Selamlarr,
Nasılsınız görüşmeyeli.
Neler yapıyorsunuz.
Ben sıkıcı hayatıma devam ederken size bol travmalı bölümler yazıyorum.
Arkadaşlar Hayal her ne kadar psikoloji okusada insanlara travmalarını önlemeye yardım etmek isteğiyle ama kendisininde çok fazla travması var.
Mesela cam sesleri onu korkutur, toplumda şarkı söylemez ama çok güzel bir sesi var. Karanlıktan korkar.
Yelizde bekleyemez, o kimseyi bekleyemez.
Neyse hadi bölüme geçelim, siz okumaya ben yazmaya.
~♥~
"Derdimi en derinlere saklamışım hey
Kimse bilmez acılarım ney
Bilse bile umursamaz koca dünya ey
Kimi gider Kuzey kimi Güney"
Ya yine olmamış bu şarkı.
"Bilsen ne hallere düştüm hey gidi hey
Kalbim söyle bu nasıl birşey
Sevdim ama atıldım hep bir kenara
Yan kaderim yan da ağlama"
Sus be uykum geliyor sen çaldıkça
İyi de telefon nerde? Yastığı kaldırdım yok çarşafın altında yok. Komidinin üstünde klimanın kumandası var
"Ahh bir an içim hep ağlar
Ahh inan tuzak bana bütün aşklar
Ahh bir an kavuşurum sansam
Ah bu da can
Kalmadı hevesim bir an"
Klimayı kapatayım bari. Nerde be bu.
Yataktan kalkta bak.
Yataktan kalktım yine yok. Yorganı çırptım yine yok.
Düşmüştür bir yere yatağın diğer tarafına bak.
Aynen ya oraya düşmüş
Şarkı sustu çok şükür.Yolsa bırakıp uyumaya devam edecektim. Bunlar böyle olmaz.
Tamam şimdi ne yapayım.
Yelizi kaldırıyım.
Ondan önce elimi yüzümü yıkayayım.
Kızda yatsın onu sonra kaldırırım.
Aşağıya inip börekleri fırına katsam, sonra kolay bir salata yapayım. Yumurta haşlıyayım. Bir de menemen. Bir de Yelizi fırına gönderim. Son olarak ta masayı düzenler duş falan alırım oturur beklerim.
Şimdi banyoya gitmeliyim. Evet şu odan çık ve yan tarafa git Hayal, tamam
Elimi yüzümü üstün körü yıkadım. Aşama bir tamam.
Şu pijamalardan kurtulalım ve yatağını toplayalım. Odayı en temiz haline getirelim çünkü en az bir ay bu oda boş kalacak.
Hemen bir eşofman ve bol bir t-shirt giyindim. Tabi ki de bu kıyafetler ile onları karşılamaya ağım. Siyah sade midi boy bir elbise yeterli olacaktır.
Önce çarçafı topladım. Sonra yatak örtüsünü serdim.
Yastık kılıflarını da değiştirdim. Oda tamamdır
Merdivenlerden mutfağa indim.
Çiçiyi yanımda götürebilir miyim hiçbir fikrim olmadığından bir hafta sonra almayı planladım yanıma.
Mutfak kapısından önlüğü üstüme geçirdim.
İlk iş fırını açtım. 75° yeterli. Bir yumurta bir kaç kaşık yoğurt ve birkaç kaşık yağ. Dolaptan lor peynirini çıkardım. Hazır yufkayı hazırladığım yoğurtlu şey ile kapladım, tepsiye kattım. 2. kat sonunda lor peynirine biraz pulbiber biraz tuz ve maydonaz ile karıştırdım. Yufkanın üzerine içi doluca serdim. Ve tekrar aynı şeyleri yaptım. Fırınladım. Fırın derecesini arttırdım. Bu hareketlerden bir kere daha yaptım.
Domates soğan biber ve salça. Tavaya kattım. Menemen
malzemeleri tamamdır.
Şimdi biz iki kişi. Burak, ikizler, Aslı, Birce ve Yusuf beyler.
9 kişi. Ortalama 2 yumurta olsa kişi başına ben ve Yeliz sevmiyoruz. 14 hadi tümledik desek. 15 yumurta ve tuz su dolu tencereye.
15 dakikada pişseler ben net unuturum. Alarm kurmalıyım.
Arkadan çalan şarkı yine bana
'şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler' diyor
Gerçekten tek bir söz bile söylemeye hakkım yok mu?
Belki de artık söz sahibi benimdir. Belki de yeniden yaşama isteğim bı sefer çalışmaktan ibaret olarak kalmaz. Bende her insanın istediği gibi mutlu bir hayat yaşarım. Belki...
Bir yere odaklanacak kadar daldığımı fark ettiğim de kafamı kaldırdım. Başımı iki yana salladım, derin bir nefes verdim.
Şimdi salata zamanı ki zaten birşeyler doğramak benim için çok zevkli.
Arkadan gelen şarkı bu seferde ' Bir İstanbul Beyefendisi' diyor.
Ve ben salatayı bitiriyorum.
E bu seferde 'Kumralım' diyor.
' Sahip olduğum herşeydin, herşeyimi alıp gittin'
Aslında söylenemeyen sözleri dile getirir şarkılar. Bu yüzden her fırsatta şarkı dinlerim. Kitaplar ise kendi acılarımızı unutturur. Ya da daha beteri de varmış dedirtir. Ama ben unutmak değil kendimi bulmak istiyorum. O yüzden çok sık kitap okuyan bir insan değilim.
Peynir, zeytin vb. şeyler tabaklara katılır. Tam o sırada çay demlemeyi unuttuğum aklıma gelir. Çay demlenir. Yumurtanın alarmı çalar. Ocağın altı kapanır. Menemen hazır olur. Fırın kapatılır. Bulaşıklar yıkanır, kurulanır yerine dizilir. Yemek masasına güzel bir masa örtüsü serilir. Servis tabakları dizilir. İşler biter.
2 saate tamamlandı herşey.
Merdivenlerden koşarak çıktım. Yelizin odasının zaten çokta sağlam olmayan kapısını tekme atarak açtım. Hayır kırılmadı.
"Koğuş kalk" Üstüne doğru koşarak gıdıklamaya başladım.
"Ya napıyon be, defol git başımdan ruhhastası defol be" ben onu uyandırarak ona iyilik yapayım. Aslında kendime yapıyorum iyiliği galiba. Orayı karıştırmayalım. Hem uzun zaman kaldıramayacam. Hüzün çöktü bir an.
"Kalk fırına git gel de hazırlan neredeyse gelecekler sen hala yat" uykucu pislik.
Yatakta doğruldu. Elini başına attı ve ovuşturmaya başladı." O kadar geç oldu mu ya"
"Horul horul uyudun"
"Ben horlamam"horlamaz
"Bal gibide horladın kalkta hazırlan ve banyoya gidiyorum ben anahtar al kapıda kalırsın eşyalar hazır. Sen üstünü giyin git gel"
"Tamam da hazırladım mı yiyecekleri"
Ufak bir baş sallama hareketi ile kızın resmen dalarak girdiğim odasından sakince çıktım.
Hızlıca duş aldım saat 9 olmuştu ve saat 9.30 gibi geleceklerdi çok geç kalmıştım hemde çok.
Elbise fiziğini gösteren çok güzel sade ve şık bir şeydi.

Makyaj kapatıcı ruj allık ve eyelinerden oluşuyor. Saçlarım zaten dalgalı diye bıraktım
Aşağıya inebilirim.
Merdivenlerden indim salona ilerledim. Yeliz çoktan fırına gidip gelmiş üstüne sosmedyada gezintiye çıkmıştı.
Koltuğa oturamadan zil çaldı.
Kapıya doğru ilerledim. Derin bir nefes alıp açtım. Yüzümdeki kocaman tebessüm ile. Yeliz de arkamdan gelmişti.
"Hoşgeldiniz" diye şakıdım.
"Hoşbulduk güzel kızım" diyen ve en önden giren Derya hanıma sarıldım.
Arkasından gelen Yusuf beyede biraz çekinsem de sarıldım.
Kafama minik bir öpücük kondurdu "Hoşbulduk güzelim"
Sırıtışım artık ne kadar olabilirse o kadar arttı.
Arkasından gelen Birce ve Burakla da sarıldım.
Aslı yine tüm neşesi ve endamı ile girerken sarıldık.
Arkasından güçlü ama bir o kadar heyecanlı adımlarla içieri giren bir kız vardı. Bende iki yaş küçük olan kız kardeşim Zeynep olmalıydı.
"Merhaba Zeynep"
Samimiyetime karşılık aynı samimiyet ile sarıldı ve konuştu.
"Merhaba"
Oda Yelizin diğerlerine gösterdiği yoldan salona geçtiler.
Arkadan gelen kişiyi görünce gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.
"Sen o çocuk"
"Sende cırlayan o kız"
~♥~
Selam size 1 hafta sonra dedim. Ama 1 gün arayla karşınızdayım
Ve biliyor musunuz sakar yazarınız bugün hiç sakarlık yapmadı
Yorumlar ile fikrini belirtmeyi unutma.
Seviliyorsunuz!