İçeriğe geç

Hatırla Sevgili

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Hatırla Sevgili

Bölüm 3

20 Nisan 1987/Balodan sonra

Engin

O akşam eve vardığımda bir tuhaf haldeydim; tek kelime etmeden odama çıkmam annemi şüphelendirmişti, haliyle o da peşimden gelmişti.

"Oğlum? Gelebilir miyim?"

"Tabii vaildem, buyur."

Annem içeri girer girmez yanıma oturdu. Bir şeyler olduğunu anlamış gibiydi.

"Ne bu halin oğlum? Kötü mü geçti geceniz?"

"Ben artık kesin olarak duygularımdan eminim, Eftalya'ya olan aşkımdan artık eminim, anne."

"Ne dediğinin farkında mısın? Daha dün bir bugün iki, oğlum. Bu ne hız?"

"Biliyorum ama sen de biliyorsun ki aşkın ne zaman kapıyı çalacağı hiç belli olmuyor."

" O da doğru. Ee anlat bakalım neler oldu baloda?"

Anlattım, hem de her bir detayını, eksiksiz... Annem ilgiyle dinledi, sonra da tatlı bir kahkaha koyuverdi.

"Oğlum, sen sahiden kara sevdalı oldun."

"Öyle anne, ne yapabilirim? Sol yanıma söz geçmiyor işte."

"Yanlış anladın beni oğlum. Sadece inanmakta zorlanıyorum, demek kalbini kaptırdın bu gece ha?"

"Anne, ben kalbimi çoktan o koruda kaptırmıştım ona."

Annem anladığını belirtircesine başını sallayarak odadan ayrıldı. Ben ise üzerimi değiştirdikten sonra soluğu pencere kenarında alıp olanları düşünmeye başladım.

Eftalya

Ertesi sabah uyandığımda tuhaf bir şekilde mutluydum, kalkıp gardrobumdan lacivert, dantel detaylı elbisemi çıkartıp hazırlandım.

Aşağı inerken dilime dolanan bir şarkıyı mırıldanıyordum.

"Aşkında varsa payım,

Söyle neler yapayım?

Sallasana doyayım

Gönül salıncağında

Başım dönsün, her şey dönsün

Salla beni dünyam dönsün

Gönül salıncağında.. "

O sırada annemin seslenmesiyle kendime geldim. Cidden bir tuhaftım.

"Eftalya, günaydın kızım."

"Ah! Kusura bakma anneciğim dalmışım."

"Belli, bir neşelisin bu sabah."

"Neden bilmiyorum, mutluyum bugün."

Ailemle yaptığım harika bir kahvaltının ardından, annem ile konuşmak için, salona geçtim.

"Ne oldu, kızım?"

"Anne, aşık olduğunu nasıl anlarsın? Sonuçta, bunun bir emaresi olmalı, öyle değil mi?"

"Haklısın, aşık olduğunu anlamanın bir sürü emaresi vardır, kalbinin sesini susturamazsın, öyle hızlı atar. Uykuların kaçar, tabii bu her zaman olmaz. Bazen de, böyle senin gibi, sebepsiz yere gülümsemek ister insan."

"Doğru. Anne, galiba bende bazı emareler var. Kalbim çok hızlı çarpıyor, durduk yere gülesim geliyor."

"Ah be güzel kızım, sen çoktan meftun olmuşsun."

"Öyle mi dersin, anne?"

"Öyle, tabii."

Annemle konuştuktan sonra, bir nebze olsun rahatlamıștım. Daha sonra, soluğu dışarıda aldım. Tabii dışarı çıkar çıkmaz, azıcık korkmuş olabilirim. Neden mi? Ah tabii ki de Engin yüzünden!

"Günaydın, peri kızı."

"Ayh! Allah müstahakını versin! Korkuttun beni!"

Yine o çapkın gülüşünü bahşetti bana, ah be kalbim! Hiç mi uslanmayacaksın sen?

"Affedersin, korkutmak istememiştim oysa ki."

"Ne arıyorsun burada?"

"Ah be Eftalya, anlamıyor musun?"

"Neyi?"

"Sana olan sevgimi, hissettiklerimi... Eftalya, kalbimi çalan çam kokulu peri kızı, anla artık. Seni seviyorum peri kızı. Çılgınlar gibi seviyorum!"

Aman Allah'ım! Neler duyuyorum ben böyle? Bu... Hiç beklemediğim bir itiraftı. Kalbim delicesine atıyordu. Neler oluyordu bana?

"Engin... Neler söylüyorsun?"

Daha sözlerimi tamamlayamadan kendimi onun kollarında buldum. Garip bir duyguydu, her şey öyle hızlıydı ki. Ürkmüştüm.

"Beni duydun peri kızı, o koruda kalbimi çaldığından beri seni seviyorum."

Peki ya ben? Onu seviyor muyum? Düşünmeme gerek yoktu ki. Kalbimin sesine kulak vermem yeterliydi.

"Engin ben bunu kendime bile itiraf edemezken sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama... Ben galiba sana vurgunum. Ancak her şey öyle hızlı ilerliyor ki... Korkuyorum."

Engin'in gözlerine baktım, tepkisini görmek için... Mutluluk vardı gözlerinde, belki biraz şefkat, ama en çok da aşk saklıydı bakışlarında. Kalbimin o heyecanlı atışını duyabiliyordum.

"Korkma peri kızı, istediğin zaman olsun. Yeter ki kaçma benden."

"Kaçmam, senden tek istediğim biraz zaman."

"Tamam, çam kokulu sevgilim."

Utangaç bakışlarla içeri girdiğimde heyecandan yanaklarım kıpkırmızı olmuştu. Annem yanıma gelip koluma çimdik attı. Bayağı acımıştı.

"Anne! Ne yapıyorsun?"

"Nereye kayboldun sen? Hem bu halin ne? Kızarmışsın."

Güldü, galiba anlamıştı.

"Onunla mıydın?"

"Aslında o buraya gelmiş anne."

"Demek öyle, daha dün bir, bugün iki. Bu ne hız?"

"İnan, bende bilmiyorum."

"Gel bakayım sen şöyle."

Kolumdan tuttuğu gibi salona sürükledi. İkimiz de oturur oturmaz annem sorguya çekmeye başladı.

"Ee anlat bakalım, ne konuştunuz?"

"Bana.. Bana beni sevdiğini söyledi. Öyle heyecanlıyım ki..."

"Biraz fazla hızlı olmadı mı bu?"

"Biliyorum, ben de öyle söyledim zaten. O da bana istediğim kadar zaman vereceğini söyledi."

"Hımm. Demek öyle."

"Şimdi ne yapmalıyım anne?"

"Bence sakin ol. Eğer böyle söylediyse mutlaka seni bekleyecektir. Sakın korkma güzel kızım."

"Peki anne."

Bu konuşmanın ardından odama çıktım. Aklımda bin bir düşünce ve yüreğimde yeni filizlenmeye başlayan bir aşk ile...

Engin

Bu sabah onu görmek öyle iyi gelmişti ki... Hele bir de o itirafı... Öyle mutlu olmuştum ki, tarifi yoktu bu hissin. Biliyordum onun biraz zamana ihtiyacı vardı, olsun... Beklerim ben onu.

Gerekirse son nefesime kadar beklerim. Onu o kadar çok seviyorum ki... Eve geldiğimde annem mutluluğumu fark etmiş olacak ki hemen soru yağmuruna tutuyor.

"Ooo! Bakıyorum birileri pek mutlu bu sabah."

"Evet anne."

Tam o sırada babam konuşmamızı böldü.

"Hayırdır oğlum? Ne bu neşe?"

"En sonunda 'yangın var!' diye bağırdım baba. Olan bu."

Babam meseleyi anlamıştı. Gülerek yanıtladı bu sözlerimi.

"Demek sonunda sevdalandın ha? Peki kim bu şanslı küçük hanım?"

"Bizim Fulden'in kızı, Eftalya imiş hayatım."

Annem araya girdiğinde, bana diyecek laf bırakmamıştı. Babam şaşırmıştı. Ancak bir o kadar da mutluydu.

"İnan bilmiyordum oğlum, senin adına çok sevindim."

"Ben de mutluyum baba. Ancak onun biraz zamana ihtiyacı var."

"O zaman işin zor evlat."

"Olsun baba, zor da olsa beklerim ben."

Babam haklıydı, işim zordu. Hem de çok zor... Yine de mutluyum. Aşk güzel şey doğrusu, acı da olsa...

O akşam, benim bu Mecnun'u anımsatan tavırlarım, kardeşim Hilal'in de dikkatini çekmişti. Bir de ona açıklama yapmak lazımdı.

"Abiciğim, neyin var?"

Tabii, açıklamayı yapma fırsatı bulamadım, zira annem, benden önce davranmıştı.

"Abin, bir güzele meftun olmuş, kızım. Daha demin konuşuyorduk ya, duymadın mı?"

"Sahi mi? Duymamışım demek ki."

"Görüyor musun, hayatım? İki evladımızın da aklı başından gitmiş."

Hilal'in bu dalgın tavırları, șüphelendirmiști beni. Belli etmiyordu, ya da etmemeye çalıșıyordu.

"Hilal, boșver abim sen beni, anlat bakalım. Senin neyin var, asıl?"

Hilal, biraz utanmıştı. Acaba... Onun da gönlünü çalan biri mi olmuştu?"

"Hilal?"

"Şey, abiciğim... Baloda biriyle tanıştım."

"İyi de, ben seni nasıl görmedim?"

"Yakalanmamak için çok uğraştık."

Tek kaşımı kaldırdım, ve biraz ciddi bakmaya çalıştım.

"Kim bu beyefendi?"

"Murat Zorlu. Kendisi ile birkaç haftadır görüşüyoruz."

Anneme baktım, bundan haberi var mıydı, bilmiyordum. Görünüşe bakılırsa, vardı. Çünkü, en az Hilal kadar gergindi.

Hilal ile biraz daha konuştum, daha sonra odasına çıkmasına izin verdim. Vakit de geç olduğu için, fazla durmadım, müsaade isteyip, odama çıktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.