Olay tekrardan başa dönüyordu. İnsanlar kendi içerisinde ufak bir döngü oluşturabilir diye bazen. Evet neydi ilk sorumuz?
Kesin olan neydi?
Hastane odasındaydılar. Zeynep bir koltukta annesi ve Aslı ile oturuyordu. Giray koltukta, Yusuf bir koltuktaydı. Çağrı ise ayakta avare bir şekilde dolaşıyordu. Hayal ise sedyedeydi. Herkes içeriye yeni giren Yeliz'e odaklıydı ve kapıdan yeni giren kadına döndü gözleri yavaş yavaş. Hayal duyduğu ses ile hızlanan kalp atışlarını kontrol etmeye çalılıyordu. Aklını tekrar ve tekrar kendini gösteren anılardan uzak tutmaya çalışıyordu. Burda olmazdı.
İçeriye kızım diye giren kişi Eylüldü. Eylül Hayal'in ablasıydı, annesiydi, herşeyiydi. Ama gerçeği halasıydı. Bunu Eylül ve Hayal dahil olmak üzere kimse bilmiyordu. İçeri kızım diye giren kadın gözükmesiyle tüm gözler ona döndü.
5 kişi tanıdı hemen, 3 kişi bu kadını Hayal'in sahte annesi sandı ama halalarıydı. Ne tuhaf iş.
Eylül 5 kişi için 2 ayrı kişiydi; Masal ve Eylül. Derya'nın ağzından "Masal." diye bir kelime çıktı. Yusuf ve Giray'ın kaşları çatıldı. Hayal elini boynuna attı. Aslının gözleri Hayal'e kaydı. Dizilerde ki gibi uzun uzun bakışma sahnesi gibi bir an yaşandı. Herkes Masal'a yani Eylül'e odaklanmıştı. Nasıl
öldüğünü zannetikleri biri daha mı yaşıyordu.
Aslı kaşlarını istemsiz bir şekilde çatılırken yerinden hızlıca doğruldu. Hayal nefes alamıyordu, yine panik atak krizi geçiriyordu. Ne yapması gerekiyordu? Ne yapılırdı böyle durumlarda? Aslı doktorun sen kendine gel, diye kendini sakinleştirdi. Beynine öğrendikleri geldi.
"Dışarı, hemen herkes dışarıya çıkıyor! " dedi ciddi bir şekilde, hatta demekle kalmadı hala boş gözlerle ona bakan ailesini ittirdi dışarıya doğru. Arkalarından başını uzatarak "Hemşire! "diye bağırdı. Üzerindeki siyah uzun kollu bluzun kollarını yukarıya doğru iterek Hayal'in yanına gitti. Boğazını tutarak nefes almaya çalisiyordu. Ellerini ellerinin içine aldı onunla konuşarak rahatlamasını sağlamaya çalıştı.
"Bana bak, düşünme ablacım düşünme ne varsa aklında sadece bana bak. " gözleri kapanıyordu. Ateşlenmesi sonra kriz geçirmesi onu yormuştu. Üstelik bunlar ufak çaplı krizler de değildi. Oldukça ciddiydi. Tekrar geçirdiği kriz bu sefer daha ciddi sonuçlar doğurabilirdi. "Hayal! " dedi telaşla. Önüne gelen saçları için bileğindeki tokatla aşağıda bir at kuyruğu yaparken "Hemşire! " diye tekrar bağırmıştı. Sakinleştirici gerekiyordu. Ne işleri vardı. Kardeşi kriz geçiriyordu. Ona bakmalılardı.
Ama içeriye hiç ummadığı biri girmişti. Hayal'in yakışıklı doktoru. Aslı'nın onu düşünmekten daha önemli işleri olduğundan içeri girenin kim olduğuna bakmamamıştı. Hiç durmadan konuşmaya başlanmıştı.
"Hayal hayır bak bana. Nefes alabiliyorsun." Boğazına giden ellerini tuttu. "Bak benimle birlikte al,"arkasını döndü hemşireye bakmak için. Onu gördü. Bakıştılar. Kısa kesildi bu sefer "Sakinleştirici hemen, panik atak krizi geçiriyor. " Önüne döndü, o adamı görmek yüreğine zaradı.
"Bana bak şimdi nefes al benle. Al, ver. Aklında ne varsa sil ve iyi şeyler düşün. HAYIR. Bak bana bak, bak karakola düştüğümüz geceyi . Nasıl da eğlendik değil mi? Lütfen bana bak SAKİNLEŞTİRİCİ NERDE!? " tam o sırada hemşire içeriye girerek sakinleştiriciyi vurdu. Bir ara gözleri kayar gibi olmuştu. İyice saçmalamıştı korkudan.
Geri çekildi, hemşireye alan kazandırdı. Bugün olan şeyler kalbine zaradı çok büyük bir zarar. Kalbi heycanlı bir kuş gibi göğüs kafesinden çıkarak uçmaya çalışıyordu.
Dışarıda olanlar ise çok farklı değildi. Herkes Hayal'e ne olduğu ile ilgileniyordu. Aslı neden onları çıkarmıştı odadan.
"Abla." dedi Yeliz Eylül'e ağlayarak.
"Abla benim yüzümden," dedi.
"Ne senin yüzünden güzelim bak bana"Yeliz'in çenesini tutarak decan etti "hayır hiçbir şey senin yüzünden değil. O panik atak hastası normal değil mi? " diye yatıştırıcı bir ses tonuyla konuştu.
Kendiside ağlamak üzerinde hatta ağlıyordu.
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
VİCTOR HUGO✨
"Abla şişe düştü, camın sesine travması tetiklendi. Niye cam aldıysam plastik neyime yetmiyordu." şimdi anlaşılmıştı olaylar. Derin bir nefes verdi.
"Şşşt yok annem olurmu öyle şey bir şey olmaz, alışmamız lazım bizimde demiştik ya bir ara, her kriz geçirdiğinde ağlıyamayız. "
"Sen de ağlıyacak gibisin ama. "
"Ben ağlamam güzelim hadi sil gözyaşını. "Arkasını döndü gözleri yaşlı bir Zeynep seçti gözleri. Ne kadar o tanımasada her zaman takip ediyordu onları Eylül. " Zeynep, Yeliz'i lavaboya götürebilir misin? "
Bir yabancının ismini bilmesine şaşırdı Zeynep, hiç görmemişti onu. Ama hemen yardım etti Yeliz'i kaldırdı ve götürdü. Ayağa kalktı Eylül, Derya'nın 1önüne giderek durdu. Kollarını açtı.
"Sarılalım mı? " dedi eski dostuna. Derya gözyaşlarının arasından gülümsedi ve kafasını salladı belli belirsiz. Kocaman sarıldılar. Çağrı anlamaz, Yusuf buruk bir tebessüm ile Giray da hissiz bir şekilde izledi onları.
İçeriye dönersek, Aslı duvar dibine çökerek kardeşine bakıyordu. Fazla stresliydi. Hemen yanına Kuzey oturdu. "Nasıl yaptınız onca şeyi, erken müdahele doğru işlevler nasıl? " dedi şaşırarak Aslı ise ciddiydi çünkü az önce kardeşini kalp krizi eşiğinden döndürmüştü. Kalbi dayanamayarak iflas edebilirdi böyle olaylar peşini bırakmıyordu.
"Lütfen bana siz demeyin, " sinir oluyorudu ve ona sana aşığım be adam diye bağırmak istiyordu. "Doktorum bende o yüzdendir ya da kardeşini koruma iç güdüsü falan" dedi kestirip atarak daha fazla konuşmaya kalbin dayanmazdı. Saçmalardı.
"O zaman bana adını bahşedebilirsin belki ve hangi branştasın? "
"Ahh, pardon Aslı ben. Sen? "ona doğru dönerek elini uzattı. Zaten biliyordum, sadece kendi ağzından duymak istemişti.
"Kuzey bende memnun oldum Aslı. "tokalıştıktan sonra geri çekildiler. Aslı başını duvara yasladı. " Çocuk doktoruyum. "
"Ne kadar güzel. " diye iç çekecek gibi oldu Kuzey. Ona bakarak hemde. İçinden dememiş miydi bunu?!
"Ne? " Üstüne alınması mı gerekiyordu Aslı'nın?
"Çocuklarla ilgilenmek. " Az kalsın sen diyecekti!
"Evet, çok güzel. " Tamam azıcık kırılsada yapacak birşey yoktu.
"Sen hangi hastanede çalışıyorsun? " diye sordu çünkü bu kızın yanından ayrılası yoktu. Hangi hastane ise yayın isteyecekti.
"Karaca hastanesi, aslında babamın yaptırdığı bir hastane patroniçecilik oynuyorum yani. " dedi yüzünde kocaman gülümsemesi ile. O gülüş ile tekrar bir içi gitti Kuzey'in. Akılına bir şey geldi. Bir hafta sonra orada göreve başladığı.
"Desene bundan sonra daha fazla görüşeceğiz sevgili patroniçe. 1 hafta sonra aynı hastanede görev yapmaya başlıyoruz. " dedi ve karizmatik bir şekilde ayağa kalktı. Elini uzattı az önce yanında oturduğu kadına. Aslı'nın yüzünde ki tebessüm öyle büyüdü ki Aslı kontrol altına alamadı. Ona uzatılan elin tuttu ve ayağa kalktı.
"Görüşelim bakalım, bizi neler bekliyor. "dedi kaşlarını kaldırarak oyunbaz bir sesle. Şimdilik son kez birbirlerine gözlerine baktılar. Dışarıdan doktor bey diye ses gelince konuştu.
"Görüşmek üzere patroniçem. " Aslı bırakmak istemediği eli bıraktı ve dışarı çıkan adama doğru yumuşak bir sesle seslendi.
"Görüşelim doktor bey. " Kapıdan çıktı. Aslı onun arkasından bakakaldı. Aşık gözlerle.
~♥~
(Hayal) (1 hafta sonra)
'Son bir defa boynuna sarılıp, gitsem
huzuru koklasam Ege'de.
Aşk nerden nereye
Soldan sağa 4 harf ölüm
Yazılmamış 5 harf hayat
Aşk nerden nereye'
Ne mi yapıyordum? Odanın içinde şarkının ritmine göre tepinen suretiyle dans ediyordum aynı zamanda makyaj yapıyordum. Tam bir haftadır hastane ile odamdan başka bir yer görmemiştim. Annem acayip bir kadın. Aşağıya iniyorum,
İyileştim diyorum,
Hemen yatağına dön diyor.
Çıkıyorum odama, ertesi gün yine iniyorum.
Tekrardan iyileştim diyorum, ama bunu derken de öksürük krizindeyim.
Odana dön diyor, bir ara terliğini eline aldı.
Ama evde sadece hasta olan ben değildim, yanlışlıkla Giray'ı da hasta etmiştim. Son olarak boğazıma sürdüğüm kapatıcı dağıtarak kendine aynada bir göz attım. Mükemmeldir. Masanın üzerindeki dağınıklığa baktım, toplasam mı?
Hiç toplayasım yok. Sanki masanın üzerinde ki dağınıklığı hiç görmemişim gibi telefonu kapatmadan odadan çıktım yan yana olduğumuzdan kapısı kapıma yakındı. Telefona daha da ses verdim hiç çalmadan kapıyı açtım. Hala yatıyordu. Yatağına doğru koştum yatağına üzerinde bağdaş kurarak oturdum.
"Günaydın uykucu. " dedim neşeli bir sesle bağirarak. Birden gözlerini açtı, beni görünce geri kapattı ve bana tepki vermeden yatmasına geri döndü. Gülümsemem solar gibi oldu ama hemen toparladım. Bir elimin işaret parmağımı onu çıldırtmak istercesine omzuna dokundurmaya başladım.
"Gün aydı ama sen uyursan küser sana. " Evet mükemmel ikna edici yeteneklerim vardır.
"Aymamıştır gün daha sende yat. " derdimiz kolunu omzuma vurarak beni düşürdü. Of. Yerimden kalkmadan ikna yeteneklerime son gücümle inanarak devam ettim.
"Giray." dedim ciddi bir sesle.
"Hı." dedi bıkmış bir sesle.
"Artık daha iyi misin? Yani geçtim hastalığın? "
Mükemmel devam ediyorsun Hayal devam et.
"Bu konuşmanın sonunda beni ne beklıyor bilmiyorum ama iyiyim Hayal. " dedi kalktı. Yani en azından yüzünü bana döndürdü.
"Ya ben odada çok sıkıldım. Annemle tek başima baş edemiyorum salmıyor beni aşağıya. En azından birlikte olursak iyileştiğimize inanır belki, ya ben çook sıkıldım odadan Giray. Hadi kalk sana."
Ben ayağa kalktım ve odasını öğrendiğim 5 günden beri odasını incelemeye yeni fırsatım olmuştu. Odanın için de başka bir odaya açılan bir kapı daha vardı.
"Bekle biraz annemden ne kadar terlik yiyeceğiz onu hesaplamalıyım. " dedi gözlerini kapatarak. Tekrar uyuyacaktı.
"Giray."dedim. Bazı homurdanmaya benzer sesler çıkararak dinlediğini belli etti. " Bu odaya girebililr miyim? "dedim.
" Gir. " dedi. Kapıyı açtım karşımda bir bebek odası takımı vardı. Pes pembe bir beşik. Pembe beyaz perdeler. Bir kaç oyuncak dışarıda kalanlar sepetteydi. Pembe beyaz bir dolap. Bir peri yavrusunun odası gbi gösteriyordu. Pembe beşiğin üzerinde pembe tüller, duvardaki çicekler. Beşiğe doğru yaklaşarak içinde bulunan tek boynuzlu at yastığına elimi uzattım.
Arkamdan birinin beni izlediğini hissederek başımı arkana çevirdim. Giray beni izliyordu. Bedenimi de Giray'a doğru çevirdim. "Bu oda kimin evde bu kadar küçük biri mi var? ". Belli belirsiz bir hüzün yüklenmişti bana . Küçükken böyle bir oda istemiştim, birde elimde olan yastıktan. Odayı hep içimde tutmuştum ama bu yastığı istediğimi söylediğimi hatırlıyorum. Tabi ki de almamamışlardı. Sonuç yine hüsrandı.
" Bu odanın eski sahibi karşımda, şuan ki sahibi ile, "saatine baktı. " İki saate tanışırsın. " Anlamadım abicim?
"Bu oda benim miydi? " dedim heycan dolu bir sesle. Kafasını salladı.
"Senindi. Şimdi annemin yanına gidiyorum geliyor musun? " dedi. Demekki 2 yaşına kadar insanca muamele görmüştüm. Belki belisiz gülümsedim. Elimde ki oyuncağı odamınn yeni sahibinin beşiğine bıraktım ve abimin yanına gittim.
Aşağıya indik. Salona girer girmez gözler üstümüze döndü. Babamla ablam, annemle zetynep, Birce ile Cem, çağrı ile halam hepsi farklı yerlere de beraberce oturuyordu. Annem kucağında yatan Zeynep'in saçlarını okşamayı bırakarak bize döndü. "Hemen odanıza. " dedi. Abime döndüm. Annemi hiç umursamayarak koltuğa oturdu. Bende peşinden gittim ve oturdum.
Kolunu omzuma atarak beni kendine yasladı. "Oğlum, kızım kime diyorum ben? " dedi ses desibelini biraz daha arttırarak.
"Anne bak valla iyileştik biz oturalım biraz ne olur? "
"Yani şu zamana kadar iyileşelim artık ta oturmak kısmı bana göre değil işim var çıkacam evden 5 dakikaya. " beni yanlız bırakamazsın. Gitme abi ne olur. Bu kadın beni çiğ çiğ yer terlikle.
"Nereye gidiyorsun!? " dedim çıkışarak. Bu anı çıkışıma herkes gülse de umrumda olmadı.
"Odanın sahibini getirmeye. " dedi gülümseyerek. Odaya bir göz attım. Kim vardı koca yürekli? Odanın sahibini getirmesi gerekmekteydi. Buldum.
"Çağrı getirsin sen kal. " deyince tekrar bir kahkaha yükseldi. "Ben niye gidiyorum kızım, hem benle gelmez sadece abimin kucağında duruyor yoksa kıyameti kopartıyor. " Bak daha da meraklandım, kimdi bu odanın sahibi.
"Kim bu kız? " dedim dümdük hesap sorar gibi, abi mi almaya çalışan kişi kim.
"Gelince görürsün, " dedi ve ayaklandı. "Ben gidiyorum. " dedi ve gitti. Hadi ama bu ne bahtsızlık.
Şansımıza tükürelim.
Bencede iç ses , bence de.
"Kızım odana" dedi annem tekrardan. Abimin gittiği yere de yayılarak ablama baktım kurtar beni dercesine.
"Anne iyi işte kız bak rengi falan yerine gelmiş bırak sonsuza kadar odasına mı hapsedeceksin? " dedi birtanem canım balım ablam.
"Evet iyiyim ben. " diyerek destek çıktım heycanlı bir şekilde annem ikiye karşı bir kalarak beni baştan aşağı bir şekilde süzdü.
"İyi misin gerçekten? " dedi tek kaşını kaldırarak.
"Vallah billah iyiyim." diye ağız yapınca herkes tekrardan güldü.
"Kızım sen nerden öğrendin ağız yapmayı. "dedi gülümseyen babam.
"Urfa'dan, Yeliz Yeliz Urfalı arada giderdik öyle öyle aklımda kalmış. " dedim. Babam Aslı ya baktı. Annem Zeynep'in saçlarını okşamaya devam etti.
"Aslı yada öğret. Yapamıyor, taklit yeteneği sıfır. "dedi mükemmel ikili yine atışta başlayacak gibiydi.
" Babaa. " dedi hafif kızarken.
"Efendim kızım. " Aslında babam o saç bakım kutusuna verdiği paranın acısını çıkarmaya çalışıyordu.
"Hıh, " dedi trip atar gibi ayrıldı babasından. "Hayal gelsin sarılsın sana ben gidiyorum. " Resmen trip yiyordu babam. Benim işime geldi ve babamın yanına gittim. Aslı da bu arada benim yerime oturmuştu. Babamım yanına oturarak sarıldım. Saçlarımı öperek parmak uçlarıma ile hafif hafif taramaya başladı, aradan bir yarım saat geçti.
Kapı çaldı. Annem "Hayal sen bak. " dedi.
Hemen kalkarak kapıyı açtım, karşımda abim ve kucağında bir bebek. Bir bir buçuk yaşlarında saçları iki yanından toplanmış ama birazı dışarda kalmış, takılan minnoş tokatları ve yüzünden büyük yanakları olan bir bebek.
Bu bebek miydi odamın sahibi?
Odam ona kurban olabilirdi.
"Merhaba de babacım halaya. " Tövbe bismillah. Bu bebek benim yeğenim mi olmakta? Ben halaymışım. Halay demiş gibi oldu ama umurumda değil, halamıyım ben?bir de bu minnoşun halası? Ama bir saniye ABİM EVLİ MİYDİ?
"Giray." abim içeri girdi, ayakkabılarını soydurdu. Elini tuttu. Bende neden annem eve ayakkabı ile girince Çağrı'ya kızdı diyordum, meğer evde bebek yaşıyormuş.
"Hayır evli değilim belki bir ara anlatırım. " Tamam, dedim içimden. Ama iç sesim durmadı ve beni için vurdu.
Sen onlara hiç birşey anlatamazken onlar sen sormadan anlatıyor.
Sus iç ses.
Salona doğru yürü süper bende arkalarından.
"Oo benim torunum gelmiş" dedi babam, ne bu torun sevgisi. Bir saniye bu kızın ismi ne? YEĞENİ MİN İSMİNİ BİLMİYORUM. Benim minnoşum babasının elini daha da sıkı tuttu. Benim kalkmam ile beraber Aslı tekrar babamın yanına geçmişti. Abimle diğer koltuğa doğru ilerledik. Yani onlar ilerledi. Bense peşlerinden.
"Abi kızın hala çok yabani. " dedi Çağrı. Giray kızını kucağına aldı ve Çağrı'ya çok kısa süreli bir bakış attı.
"Kes sesini istersen, yoksa Hayat ile beraber odana çıkarak gardırobunun içinde ne var diye bakabiliriz, di mi babacım. " Demek ismi Hayattı. Hayat ne olduğunu bile bilmeden babasının yumuşacık sesine kafa salladı. Ortamda biraz sessizlik oldu. O sırada benim eski sevgili köpeğim Çiçim Emir'in sevgili kedisine havladı. Köpek ve kedi işte.
Sahiplerine çekmişler.
Sus iç ses.
Hayat bu çıkan yüksek sese ağlamaya başladı. Giray kızına bakarken bende dışarıya çıktım.
"Çiçi! " diye köpeğimi çağırdım. Hemen havlamayı bırakarak yanıma geldi.
"Kulübene annecim hadi koş. " Diye ayağımın yanında bulunan topu fırlattım. Sesler kesilince Hayat'ta susmuştu. Tekrardan yerime geçerken Hayat bana döndü. Kollarını açarsa kucağıma gelmek istedi. "Hayal'e mi gideceksin? Hadi uç bakalım." Giray'ın kollarından benim kollarıma gelmişti.
"Bir ilk yaşandı şuan, Hayat ilk defa bu evde abimden başka birinin kucağında. Ve o ben değilim yazıklar olsun sana Hayat'ım. "dedi Çağrı.
" Hala. " dedi sadece Giray. Acımasız Eylül'üm ensesine bir tane tokat yapıştırdı. Hakketti.
"Teşekkürler." Halam göz kapaklarını yavaşca indirdi Giray'ın teşekkürüne karşılık.
Bende elimde ki bebişle kocaman camları bahçeye bakan cam duvara doğru ilerledim. Bahçeye bakarak bir ileri bir geri yürüdüm. 10 dakika gibi kısa bir süre sonrasında Hayat kucağımda uyumuştu. Arkamı döndüm, herkes kendi halinde telefonlarda idi.
Yavaşça Giray'a seslendim;
"Giray." Kafasını telefondan kaldırarak bana baktı.
"Şuan kucağından alırsam uyanır, sen yatırmalısın. Önünden gidip kapıları açarım ben. " Kafamı salladım. Biz yukarı doğru ilerlerken Çağr'nın ufak sistemleri geliyordu. "Kıza o kadar baktık gitsin bizim yerimize Hayal'i seçsin yakışmadı Hayat'a. "
" Prenses prensesi çekti oğlum işte kim ne yapşın senin gibi ayıyı. " dedi babam. Gülmemek için kendimi sıktım, o sırada salondan kahkaha sesleri geliyordu. Hayatı beşiği yatırıp indiğimde Giray da arkamdan geldi.
"Evet, herkes geldiğinde göre söylüyorum. " dedi annem. Ne oluyor tam olarak?
"Sakın bana kardeş geldiğin söylemeyin kendimi şu camdan aşağı atarım. " diyen Çağrıya halam yine bir tokat attı, şamar oğlanına döndü çocuk ama hakketti. Birde zemin kattaki balkondan aşağıya atlamak için kendine pek bir şey yapmazdı mümkünse çatıya çıksındı. Annem onaylamaz bakışlarını atarak konuşmasına geri döndü.
"Orduya gidiyoruz. " Kendi aralarındadır beni değil Giray'ı beklemişlerdir.
"Ben Aslı ile aynı araba da olacam"
"Ben Çağrı ile aynı araba da olacam"
diye Aslı ve Çağrı konuştu. Emir şuanlık yanımızda değildi. Üzülmüyorum asla.
İçin içini yiyor nerde diye sus istersen
Sus iç ses.
"Tamam, sizle uğraşamam bizden uzak olun. Bana bakın, kimse kimseyi beklemiyor. Bircem, siz büyük araba ile gidin ayaklarını uzatırsın. Hayal, Hayat ve Giray da büyük araba ile gidiyor Hayat var sonuçta.Görünen o ki iyi anlaştılar baya. Kalanlar kendi arabası ile gidiyor. Her araba da 2 kişi" Ben de mi? Hocam ben gelemem benim ankastirem tutar.
Anlaman gereken yeri unutmuşsun yine.
Dedim ama ben annem anlar diye, çok belli ettiler.
"Anne sen nerden anladın ya? " Acaba yengecim, nasıda anladı kadın şıp diye?
"Anlamasa şaşardım, ben bile bir haftada anladım be güzelim. " dedi Eylül'üm. Zeki kadın ve de acımasız. Herkes kendi arasında konuşurken bebek telsizinden ağlama sesi duyuldu. Hemen atladım.
"Ben bakarım! " Acele ile söyleyerek yukarı çıktım. İçeri girdim. Beşiğin yanına giderek kucağıma aldım minnoşumu. Kapı sesini duyunca ağlaması kesilmişti. Mavi gözleri ve sarı saçları ailemize oldukça tersti, bizimkiler çoğunlukla esmer di tabi arada kumrallarda vardı.
"Halacım, neden uyandın ki sen? Daha yeni uyudun biraz daha uyuyalım olur mu? " dedim yumuşak bir sesle. Kafasını göğüsüme gömdü. Uykusu vardı.
"Nivni sövle. " dedi yada söyleyemedi, ben bu kızı yerdim.
"Sana şarkı söyleyeyim mi? İkinci defa birine şarkı söyleteceksin bana ister misin güzelim? " Kafasını belli belirsiz salladı Hayat. Ayağım ile kapıyı kapattım. Ninni bilmiyordum daha yatıştırıcı bir melodi seçtim minnoşuma.
Bir ileri bir geri sallanırken aynı zamanda sırtına parmaklarımı değdirdim. Nefes alarak şarkıma başladım.
"Dönüşü yok, beraberce karar verdik ayrılmaya,
Alışmalı arkadaşça yolları ayırmaya.
Şimdi artık gözyaşları gereksiz akmamalı,
Alışmalı kendi yaratmizi kendimiz sarmaya.
Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok,
Yitirmişiz anılarla beraber.
Faydası yok gel bunları bırakalım bir tarafa,
Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok.
Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler,
Şimdi bana seninle bir ömür vadetseler,
Şimdi bana yeniden ister misin deseler,
Tek bir söz bile söyleme hakkım yok."
(Hayal şarkısını söyledi ama aşağıdan da tüm ailesi dinledi, sesinin ne kadar güzel olduğunu konuştular. Aslı'nın aklına o gün neden şarkı söylemediği geldi ama bu soru çok sürmeden zihninde sisli bulutlar arasına karıştı.)
~♥~
SEVİLİYORSUN!
(Beğeni atıp eseri puanlamayı unutmaa🩷)
