İçeriğe geç

Hatırla Sevgili

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Hatırla Sevgili

Bölüm 8

Günümüz/4 gün sonra)

Eftalya

Aklım allak bullak olmuştu düşünmekten. Yine bölük pörçük şeyler hatırlıyordum ama hâlâ bu hikayenin sonunu bilmiyordum ya da bana bu denli aşık olan o adamın şimdi nerede olduğunu.

Dört gün önce bana yolladığı fotoğrafa bir daha baktım. Arkasında yazanları tekrar tekrar okudum. Tamam, ilk tanıșmamızı hatırlıyorum, güzel günlerimizden bazılarını da öyle. Hâlâ bu hikayenin sonuna dair en ufak bir fikrim yoktu.

Her zamanki işlerimi yaptıktan sonra, günlüğü ve fotoğraf albümünü alıp bahçeye geçtim. Bahçede duran kamelyada oturdum ve albümü incelemeye başladım.

Aldığım albümün kapağı toz pembe renkteydi. İçindeki fotoğraflara baktığımda, Engin ile olan bir sürü romantik anılarımın resimleri vardı. Her karede parmağımda duran o yüzüğü görüyordum. Üzerimdeki șık elbisenin, bana gönderdiği fotoğraftaki ile aynı olduğu dikkatimi çekti. Albümü masaya bıraktım ve günlükte ufacık bir ipucu aramaya çalıştım.

Bulmuştum da... Bu fotoğraflar, Engin ile olan nişan törenimize aitti. Ancak o günden önce hatırlamak istediğim çok şey vardı. Ailelerimiz bizden ne saklıyordu? Hilal ve Murat'ın hikayesi mutlu sonla bitmiş miydi? Engin ile bunca zaman birbirimizden ayrı kalmamıza ne ya da kim sebep olmuştu? Öncelikle bunların cevabını öğrenmeliyim...

Peki ama bunu nasıl yapacağım? Acaba günlükleri biraz daha karıștırsam, aradığım cevapları bulur muyum? Biraz düşündükten sonra omuz silkerek yerimden kalktım ve tüm günlüklerin olduğu kutuyu bulmak için eve geri döndüm. Yalnızca 4 günlüğün kapağında başlık vardı. Dördünün de başlığı aynıydı.

"Pürsevda"

İlk günlüğün ilk sayfasını açtım ve okumaya başladım.

**** **** **** **** **** **

Özel Bölüm: Pürsevda

(Balo akşamı)

Hilal

Balonun olduğu akşamı dün gibi hatırlarım, annem yine bana gelmeye hevesli görücüleri anlatıp duruyordu ve artık kafam daha fazlasını kaldırmıyordu. Bir yandan da, özenle seçtiği haki yeşil tonlarındaki elbisemi giydirmekle meșguldü. Abim evden çıkar çıkmaz annem hazırlanmam için beni odama çıkarmıştı, beni de o baloya yollamaya pek hevesliydi.

Annem elbisemi giydirdikten sonra, saçlarımı șekillendirdim. Annem yonca şeklinde takılar seçmişti benim için. Severek taktım. Maskemin ipleri de dikkatlice bağlandığında artık hazırdım. Balonun yapılacağı mekana gittiğimde, abimin beni görmesinden çekindiğim için arka masalardan birine geçtim.

Neyse ki yanındaki güzel kızla ilgilenmekle meșguldü. Dans edenleri izlerken, sanki anlașmıșız gibi yeşil tonlarındaki takımı ve ona uyumlu maskesi ile yanıma bir yabancı yaklaştı.

"Merhaba, size eşlik etmemde bir sakınca var mı?"

"Hayır, sanmıyorum."

"Bunu duyduğuma çok sevindim. Aslında böyle davetleri sevmem."

Gülmeden edemedim. Çünkü yanımdaki adamın hiç de zorla getirilmiş gibi bir hali yoktu. Belki de gizliyordu. Gözlerimi hafifçe kısarak şüpheci bir tavır takındım.

"Sakın buraya validenizin zoru ile geldiğinizi söylemeyin, hayatta inanmam."

"Neden inanmazsınız?"

"Çünkü hiç de zorla getirilmiş gibi durmuyorsunuz."

"Demek öyle.. Peki oradan bakınca nasıl bir intiba bırakıyorum sizde?"

"Daha çok eğlenmeye fırsatı olmamış biri gibi duruyorsunuz."

Tek kaşını kaldırdı, şaşırmış gibi duruyordu. Şaşkınlığını bozmadan gülümsedi. Kadehinden bir yudum aldıktan sonra, cevap verdi.

"Bu kanıya nasıl vardınız, merak ediyorum. Yanlış anlamayın, tahmininiz elbette ki doğru..."

"Nokta atışı bir tespiti nasıl yaptığımı merak ediyorsunuz. Öyle değil mi? Cevabı oldukça basit, yüz ifadeniz sizi ele veriyor. İlk defa böyle bir ortamda bulunmanın verdiği acemilik var üzerinizde."

Bu tespitim üzerine gülerek pes etmiş gibi ellerini kaldırdı. Kendimi tutamadım ve ben de gülmeye başladım.

"Çok dikkatli birisiniz anlaşılan. Sizi yakından tanımak isterim."

"Hilal Soydan, sizi tanıdığıma memnun oldum."

Uzattığım elimi nazikçe tuttu ve yüzündeki gülümsemeyi bozmadan karşılık verdi.

"Murat Zorlu, o memnuniyet bana ait."

Tanışma faslının ardından, tatlı bir sohbet eşliğinde bir süre etrafı izledik. Sıkılmaya başladığımı anlamış olacak ki, elimi tuttu ve balodan kaçmayı teklif etti. Açıkçası bu teklif bana oldukça cazip gelmişti. Ancak küçük bir sorunumuz vardı ki, o da abimlere yakalanmadan nasıl çıkacağımızdı.

Murat, buna da bir çözüm bulmuştu. Beni arka çıkışa yönlendirdi. Kaşla göz arasında kalabalıktan kaçıp, dışarı çıktığımızda kahkahalarla gülmeye başladık.

"Eminim kimse bizim baloda olmadığımızı fark etmemiştir."

Murat hâlâ gülüyordu. Omzuna vurdum. Biz ciddi ciddi balodan kaçmış, İstanbul'un caddelerinde, Murat'ın aracı ile amaçsızca dolașıyorduk.

Sahilde bir noktada durduk. Ben neden durduğumuzu anlamaya çalışırken, Murat arabadan inip, kapımı açtı ve centilmence elini uzattı. Şaşkınlıkla elini tutup arabadan dışarı çıktım. Birlikte az ilerideki banklardan birine oturduk. Murat sabırsızca maskesini çıkardı. Kabul etmeliyim ki centilmen ve çılgın olmasının yanı sıra yakışıklı biriydi.

Gözleri dipsiz bir kuyuyu andırıyordu, gülüşü de çok çekiciydi. Bu serin akşamda içimi ısıtacak kadar da sıcak. Bir süre öylece birbirimize baktıktan sonra, dayanamayıp ben de maskemi çıkardım. Bakışlarında gördüğüm hayranlık beni hem utandırmış hem de heyecanlandırmıștı.

"Bu gece mehtabı bile kıskandırıyorsun."

"Mübalağa ediyorsun, balodakilerle yarışamam."

"Hiç de mübalağa etmiyorum, olanı söylüyorum. Hilal, sen tepeden tırnağa güzelsin. Sadece dış görünüşünle değil, tavırlarınla, asaletinle de beni büyülüyorsun."

Ben mi asildim? Bu konuda yanılıyordu işte. Bir kere nazlı bir kız çocuğundan farkım yoktu.

"Yanılıyorsun, Murat. Küçük bir kız çocuğu gibiyim. Asaletin yakınından geçemem."

"Belki de bu çocuk ruhun beni büyülüyor, olamaz mı?"

Omuz silktim sadece. Kesin bir şey diyemiyordum. Sadece gülümsemekle yetindim. Bir süre manzarayı izledikten sonra, Murat beni evime kadar bırakmayı teklif etti. Kabul ettiğimde, arabaya bindik ve ona evi tarif ettim.

Radyoda çalan güzel şarkılara eşlik ederek geçen yolculuğun ardından, evin biraz gerisinde beni indirdi. Abimin gelmesinden korkup, Murat gider gitmez arka kapıdan çabucak odama çıktım. Nefesimi düzene sokar sokmaz gülerek üzerimi değiştirdim, neyse ki korktuğum başıma gelmemiş ve abim benden sonra eve gelmişti.

O geceden sonra Murat ile konuşmaya başlamıştım işte. Abime söyleyecek cesareti de zor bulmuștum. Kıskanıyordu içten içe ama yine de Eftalya sağ olsun, bir şekilde sakin kalabiliyordu.

Elbette tek destek Eftalya'dan gelmiyordu. Garip bir şekilde annem de Murat ile görüşmeme seviniyor, hatta en büyük desteği o veriyordu.

Her şey güzel ilerliyordu. Görüşmeye başlamamızdan yaklaşık 4 ay kadar sonra, Murat'ın ailesi benimle tanışmak isteyince, heyecanlı bir şekilde kalkıp odama çıktım ve gardırobuma göz gezdirdim.

Hep elbise giydiğim için, elbiseleri bir kenara çekip, altın tonlarında bluzum ve fușya rengi pantolonumu çıkardım ve giyinmeye başladım. Son rötușları da yaptıktan sonra heyecanıma hakim olmaya çalışarak evden çıktım.

Elbette ki ailesi ile tanışmaya elim boş gitmeyecektim. Murat'ın dediğine göre annesi el aynalarına ve biblolara bayılırdı. Önce biblolara göz gezdirdim. Güzel bir şey bulamayacağıma kanaat getirince, aynalara baktım.

Kenarları altın yaldız kaplama, sedefli, büyük pembe ve mor renklerde, taşlı bir çiçek bulunan bir ayna dikkatimi çekti. Beğeneceğini umarak, dükkana girip, o aynayı paket ettirdim. Ödemeyi yaptıktan sonra, civardaki bir çiçekçiden pembe karanfil ve iris çiçeğinden oluşan bir buket yaptırıp, Zorlu ailesinin evine gittim.

Hurișah hanım, açık pembe renkte elbisesi ile yaşına inat oldukça güzel ve asil duruyordu. Beni oldukça neşeli bir şekilde karşıladı.

"Hilal'ciğim! Nihayet tanışabildik!"

"Merhaba, Hurișah hanım."

Sarılma faslının ardından ona hediyeleri verdim. Paketi ve çiçek buketini görünce verdiği tepki görülmeye değerdi.

"Aaa, ne zahmet ettin? Ay bak şimdi, nasıl da bildi neyi sevdiğimi? Çok teşekkür ederim canım. Çok güzeller."

"Beğenmenize çok sevindim."

"Ay ayak üstü lafa tuttum seni iyi mi? Gel hadi, içeri geçelim."

Salona geçtikten sonra koyu bir sohbete başladık. Her şey uolundaydı. Hurișah hanım beni sevmiş görünüyordu. Babası Fehmi bey ise biraz geç de olsa teşrif etmiş, beni gördüğünde ise meraklı ve bir o kadar içten bir şekilde karşılamıștı.

"Misafirimiz olduğunu bilmiyordum. Hoșgeldin, kızım. Sen bizim oğlanın kalbini çalan küçük hanım olmalısın."

"Hoş buldum, efendim."

Hurișah hanımın yanına oturdu ve sohbetimize katıldı. Güzel ve keyifli geçen bir günün sonunda eve dönerken üstümden büyük bir yük kalkmıştı sanki. Eve gidip de annemle günün kritiğini yaptıktan sonra, üzerimi değiştirdim ve huzur dolu bir uykuya daldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.