İçeriğe geç

Hayal Etsene💫

Bölüm 31 · 9 dk okuma

Hayal Etsene💫

Bölüm 31

12. BÖLÜM

Bölümü okurken;; Yusuf ve Beyza için.. Mavi Gri- Altüst Olmuşum 💫 Dersi anlayamamıştım. Ama dert etmedim. Teneffüs zili çaldığında derin bir iç çekerek sınıftan çıktım. Emir gelmeyeceğini söylemişti, bende diğerlerinin yanına gittim. Beyza, Huriye, Ayaz ve Yusuf beklediğim gibi bir aradalardı. Hızlıca yanlarına gittim. Yanlarına yaklaşırken, "Oha!" Dedi Beyza, şaşırdım. Ne olduğunu anlamamıştım. Aralarında birkaç birşey daha mırıldandıktan sonra Yusuf onların yanından ayrılıyordu. Bana doğru gelirken, ona baktım. Yanımdan geçip gidecekken kolundan yakaladım. "Yusuf! Ne oldu?" Diye sordum. Meraklı bakışlarım onu süzüyordu. Yusuf bana döndü, sinirli gibiydi. Beni süzdü ters bakışları ile. Anlamamıştım. Yusuf iyi bir çocuktu, biraz saftı. Daha önce onu hiç böyle sinirli görmedim. "Onlarla konuş, işim var benim.!" Diyerek tersledi beni. Şaşırdım. Ona bakarken Yusuf kolunu benden kurtardı. Hızlıca kolunu çekti ve sınıfına hızla ilerledi. Bakışlarım hâlâ onu takip ediyordu. "Feyza!" Dedi. Sesi tanıdım, Ayazdı bana seslenen. Ona döndüm, güçlükle gülümsedim. "Gelsene!" Dedi tekrar. Başımı salladım ve onların yanına ilerledim. "Yusuf'u gördüm az önce..ne oldu?" Diye sordum. Beyza gözlerini devirdi anlamadığım bir şekilde. "Ya şey.." diye mırıldandı Huriye. "Yusuf Helin'e çıkma teklifi etmiş." Dedi Ayaz bekletmeden. Gözlerim kocaman açıldı. "Ne olmuş yani?" Diye sordum tekrar. "Helinde kabul etmiş!" Diye devam ettirdi Huriye. Bakışlarım pek iç açıcı değildi."Olabilir." Dediğimde Beyza tekrar gözlerini devirdi. Buna gülümsedim. Çünkü durum belliydi. Sınıfa gitmek için arkasını döndü, fakat saniyesinde tekrar geri döndü. "Ne yaptın sen şimdi?" Diye sordu Ayaz imayla." Sınıfa gidecektim, ama Yusuf sınıfta bu yüzden gitmiyorum." Diye cevap verdi Beyza. Huriye tekrar bana döndü. "Yani Yusuf ile Helin sevgili!" Gözlerimi kıstım, fakat geri açıp şaşkınlıkla ona baktım. Elim ile ağzımı kapattım. Biraz gülüyordum. Ayaz bana bakıyordu, o da gülmeye başlamıştı. Huriye ikimize sinirli gözler ile bakınca, bize trip atmaması için sustuk. O sırada ders zili çaldı. Sınıflara dağıldık. Sınıfa girdiğimde Emir öğretmenler masasında oturuyordu. Onun yanına gittim, yanına oturdum. "Neler oldu bir bilsen..!!?" Dedim. Bana baktı, güldü. "Ne oldu?!" Diye sordu heyecanla. Ona güldüm. "Belki biliyorsundur.. Yusuf ile ilgili." Gözleri açıldı. Kaşlarını çattı anlamadığını belli ederek. "Yusuf..Helin'e çıkma teklifi etmiş." Diye devam ettim. "Oha!" Diyerek Beyza ile aynı tepkiyi verdi. Ona güldüm. "Helinde kabul edince sevgili olmuşlar." Dedim cümlemi tamamlamak adına. Emir kocaman açılmış gözler ile bana baktı. "Yok artık lan. Ben bilmiyorum bunları!" Dedi yüksek sesle. Gözlerimi devirdim. "Bende az önce öğrendim Emir!" Emir tekrar bana döndü, yüzünde sinsi bir sırıtış vardı. "Beyza.. ne tepki verdi.?" Diye sordu. Tam benim kafamdan bu çocuk ya. Aynı şeyleri düşünmemiz şaka mı? Omzuna vurdum, dedikodu yapan teyzeler gibi. "Sinirli gibiydi!" Diye yanıtladım onu. Emir iki işaret parmağını birbirine sürttü. Güldüm tekrar. "Bilemiyorum.. bakalım." Dedim. Emir kolunu omzuma attı ve beni kendisine çekti. Omzuna yatırdım kafamı, oda başını kafamın üstüne koydu. Bir süre gözlerimi kapattım. Çok kısa bir süre sonra Emir de başını kaldırdı, bende. Bana baktı. "Ders Türkçe. Yanıma oturacak mısın?" Ona baktım uykulu gözler ile. Ulan iki saniye gözlerimi kapatmaya gelemiyorum. Hemen uykum geliyor yeni uyanmış gibi oluyorum. Emirin sorusuna önce başımı salladım. "Uykum var, yanında uyusam ne olur?" Emir güldü. "Birşey olmaz, sonra dersin tekrarını yaparız beraber." Diye yanıtladı. Gülümsedim. "Neyse şimdi hoca gelecek, eşyalarını getirde yanıma gel." Dediğinde ayaklandım. Çantamı ve diğer eşyalarımı topladım ve Emirin yanına geçtim. Peki sizce derste ne yaptım? Uyudum! Uyudum lan uyudum! Kırk dakika boyunca! Aralıksız! Yuh bana demi!? *** "Feyza!! Kilerden patates alıp soyar mısın!??" Diye bağırdı annem mutfaktan. Gözlerimi devirdim. "Anne ders çalışıyorum!!" Diye bağırdım yanıt olarak. "Biraz ara vermiş olursun kızım hadi!!" Diye yineledi annem. "Anne Beyza yapsın. O oturuyor!!" Beyza telefonundan başını kaldırıp etrafa baktı. İsminin geçtiğini anlamıştı. Ona güldüm. "Anne patates soysun diyo" dedim Beyza'ya. Gözlerini devirdi. Ama üstelemedi, kalktı ve odadan çıktı. O sırada mesaj geldi. Ayaz; Ne yapıyorsun? Mesaja gülümsedim. Feyza; Ders çalışıyorum,sen? Ayaz: Oturuyorum öylesine Feyza: Bir sorun mu var Ayaz? Ayaz; Acaba buluşsak mı? Feyza: Düşüneyim.. Ayaz: Düşün Gülümsedim tekrar. Masadan kalktım. Mutfağa gittim. "Anne?" Dedim yüksek olmayan bir sesle. Bana dönmeden cevap verdi. "Efendim?" İrkilerek tekrar cevap verdim. "Dışarı çıkabilir miyim? Ayaz çağırıyorda.." annem bana döndü. Önce beni süzdü. "İyi. Git. Ama geç kalma." Dediğinde gülümsedim. Odama geri döndüm. Feyza: Tamam düşündüm Ayaz; Ne düşündün? Feyza: Buluşabiliriz. Ayaz; Oh! Ne zaman? Feyza; Ne zaman? Ayaz: Of, boşver. Geliyorum ben sen hazırlan! Feyza; Tamam Ayaz: görüşürüz Feyza; Bay bay! Telefonu kapattım gülümseyerek. Ayağa kalktım, dolabıma baktım. Şuan Mart ayındayız. Havalar çok soğuk olmasa da henüz ısınmamıştı. Altıma krem rengi bir kargo pantolon giydim. Üzerime siyah bir uzun kollu crop giydim ve siyah bol bir ceket giydim. Bu havada giyilmezdi ama kombinime çok uyacağını düşündüğüm için uzun siyah asker botu gibi görünen botlarımı giydim. Saçlarımı taradım, telefonumu ve yedek tokamı aldıktan sonra aynadan kendime baktım. "Neden bu kadar iyi oldu lan!?" Dedim. Ardından kısa süren bir kahkaha attım. Daha sonra evden çıktım. Kapının önüne geldiğimde yaklaşmakta olan Ayaz'ı gördüm ve gülümsedim. Hızlıca ona doğru ilerledim. Kollarını açtığında onun kollarının arasına girdim. Sıkıca sarıldım. Dudaklarını saç diplerime bastırdı, gülümsedim. Geri çekilip ona baktım. "Çok iyi görünüyorsun!" Dedi. Güldüm bilmiş bilmiş. "Biliyorum." Dedim. Bana güldü. "Gidelim mi?" Ona güldüm. "Nereye gideceğiz?" Diye sordum. Bir süre düşündü. "Bilmem," diye yanıtladı. Kaşlarımı çatarak merakla ona baktım. "Nasıl yani?" Ayaz bana döndü. "Senin yanındayken düz yolda yürüsem bile yeter bana.." dediğinde güldüm başımı omzuna koydum. Güldü. Kolunu omzuma attı ve beni kendisine çekti. Birlikte ilerlerken birşey söylemiyorduk. Birbirimize baktık. Gülümsedim. "Biz niye birlikte değiliz?" Diye sordu aniden. "Bilmem." Diye yanıt verdim. Bana güldü. "Ayaz! Varsın birlikte olmayalım, sence arkadaşlığımız bunu çok daha ötesinde değil mi?" Dedim biraz sesimi yükselterek. Önüne döndü. "Haklısın, bunu ilişkiye çevirmek çok riskli. Ayrıca şu açıdan bakalım. Emir ile Huriye öpüşmesine rağmen hala birlikte değiller." Dedi, "yaanii" diye yanıt verdim. Güldü, ilerlerken sohbet ediyorduk. Karşımıza bir cafe çıktığında içeri girdik. "Ne istersin?" Diye sordu. Ben etrafı incelerken onun sesi ile ona baktım. Gülümsedim. "Sen ne istersen bende aynısından alırım." Dedim. Romantik olsun diye değil arkadaşlar. Uğraşmak istemediğim için yani. Ayaz siparişleri verdiğinde ona baktım. Güldüm. Daha sonra tekrar kafeyi incelemeye başladım. Çok güzel ve tatlı döşenmişti. Pastel sarı ve turuncu renklerde döşenmişti duvarlar. Minik minik tablolar vardı, üzerinde kedi ve başka hayvan figürleri vardı çok tatlıydı. Masalar lila tonlarındaki minik sehpalardan oluşuyordu. Masaların üstünde minik minik birçok mavi çiçek vardı. Bu çiçeği tanıyordum. _Unutmabeni Çiçeği.._ gülümsedim çiçeklere bakarak. İncelemeye ara verdiğimde Ayaz'ın meraklı bakışları üzerimdeydi. Ona baktım. Güldüm. Sanırım etrafı incelerken biraz şey görünüyordum. "Ay! Biraz mal gibi görünüyorum galiba" dedim. Ayaz dalgındı. Beni duyunca irkildi. "Yok.. hayır. Tam tersi. tatlı görünüyorsun.." dedi. Gülümsedim. O sırada cafenin kapısı açıldı. İçeri el ele girmişlerdi; Emir ve Huriye. "Oha ama ya!" Dedi Ayaz. Emir ile Huriye ayazı duymuşlardı. İkisi aynı anda bizim olduğumuz yere baktı. Onlara gülümseyerek el salladım. "Gidin! Gidin bizden uzak bir yere oturun! Sakın yakınlara falan oturmayın böyle çok uzakta oturun hadi gidin!" Dedi Ayaz. Huriye güldü. Emir gözlerini devirdi. Huriyeyi çekiştirdi ve Ayaz'ın dediği gibi bizden uzak bir yere götürdü. Onlara gülerken siparişlerimiz geldi. *** Eve giderken Huriye ve Emir hâlâ oradaydı. Telefonunu çıkardı Ayaz. "Ne yapıyorsun?" Diye sordum. Bana döndü. "Fotoğrafımızı çekeceğim. Anı kalsın." Gülümsedim. Başımı salladım. "Tamam.." diye yanıtladım onu. Kamerasını açtı. Biraz yukarı kaldırınca ekrandaki kendime baktım. Ayaz ile aramızda biraz boy farkı vardı. Yani ben 1.69'dum. Ayaz, 1.77 ay! Biraz varmış ya boy farkı. Ama ekranda biraz fazla kısa gösterdi, ya da Ayaz çok yukarı kaldırdı. Önce ekrana baktım, sonra aramızdaki boy farkına en sonda Ayaza şaşkın bir bakış attım. Bana döndü gülerek. Ona baktım gözlerimi kısarak. "O kadar kısa mıyım ya?!" Dedim. "Yok be canım, kamera öyle gösteriyor" diye yanıtladığında sinirle güldüm. En sonunda fotoğraf çekmeyi becerebilmişti. Tekrar ilerlemeye başladık. Eve yaklaşırken Beyza çıktı karşımıza. "Nereye?" Dediğimde bana döndü, ikimizi baştan aşağı süzdükten sonra cevap verdi. "Markete. Annem birkaç birşey istedi. Ayrıca, seni aramış, ulaşamamış!" Dediğinde kocaman açılmış gözler ile ona baktım. Ayaza bir bakış attı ve yanımızdan ayrıldı. Ayaz gözlerini devirdi. Ben telefonuma baktım. Gerçekten aramıştı! Ama telefonu sessize aldığım için duymamıştım. "Ayaz! Benim acil eve gitmem lazım!" Dediğimde başını salladı. Suratını asmıştı. Gülümsedim. Ayaklarımın ucuna kalktım ve yanağına bir öpücük bıraktım. Ona gülümseyip eve ilerledim. Ayaz yüzünde koca bir tebessüm ile arkamdan bakıyordu. Eve yavaşça, anahtarım ile girdim. Hızlıca odama ilerlerken, "Feyzacığım..?" Diyen bir ses ile gözlerimi kapattım. Geri döndüm. "Efendim anneciğim.." dedim kısık bir sesle. Mutfağa ilerledim. Annem bana döndü. "Telefona niye cevap vermedin?" Dedi. Sesi sakindi, ama bu bir tuzaktı. Bekletmeden hemen cevabı yapıştırdım. "Telefon sessizdeydi, birde şarjı azdı." Annem tek kaşını kaldırdı. Daha sonra gıcık bir şekilde gülümsedi. "Tamam,bir daha olursa.." parmağını sallıyordu. Başımı salladım. "Tamam anne!" Dedim ve hızlıca odama ilerledim. Yatağıma attım kendimi. "Oh! Bugünde ölmedim. Çok şükür!!" Dedim kendi kendime. Daha sonra da söylediğimin biraz fazla komik olduğunu düşünerek kahkaha attım. Sonra neden güldüğümü bulamayıp komik göründüğümü düşünüp, kendimi çok komik şekilde gördüğümü hayal edip, tekrar kahkalar ile güldüm. Bende böyle bir malım işte. _ayaz'ın malı.._ *** Gün boyunca gözüme takılan tek şey Beyza olmuştu. Sürekli asık bir suratla geziyordu._yusuf ve helini öğrendiğinden beri yani.._ Bu şey hepimizin dikkatini çekmişti. Yusuf dahil. Ama Yusuf pek umursamıyor gibi görünüyordu. Aslında öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Yusuf'un Beyza için neler yaptığını her birimiz gördük yani. Yusuf öyle biri değildir, birşeye bağlandığı zaman kolay kolay kopamaz. Amacına, hedefine, istediğine ulaşmak için ne gerekirse yapar ve ulaşana kadarda vazgeçmez. Yani Yusuf'un böyle bir davranış sergilemesi bu yüzden bizi şaşırtmıştı. Yusuf'u bizden iyi taniyamazsınız yani. Biz onu çok iyi tanıyorduk ama böyle bir durumu hemen kesip atması zorumuza gitmişti açıkçası. Ama en çokta Beyza rahatsız olmuş gibiydi. (Birgün geçti bu arada) Okulda teneffüste çıkmadım. Emir ile birlikte öğretmenler masasının üstünde otururken bir yandan sohbet ediyorduk. "Dün evde annem ile minik bir diyalog oldu tamam mı kanka?" Emir güldü. "Tamam kanka sonra?" Diye yanıtladı. "Sonra kendime dedimki çok şükür bugünde ölmedim dedim. Sence sonra ne oldu?" Dedim. "Ne oldu??" Diye sordu merakla. Devam ettim. "Sonra da bu söylediğimin fazla komik olduğunu düşünerek kahkaha atmaya başladım." Ama sözümü tamamlamadım. "Sonra da neden güldüğümü bulamadım, komik olduğumu düşünüp, kendimi çok komik bir şekilde hayal edip tekrar kahkalar ile güldüm. O kadar düşün yanii" diye tamamladım. Emir kahkaha attı. "Kanka sen biraz mal mısın?" Dedi. "Galiba kanka" diye yanıtladım. Ders zili çalınca yerime geçtim. Dersimiz neydi diye sorarsanız matematik! Ama seviyorum. Yapabiliyorum da. Ben galiba sayısalcıyım ya! Biyoloji, matematik.. neyse yaa. Matematik dersimiz normal geçmişti. Genelde soru çözüyorduk ve güzeldi. Teneffüs zili çaldığında dışarı çıktık Emir ile birlikte. Ayaz ile Huriye sınıflarından çıktıklarında Emir onlara doğru koşmaya başlamıştı. Kaşlarımı çattım ve arkasından baktım öylece. O sırada Emir Huriyenin elini tuttu ve birlikte bahçeye çıktılar. Onlara gülerken Ayazda benim yanıma geliyordu. Onun yanına gittim. Gülümsedi. "Çıkalım mı bahçeye?" "Olur, gidelim" diye yanıtladım hemen. Birlikte bahçeye çıktığımızda Emir ile Huriye banklardan birine oturmuş, sohbet ediyordu. Onları gördüğümüzde Ayaz ile birbirimize bakıp sinsice gülümsedik. Onların olduğu bankın yanındaki banka ilerledik onlara görünmemeye çalışarak. Gidip banka oturduk. Emir ve Huriye'nin fısıltıları geliyordu. "Sence söylemeli miyiz?" "Olmaz!" "Neden? En azından onlar bilsin!" "Hayır, söylemeyeceğiz!" "Peki.." Ayaz ile birbirimize baktık şaşkın gözler ile. "Sence neyden bahsediyorlar?" Diye sordum kısık sesle. Ayaz da benim gibi kısık bir sesle cevap verdi. "Bilmiyorum. Ama bizden saklayacak kadar gizli olan birşey.."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.