İçeriğe geç

Hayal Etsene💫

Bölüm 32 · 11 dk okuma

Hayal Etsene💫

Bölüm 32

13. BÖLÜM

Bölümü okurken;; Bitter Frambuaz - Unutulur 5 gün önce... 3. Şahıs anlatım... Yusuf, okula gitme hevesinin olmadığını biliyordu. Ama Beyzanın yüzünü görmeyince daha çok sıkıldığını biliyordu. Ne yaparsa yapsın okula gitmeyince birşeyler eksikti. Fakat Beyza onu yalnızca arkadaş olarak görüyordu. Bu Yusufu çok üzen bir durumdu. Beyza'yı kendine bağlayacak bir sebep arıyordu. Ama bulamıyordu. Okulda Beyzadan uzak bir yere oturmayı seçmişti. Beyza'nın şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Beyza'nın bu davranışı Yusuf'u mutlu etmişti. Yüzünde bir tebessüm oluşmasına sebep olmuştu. Okulda, farklı sınıflardan bir kızın Yusuftan hoşlandığını öğrendi Yusuf. Ama tabii ki bu onun umrunda değildi. Belki de umrundaydı... Yusuf, Helin'in ona karşı olan duygularını öğrendiğinde aklına gelen tek şey Beyza olmuştu. 'Eğer ona gidersem ne düşünür?' diye düşünmeden edemiyordu. Ama bu beyza'nın ona karşı duyguları olup olmadığını anlamak için mükemmel bir fırsattı. Evet çokta iyi bir davranış olmasa da Yusuf için dahiyane bir fikirdi. Fakat bunu biri ile paylaşmazsa rahat edemezdi. Güvenebileceği tek bir kişi, tek bir insan vardı; Emir... Günümüz Beyza ile eve gittiğimizde kimse yoktu. Kesinlikle bir yere gitmişti. O an Telefonum çaldı ve gülümsedim. "Efendim anne?" "Biz Sibel ablanla bir yere gidiyoruz. İşimiz var. Birazdan teyzen gelir. Siz Damla'ya göz kulak olun." Dedi annem. Gözlerimi devirdim. "Ya anne! Kimin evine gidiyorsunuz yine? Bütün herkesi toplamışsın." Diye sordum. Annemin yüksek sesi kulaklarımı ağrıttı resmen. "Çok konuşma Feyza! Siz Damla'ya dikkat edin yeter." Dedi tekrar. Ardından birşey dememe izin vermeden telefonu kapattı. Beyza sorgulayıcı gözler ile beni izliyordu. "Ne olmuş? Nereye gidiyorlarmış?" Telefonu kulağımdan çekerken hâlâ söyleniyordum. Beyza'ya döndüm."Bilmiyorum, işimiz var dedi sadece. Sibel abla ile teyze de gidecekmiş. Ayrıca Damla'ya göz kulak olun dedi." Diye cevap verdiğimde gözleri açıldı. Damla henüz 7 aylık olan kuzenimdi. Teyzemin minik kızı. Daha Bebek ve onu bize bırakıyor. "Damla mı?" Diye sordu Beyza. Başımı salladım. O sırada kapı çaldı. Gidip kapıyı açtığımda, sizce kimi gördüm? Teyzemi ve elindeki minik Damlayı. Kapıyı açıp onlara baktığımda teyzem gülümsedi. "Ne yapıyorsunuz kızlar?" Dedi gülümseyerek. "İyiyiz teyze yeni geldik okuldan." Diye yanıtladım. Beyza yanımda güçlükle gülümsüyordu. "Annen haber vermiştir belki. Biz bir yere-" derken Beyza sözünü kesti. "Evet teyze. Annem söyledi. Sen bırak damlayı bize siz gidin." Güldü teyzem. Damlayı yavaşça kucağıma verdi. "Hadi görüşürüz kızlar, dikkat edin!" Dediğinde başımı salladım. Teyzem ayrıldığında, kucağındaki damlaya baktım. O da kafasını kaldırıp bana baktı. Ardından tatlı bir şekilde gülümsedi. Bende ona gülümsedim ve alnını öptüm. Yanlış anlaşılmasın, damlayı çok severim. Kendisi aşırı tatlı bir bebek. Ayrıca çok akıllı. "Ya çen bugün bizde mi kaldın? Gitti mi anne?" Dediğimde gülücükler ile karşılık verdi. "Ya ben seni yiyeyim mi? Ha? ısırayım mı ben seni?" Tekrar güldüğünü gördüm ve eğilip yanağını hafifçe ısırdım. Ardından öptüm. Damla buna kahkahalar atıyordu. Salona gittik. Beyza birkaç minik oyuncak getirdi. Damla onları incelerken, eline aldı ve ağzına soktu. "Hayır, hayır, olmaz olmaz olmaaz!!" Derken sesim biraz yükselmişti. Damla bana bakarken oyuncakları elinden bırakmış dikkatlice bakıyordu. Ardından gözleri doldu. Üst dudağını alt dudağının içine soktu ve ağlama pozisyonuna geçti. "Yok, yok ağlama. Hayır!" Dedi Beyza kısık bir sesle, onu korkutmamak için. Damla o an büyük bir bağırış ve çığlık ile ağlamaya başladı. Beyza hemen onu kucağında zıplatmaya başlamıştı. Ama Damla susmak istemiyordu. O an kapı çaldı, ama biz damlanın ağlaması yüzünden duymadık. Kapı son bir kez daha çaldığında gidip kapıyı açtığımda karşımda Emir vardı. Ama bir sorun vardı ki.. elinde minik bir bebek vardı. "Emir..?" Dedim. "Feyza..?" Diye yanıtladı. "Burada da mı bebek var?" Güldüm. "Sende de bebek var..?" Başını salladı gülerek. "Ya annemler bir yere gitmiş. Bunu da bana bıraktılar. BANA! YA BANA ÇOCUK MU EMANET EDİLİR?!" güldüm. "Ya canım kankam nasıl da biliyor ne mal olduğunu" diye seslendi Beyza. Ona güldüm. "Çok doğru!" Diye yanıtladım. Emir devam etti. "Bende ne yapacağımı bilemedim. Bir iki dakika falan uğraştım bununla. Sonra durmadı bu." Ona güldüm. "İlk yaptığın şey buraya gelmek mi oldu yani?" Diye sordum. "Hayır! Dedim ya. İlk yaptığım bir iki dakika bununla uğraşmak." Diye yanıtladı. "Ya çocuğa bu deyip durmasana! İsmi yok mu?" Dedim yüksek sesle. "Var! Var tabii ki de!" Gözlerimi kıstım. "Ne ismi?" Diye sordum hemen. Güldü. "Demir." Diye yanıtladı beklemeden. "Tamam," dedim. "Geç bari içeri," dediğimde sinsice güldü. İçeri ilerlerken tekrar konuştu. "Bu arada ben diğerlerine haber verdim, gelirler şimdi!" Gözlerimi kocaman açarak şaşkınlıkla ona baktım. "Nasıl yani?" Ardından Beyza konuştu. "Yusufta mı gelecek?" Dedi bıkkınlıkla. Bir yandan kucağındaki damlayı sallıyordu. Damla, başını beyza'nın omzuna yatırmış, sakinleşmişti. Emir salona geçti. Onun ardından içeri girdiğimde elindeki bebeği. İsmi Demir. Bana uzattı. Lan çocuk bu çocuk! Öyle denir mi? 'bana uzattı' Neyse işte almam için kafasıyla işaret etti. Ona boş gözler ile baktım. "Ya Feyza! Valla çok yoruldum. Biraz sen bak!" Dediğinde gözlerimi açtım. "Çok mu yoruldun?" Dedim küçümseyici bir tavırla. "Ya daha az önce bir iki dakika uğraştım sonra buraya geldim demedin mi sen? Ya emir başka derdim mi yok ya?!" Diye devam ettim. Gözlerini devirdiğinde ona baktım ve bende gözlerimi devirdim, "Ay! Of Emir ver ya! Ver!" Dedim, gülümsedi. Demiri kucakladım, çok tatlı bir bebekti. Yanakları kocamandı. Aldım. Ona baktım e gülümsedim, ardından o da bana dişlerini göstererek gülümsedi. "Peki.. bu kim?" Dedi damlayı parmağı ile göstererek. "Damla. Kuzenimiz." Diye yanıtladı Beyza. "Haa, anladım tamam." Dediğinde güldüm. Ardından kapı çaldı. "Hah. Geldiler!" Dediğinde ona baktım gözlerimi kısarak. Bakışımı gördüğünde öylece kaldı. Gidip kapıyı açtım. Kapı da Ayaz belirdi. Gülümsedi. "Hmm," diye mırıldandı. "Eline yakışmış-" "Öhöm öh öhöm" dedim sözünü keserek. Gülümsedi. Yanağımdan makas alarak içeri girdi. Ardından gülümsedim ve bende içeri girdim. Salona adımımı attığımda tekrar kapının çalması ile gözlerimi devirdim oflayarak. Derin bir iç çektim sinirle. Ardından da gidip kapıyı açtım. Bu sefer gelen Huriye olmuştu. Gülümsedim. Gülümsedi. "Hoşgeldin!" Dedim. "Hoşbuldum! Ay bu ne tatlı yicem şimdi. Yanaklara bakk!!" Dedi elimdeki Demire bakarak. Eğildi ve yanaklarını sıktı. "Kim var şimdi evde?" Diye sordu. "Emir ve Ayaz geldi. Birde Beyza var. Şimdi de sen geldin. Beş kişiyiz." Diye yanıtladım. Güldü. "Ee..bu kimin peki?" Dedi Demir'i işaret ederek. Güldüm. "Emirin.." diye yanıtladığımda güldü, gözleri büyüdü. Bende gülümsedim. "Sana vereyim istersen?" Dedim ima ile. Güldü. "Olur.." dediğinde. Yavaşça kucağına aldı demiri. Ardından içeri girdi. Ben kapıyı kapatmadan Yusuf geldi. Elinde ne vardı sizce? Bebek!! Gülümsedim. "Geç hemen içeri." Dedim. Artık kapı açmayayım ben ya! Yusuf dediğimi yaparak içeri girdi. İçeri girdiğimde onlara baktım. Beyza onu görünce söylendi. "Bu ne ya? Herkes altın gününe ikramlık gibi bebek getiriyor!!" Huriye ayakta, demiri zıplatıyordu, çok eğleniyor gibi görünüyordu. Beyza tekli koltuklardan birine oturmuştu. Emir ile Yusuf bir koltuğa yayılarak oturmuştu. Elindeki bebek ile ne kadar oturabildiyse artık siz düşünün. Kalan koltukta Ayaz vardı. Elindeki Damla, Ayaz'ın işaret parmağını tutmuş, elini ağzına sokmaya çalışıyordu. Onlara gülümsedim, " İyi anlaştınız galiba.." dedim. Ardından yanına oturdum. Başını salladı. Ardından onunla oynamaya devam etti. Emir ile Huriye Demir ile uğraşıyordu. Ayaz damlayı kucağında hafifçe havaya atıp tutuyordu. Damla ise ona kahkalar ile karşılık veriyordu. Yusuf elindeki minik erkek bebek ile oturuyor ve ona bakıyordu. Birden kafasını kaldırdı. "Buna bakabilecek kimse yok mu?" Diye sordu. "Beyza'nın eli boş," dedi Huriye. "Bak biz doluyuz. Bebeklerimiz ile ilgileniyoruz." Diye tamamladı Emir. Onlara gülerken Yusuf başını yavaşça beyza'nın olduğu yöne çevirdi. Beyza gülümsedi. Gidip yanına oturdu. Bebek mızmızlanmaya başladığında Beyza kucağına aldı. Sorar gözler ile Yusuf'a baktı. "Yiğit, ismi Yiğit." Diye yanıtladı Yusuf. Beyza güldü. Bebeğe baktı. Damla da mızmızlanmaya başlayınca onu kucağıma aldım. "Acıktılar bunlar." Dedi Huriye. "Ne yapacağız?" Diye sordu Ayaz. "Emir! Hadi sen git bebek maması, birşeyler al!" Dedim. Emir bana baktı hızla. "Niye ben ya?! Ayaz gitsin." Diye söylendi. "Olmaz. İlk sana dedi. Sen gideceksin!" Dedi Ayaz. Emir oflayarak evden çıktı. Onu beklerken Damla ile odaya çıktım. Önce bezine baktım. Biraz kirlenmişti ama biraz. Bu yüzden ellemedim. Onunla biraz oynadıktan sonra odadan çıktım. Elimi yıkamak için banyoya girdim. Suyu açıp elimi uzattım ve o sırada damla da suya elini uzattı ve elini ıslattı. Ardından ellerini bana doğru savurup yüzüme su sıçrattı. Ona bakarken bana gülmeye başladı. O an bende elime çok az su alıp ona sıçrattım. Damla buna kahkaha atarken onun yanağına öpücük kondurdum. Banyodan çıkmadan aynaya baktığım sırada kapıda beliren yüz ile kapının olduğu yöne baktım. Ayaz oradaydı. Kapıya yaslanmış bizi izliyordu. Gülümsüyordu. Ona baktım ve gülümsedim. "Bu kadar sempatik olma!" Dedim. Güldü. "Sende bu kadar tatlı olma." Dedi. Ardından yaklaştı. Eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu. Daha sonra tekrar eğilip damlanın yanağını öptü. Ona gülümsedim. "İçeridekiler ne yapıyor?" Diye sordum. Gülerek yanıtladı. "Beyza ve Yusuf yiğit ile ilgileniyor. Emir ve Huriye de Demir ile uğraşıyor. İyiyiz yani. Bu minikte bize kaldı. Geleceğin provası gibi düşün." Dediğinde gözlerim kocaman açıldı ona baktım tehdit edercesine. "Çok konuşma sen bence Ayaz!" Diyerek banyodan çıktım. İçeri girdiğimde önce kapıda onları izledim bir süre. Çok güzel bir ortamdı ama ortalık kreşe döndü anasını satayım! İçeri girdim. Emir gelmişti. "Getirdin mi len?" Dedim yüksek bir sesle. Kafasını kaldırıp bana baktı. Kısık gözleri alayla bana bakıyordu. "Bilmem.. getirmiş miyim?" Dedi. Gözlerimi devirdim. Gidip mutfağa baktım. Oradaydı. Mamalardan birkaç tane aldım yanıma. Salak almış ama mutfağa bırakmış. Alıp bebeğe yedirsen ağlamazdı. Bir mamayı Emir'e verdim. Diğerini Beyza'ya verdim ve yerime oturdum. Damlayı karşıma oturtup mamayı açtım. Kaşık ile içinden alarak ona uzattım. "Aç bakalım ağzını. Aaaa" diyerek ağzına götürdüm kaşığı. Ağzına aldığında ise, "Haamm" diyerek tamamladım. Ayaz benim bu halime gülüyordu. Ona baktım gözlerimi kısarak. "Gel sen yedir bakalım Ayaz efendi!" Diye söylendim. Yanıma geldi, oturdu. "Ver, yediririm ben." Diyerek mama kabını elimden aldı. Ardından damlaya yedirmeye başladı. Damla da maşallah nasıl diyor yani görmeniz lazım. Onlara gülerken içerden Emirin sesi geldi. "Feyzaa, altına yapmış bu kokuyoo!" Güldüm sinirle. Ardından sesimi yükselterek bağırdım. "Temizle o zaman!!" Emir tekrar seslendi. "Ben nasıl temizleyeyim?! Gel temizle iştee!!" Dediğinde içeri gittim hızlıca Emirin yakasını tuttum. "Ulan gerizekalı?! Bu kız yanında ne yapıyor senin?" Dedim sinirle. Ardından Huriyeye döndüm. "Kanka özür dilerim yanlış anlama yani benim de işim var, bende bebek besliyorum yani sizde bir zahmet birlikte halledin!" Diyerek tamamladım. "Kanka.." dedi Huriye. Tekrar ona döndüğümde artık Emirin yakasını bırakmıştım. "Efendim?" Dedim sakin bir sesle. "Bizde bebek bezi yok ki.." dediğinde donup kaldım. kız çok zeki. Çok haklı. O zaman temizlemeyeceğiz. Nedir yani? "A-ah, doğru. O zaman ne diye bağırıyor bu gerizekalı!?" Dedikten sonra Emirin kafasına vurdum. Emir acıdığını fark edince beni ittirdi. Ve ne oldu dersiniz? Koltuktan düştüm. Ayağa kalktım ve Emire tekrar vurdum. -tekme attım- en sonunda benim saçımı çektiğinde, bende bir tekme atıp konuyu kapattık. ne kadar iyi anlaşıyoruz canım arkadaşımla. *** Yaklaşık 45 dakika sonra, bebekleri susturmuş, sakinleştirmiştik. Televizyonu açmaya yeltendiğimde Emir kumandayı anında kaptı. "Ben AÇARIM." gözlerimi devirdim. Damla, Ayaz'ın kucağında sırt üstü uzanmış şekilde duruyordu. Çok da mutlu görünüyordu açıkçası. Yiğit başını beyza'nın göğsüne yaslamıştı. Çok tatlı görünüyordu. Demirde Huriyenin kucağında, başını Huriyenin omzuna yaslamıştı. Emir televizyonu açtı. "HAFTANIN YILDIZLARI, A101 DE. ÇOK UYGUN FİYATLAR!!" diyen spikerin sesi ile kulaklarımı kapattım. "Emir!! Sesini kıs çabuk!" Diye cırladı Huriye. Emir zaten ses geldiği an yerinde zıplamış, kumandayı düşürmüştü. Kumandayı sessizde yerden aldı ve hızlıca sesini kıstı. Ne izliyoruz diye soracak olursanız eğer... Bilmiyoruz, Emir televizyonda araştırıyor şuan. 😄 Emir bir anda kumandayı bana doğru fırlatınca irkildim. "Ne yapıyorsun be?!" Dedim yüksek sesle. Bir anda Yiğit ağlamaya başlamıştı. "Al! Beğendin mi yaptığını?!" Diye cırladı Beyza. "Off" dedim. Daha sonra derin bir iç çektim. O sırada oda sessizlesmişti. Ama Demirin minik, küçük horlama sesleri odayı dolduruyordu. Buna gülümsedim. "Uyudu, ben odana bıraksam, yatırsam olur mu?" Dedi Huriye fısıldayarak. Gülümsedim, başımı salladım. Huriye Demiri hareket ettirmeden yavaşça ayağa kalktı. Ardından odaya gitti. Emir arkasından gidince sırıtmadan edemedim. Ayaza baktım. Damlaya bakıyordu. Baş parmağı yavaşça damlanın yanaklarında geziyordu. Yanlarına yaklaştım, ona baktığımda gözleri kapanmıştı. Uyku ile uyanıklık arasındaydı. Gülümsedim. Ayaz o an biraz eğildi, alnıma bir öpücük bıraktı. Gülümsedim ona bakarak. Damlayı elinden yavaşça aldım. Odaya gittiğimde Demir uyuyordu. Çok tatlıydı. Fakat Emir ve Huriye orada değildi. -Huriye Sert- Demiri odaya götürdüğümde yatağa bıraktım. Kapıdan çıkacakken Emiri gördüm ve duraksadım. Yüzümde bir tebessüm oluşurken onun yanına ilerledim. Elimi tuttu. "Gel benimle..!" Dedi. Gülümsedim. Her zamanki gibi balkona çıktığımızda gülümsedim. Ona baktım sorar gözlerle, imayla. O da gülümsedi. "Huriye... Huriye'm" diye başladı Emir. Güldüm. Yüzümdeki tebessüm hiçbir şekilde gitmiyordu. "Söyle.. Emir'im" dedim hızımı alamayarak. Çok güzel bir tebessüm oluştu yüzünde. "Çok uzamadı mı sence..?" Dedi. Kaşlarımı çattım hafifçe. "Ne..?" İki elimi tuttu. "Ben.. sabredemiyorum.. seninle arkadaştan fazlası olmak istiyorum. Sadece bana ait ol istiyorum..." Dedi. Heyecanla gülümsedim... İçimde uçuşan kelebekleri size anlatamam.. Ardından devam etti. "Huriye.. şuandan itibaren.. her zaman benimle.. birlikte olmaya var mısın? Benimle çıkar mısın..?" O an kısa süre de olsa nefesim kesildi neredeyse.. derin bir nefes verdim. "Emir.." "Ha..?" "Varım.. evet, kabul ediyorum.." "Ha? Ne?" "Kabul ediyorum!!" "Allah Bee!!" O an ellerimi bıraktı ve anında bana sıkıca sarıldı. Bir yandan saçlarımı kokluyor ve öpüyordu. Bende saçlarını okşuyordum. Geri çekildi. Bana baktı. Gülümsedi. "Emir." Dedim. "Söyle..sevgilim.." dediğinde güldüm. "Bunu herkese soracağım ama ilk sen cevap ver." Kafasını salladı. Devam ettirdim. "Şimdi.. öp ya da tokat at." Dedim. Yüzü çok azıcık düştü. "Ne alaka şimdi?" Dedi. "Ya Emir." Dediğimde güldü. "Tamam tamam.." dedikten sonra yaklaştı, dudağını dudağıma değdirdi ve geri çekildi. Ona kocaman gözler ile baktım. Sırıtıyordu. Bende tebessüm ettiğimde.. sanırım hoşuma gittiğini sandı ve bu yüzden...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.