( 19 Nisan 1925)
Eftalya
Bu akşam için ne giyeceğime karar verememiştim bir türlü. Neden mi? Bu akşam balo vardı, pek sık düzenlenmezdi böyle balolar. İlk kez bir baloya davet edilmiştim. Öyle heyecanlıydım ki. Birden annem elinde oldukça güzel bir kıyafetle çıkageldi.
Ah anneciğim! Ona sormak hiç aklıma gelmemişti ne yazık ki. Lakin bir dakika! Annem sadece kıyafet değil, aksesuar ve ayakkabı da bulmuştu. Yatağımın üzerine bıraktığı kıyafet ve aksesuarlara hayranlıkla bakıyordum. Çok güzellerdi.
"Anneciğim, bunlar çok güzeller."
"Bir zamanlar bunları ben giyerdim, şimdi sıra sende. Hadi hazırlan geç kalacaksın."
"Peki anne."
Annem odadan çıktıktan sonra hemen hazırlanmaya başladım. Saçlarımı şekillendirdikten sonra aksesuarlarımın olduğu kutuyu açtım, gümüş renkli küpelerimi çıkartıp kutuyu kapattım. Yarım saat sonra balo için hazırdım.
Salona indiğimde babam merdivenlerin başında bekliyordu. Annem de onun yanındaydı ve ikisi de manidar bir şekilde gülümsüyordu. İyi de neden? Aa! bu beyefendinin ne işi vardı burada? Ah umarım aileme bir şey söylememiştir.Yoksa mahvoldum!
"İyi akşamlar küçük hanım, sizi tekrar görmek ne güzel."
"Size de iyi akşamlar bayım. Lakin, burada ne aradığınızı merak ettim."
O sırada annem araya girdi bizi tanıştırmak için.
"Eftalya, kızım. Engin, sana baloda eşlik edecek."
Demek, adı Engin. Bir dakika... Baloda bana eşlik mi edecek? Aman Allah'ım! Heyecandan hafifçe kızarmıştı yüzüm. Kalbim yine delice bir ritim tutturmuştu. Ne oluyordu bana böyle?
"Demek öyle Engin Bey. Hoş geldiniz."
"Rica ederim aramızdaki bu resmiyete bir son verin."
O kadar da kolay değil bayım. Daha çok beklersiniz."
"Nedenini sorabilir miyim?"
"Güldürmeyin beni, siz de biliyorsunuz ki her kuşun eti yenmez bayım."
Özellikle de bana küçük hanım dediği sürece. Gerçi hoşuma gitmiyor da değil ama...
Yüzünde yine o çapkın gülüşü belirdi.
"Anlaşılan bu akşam küçük hanım bana kök söktürecek. Yanılıyor muyum?"
"Çok doğru dediniz. Gidelim mi artık?"
Ceketinin iç cebinden köstekli saatini çıkarıp baktı. sonra tekrar yerine koydu.
"Haklısınız küçük hanım. Gidelim. Balo neredeyse başlamak üzere."
Balo salonuna doğru yola çıktık; yol boyunca Engin benimle sürekli konuşmaya çalışıyordu, ama nedense kaçamak cevaplar veriyordum. Ne yapmaya çalışıyordu bu adam? Anlamıyordum.
Engin
O akşam, Fulden hanımın evinin salonunda oturmuş, küçük hanımın hazırlanmasını bekliyordum. Fulden hanım ve Altan bey bizim aile dostumuz sayılırdı.
Lakin, kızlarıyla hiç tanışmamıştık, nereden bilebilirdim ki dün gördüğüm peri kızının Eftalya'nın ta kendisi olduğunu?
Dakikalar içinde merdivenlerden gelen topuk seslerinden onun hazır olduğunu anladım. Kalkıp merdivenlere yöneldim. İşte! Merdivenlerin başında duruyordu peri kızı.
Aman Allah'ım! Bu nasıl bir güzellikti böyle? Aklımı kaçıracaktım neredeyse! Ancak görünen o ki küçük hanım biraz hırçındı. Beni peşinden koşturacağa benziyordu. Balonun yapılacağı yere giderken yol boyunca onunla konuşmaya çalışıyordum. Nafile!
"Eftalya, neden kaçıyorsun benden?"
"Ne yapmamı bekliyordunuz bayım?"
"Resmiyet konusunu hallettiğimizi sanıyordum."
"Dediğim gibi bayım, her kuşun eti yenmez."
Anlaşıldı, bu küçük hanımefendi ile çok işim var. Olsun, er ya da geç anlayacaktı nasılsa. Düşüncelerimden sıyrıldığımda, balo salonuna gelmiştik bile.
İkimiz de araçtan indikten sonra, küçük hanıma kolumu uzattım, ürkekçe koluma girdi. Birlikte balonun yapılacağı mekana doğru yürümeye başladık. Mekandan içeri adımımızı attığımızda Eftalya hayranlık dolu bakışlarla izliyordu etrafı. Gözlerinde gördüğüm o parıltılar dikkatimi çekmişti. Neler oluyordu bana böyle?
"Hadi gel Eftalya."
"Peki."
Birlikte masamıza geçtiğimizde, harika bir vals müziği duyuldu. Tüm çiftler dans etmeye başladı, peki biz burada niye duruyorduk ki? Hemen elimi Eftalya'ya uzatıp onu dansa kaldırdım.
"Affedersiniz hanımefendi , acaba bu dansı bana lütfeder misiniz?"
Elini avucuma bırakırken güldü. Ahh! O gülüşü kalbimi nasıl kül ediyordu. Sahi ben hangi ara bu kadar dağılmıştım? Hem de bir peri kızı yüzünden... Bilmiyordum. Eftalya'nın o tatlı sesini duymamla kendime gelebilmiştim.
"Ah, elbette."
Onu piste doğru sürükledim, bir anda herkes kenara çekilmişti. Gözler üzerimizdeydi. Eftalya ise utangaç bakışlarla bakınıyordu etrafına. Dansa başladığımızda herkes bizi dikkatle izliyordu.
Eftalya arada bana kaçamak bakışlar atıyor, bazen de gülümsüyordu. Her haliyle aklımı başımdan alıyordu. Çok güzeldi, hem de çok... Annemin haklı olduğuna artık eminim. Ben, bu peri kızına aşığım. Ah be, peri kızı! Beni ne hale getirdin, farkında mısın?
Eftalya
Allah'ım! Bana neler oluyor böyle? Kalbim... Söz dinlemiyor, aklım desem başımda değil, bir tuhaf halim var. Sürekli bana bakıyor, etraftakilerin gözü üzerimizde.
Öyle heyecanlıyım ki... Neler oluyor bana? Ona tutulmuş muydum? Olabilir mi böyle bir şey? Derken birden yüzlerimiz arasındaki mesafe giderek kısalıyor. Alnını alnıma değdiriyor, öyle yakınız ki... Allah'ım heyecandan bayılacak gibiyim!
"Aklımı başımdan alıyorsunuz hanımefendi. Bu ürkek halleriniz beni büyülüyor."
Ah! Kalbim büsbütün gidiyor elimden, o mavi gözler usulca sızıyor aklıma. Kısa bir sessizliğin ardından güçlükle konuşabiliyorum
"Söylediklerinizi anlamıyorum bayım."
"Sakın, artık bu resmiyeti kaldıralım Eftalya. Lütfen..."
"Peki, Engin. Sen nasıl istersen."
Aman Allah'ım! Yoksa düşündüğüm şey mi olacak biraz sonra? Ahh! Tam da sırasıydı sanki! Valsin bitiminde, ansızın herkesin önünde dudaklarıma küçük bir buse bıraktı.
Küçük bir buse olmasına rağmen bendeki etkisi o kadar küçük değildi ne yazık ki... Kor gibiydi, yakıp geçmişti beni. Birden duyduğum alkış sesleriyle kendime geldim.
Utangaç bir gülüş atıp bakışlarımı kaçırdım. O sırada beni daha da utandırıp heyecanlandıracak o itirafı duyuldu Engin'in.
"Gülüşün beni yakıp kül ediyor peri kızı, haberin var mı?"
Ahh! Duyduklarımla neredeyse bayılacaktım. Bir an önce gitmeliydim. Yoksa aklımı da kaybedecektim. Ansızın onun kollarından sıyrılıp çıkışa doğru koşmaya başladım.
O ise kısa bir duraksamanın ardından bana yetişmiş ve kolumdan yakalamıştı beni.
"İzin ver seni evine kadar bırakayım peri kızı."
"Peki."
Beni evime kadar bırakmasını neden kabul etmiştim ki sanki? Off! Aracı evimin önünde durdu; hemen araçtan inip eve doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım, o sırada arkamdan seslendiğini duydum.
"İyi akşamlar, çam kokulu uslanmaz sevgilim."
Eve girdiğimde, kendimi hemen odaya attım. Elimi kalbime koyup, sakinleșmeye çalıştım. Kalbim, öyle hızlı atıyordu ki, kafesinden çıkacak gibiydi. Bir nebze olsun, sakinleșmeyi bașarabildiğimde, üzerimi değiştirdim. Aklım karmakarışıktı, ayna karşısına oturdum ve elime tarağı alıp, saçlarımı taramaya başladım.
Annem, odama gelmişti. Yanıma gelip, tarağı elimden aldı, ve saçlarımı taramaya başladı.
"Eftalya, neyin var, kuzum?"
"Ah, keşke bilsem. Ne halde olduğumu bilmiyorum. Kalbim, yerinden çıkacak gibi. Bu normal mi?"
"Kızım, bundan daha doğal bir şey olamaz. Belli ki, Engin'in yaptıkları, seni heyecanlandırmıș. Artık, seni bu kadar heyecanlandıracak ne yaptı, bilemem ama.."
Anneme döndüm, ve ondan destek almak istercesine, elini tuttum.
"Beni dansa kaldırdı, üstelik, herkesin içinde öyle itiraflarda bulundu ki, ne cevap vereceğimi şaşırdım."
"Kızım, bu kadar korkmana aslında gerek yok. Engin, belli ki sana karşı bir takım duygular besliyor. Asıl önemli olan, senin ne hissettiğin."
"Bu duyguları nasıl adlandırabilirim, bilmiyorum."
"Biraz düşün, yavrum. Er ya da geç, aradığın cevapları bulacaksın."
Annem, odamdan çıktıktan sonra, ben de uykuya daldım. Aklımda bir sürü soruyla.