İçeriğe geç

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 7 · 23 dk okuma

Hayal |Gerçek Aile|

Bölüm 7

~7~ Çıkan Haberler Herkesin Bildiği Şeyler

Selammmm

Nabersinizzz

Salça zamanı geldi onunla uğraşıyorum o yüzden bölüm bekliyorsunuz kusura bakmayın.

Ve izninizle klasik konuşmama geçiyorum

Bölüme Hoşgeldiniz!

Bende yazmaya.

~♥~

"Yusuf, şunlara bak ne kadar da tatlılar."

"Hayal hepimizden çok Aslıya alıştı."

"Öyle, öyle. Uyandıralım şunları aç kalıcaklar yoksa"

Kafasını salladı Yusuf ona. İkiside kızlarının bir yanına geçti. İsimlerini söyleyerek onları uyandırdılar.

"Hayal annecim kalk güzelim. Hadi güzel kızım. Uyan annecim." Kafamda deli deli sesler.

"Hayal, Aslı sende kızım yemek yemelisiniz kalkın hadi" beni bir sal.

"Ben yemiyorum" ben cümlemi söylerken yan tarafımda ki şuan kim olduğunu bilmediğim kişide aynı cümleyi kurdu. En son Aslı ile uyumuştum o olmalıydı. Zaten sardığım koluna iyice sarıldım kendimi ona döndürdüm. Kolumu beline attım.

"Yusuf, karıştırma kızın eşyalarını, nereye buraya gel! Kime diyorum Yusuf!"

"Dur iki dakika canım"

Sesler kesildi. Ben onları odadan çıktı sanırken yüzüne fırlayan su ile mükemmel uyku düşüncelerim bozuldu. Yüzüme birden fırlayan suyun etkisi ile yatakta bulunmamaktayım. Bulunduğum yer, zemin. Karşımsa elinde saç bakım spreyi kutusu ile sırıtarak duran Yusuf bey.

"Yusuf bey"

"BABAAA!"

"Kalkın uykucalar yemek yiceksiniz"

"Baba, umarım o elindeki şey daha yeni 2 bin TL verip aldığım bakım spreyi değildir. Hadi oysa içindeki bir kutuya boşaltmış ol kurban olayım." Babam gözlerini kutuya çevirdi. İnceledi ve gözlerini kocaman açtı.

"Sakın benden o 2 bin lirayı bu şey için istediğini söyleme"

"Bir yere boşaltmış ol"

"Lavaboya boşalttım olmaz mı?"

"BABAAA!"

Aslı bir kaplan edası ile yemine odaklandı. Pozisyon aldı. Saldırıya geçti. Babamın sırtına atladı.

"Aaa Yusuf bey"

"Aaa Yusuf"

Derya hanım ile aynı anda konuştuğumuzdan birbirimize bakıyorduk Aslı babamı yolarken tabiri caizse paralarken.

" Bana o parayı tekrar vereceksin"

"Aslı in üstümden çıldırtma beni vermiyorum parayı da"

"BABAA! Ben vereceksin diyorsam vereceksin"

"Vermiyorum hem senin böyle şeylere ihtiyacın yok sen her halin güzelsin"

"İltifat için teşekürler ama yemedim"

"Tüh"

"Tüh"

Galiba intikam almam gereken konular var. Aslının makyaj masası üzerinden içinde su olan sprey kutusunu aldım.

Neredeyse tüm spreyi ikisinin üzerine boca ettim.

İkisinin gözleri gözlerime değdiğinde anladığım tek bir kelime vardı.

KAÇ!

"Oupps" koşarak merdivene kaçtım

"HAYAAAAL!" Bahçe mi?mutfak mı? Bahçe.

En azından biraz zaman kazanmıştım. Ama geliyorlar.

Düşün Hayal ön bahçe mi yoksa arka bahçemi?

Ne farkeder kaç be artık.

Sus içses.

Tam arka bahçeye karar vermiş koşacaktım ki kolumdan tutuldum.

Yüzümde beni fazlasıyla masum, tatlı, şirin gösterdiğini düşündüğüm gülümseme ile kolumu tutan kişiye döndüm.

"Yusuf bey, bana ne yapacaksınız?"

"Bize yaptığını güzelim"

"Ama"

"Aması yok kızım"

Sertçe yutkundum.Beni çekiştirmeye başladı. Yerinden bir adım dahi kıpırdamadım. Sanki olduğum yere çivilenmiş gibi.

"Hadi babacım zorlamayalım birbirimizi"

Kafamı hızla ile yana salladım yerindem kıpırdamadım. Gülmemek için kendimi öyle bir kasıyordum ki yüzümün halini düşünemiyorum.

"Öylemi"

"Gelmiyorum"

"Tamam o zaman"

Birden yere eğildi ve beni kucağına aldı. Gözlerim şaşkınlıktan kocaman oldu. Ağzımda açıldı. Kendimi sağlama almak için ellerimi boynuna sardım.

Birkaç adım yürüdü ve durdu. Kafamı yasladığım omzundan kaldırdım nerede olduğumuza bakmak için. ALLAH KAHRETSİN HAYIR YAA.

" Hayır ama bu çok acımasızca değilmi" Havuzun önündeydik!!

"Cık değil çok masumca"

"Ama Yusuf Be-" Allah Kahretsin. Resmen havuza attı ya!

Kimse seninle oyun aynayamaz Hayal. Sen onları oynatırsın.

Haklısın içses.

En dibe geçtim bekledim öyle hemen çıkmadım. 30 saniye falan sonra kendimi yukarı yatar halde saldım. Yüzüstü suya yattım. Kulağıma ismimin söylendiği sesler ulaşıyordu.

İki tane suya atlama sesi de kulağıma ulaşınca kahkaha atarak düzeldim. Gözlerim Derya hanımı buldu. Elini göğüs kafesinin üstüne koyarak kafasını iki yana salladı senden olmaz bakışıyla. Omuz silktim artık ne kadar belli oluyorsa suyun içinde.

Suda çırpınma sesleri duydum. Neler oluyor?

Sağıma baktığımda Aslı çırpınıyordu.

"ASLI!"

Kulaç atarak hemen yüzdüm. Bacaklarından tuttum yukarı yükselttim.

"İyi misin?"

"İyiyim ya boğuluyordum azıcık"

"Delisin sen"

"Emin ol bunu diyen ilk kişi sen değilsin"

"Bana yüzme bildiğini söyleme"

"Bilmiyorum zaten havuzdan çıkmama yardım eder misin?"

Onu tutarak yüzdüm havuzdan çıkardım.

Havuza iki kişi atladı bir diğer- YUSUF BEY.

Arkamı döndüm. Yanıma geliyordu. Bekledim. Geldi. Sarıldı.

"Çok korkuttun kızım beni"

"Korkmayın. Yada korkun ben asla yenilmem."

"Gördük onu"

"İyi olmuş"

"İyi oldu"

Gülümsedim. Bugünlerede çok fazla gülümsüyorum olmaz böyle. Ne zaman bu kadar çok gülümsesem başıma birşey geliyor çünkü ben mutlu olamam. Kader bana bunu biçmiş. Gerçi olsam ne yazar öyle bir geçmişten sonra.

"Yusuf, Hayal hadi yemeğe"

"Geldik" diyen Yusuf bey bana döndü ve tekrar konuştu" havuzdan ilk çıkan kazanır."

"Tamam"

"3 2 1!"

Hızlıca yüzdüm. Daha önce ayak kaslarımı güçlendirmek için yüzmeye başlamıştım. Sonrada bende devam ettim ayda 3-4 defa bir havuza gider yüzerdim.

"Kazandım" kazandım.

"Babasının kızı" hiç duymadığım sözlerdi bunlar benim.

"Yanlız Yusuf bey yeniliyorsunuz"

"Birtek sana"

"Birtek bana, öyle olsun"

Hızlıca çıktım. Üstüm sırılsıklam olmuştu. İnşallah Buraklar gelmiştir.

" Derya Hanım bana Burakların geldğini söyleyin."

"Geldiler güzelim al havlunu Aslı odanı göstermedi değilmi? Bende havuza atacam bir gün bu kızı" kıkırdadım.

"Gel annecim şimdilik odanı gösteriyim yarın alışverişe çıkarız birlikte" kafamı salladım.

Yukarıya doğru birlikte yol aldık.

~♥~

"Yengelerin bir tanesi bize şarkı söylemeyecek misin bugün" Aslı güzel yalakalık yapıyor yanlız. Hava kararmış sabah Aslının anlattığı banklarda oturuyorduk.

"Görümcelerin bir tanesi çok yorgunum bugün Zeyno söylesin bir dahakine ben söylerim" Birce soğuk algınlığı geçiyormuş bulantı da normalmiş ilaç ile düzelecekmiş.

"Ablasının birtanesi biricik kardeşim bize şarkı söyleyecek misin?"

"Hayır"

"Zeyno Son Arzum şarkısını söyler misin?"

"Sırf ikizim istiyor diye söylüyorum yanlış anlaşılma olmasın"

"Oof hayır yani ben söylesem ne olur Emoş söylese ne olur söyle hadi"

"Emoş ne ya küfür gibi "

"Sus ablanım ben senin, Zeynom"

' Gelse bile son günüm,

koluna alsa ölüm.

Gözlerimin önünde,

Seninle geçen günüm.

Senden sonra kalbimi,

Sevgilere kapadım.

Ben seninle o günü,

bin yıl gibi yaşadım.

Son arzum nedir diye

gelipte bana sorsalar

Gözlerime bakıpta,

herşeyi anlasalar.

Açık gitmez gözlerin,

Ölsem bile sevgilim.

Kulaklarımda çınlıyor,

Beni anlatan sözlerin.

Aşkıma hiç dokunma,

bırak öylece kalsın.

Gerçek sevgi neymiş,

Bilmeyenler anlasın.

Son arzum nedir diye,

gelipte bana sorsalar.

Gözlerime bakıpta,

herşeyi anlasalar.

Son arzum nedir diye,

gelipte bana sorsalar.

Gözlerime bakıpta,

herşeyi anlasalar...'

Sesi çok güzelmiş.

Sakın ağlama yolarım seni Hayal.

"Hayal senin sesin nasıl"

"Kesin iğrenç bir sesin vardır."

Hadi Hayal sesinin aslında ne kadar güzel olduğunu anlat ona şarkı sözlerin ile söyle şarkını.

Yapamam ben şarkı söyleyemem içses.

"Emir haklı iğrenç bir sesim var" sesimin titremesine dikkat edebilirim ama gözyaşım akar, onu tutamam.

Aptalsın, korkularının önüne geçmesine izin verecek kadar aptalsın Hayal.

Biliyorum ama yapamam...

"İzninizle odama geçiyorum ben iyi geceler" gözyaşlarımı gizlediğim tebessüm ile odama geçtim.

Kapıyı kitledim elimi ağzıma katarak bağırmamı engelledim. Bir tür panik atak krizi geçiriyorum.

★

Yıllar önce

Evde kimse yokken annesin hep dinlediği şarkıyı açmıştı televizyondaki radyodan, ezberlemişti sözlerini artık. Söylemeye başladı bağırarak daha 6 yaşında ki Gece. Annesi seviyordu bu şarkıyı, eğer bilirse ezberlediğini abisi gibi onuda severdi belki.

'Gelse bile son günüm,

koluna alsa ölüm.

Gözlerimin önünde,

Seninle geçen günüm.

Senden sonra kalbimi,

Sevgilere kapadım.

Ben seninle o günü,

bin yıl gibi yaşadım.'

Annesi girdi içeri bağırarak küçük kıza tokatlar atmaya, tekmelemeye, saçlarını yolmaya başladı.

"Sen bizi mahalleye rezil edeceksin biz mahalleye senin yüüznden çıkamayacakmıyız sen birdaha şarkı söyle bakayım seni kocaya vermezmiyim, gerçi koca bile dayanamaz senin gibi bir *******" vurdu, vurdu, vurdu. Tekmeledi, tokat attı, yumruk attı. Acıya alışkındı Gece böyle böyle zorla alıştırmışlardı. Gece ifadesizdi. Hayal mutlu. Üzgün olan yok yani.

'Son arzum nedir diye

gelipte bana sorsalar

Gözlerime bakıpta,

herşeyi anlasalar.'

Yere düştü. Her tarafına darbe almaya başladı.

'Açık gitmez gözlerin,

Ölsem bile sevgilim.

Kulaklarımda çınlıyor,

Beni anlatan sözlerin.

Aşkıma hiç dokunma,

bırak öylece kalsın.

Gerçek sevgi neymiş,

Bilmeyenler anlasın.'

Bayıldı Gece. Küçük narin vücudu kaldıramadı o kadar darbeyi, bayıldı. Gece o gün ilk defa bayıldı. Ama son değildi. O sadece süpriz yapmak istemişti ama annesi anlamadı. Kıza kimse dokunmadı. Ağzından burundan akan kanlar kurudu yüzünde. Ama kimse dokunmadı hatta ayak altında bayıldığı için kenara bile itildi tekmelerle.

Ama onun hiçbir suçu yoktu.

Gerçi vardı. Geceydi değil mi o?

Herşeyin suçlusu, herşeyin sonucu.

Aslında oyunda piyon olarak görülen kız şahtı.

Bunu anlaması için 20 sene geçti...

★

Yatakta ileri geri sallanmaya nefes almaya çalıştım.

Nefes alamıyorum, alamıyorum, alamıyorum.

Titriyorum duramıyorum. Nefes alamıyorum. Bayılacak kıvamdayım.

Aklındaki herşeyi bir kısma it ve rahatladığını düşün Hayal.

Yapamıyorum.

Sakinleşmek istiyorsan yapacaksın Hayal.

Gece olmuyor.

Olacak sakin olur musun?

Kimsenin görmediği odada tek başıma panik atak krizini geçirmeye çalışıyorum. Her zaman olduğu gibi.

Derince nefesler aldım. Ben aldıkça kalbim çıldırdı. Sanki atmıyordu. Güzel şeyler düşündüm.

Eylül abla, Yeliz, Aslı , deniz, su, kar.

Düşün Hayal düşün.

"Ooff" titrek bir nefes verdim. Bitti bugün de yaşıyorum.

Yaşamasaydım keşke geberip gitseydim şurda.

Onların sana ihtiyacı var Hayal onları mutlu et sonra ne yaparsan yap.

Haklısın.

Kalktım, iki kapıdan birini açtım. Giyinme odasıydı, üstümü değiştirdim. Yüzümde ki makyajı temizleme suyunu aldım. Göz kızarıklığım belli olmasın diye damlayıda aldım. Ben bu gecenin sonunu görüyorum hocam.

Lavabonun önüne geldim kafamı kaldırmadan yüzümde ki makyajı temizlemeye başladım.

Aynaya bakar bakmaz yere çöktüm ağlamaya başladım.

Olmuyor işte kurtulamıyorum bana yaptıklarından. Korkaktım işte. Aptalım. Kendi hayatını bile yönetemeyen hatta duygularını bile yönetemeyem geri zekalının biriyim işte.

Kapı tırmalanıyordu. Çiçim... Köpekler anlar.

Kilidi açtım. Kapının önünden aldım, yatağına götürdüm.

Yatağıma geçtim, ağlayarak uyudum. Ne kadar bazı kişiler ve bazı anların birlikte olduğu doğru hayatı düşleyerekte olsa.

~♥~

"Ya Zeynep hadi gidicez iki dakika sakin ol sende geliyorsun o kolunu çekme."

"Yengem gelsin sizinle."

"Yengen de geliyor zaten sus"

"İyi o zaman sal beni "

"Yoo. Hayal, kalk kız."

"Aslı odayı terk etmen için üç saniyen var sen satarsın, Zeyno sende yat kızım ne işin var gece gece ortalıkta."

"Ablam bırakmıyor yatacam bende kay bari yatmak istiyorum."

"Kimse yatmıyor kalkın be gidiyoruz "

"Aslı odayı terk et"

"Kalk be gidiyoruz diyorum"

"Aslı gece gece hangi cehenneme gitmek istiyorsan gidebilirsin yat Zeynep" uyandırılmayı sevmediğim şeyler

1 alarm

2 Yeliz

3 Aslı

"Ya Aslı ne gece gece çağırıyorsun beni ne var yine" Birce aşırı haklı bir noktaya parmak bastı tebrikler

"Bende o cevabı bekliyorum" dedim. Şükür ki gözlerim açıldı da ne yaptıklarına bakabiliyorum. Ovv geri kapa gözü. Kıpkırmızı gözlerin şuan. ALLAH KAHRETSİN.

Damla komidinin üstünde.

Kafamı onların olmadığı noktaya çevirerek kalktım odanın içinde bulunan lavoboya geçtim. Tabi o sırada damlayıda aldım.

Gözüme kattım. Ovuşturdum. Bir iki dakika bekledim, dışarıya çıktım. Ne kadar tuhaf değilmi? Onlar senin ailen ama yaşadıklarını bilmiyorlar travmaların bilmiyorlar.

Anlatmazsan bilmezler zaten canım.

Hiç bilmeyecekler o zaman.

Salaksın yemin ediyorum salaksın.

Teşekkürler, teşekkürler

"Aslı ne derdin var gece gece anlat sonra yatağına git"

Zeynep yatağımı sahiplenmişe benziyor yayıla yayıla yatıyordu.

"Gidiyoruz"

"E onu anladık zaten ağzından kalkın bir de gidecez dışında hiçbir laf çıkmıyor." Abi her zaman haklı olmakta bir yere kadar.

"Gece kulübüne."

"Hayır gitmiyoruz!" Biz kalan 3 kız aynı anda. Napıyoruz? Aslının ipi ile hiçbir kuyuya inmiyoruz.

"Ama olmaz ki ben her şeyi ayarladım hem beni kıracak mısınız?" Evet.

"Şahsen ben kırıyorum Birce ve Zeynep ne yapıyor ise hiçbir sıkıntı değil odamdan gidin yatmak isteyen olursa kalabilir yeter ki sesiz olun."

30 minutes later

"Size inanıyorum." Biz 4 kız net başımıza birşey gelecek ona eminim gece kulübü girişindeyiz.

"İnan bebek" diyen Yeliz. Boncuk ne alaka derseniz Birce zaten hasta olduğundan gelmeyince Aslı benden habersiz altını çizerek söylüyorum benden habersiz ki ben bile zorla getirildim.

"Ooff" yerimde tepinerek tepki verdim.

"Ya ben giriyorum gelen gelsin dizimi bekleyecem"

"Geldim Aşko" elimi ağzıma koyarak küçümseyen bakışlar attım.

Tanıştırdığım arkadaşlarım benden daha yakın olmuşlar anlık ben:

Beni ve tepkilerimi takmayarak üstüne üstlük saçlarını savurarak içeri girdiler. Ha ha.

"Hadi bizde girelim"

"Bakıyorumda çok girmek istiyorsun Zeynep."

"Yok ya maksat ablamlar yanlız kalmasın"

"Aynen aynen kesin ondadır yürü hadi. " Ya ben bebek bakıcılığı yapmak zorunda mıyım?

İçeri girdik. Girer girmez içeridedki ter ve içki kokusu ciğerlerime işledi. Öğğ.

"Ya bak son kez uyarı geçiyorum kimse içmeyecek bakıcılık yapmayacağım"

Barın oraya doğru ilerlediler. Ve bilin bakalım ne oldu? Hepsi -ben hariç- alkol içeren şeyler söyledi.

"Ben de meyve suyu alayım "evet meyve suyu.

Yarım saat sonra sarhoş oldular. Ben böyle şansın öhöm öhöm. Bir şey yapacaklarını sanmadığımdan lavaboya doğru yol alıyordum. İçeri geçtim. Müzikten kafam şişmişti. Biraz soluklandım. Ruhumu tazeledim. Dışarıya çıktım ki çıkmaz olaydım. Hepsi bir adamın üstün de ve adamları yoluyorlardı. Allah Kahretsin.

Ben gidip kızları indirmeden polis geldi. Şimdi bittiler.

Polisler kızları götürdüler. Bende arkalarımdandan arabayı aldım ve arkalarındnan gittim. Ya ben şansımı artık yeter be.

Olayın başında ne demiştik Aslının ipi hiçbir kuyuya inilmez. Sabır.

Karakola geldik indim hemen.Bende peşlerinden yürüdüm.

Peşlerinden girdikleri odanın içinde bulunan komiserin ismine baktım. Günün en şanslı anında olabilirim. Kemal amcanın yanına getirmişlerdi bizi şansa. Rahatlayan bir nefes saldım ortalığa. Yüzüme en masum gülümsememi takındım. Kapıyı çaldım. Kemal amca şükür seni buldum ya.

"Gelme" Kemal amca agrasif hallerden birinde.

Kapıyı açtım kafamı uzattım."Ben de mi Kemal bey şimdi böyle mi olduk?"

"Evet se- vay deli kız gelmiş bekle biraz şunları nezaret haneye göndermeliyim çağırırım seni." Hayır hayır hayır.

"Kemal amca dur. Bende onun için haber vermeden geldim. Ya onlar , ablam, kardeşim ya hadi bilmiyorsun Yelizi de mi tanımadın ya."

"Senin ablan yok ki deli kız ne oluyor" şimdi bunu anlatsam sabaha kadar sürer galiba.

"Şimdi Kemal amca bu o kadaarr uzun bir mesele ki sabaha kadar burda kalabiliriz ben bir ara yanına gelir anlatılırım."

"Geleceksin ama"

"Tamam valla söz sal bizi gidelim."

"Erkan, Uğur alın oğlum bunları bir kalsınlar içeride görsünler baksınlar nasıl ortalık." Ya Kemal amca yapma yaa sinirden saçlarımı yolacam.

"Kemal amca yapma biz eve gidelim zaten zorla getirdiler."

"Ha birde zorlama var çıkmazlar bugün."

"Kemal amca!?"

"Deli kız!? Geç otur karşıma anlat şu olayı aslı astarı neymiş bir anlayalım" odadan çıkan kişilere üzgünce baktım.

"Oğlum iki tane sade türk kahvesi verin buraya birde hadi görmeyeyim ayak altında." Ağlamak üzereyim.

"Anlat deli kız neler oldu sadece 3 haftada görüşmeyeli bir o kadar oluyor da"

" Şimdi Kemal amca ben senin yanından ayrıldım bunun üzerinden bir hafta geçti. Ben okuldan dönerken bana bir telefon geldi yarın Karaca hastanesine bekleniyorsunuz DNA testi için dediler bende tamam dedim."

"Ha hiç sorgulamadın yani."

"Cık hiç"

"Aferin kızım devam et"

"Bende gitti yaptırdım testi test hayatım daki şansızlığın bu kadarı olarak pozitif çıktı. Sonra ben bayıldım. Uyandığımda bizimle yaşa dediler. Ben de-"

"Bana kabul ettiğini söyleme" Seslice yutkundum.

"Hemen değil 1 hafta sonra."

"Bekle biraz." Telefondan bazı evraklar istedi.

"Devam et."

"İşte bizim eve çağırdım kahvaltı falan ettik. Bende geldim işte. Aslıda baya ısrar etti kulübe gidelim diye bende kabul ettim ama içmedim. İki dakika lavaboya girdim göründüğü gibi."

"Aferim kızıma."

#masumcagülümsemeyedevamhayal

#şirinolmayadevamhayal

İçeri bir kişi girdi. Dosyayı ve kahveleri bıraktı. Dışarı çıktı. Burakı aramalıyım. Burak beni aradı.

Kalktım odanın diğer köşesine geçtim.

"Alo"

"Hayal hiçbiriniz evde yok nerdesiniz!"

"Burak sakin mi olsan azıcık."

"Hayal."

" Beşiktaş Polis Merkezi Amirliği"

"Neresi neresi."

"Dedim ya"

"Anlat "

"Şimdi Aslı gece odama geldi."

"Hepiniz örgütledi ve gece kulübüne kaçırdı karakola düştünüz sende kurtarmak için çabalıyorsun doğru mu?"

"E-evet."

"Geliyorum."

" Dur dur o küçük gıcığıda alırmısın?"

"Küçük gıcık? Ha Emir"

Anlayacakmış gibi kafa salladım.

'dıt dıt dıt dıt"

Yüzüme kapadı. Geri aradım.

" Efendim Hayal"

" Sen benim yüzüme kapatamazsın ben kapatırım." Yüzüne kapadım. Yüzüm sırıtışa dönmesine engel olamadım.

"Zır delisin sen kızım"

"Siz alıştırdınız deli kız deli kız diye diye"

Nefes verdim koltuğa oturdum. Kahvemi elime aldım.

"Ne dosyasına bakıyorsun"

"Gerçek ailenin." Tek kaşım havaya kalktı.

"Ee birşey çıktımı"

"Yok temiz sadece Aslı Karaca küçük küçük suçlar bunun gibi"

"İyiymiş."

Aradan sayamadığım kadar zaman geçti. Kapı çaldı Kemal amcadan gir komutu sesi geldi

"Kemal başkomserim"

"Buyrun" dedi Kemal amca bende arkama yasladım bacak bacak üstüne atarak kahvemi yudumladım.

"Burak Karaca ben Hayal'in abisiyim içeride bulanan iki kişinin abisiyim."

"Memnun oldum Burak Bey buyrun lütfen" bir eli ile karşımdaki koltuğu gösterirken.

"Kemal bey sohbetinize doyum olmuyor ama benden bu kadar bizim kızlarıda sal, bir saat dedin iki saat oldu Kemal amca yaa" Ayağa kalktım bunu söylerken aynı zamanda.

"Tamam deli kız gönderirim çocukları açarlar kilitleri."

Sarıldım. Dışarıya sonbahar ayazında üşütmeye pardon temiz hava almaya çıktım.

Derince nefesler aldım. Daha ilk günden bu kadar şey yaşamıştım.

"E ablamları nezarete düşürdün şimdi keyif nefesi mi veriyorsun" Emir şimdi sana laf yetiştirmeye çalışmak istemiyorum.

"Emir senin benimle derdin ne ya" arkamı hızlıca dönerken takıldım. Geriye doğru düşerken elimde bir el hissettim. Dans ederken dansı bitirmiş son hateketi yapan çiftler gibiydik. Emir beni tutmuştu. Kaşlarım benden bağımsız yukarı kalkarken bekinde hisstiğim el kayboldu.

Gerçekten iyi birşey yaptı zannetmiştim. Ciddimi bu çocuk ya. Kendimi normal olarak yerde buldum. Gözlerinden okunuyordu tatlı küçük bir pişmanlık. Yerden ona dik dik baktım. Elini uzattı gıcık köpüş. Gıcık gülümseme sundum, göz devirdim ve kendi gücümden destek alarak kalktım.

"Elimi tutsan ölürdün."

"Elimi bırakanların elini tutmuyorum canım prensip meselesi"

"Zaten hata bende niye elimi uzatıyorum ki."

"Ay birde uzatmasaydın, ayrıca senin benimle derdin ne ya eteğimi mahveden sensin."

"Bir etek ya bir etek. Kafamı koparıp atacaktım. Bir susamadan ne etekmiş arkadaş."

"Ya Emir iyi ki aynı evde yaşamamışız"

"O niyeymiş"

"Önce seni öldürürdüm onadan sonra vicdan azabı çekmemek içinde kendimi yani boş boşuna ölürdük. İzninle kurtarma gereken kişiler var." Son lafımı söyledim ve içeriye doğru ilerledim. Telefon çaldı.

Arayan kişi Eylül abla. Kemal amca hemen yetiştirmiş ya.

"Canım?" Harfleri uzata uzata konuştum. Şirin olduğumu düşündüğüm ifadem dedim ile. Yer galiba.

"Şirinleşme, ne halt etttin yine sen gece gece Kemal Bey arıyor beni. İyi ki senin hakkında detaylı bilgiler istemişim adamdan gece gece ne halt ettin?"

"Aşkım, ben yarın sana uğrasam öyle anlatsam. Telefonda konuşulacak şeyler değil bunlar olurmu?"

"Bana bak,hele sen bir yarın yanıma uğrama o zaman görüşürüz. Bir dahada seni gece ikide karakol sularında görmeyim."

"Tamam canım öptüm"

"Bende" Allah'a şükür bunu da atlattım.

İçeriye yürümeye başladım. Koluma değen parmaklar ile kolumu yüzüme doğru çektim ve küçüldüm. Bunu kendimi korumak için yapmıştım.

Ama bana değen kişi Emirdi.

Allah Kahretsin!

Kolumu indirdim, hafifçe boğazımı temizledim. İfadesiz yüz ifademi kuşandım.

"Ne var Emir"dedim kendim emin ve tok bir sesle.

"Kiminle konuşuyordun."

"Sana ne Emir sana mı soracağım kiminle konuşurken."

Kolumu tuttu.

"Sana kiminle konuşuyordun dedim." diye tısladı. Ay haspam.

"Bende sana sanane Emir dedim, kolumu üç saniye içerisinde bırakmazsan senin kolunu kırarım. Karakoldayız eline koluna dikkat et." Hoşt ulan köpeğe bak sen sana hesapmı verecem be. Ben senin o elini koparıp sana yedirmeyi çok isterdim de dua et karakoldayız. Allah seni korumuş Emir.

Saçlarımı savurarak alt katta kenarda bulunan banklara çökmüş üç kız vardı. Yelizi kaldırdım ve koluna girdim.

Evde bu halde kalması ihtimaller arasında bile değild. Bende onunla kalacaktım.

Arabaya geçtim onu güzelce oturttum. Kapıyı kapattım, arkama döndüğümde Burak Aslıyı getiriyordu. Kapıyı tekrar açtım. O Aslıyı araca bindirirken, Emirde Zeynep'i arkadaki araca bindiriyordu. Yanlız benim başım aşırı derecede ağrıyor.

"Burak arabada ağrı kesici var mı?"

" Bu arabada yok ama Emirin arabasında olacaktır. Bir bak istersen."

Kafamı onaylarcadına salladım. Arkamı dönerek içerisinde ağrı kesici bulunan arabaya doğru ilerlemeye başladım. Önüne geldiğimde camı tıklattım. Camı indirdi.

" Ne var."

"Arabada ağrı kesici var mı?"

"Var da neden?"

"Emir veriyorsan ver vermiyorsan nöbetçi eczane bakacağım."

"Sen içemezsin, alkol aldın."

"O kadarda bir bilgim var herhalde içmedim ben, vericek misin ilacı?" Yan koltuğa doğru uzandı. Torpidoyu açtı içinden ağrı kesiciyi çıkardı. Bana uzattı. Hangimiz abla acaba?

"Teşekkürler."

Kafasını sallamakla yetindi.

Arabaya geri döndüm. Ön koltuğa geçtim. Burakın bana uzattığı suyu gülümseyerek aldım. İlacımı içtim.

"Beni eski eve bırakır mısın? Yelizi tek bırakamam."

" O da bizimle gelsin."

" Gerek yok eski eve götür beni."

"Hayır."

"Ne yaparsan yap." Gerçekten başım çok ağrıyor. Kimse ile uğraşa bileceğim durumda değilim. Arkadaki ikiside sızmış yatıyorlardı. Kendime her gün içerisinde kullanabileceğim ufak not ' Aslının ipi ile hiçbir kuyuya inilmezmiş'.

Ne zaman eve geldiğimize dair hiçbir fikrim yok. Bütün yol boyunca dizlerimi kendime doğru çekerek, kafamı dizime katmış yola bakmamıştım.

Ben Zeynep'in koluna girmiş, Emir ile Burak diğer ikisini kucaklamışlardı. Zeynep'i odasına, Aslı odasına ve Yelizde benim odama yatırılmıştı.

Boğazım da keskin , kafamı koparıp atacak kadar ağrılar ımın etkisi ile birlikte Yelizin yanına kıvrıldım. Çok geçmeden derin uykuya daldım.

~♥~

' İkimiz de çok sevmiştik aslında,

İkimiz de direndik yaralı yaralı.

Buraya kadarmış, her şey tadında.

Bazı aşklar yarım kalmalı.

Şimdi söyle şarkımızı ağlaya ağlaya,

Olanları kadere bağlaya bağlaya.

Yarın yok fark ettim, bugün bizden gittim.

Artık senin hiçbir şeyin değilim.'

Bu nasıl bir şarkı listesidir. En kısa zaman da bunu ayarlamalıyım.

#sabah8alatmlarıkapatılsın

'Söyle şarkımız ağlaya ağlaya,

Olanları kadere bağlaya bağlaya.'

Sus be artık sende.

"Yeliiz, kalk hadi."

"Yoo kalkmam." Sen şimdi nasıl doğrulucaksın.

"Tek gözünü aç ve nerede olduğuna bak."

"Ne, burası neresi be?"

"Odam."

"Odan, biz en son gece kulübüne gittik bende ondan sonrası yok. Başım çatlıyor." Birden doğruldu ve konuşmaya başladı.

"Dur ben anlatayım. Siz üçünüz içtiniz, içtiniz ve daha çok içtiniz. Ben sadece iki dakikalığına tuvalete gittim bir döndüm üçünüzde 3 adamın üstünde adamları resmen yoluyorsunuz. Sonra sizi polis aldı götürdü. Allah sizi Kemal amca ile karşılaştırdı. 2 saat nezarethanede kaldınız. Gece de sizi kucağımızda taşıyarak yerinize taşıdık." Evet tüm gecenin mükemmel özeti karşınızda duruyor.

"Biz derken?" Hepinizi taşıyacak halim yoktu canım.

"Yani bu kollar en fazla 1 adet daha tam olarak sızmamış Zeynep taşıyabilirdi. Seni Emir, Aslıyıda Burak taşıdı. Ayrıca buna mı takıldın." Şimdi gerçekten tam olay özetlenmişti.

"Ya rezil oldum di mi?" Kendini doğruluduğu boşluğa saldı. Yastığımı yüzüne kapattı. Ufak çaplı çığlıklar attı. Bense daha ilk günüm böyle geçti ise diğer günlerim nasıl olur diye düşünüyordum. Galiba önce bugün ne yaşanacak diye düşünmeliyim.

İyi düşün iyi olsun Hayal.

İnşallah.

Yanımdaki porsuğun yanağına sulu bir öpücük kondurdum. "Kalk istersende daha fazla rezil olma." Yastığa ufak çaplı çığlıklar atmaya devam etti.

Lavoboya geçtim. İşlerimi halletim. Giyinme odasında üzerimi değiştirdim. Tatlı bir sonbahar kombini adına beyaz askılı crop, bol paça kahverengi bir alt ve son olarak sütlü kahve gömlek. Havalar yavaş yavaş soğuyor. Boğazım da devam eden bir ağrı var. Yutkunmamı engelliyor.

Makyaj yapmadım. Ben yatağımı düzeltene kadar Yeliz de gelmişti.

Merdivenlere yöneldiğimde bize doğru çıkan bir adet Zeyno buldum karşımda.

"Bende sizi uyandırmaya geliyordum, kahvaltoya geçelim." Gülümseyerek kafamı salladım aynı şekilde merdivenleri inmeye devam ettim.

"Hayal ben eve geçmeliyim dersim var.'

"Canım kahvaltı et."

"Yok ben evde atıştırrım, bir teşekkür etmeliyim galiba." Kafamı onu onaylarcasına salladım.

"Ben mutfaktanyım görüşürüz birtanem, haber ver."

" Tamam canım." Çoğu zaman keid köpek gibi olsakta merak ediyorum. Sarıldım. O yemek odasına Zeynep'in peşinden ilerledi. Bense mutfağa.

Dolaptan bir şişe su çıkardım. Üstekli kapaklı raflara göz atmaya başladım su bardaklarının yerini bulmak için. Burda kahve fincanları var. Burada çay bardakları. Burada minik tabaklar. Burada servis tabakları. Su bardakları nerede? Etrafa göz gezdirirken son bir raf buldum bakmadığım. Bingo! Buldum.

Suyumu doldurdum. Şişeyi yerine kattım.

Yemek odasından bağırış sesleri geliyordu. Bardağımı elime alarak yemek odasına doğru ilerledim.

"Bu nasıl bir fotoğraf, bu nasıl haber. Burak ara Barkını kaldırsınlar şunları hemen! Bu nasıl bir kepazelik!" öfkeli civcivin dehşet saçtığı anlar buyrun efendim. Yusuf bey baya bir sinirlenmiş. İçerideki herkesin bir şokta olması, Emirin suratının kıpkırmızı olması olayı dahada bir derinleştiriyordu.

"Günaydın, neler oluyor?"dedim burada neler dönüyür kardeş adlı bir tonlama ile.

"Gel annem gel." Derya Hanım'ın yanına ilerlerken Emir tarafından önüm kesildi. Bu çocuk sinirimi bozmaya başlıyor önceden bildiriyorum. Bileğimi tuttu. Ben bunu yolarım.

"Sen yaptın değil mi? Senin planındı hepsi SENİN OYUNUN BUNLAR!" Sen ne anlatıyon be abla, gözünğ seveyim be abi.

"ÖNCE O BİLEĞİMİ BIRAK, ONDAN SONRA NE ANLATTIĞINI SÖYLE. NE PLANI? NE YAPMIŞIM BEN!" Bize nasıl davranılıyorsa aynısından karşılık vereceğimi bilmeli. Elinde bileğimi çekti ve o çok geçmeden kıracağım çenesini açtı. Ayarsız mal.

"BU FOTOĞRAF, BU HABERLER SEN AYARLADIN BUNLARI!" DAYAK YİYECEK BU ÇOCUK ŞİMDİ!

"EMİR!" Bu evde niye herkes bağırıyor anlamıyorum ki. Cümleyi söyleyen Yusuf beye ardından tekrar Emire döndüm.

"Karışmayın, anlat sende ne haberi bu?" Bu mesele onla benim aramdaydı, girmelerine gerek yok. Birden sakinleştim elimdeki suyu yudumladım.

"Şöyle ben göstereyim ablacım." Elindeki tablet ile yanıma geldi. Ben hala suyumu yudumlatden tabketi elime verdi. Okur okumaz ani gelen şok dalgası ile yutmaya çalıştığım su boğazımda kaldı. Öksürmeye başladım.

Şöyle diyordu haber: ŞOK! ŞOK! ŞOK! YUSUF KARACA ve DERYA KARACA ÇİFTİNİN SON ERKEK ÇOCUKLARI OLAN EMİR KARACA YANINDA DÜNYALAR GÜZELİ BİR HANIMEFENDİ İLE KAMERALARIMIZA YAKALANDI. ÇİFYİMİZR NŞR ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİZ. GÖRÜNTÜLERE AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ!

"Bu nasıl bir saçmalık bu nasıl haber! Bunu kim yapmış olabilir?" Tepkimi vermiştim sonunda.

Haber ben düşerken Emirin beni belimden tuttuğu anda çekilmişti. Altındaki yorumlarda birbirimize nasıl aşk ile baktığımız yazıyordu. Bu ne saçmalık.

"Onu yapanı bir bilsem zaten hiçte iyi şeyler yaşanmayacak." Gerçekten tam bir öfkeli civciv.

"İşte önünüzde o yaptı, o oyun oynadı bize." Osmanlı tokadını ona bir yapıştırdım daha hala ayağa kalkamadı.

Evet, yanağına öfkeli bir tokat attım. Haketti ama sadece bunu değil, aynı zamanda laflarımıda."O sözlerine dikkat edeceksin, beni çileden çıkarma. Şu kolumda ki morluğu görüyor musun? Senin eserin, hele bir bileğinde de çıksın o morluktan seni doğduğuna pişman ederim. Laflarına dikkat edeceksin Emir!" Resmen suratına doğru tısladım. Bağırıyordum ama sesimdeki ton keşke bağırsaydın der gibiydi. Sert, keskin, ifadesiz ve duygusuz. Sandelyelerden birine oturdum. Emir salonu terk etmişti. Cehennemin dibine kadar yolu var!

"Yusuf bey, bu haberleri kaldırdınız diyelim ki bunları gören gördü 10.000 yorum var. Başka yapılacak birşey bulmalısınız."

"Hazırlanın akşam saat 19.00 da basın toplantısı var."

~♥~

Üzerimde kare yaka midi boy siyah kloş elbisem ile aynanın karşısına dönüyordum. Basın toplantısı yapılacağından evden çıkmalıydık. Makyajı olabildiğince sade tutarak kendimi gizlemiştim.

"Hayal hadi ablam seni bekliyoruz." Yatağın üstüne bıraktığım çantamı aldım. Aynanın önünde su dalgası yaptığım saçlarımı düzelttim. Kapının önüne geçerek kapıyı birden sonuna kadar açtım.

"Nasıl olmuş?" dedim etrafımda dönerken.

"Çok güzel olmuş çok güzelsin."

"Ayakkabılarımı giyinmeliyim bir dakika daha bekleme şansın?'

"Hadi bekliyorum." Yatağın yanında bekleyen siyah tek bantlı topuklu ayakkabımı giyindim.

"Hadi inelim." Aslı önden ben arkasından merdivenlerden indik.

Salonda ki herkes bir koltukta beni beklerken telefonlar ile ilgileniyordu. Geldiğim belli olsun diye boğazımı temizledim. İlk tepki annemden geldi.

"Çok güzel olmuşsun birtanem."

"Sana çekmiş hayatım."

"Yanlız abla yakıyorsun." Zeynep bana abla dedi. Bu en güzel şeydi.

Burak yanıma geldi. Elini uzattı. Tuttum, beni etrafımda döndürdü.

"Bence bu güzellik insan içine çıkmamalı bize özel kalmalı." Burak ile iltifatlar günündeyiz.

"Yakıyorsun fısıtığım." Normalde yengeler görümcelere karşı bir kıskanç olurdu sanki.

"Teşekkür ederim. Hepiniz çok şıksınız ama saat gekiyor çıkmalıyız beni sonra översiniz." Çıkmalıyız.

"Hayal haklı, abicim sen bizle geliyorsun çıkalım." Kafamı sallayarak peşinden ilerledim.

Herkes arabalara bindi. İçerisinde bulunduğum arabada Burak, Birce ve ben vardık. Biz önden çıktık.

Benim boğazım ağrıyor, başında çatlıyor off iyice üşüttüm. Kafamı cama yasladım. Birce müzik arıyordu.

'Böyle sevmek olur mu? Böyle sevsek olur mu?'

'Fikrimin ince gülü'

' Gelsin hayat bildiği gelsin'

'Kaldım şehirlerde, sen bana kızma

Hep haber edemezsem moralini bozma

Bilmiyo'm, ne zaman geri gel'ce'm

Al'ca'm o yerlerden sana mor yazma

Sana mor yazma

Âşık oldum

Kapıldım hissine

İstedim babandan

"Buyum ben" dedim

Bak, hiç tükenmedim

Düşmedim yakandan

Bak, ne hâle geldim

Tövbeler ettim

Nefsimi kuruttum

Eskileri attım

Âlemi bıraktım

Alamadım babandan'

"Birce bir sabit durabilir misin?"

"Burak sağa çe-" elini ağzına kapadı.

"Yine mi." Sağa çekti indiler. Birce eğildi Burak da saçlarını tuttu. Çantamdan su aldım bende indim.

İşi bitti suyu uzattım. Niye böyle oluyor bu ka-

"Ay sen hamilesin."

"Nerden anladın ya"

"Sürekli kustuğun için olabilir mi? Ay ben hala oluyorum!"

"Doktor ilaç verdi ama işe yaramıyor hep kusuyorum."

" En fazla 1.5 ay çekersin biter sonra" dudaklarını büktü. Arabaya tekrar bindik. Annemler bayağı arkada kalmışlar. Aradan zaman geçti. Benim boğazım konuştukça acıyordu.

Araba durdu. Geldiğimiz yer mükemmeldi. Bir bina ve arkasında papatya tarlası onunda arkasında deniz vardı. Bayıldım buraya. Arabadan indim. "Ben fotoğraf çekileceğim arka taraftayım gelirim şimdi."

Birce hala bulanan midedi nedeniyle arabanın içinde oturuyordu.

Yere eğildim papatya topladım elimde papatya demeti ile ayağa kalktım ve telefonumdan kamerayı ayarladım. Tam fotoğrafı çekerken boğazıma metal birşey dayandı. Arkadan gelen kalın ses şöyle diyordu:

"Benimle geliyorsun Prenses"

~♥~

Tiririritim Selam yine ben,

Mükemmrl bir son ile karşınızdayım

Bölüm tam olarak 4500 kelime.

Yazdığım en uzun bölüm için kendimi tebrik ediyorum.

Ayrıca burdan Emire sesleniyorum Allah'ı dan bul e mi Emir.

Yanlız o tokadı haketti ve hiçbir açıklaması da yok o söylediklerinin

Ben seni sevmiştim oysaki...

SEVİLİYORSUNUZ!✨♥️🌼

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.