İçeriğe geç

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 8 · 15 dk okuma

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 8

~8~ Öğrenilen Başka Gerçekler

Selamlar,

Okullar açıldı naptınız yeni okula geçenler alışabildi mi? 3. Hafta oldu ya alışmışsınızdır.

8. Ve 12. Sınıflara burdan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yeni karakter kilidi açıldı ~ Hoşgeldiniz Giray, Barkın, Çağrı ve Hayat~

Okurlarım. Giray benim evladım. Lütfen düşüncelerinize dikkat ederek aşık olmaktan kaçının.💖

BÖLÜME HOŞGELDİNİZ !

BENDE YAZMAYA!

~♥~

Gerçekler neydi? Biz neyin gerçek neyin Hayal olduğunu nasıl öğrenmeliyiz? Bir söz vardı "Gerçek er ya da geç ortaya çıkar.". Eğer ki gerçek zaten başka bir söz, bir kelime olacaksa adı neden gerçek? Bunlardan en önemlisi, gerçek neydi?

Gerçek doğru olandı. Bilinendi. Görünendi. Duyulandı. Saklanmayandı. Gerçek bunlardı. Gerçek bunların ortaya çıkmış haliydi.

"Benimle geliyorsun Prenses." Kalbim yerinden dökülmek üzere hızlı hızlı atıyordu. Neydi bu!?

Kaçmam gerekiyor! Nasıl? Boğazıma dayana elden bıçaklı bir kol vardı. Adamın kolunu itsem yere düşecek kıvamdaydı.

Derin bir nefes aldım. Birdme arkamda ki kişinin hiç beklemediği bir anda bıçaklı elini ters çevirip kolunu ileri ittim ve papatya tarlasının çıkışına doğru koşmaya çalıştım. Kolumdan tutuldum.

"Öldür beni burda, hiç kimse görmeden bilmeden"

"Seni öldürmeye gelmedim az sakin ol. Diyelim ki benimle gelmedin o zaman o ölür." Yüzüme doğru bir telefon ekranı tutuldu. Ekranda görünen kişi şu anda ön bahçede telefonla konuşan Emirdi.

Kahretsin! Sakin ol ters psikoloji yap.

"Onu öldürebilirsiniz, inan umurumda değil, aramızda kalacaksa tetiğe ben basabilirim?" Nolur öyle birşey yapan dur bırak beni Allah'ın cezası.

"Benim acımam yok bak vurur- telefon çalıyor sabit dur yoksa o çacuk adam ölür.

Efendim Çağrı?

...

Dediğini yapıyorum

...

Lan oğlum Giray demedi mi zaten?

...

Tamam geliyorum. Kızda yanımda geliyor. Ben senin yapacağın planın kapat Çağrı kapat abi kapat. Nelerle uğraşıyorum. Sen de yürü arabaya zorlama."

Adamın öyle bir bıkmış hali vardı ki her ne halt ediyorsa işinde artık istifa etmeyi düşünüyordu.

"Beni burada bırakırsan, yaşanılanlardan kimsenin haberi olmaz. Bence iyi teklif bırak beni ne yapacaksınız, gerçi on parmağımda on marifet zaten bırak beni gideyim içeri?" diye şansımı denedim. Beni kolumdan çekiştirmesi ile şansımın boşa gittiği belli oldu. Direndim. Sırtına attı. Benim şansın mükemmeliği şaka mı? Başından beri aklıma gelmeyen bir çözüm olan bağırmayı denedim. Daha doğrusu çalıştım.

"Eğer ki çığlık atmaya kalkarsan Zeynepte ölür " Açtığım ağzımı geri kapadım. Sırtına vurmaya ve çırpınmaya başladım. Beni siyah bir aracın içine resmen fırlattı.

"Yavaş hayvan, öküzsin ha belki rica etsen ben senle gelecektim bu nasıl hayvanî hareketler." Şuanda kaçırılıyor sun Hayal

Olabilir iç ses.

"Bacım." dedi, derin bir nefes aldı sabır dilenircesine. Devam etti." Seni kaçırıyorum acaba farkında mısın?" Diye az önce iç sesimin hatırlattığı soruyu sordu. Cevabı verdim. " Olabilir, sonuçta tek kaçırılan insan ben değilim." Bana öyle bir bakış atti ki, kahkaha attım. Ne anlatır bu deli bakışıydı bu.

Aradan zaman geçti. Ben asla susmadım. 1 dakikamı bile konuşmadan geçirmedim. Hep konuştum. Sesim kısılmış ve üşüyorum, ateşim çıktı. Susmadım. Araç durdu. Arabadan indi elini uzattı. Artık birşeyler yapmalıyım bu kadar eğlence yeterli. Adamın belinde silah, diğer koruma ve gözü kararmış bir ben.

Uzattığı elini tuttum. Düşer gibi yaparak belindeki silahı aldım. Yandaki insanlardan bir tanesin üzerine resmen uçtum. Üzerine uçtuğum kişi diğerlerinden daha küçük ve sırtında çantası vardı. Adamdan (ç)aldığım silahı çocuğun kalbine dayadım. Başına boyum yetmiyordu. Önüme baktığımda herkes bana silahını doğrultmuştu. Beni kaçıran adamdan bir ses yükseldi.

"Kızın bir saç teline zarar gelirse hepinizin kafasına sıkarım, indirin silahları."

"Artırıyorum benim saçıma zarar gelirse buraya bomba döşerim. Ayrıca saçım bozuldu bile, ne güzel olmuştu ya. Bu bile bu kişiyi öldürmem gereken bir sebep." Sesimi kısarak çoçuğun kulağına fısıldadım." Biraz eğilir misin? Silahı kalbine tutuyorum bu çok saçma. Birde yaş kaç?"

"Abla babamın yanına gelmiştim sadece, 17 yaşındayım. Öldürme beni kurban olayım bak ömrü billah karşına çıkmam bırak beni gideyim."17? Bu çocuk dev!

"Ay yok be ne öldürecem. Elimdekini kullanmayı bilmiyorum ben. Sen sakin ol ve eğil yetişemiyorum ben senin boyuna." İnşallah elim de ki şey ile kazayla onu vurabileceğimi bilmiyordur. Ben deli gibi bunu düşünüyorum çünkü! Çocuk dediğimi yaptı. Bende saçma pozisyondan kurtuldum ve silahı kafasına dayadım.

"NELER OLUYOR BURDA?! BARKIN! " diye arkadan gür bir ses geldi. Ses cümlenin sonlarına doğru yakınlaştı ve bir adam ortaya çıktı. Dudaklarından "Hayal" diye ismin döküldü.

"Oyuna geldim di mi lan ben? Nerde o Çağrı? İmam ayarlayın birazdan Çağrının selası okunacak. İndir kızım sende şu silahı! İstifa ediyorum ben!" Sana ne oğlum indiremiyorum.

"Bağırma bana! İndirmiyorum hadi bakalım. Beni eve geri götüreceksiniz!"

"Dur durduğun yerde Barkın! Hayal bırak abicim silahı." Abicim?

"Abicim?" Arkadan gelen kahkaha sesleri tekrar ön tarafa doğru geldi. Kahkaha sesine doğru döndüm.

"Nasıl da oyuna geldiniz ama bundan sonra buraların başkanı benim ÇAĞRI KARACA." Yazık sorunlu galiba. Dur lan bir saniye. Karaca?

"Çağrı ben seni oyuna getirecem abim bekle sen. Hayal silahı bana getir."

"Beni kimse duymuyor mu? Eve gidecem diyorum. BENİ DERHAL EVE GÖTÜRÜN!" Bu bağırmadan sonra bir kaç kez öksürmüştüm. Boğazım yırtılacak galiba.

"Hayal zaten evindesin." Barkın denilen herif Çağrıyı kovalıyordu. Bunlar nasıl mafya be? Ki mafyamılar orasıda şüpheli.

Yine bakman gereken yeri görmüyordun Hayal

Lan nasıl evindeyim ben

"Pardon?"

"Bak şimdi ben senin en büyük abinim. Bu kovalanan gerizekalı da senden bir büyük olan abim. Saçmalığa bak anasını satayım kıza ailesini öğretiyorum." Sona doğru sesi iyice kısılmıştı.

"Sana nasıl inanayım?"Telefon melodisi duyuldu.

"Nerden bileyim ben kimlik mi çıkarta- Bak annem arıyorum al sen konuş."

"Getirin telefonu"

"Silahı indir yanıma gel. İnanmazsan sana kendi elinle Çağrıyı veririm sen vurabilirsin onu ama çocuğu bırak."

"Alın zaten korktu bu bir su falan içirin" silahı kafasından çektim. Adamın yanına doğru ilerledim. Yemin ederim tam bir malım. Telefonu uzattı, açtım.

"Giray, Hayal yok bulamıyoruz."

"Derya hanım ben şuan abim olduğunu iddia eden bir adamla beraberim ve şuan onun telefonundan konuşuyorum." Rahatladığını belli eden bir nefes verdi.

"Kızım, abin o senin zaten. Net Çağrı abin birşey yapmıştırda sen şuan ordasındır. Abinler seni geri getirir annecim. Korkma tamam mı?" Korkma dediğin kızın az önce birinin kafasına silah dayadı aney. Malınıda biliyor.

"Yok anne korkmaz kızın. Az önce birinin kafasına silah dayadı da Hayal" ama şimdi oldumu Giray efendi? ayıplayan bakışlarım eşliğinde telefonu elimden aldı ve annemle konuştu. Ben gerçekten şuraya bayılmak üzereyim. Kendimi hiç iyi hisetmiyorum. Giray telefonla konuşmaya devam etti. Barkın Çağrıyı kovaladı. Adamlardan biri beni kaçırdıkları minibüsü bir yere götürdü. Diğer adamlar bir yerlere dağıldılar bende olduğum yerde bekledim. Giray telefonu kapatınca oba doğru tekrar dönerek konuştum.

"Bana giyecek birşeyler versene Giray. Bunlar hiç rahat değil." Lanet olsun. Sesimi kendim bile zor duydum.

"Ne?" Dedi. Al işte.

"Bana giyecek birşeyler ver diyorum Giray. Elbise hiç rahat değil. Üşüyorum!" Ben üşümezdim sonuçta neredeyse tüm kış akşamları soluğu denizde alan bir insanım ben. Ama şuan öyle bir üşüyorum ki anlatamam. Biraz daha bağırarak konuşmuştum.

"Abi de bana."

"İstemez."

"İyi, peşimden gel. Ayrıca yüzün neden kırmızı senin?"

"Üşüyorum dedim ya!" Birşeyleri sorgular gibi baktı içeri girdik. Ev mükemmeldi. Hayalimde ki tek başıma yaşadığım evdi işte. İçerisi tahta ile döşenmiş. Bir yanan şömine. Karşısında minderler. Üst kata çıktı. Bir odaya girdi. Odadaki dolabı açtı. Elini ensesine attı ve konuştu.

"Bunlar Aslının kıyafetleri kendine göre birşeyler bulabilirsin umarım. " Hepsi bana büyük gelecek.

"Bakarım ben sağol." Odadan çıktı ben kıyafetleri karıştırdım. Bir sweet t-shirt, bir kalın tayt ve çoraplar. Üzerimi giyindim. Tuvalet olduğunu düşündüğüm yere girdim. Makyajımı zorla çıkarttım su buz gibiydi. Saçlarımı iyice taradım. Tekerardan aşağıya şöminenin karşında bulunan minderlere değilde tekli koltuğa kuruldum. Ben ateşi izlereken Giray elinde tepsi ile geldi.

"Sandwich hazırladım, acıkmışsındır. Akşam yemeği olmadı daha." Dedi marifetli abim olduğunu yeni öğrendiğim abim Giray.

"Yemek istemiyorum, midem bulanıyor." Dedim son sesim ile. Sorgularcasına baktı. Bende ona baktım. Elini anlıma kattı. Vücudumu geriye çektim. "Yerinde dur. Sadece ateşine bakkacağım." Konuşmak için ağzımı araladım.Sesim çıkmadı. Kendi kendime kızıgınca kaşlarımı çattım. Karşımdaki öküz güldü. Kirpiklerinin altında bakışlarımı kızgınca ona diktim. Kahkaha attı. Öküz.

"Yapma öyle, sinirli gözükemiyorsun aksine daha komik oluyorsun." Abicim sen benim sinirli halimi görmedin. Gerçi az önce birisinin kafasına silah dayadım. Tek kaşımı az önce ne yaptım hatırla istersen dercesine yukarı kaldırdım. "Ne? Ne diyorsun?" Yazık. Kıt galiba.

Ellerim ile telefon işareti yaptım. direkt elini cebine attı, telefonunu çıkardı elime verdi.

Siz beni kaçırdınız ya hani ben az önce birinin kafasına silah falan dayadım. Yazdım notlar uygulamasına.

"Şimdi yanlış anlaşılma var, benim hiçbir şekilde kaçırılma ile alakam yok. O senin çok zeki abin bunu ayarlayarak benim ismimi vermiş. Birazdan gelir çok istiyorsan silahımı verebilirim" hiç gerek yok Allah razı olsun .

Telefona asla yazarken içeriye ıslak bir Çağrı girdi. Yazdığım şeyi sildim ve ver yazdım. Şaşkınca silahı bana verdiğinde koşarak Çağrının yanına gittim.

"Hayal, Ne haber abim ya?"suçlu çocuk psikolojisi varmış gibi konuşuyordu. Alaya vuruyordu. Ben de ona yasladım silahımı. Ben de alaya vurdum. Çağrıyı vurmadım, sakin. Geriye döndüm. Sanki kardeşinin sırtına silah dayamamışım gibi sakindi. Gözlerimle telefon getir dedim.

"Sen konuş ben anlıyorum" dedi. Kafamı bir kez aşağı yukarı salladım.

"Pardon da gerizekalı mısın?' dedim

"Pardon da gerizekalı mısın?' dedi. Sesim oldu.

Giraya döndüm. Gülümsedim." Aslı ile Çağrı yan yana gelmemeli ."dedim ellerim ile. Pardon silah olmayan elim ile.

"Haklısın ama çok geç" dedi. Dudak büzerek kafamı iki yana salladım. İlk önce omzuna 2 tane geçirdim. Birkaç sende ayağına tekme attım.

"Ya ne vuruyorsun ah!" Tekmelerime devam ettim yeterli olduğunu düşündüm arkamı döndüm silaha Giray'a tekrar verdim. Koltuğuma geçtim.

"Abi sen de bir şey demedin ya helal olsun! Sen niye hiç konuşmuyorsun." Sanane kardeşim defol şuradan. Giraya tek bir bakış attım. "Çağrı defol şuradan." Yanımda ki koltuğa uzandı. Üşüyorum. Seslenmeye çalıştım Giray'a sesim çıkmadı. Tepsiden bir yane peçete aldım ve top haline getirdim. Kafasına fırlattım ama telefonuna geldi. Topu aldı. Bana baktı. Bu ne dedi bakışları ile. Omuz silktim ve ellerim omuzlarıma katarak aşağı yukarı hareket ettirdim.

"Üşüyor musun?" Dedi. Onayladım. "Bekle geliyorum". Dedi bekledim. Sesim olmuştu. Yıllar sonra ilk defa bir kişi sesim olmuştu. Hatta hayatımda ilk defa. Arkasından gülümsedim. O artık herkesten daha değerliydi.

Elinde bir ateş ölçer ve battaniye ile geldi. Ayağa kalkarak battaniyeyi aldım. Onun yerine kıvrıldım. Uykum vardı. Güzelce yatma pozisyonuma geldim.

"Hayal ateşini ölçmeliyiz abim." Sende defol git zıbar yat akşam oldu be. Kolumu kaşdırdım. İşaret parmağım ile kendimi gösterdim. 'iyiyim' işareti yaptım. Sonrada elim ile kışkışladım.

Adım sesleri uzaklaşması gerekirken yakınlaştı. Kafamı ona doğru çevirdim ve "ne var?" Dedim kafamı iki yana oynatarak.

"Ateşini ölçmeliyiz." YA UYKUM VARĞ UYKUUM! Sesini keserek zıbarması için aldım ateş ölçeri yerine yerleştirdim. Ağırlaşan göz kapaklarım bu işkenceye daha fazla dayanamadı. Yavaştan uykuya daldım.

~♥~

Giray Karaca

Buldum. Onların kestiği umutlarına rağmen buldum. Annem psikolojik tedavi gördü. Babam annemin bu kadar üzülmesine dayanamadı. Her eve geldiğinde bir şey yok demektense aramadı. Aslı Burak Çağrı bu üçlü annemin yanında konuşmadı ama bulamayınca umudu kestiler. İkizler ablalarını hiç görmedi. İnsan bilmediği kişiyi araya bilirmiydi ki? Ben bebekliğine yazık dedim. 4 sene önce buldum. 18 yaşında. İsmini değiştirmiş. Yeniden Hayal yapmış bilmeden. Bu da mı tesadüftü yani? Yada bir çekim vardı onu bize iteleyen. Sonuç ne olursa olsun buldum. Benimleydi kayıp prenses.

Aslı hiçbir zaman bir prenses gibi değildi. Her defasında annem eline verdiği bebekleri yere atar gelir topumla oynardı. Hayal ise tam bir prensesti. Hareketleri, düşünceleri ile hep bir prensesti. Oturur bebekleri ile oynardı. Elbiseler giyerdi. Bir aralar babama ve bana oje sürmeye kalkışmıştı. Sürmüştü de. 1.5 yaşında. Gittiğinden beri kayıp prenses olarak kalmıştı bizde. Minik prensesim. Güzelim. Orman gözlüm.

"Ateşini ölçmeliyiz." Suratı kıpkırmızı ama hala iyi olduğunu iddia ediyor. Eğer gerçekten ateşi varsa -ki umarım yoktur- geç kalmadan hastaneye gitmeliyiz. Kendi rızası ile gitmez. Çok inatçı ama güzel...

Ona doğru yaklaştım, kafasını bana doğru çevirdi ve elinden ateş ölçeri alarak çok şükür ki yerine yerleştirdi. Ben tekli koltuğa geçtim. Telefonumu çıkardım ve basına çıkmadığı için oluşan haberleri gördüm. Kime ne ki? Çokta güzel olmuştu, kameralar karşısına çıkmasına gerek yoktu. Onun güzelliği bize yeterdi. Haberlere bakarken ateş ölçerin sesini duydum. Hayal bu sese uyanmadıysa kesin hasta. Bu kız gerçekten bir zır deli. Tamam şimdi ailede mükemmel psikolojili tek bir kişi olmadığından birşeyde diyemiyorum.

Ayağa kalktım. Yanına giderek ateş ölçeri aldım. 38°. Beklediğimden az. Annemi aradım.

"Efendim oğlum, EMİR DEFOL ŞURDAN! SENİ GÖZÜM GÖRMESİN SABAH Kİ OLAYIDA UNUTMADIM! Zeynep geç otur kızım sende yorma kendini" ben bu evin derdinde kavgasından da terbiyesizliği sende -her ne alakaysa- bıktım! Yeter!

"Yine ne oluyor orda" dedim bıkkın bir ses ile.

"Ya sabah Emir ile Hayal tartıştı ondan sonra Emir bir yerlere gitti. Basındada gittiği için onu suçluyordu. Neymiş daha adamları tanıyamamışmıymış. Bu çocuk benim çocuğum olamaz, çok geri zekalı ya. Buldum teyzene çekmiş. Neyse Zeynepte en sonunda çıldırdı bu söylediklerini duyunca sabah ki konudan kavga ettiler. Ben de kovdum salondan. Sen şunları bırak sabah çaktırmadı ama boğazı ağırıyorsu iki de bir yutkunuyor ve boğazını temizliyordu. Kızım nasıl?" Hayor kadın doktor falanda değil moda tasarımcısı.

"Boğazı hala ağırıyor ve sesi kısık hatta çıkmıyor. Zorla ateşine baktım 38° di. Yatıyor şuan." Durumu özetledim.

Telefonda bir kaç saniye sessizlik oldu.

" Ateşi çok değil uyanırsa ıhlamur yap ve biraz ıslatılmış bez koy anlına. Üstü şuan örtülüyse açma çok üşür. Kalınsa battaniye ince bir şekilde ört. Yarın yanıma getirirsin Koray bakar. Eğer ateşi artarsa acile götür.dedi Aslı. Bazen kafası çalışıyordu. YKS sınavında da çakışmış demekki hayret ettim sonucu görünce. "Tamam küçük hanım." Dedim

"Ben mi küçüğüm?"dedi abi saçmalama istersen adlı bir tonlama da.

"Haklısın eşşek kadar oldun" dedim ve yüzüne kapattım. Arada uğraşasım tutuyordu.

Telefonu koltuğa fırlattım. Çağrının odasına hızlı adımlarla çıktım. Dolabından en sevdiği tişörtü çıkardım ve mutfağa indim. Aşırı saçma bir rahatlık ile çekmecede makas buldum. Tam kesmeye başlayacağım sırada Çağrı içeriye girdi." Ooo abilerin bir tanesi, ne yapıyorsun beni daha yeni bulduğun kız kardeşine satalı?" Salak.

"Gel yardım et şunu kesmeme." Anlamadı mükemmel zekası ile Avukat olmayı başarmış kardeşim. Aslı 1 bu 2.

"Geldim, ne yapacaksın bezi." Dedi kahkaha atamama son bir.

"Elinin körü Çağrı, Hayalin ateşi var Aslı ıslak bez kat geçer dedi." Niye açıklama yaptım ki? 2'ye bölüdüğüm parçayı 4'e bmkerken konuştum.

"Abi arada sende şaşırmıyor musun bu kız nasıl doktor oldu diy- AAA ABİ TİŞÖRTÜM. Abi naptın."Elim deki tişört ile birlikte yere attı kendini."Ağaaaağaaa abiğ naptınğ." Off

"Kalk yerden geri zekalı." Dedim. Kendini sağa sola fırlatmaya başladı. Allah bana bin sabır versin.

"Gittiğ abiği gül gibiği tişörtüm gittiğ." Sabır.

"BEZLERİ BANA VER LAN YETER ! Ben sizin arkanızı toplamak zorundamıyım." Duraksadım. "Bak ağzım bozuldu, eğer ki Hayal uyanmış olsun seni buraya gömerim." Of herkesinde bir sabrı var yani.

"Tamam abi ne kızıyon, al." Ayağa kalkarken bezi uzattı. Aldım bir tane de tekme atarak yolladım mutfaktan. Yeter lan yeter diye bağırmak istiyorum şu an.

"Hadi yine iyiyim ha herkesten dayakta yedim." Gerizekalı ya ne anlatıyor tarzında bir bakış attım. Kaçtı. Bezi ıslatıım. Hayalin yanına gittim. Bezi anlına kattım. Üstündeki battaniyeyi değiştirmek için alırken sıkıca tuttu ve bırakmadı. Anlında boncuk boncuk terler birikmişti.

"Bırak elleme bebeğimi elleme onu" kabus görüyordu. Yanına çöktüm. Saçlarından öptüm. Saçlarını okşadım.

"Bırak, ah çekme saçımı abi."mırıldanıdı. Elimi şok olmuş bir şekilde saçlarından çektim. Saçınımı çektiler benim prensesimin.

"Hayal, kabus görüyorsun uyan abicim." Korkmaya başlamıştım. İyi değildi. İyi değildim. Nefes nefese gözlerini açtı. Hızlıca ayağa kalktı ve koşarak odanın bir diğer ucuna gitti. Ne olduğunu anlamdığımdan istemsizce kaşlarımı çattım. Gözlerimi kocaman açtı ve dudakları öne büzüldü. Ağlayacaktı. Ne zaman ağlamak istese bunu yapardı.

" Hey, hey sakin ol sadece kabustu"dedim. Etrafına baktı ve koşarak yanıma geldi. Sarıldı. Başını göğsüme sakladı. Olayı anlamadığımdan sarılmam bir iki saniye geç olsada sarıldım. Ağladı. Biraz zaman geçti.

"Daha iyi misin?" Dedim

Onayladı.

"Ateşine bakabilir miyim?"

Bak dedi. Baktım. Biraz yükselmişti ama halledilebilir di.

"Boğazım ağrıyor mu?"dedim.

"Eskisi kadar değil" dedi ve öksürdü.

"Oturmak ister misin?" Benden ayrıldı. Battaniyesini aldı. Şöminenin karşısında duvara sırtını dayadı. Üstünü örttü. Dizlerini kendisine doğru çekti ve kafasını dizlerine katarak ateşi izlemeye başladı.

"Öyle rahat mısın?"dedim. Rahat değilse yukarıda odalardan birine yatabilirdi.

"Eskiden yerde yardım, o yüzden bana her yer yataktır." Yerde?Nasıl bir yaşantısı olmuştu onun? Şimdi yapacağım şey için kendimden nefret ediyorum.

"Yer yatağındamı yatıyordun, rahat değilmiydi yatağın?" Evet, şuan bir bebek gibi. Yada bir çocuk. Ne söylesem cevap verirdi ve ben bundan nefret ediyorum!

"Hayır" dedi gözleri kapattı öldürdü. Derin nefesler aldı. "Sadece yerde" benim gözlerim şaşkınlıktan büyürken" öksürmeye devam etti." Yastığım olmazdı. Çünkü düzenli yerlerde yatmıyordum. Genellikle evin ortasında bayılıyordum, örtü olarak ise üzerim de" öksürdü "kan olurdu" ben donarken Çağrının sesi kulaklarıma ulaştı ama algılayamadım çünkü zihnimde Hayal'in az önce söylediği cümle dolanıp dururken düşünmemi engelliyordu. Çağrı ne alakydı, burda olmaması gerekti.

"Abi ne, ne dedi o" dedi titrek sesi ile Çağrı. Dokunsam yere çökerek ağlayada bilirdi yada bunları yapanı bularak gebertede bilirdi.

"Bu niye geldi! Gitsin! Git!" Çağrı donmuştu. Benim ağzımdan cümleler çıkmıyordu sadece Hayal gitsin diye bağırıyordu. Hayal hasta olmasına rağmen hızlıca ayağa kalktı. Çağrının önüne geldi. Çağrıyı ittimeye çalıştı. Çağrı kıpırdıyamadı. Hayal ise yaptığı etkinin kendisine tekrar dönmesi ile düşerken son anda tuttum ve yere oturtturdum. Elimden kurtulmaya ve Çağrıya saldırmaya çalışıyordu. Bir cümle daha söyledi beni benden aldı.

"Ben size daha yeni kavuşmuşkken kaybedeceğim zannettim. "diye bağırdı ve yere çökerek ağlamaya başladı. Bende onla yere çöktüm. Çağrının gözünden bir kaç damla yaş aktı. Hayali kucağıma aldım. Sarıldım. Takılmış plak gibi gitsin diyordu. Onu görmek iyi gelmeyecekti. Zaten çok kötüydü sakinleşsin hastaneye gidecektik.

"Çağrı arabayı hazırlat, hastaneye gidiyoruz."dedim

"Abi-" dedi lafını kestim.

"Sonra,Çağrı hadi hızlı çok ateşi var." Öylece baktı. Hayal hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladı. Kafamı hızla ona çevirdim.

"Abi beni bahçe ye çı-çıkar." Ne olur lan Anasını satayım lan ne oluyor.

"Çağrı aç kapıyı!" Hızlıca kapıyı açtı bahçeye çıktım kucağımda Hayal ile. Panik atak. Panik atağı varmış kızın Allah Kahretsin Bizi onu bile bilmiyoruz.

"Hayal bana bak bende kal sakinleş nefes al benimle birlikte " bana bakarak dediğimi yapmaya başladı. Bir ara gözleri kaydı. Artık bende nefes nefeseydim. "HAYAL! bana bak bende kal abim nefes al " kafasını iki yana salladı alamıyorum der gibi. "Alabilirsin bak açık alandayız, sakin ol bak etrafına" Nefes alış verişleri düzeldi. Bu sefer gerçekten çok ciddi bir krize girmişti. Tedavi olmalıydı. Bu kızın kendisi psikolog olmalıydı. Benden ayrıldı. Ayakta durdu. Yıldızlara baktı. "9 tane yıldız say bana" dedi

"1,2,3,4,5,6,7,8,9 oldumu?' iyi olsun diye herşeyimi verirdim. Çok saçma o benim kız kardeşim ama yaşadıklarını bilmiyorum. Çok saçma. Gerçekten çok saçma.

"Abi". Dedi hızla ona döndüm." Bana 2. kez abi diyordu ve ben olayın şokundan buna sevinemiyordum."Ben iyi değilim" der demez kollarına yığıldı.

~♥~

SELAM,

Nabersinizzz.

Ben şahsen deve kuşu gibi kendi kafamı gömecek bir yer arıyorum.

Bence beğendiniz bölümü, güzel bitti.

Neyse ben sizi daha fazla sinirlendirmeden kaçıyorum.

SEVİLİYORSUNUZ!💞

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.