İçeriğe geç

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 5 · 9 dk okuma

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 5

''Geçmiş Kapıyı Çalınca''

Leyla'dan~

Abimin arabayı park etmesiyle Nare'yi sıkıca kavrayıp odasına götürdüm ve yatağına yatırıp alnından öptüm .

Saat onca olan şeyden ötürü hızla akmış 23.00'ı gösteriyordu . Bende odama gidip üzerime sakin pijamalarımı giyip mutfağın ışığının yandığını görünce büyük ihtimalle abimin burada olduğunu anlayıp girdim içeri derin bir nefesle .

Abime baktığımda ise gömleğinin düğmelerini açıp kollarını da yukarıya doğru sıyırmış ve masada olan viskisini yudumluyordu.

Sakince gidip bende tam karşısına geçtim ve gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladım

-Abi ...

-Sus Leyla!

Bu cevabından birlikte gerildim ve almakta olan viskisini hızla yere attım .

-Beni dinleyeceksin Demir Karaca!

O da bu yaptığım hareketle bana döndü .

-Neyini dinleyeceğim ben senin hâlâ o iti sevdiğini , suçsuz olduğunu , hiç bir şeyden haberi olmadığını mu anlatacaksın Leyla bana tekrar . Eğer buysa diyeceklerin çek git odana .

Kalbim artık dayanamıyordu ve birden önüne eğilip dizlerinin üstündeki elini tutup dolu gözlerimle bakıp beni duymasını sağladım.

-Abi yapma.. dinle ya artık beni artık. Neden bu kadar acımasız davranıyorsun . Bak bana, bak Nare'ye . Hiç mi o kıza bakarken yüreğin sızlamıyor . Sen beni kocasız , Nare'yi babasız bıraktın . Asla dinlemiyorsun kafanın dikine doğru gidip kendi kurduğun yalan ve yanlış şeylere bizi de karıştırıyorsun . Azra gitti biliyorum seni o halde Kadir'in kardeşi Emir ile bıraktı ama ne bu olanlardan ne de senin onca şey yaşamandan asla haberi yok ! Yapmaz bir insan dostuna , sevdiği kadının abisine bunu yapmaz . Abi ne olur Nare'yi babasından ayırma o daha küçücük bak yarın okula başlayacak artık. Hak ediyor mu benim kızım bu olanları ...

Ben konuştum o sadece sustu . Göz yaşlarımı silip ayağa kalktım .

-Bir şey de bana artık Abi , durma öyle konuş.

Ama o ne bana baktı ne de tek bir kelime söyledi

-Hatırlıyor musun Eylül seni terk ederken sana ne dediğini ?

Birden yüz ifadesi değişti ve bana baktı Eylül'ün söylediği şey aklına gelmişti biliyorum .

"Ben sana güvendiğim için kaybettim Demir . Umarım bir gün senin yanında hissettiğim kadar yalnız kalırsın ve o zaman anlarsın beni..."

-Eylül'ün ahı öyle bir tuttu ki ne seni bıraktı , ne de senin yaşattığın kırıkları ...

Dediğim son şeyle hızla yukarı odama çıkıp . Ardımda ise paramparça olmuş o adamı bıraktım .

Ertesi gün

Nare çiçeğimin yatağıma gelip üstüme zıplamasıyla birden gözlerimi açtım .

-Anne kalk bugün okulumun ilk günü .Geç kalırsak öğretmenim bana kızar , hadi annecim kalk.

Bu manipülasyona daha fazla dayanamayıp kalktım ve kızımı kucağıma çekip alnından öptüm .

-Benim bebeğim kocaman kız mı olmuş ya ?

-Evet evet kocaman oldum artık .

-Ee o kocaman kızı hazırlayalım o halde , koş ellerini yüzünü yıka ben de formanı getiriyorum .

-Tamam

Deyip hızla çıktı. Bende formalarını hazırladıktan sonra kendim de hazırlanıp gelen Nare'yi giydirip saçlarını iki at kuyruğu yapıp aşağı indik.

-Mavişim.

Arkamızdan gelen sesle o tarafa döndük . Abim elindeki kutuyu göstererek Nare'yi yanına çağırmıştı. Nare ise bana bakıp ne yapması gerektiğini soruyordu. Bende gözlerimle git dedikten sonra gidip dayısına ulaştı . Demir ise elindeki kutuyu eğilerek Nare'ye verdi

-Al bakalım maviş

-Ne ki bu ?

-Aç içini Nare'm

Nare kutunun kapağını bir heyecanla açıp pembe kurdeleli tokaları gördüğü gibi yüzünde kocaman bir gülümsemeyle dayısına döndü .

-Dayı bunlar çok güzel. Anne bak dayım bana toka almış takalım hadi hemen . Takar mısın dayı ?

-Takarım tabii maviş.

Dediği gibi tokaları usul usul takıp saçlarının arasına öpücük kondurup ellerini tuttu .

-Bugün okulun ilk günü oraya gidince hiç bir şeyden korkmana gerek yok tamam mı . Ben sana inanıyorum sen gelecekte çok başarılı bir kız olacaksın . Öğretmen ne derse onu dikkatlice dinle ve uy ona tamam mı Mavişim? Ve al bakalım bu anahtarı annene ver . Bugün okula ikiniz gideceksiniz sadece .

Birden ayağa kalkıp bana doğru adım attı

-Bu anahtarı kaçman için değil geldikten sonra bir karar verip ona göre hareket etmemiz için veriyorum . Okula gittiğinde Öğretmen'in numarasını al ve bana at . Araştırayım Nare'ye uygun mu değil mi diye .

Hızla kafamı salladım ve kızımın elini tuttuğum gibi okula doğru yola koyulduk .

Okula gelmiş , Nare'nin sınıfını bulduktan sonra Öğretmeni kapıda tek tek alıyordu . Sıra bize gelirken Nare elimi sıkıca kavramıştı. Hemen onun boynuna eğildim ve avcunu öpüp ona baktım .

-Annecim korkmana gerek yok bak arkadaşlarına onlar nasıl giriyorlar. Ben eminim sana . Sen okulunu çok seveceksin .

O da bana kafa salladıktan sonra arkamdan gelen öğretmenine doğru baktı.

-Ay burada ne kadar tatlı bir öğrencim varmış .

Duyduğum o tanıdık sesle gergince hemen ayağa kalkıp arkamı döndüm .

-Eylül!

-Leyla ...

Evet tam da tahmin ettiğim gibi Eylül karşımda duruyordu. Bir an nefesim kesildi gözlerinden yaşlar aktı.

-Leyla bu sensin , ben inanamıyorum.

-Gel buraya

Dedim ve ona sıkıca sarıldım . O benim bir aralar canımdan çok sevdiğim kardeşimdi . Şimdi onu böyle görmek içimde bir yerleri paramparça etmişti.

-Niye beni de o yangında bıraktın be kadın...

-Leyla'm buna mecburdum gitmem gerekiyordu.

Derin bir nefes alıp ayrıldım .

-Abim seni hiç bir zaman hak etmedi Eylül...

-Leyla yok o konuları açma tam 10 yıl oldu ama sevinmeliyiz ki kader tekrar bizi bir araya getirdi . B-bu tatlı miniğim senin kızın öyle değil mi ? Ah aynı sana benziyor Leyla. Dur babası.. babası Kadir değil mi ?

-Evet babası Kadir.

Dedim üzgünce ... Eylül ise Nare'ye eğilip ellerini avcunun içine aldı .

-Merhaba miniğim tekrar . Ben senin öğretmenim Eylül aynı zamanda da annenin arkadaşıyım.

Nare bana bir anlığına bakıp o da ellerini tuttu Eylül'ün .

-Merhaba Eylül öğretmenim

Eylül Nare'nin ona öyle seslendiğini duyduğu gibi Nare'yi kucağına alıp sınıfa girdi .

-Evet çocuklar son öğrencim de geldiğine göre hepiniz hoş geldiniz.

Dedi ve Nare'yi kendi masasının hemen önünde olan sıraya bırakıp çantasını da yanına asıp saçlarına öpücük kondurup velilere bilgiler verip her duruma karşı bahçede beklememiz için uyarıda bulunduktan sonra bana dönüp onay istedi başlaması için . Hızla kafamı sallayıp Nare'ye öpücük attıktan sonra bahçeye çıktım.

Zaman bir su misali akıp giderken öğrenciler sınıf sınıf çıkıyordu ve bahçedeki sıralarına geçiyorlardı. Kafamı kaldırıp baktığımda ise Eylül önde çocuklar bir birilerinin omuzlarını tutarak sıra olmuş aşağı inip yerlerine geçtiler , Eylül de başa geçti.

-Leyla

Birden yanımdan gelen sese döndüm. .

-Abi senin burada ne işin var?

Ve Eylül'ün oraya baktım umarım karşı karşıya gelmezlerdi .

-Ne demek ne işin var yeğenimi almaya geldim .

-Tamam tamam bir şey demedim bak burası çok kalabalık sen bizi dışarıda bekle . Hadi çık Abi.

-Leyla ne karıştırıyorsun sen yoksa Kadir mi burada ?

-Ya abi ne Kadir'i hadi sen çık marşı okusunlar geleceğim yanına hadi ama ya çık .

-Çocuklar şimdi marş okuyacağız tamam mı korkmanızı gerektirecek bir durum yok .

İşte şimdi bitmişti . Demir , Eylül'ün sesini duyduğu gibi hızla o tarafa bakarak görmüştü onu ve kas katı kesilmişti .

-A-abi...

-Eylül , o burada Leyla o-oradaki Eylül değil mi ?

Hızla o tarafa gidecekken kolunu tuttum

-Abi gidemezsin oraya çık dışarı !

Ama ne fayda koluma ittiği gibi gidecekken başlayan marş engel oldu. Marş bittikten sonra hemen Eylül'e söylemem gerekiyordu

-Leyla o karşımda capcanlı bir şekilde duruyor. Öldü sandım lan ben onu öldü sandım ...

-Abi sakın yapma belli etme kendini bir daha kırma kızı.

-Sen neyden bahsediyorsun ne kırması ben ona bakmaya bile kıyamıyorum. Ah Eylül ah.

Ve şimdi bitmiştik marş bitmiş çocuklar tek tek geliyordu . Durumun daha kötüsü Nare'yi Eylül getiriyordu bana doğru .

Demir'den~

Evet tam karşımda ve buraya doğru geliyordu . Hasretinden deli gibi yandığım kadın geliyordu işte. Nare'nin elini tutmuş geliyordu Eylül'üm...

-Evet annesi al bakalım benim uslu kızımı.

Nare'yi , Leyla'ya verirken gözleri beni gördü ve istemeden geriye doğru sendeledi .

-D-demir.

Hızla düşmemesi içim elimi eline atacakken eli ile beni durdurdu.

-Eylül.

-Bırak Demir... beni bir zamanlar sen düşürdün , şimdi tutmana da gerek yok !

Eylül'ün sözleriyle elim havada kaldı . Bir an ona baktım . Sonra gözlerimi kaçırdım . Çünkü o cümle yıllardır açmaya cesaret edemediğim bir kapıyı yeniden aralamıştı .

Geçmişimi...

Eylül'ü...

Her şeyi nasıl kaybettiğimi...

Hatırlamak istemediğim halde her şey gözümün önünden geçmeye başladı.

Eylül'ü gerçekten seviyordum. Bundan hiç bir zaman şüphem olmadı . Ama sevmenin yetmediği o zamanları biliyordum .

Şirketi kurduktan sonra bütün hayatımı işime vermiştim. Sabahları ilk gittiğim yer şirket , geceleri son çıktığım yer yine şirket oluyordu.

Eylül beni bekliyordu . Ben ise sürekli "Biraz daha sabret'' diyordum.

Bir toplantı...

Bir şantiye...

Bir proje...

Bir anlaşma...

Her seferinde onun karşısına başka bir bahaneyle çıkıyordum .

O ise benden çok büyük şeyler istemiyordu.

Birlikte yemek yemek ...

Bir akşamı ona ayırmamı...

Bazen sadece yanında olmamı...

Ama ben bunların hiç birini göremedim ona.

Şirketimi büyütürken Eylül'ü yavaş yavaş kaybettiğimi fark etmedim.

Ta ki bir gün karşıma geçip,

-Demir ben artık hayatında nerde olduğumu bilmiyorum.

Diyene kadar. Onu sakinleştirmeye çalıştım.

-Bu dönem geçecek. Şirket biraz daha düzenlemeye girsin , her şey düzelecek.

Dedim ama Eylül başını salladı.

-Senin hayatında düzelmesi gereken başka bir şey olacak.

Haklıydı ve o gün beni terk etti. İşte Eylül'ü böyle kaybettim.

Beni başkası için bırakmadı.

Beni sevmediği için de gitmedi.

Ben ona sevgimi gösterecek zamanı ayıramadığım için gitti .

Sonrasında hayatıma Azra girdi. İlk başta her şey çok güzeldi. Eylül'ün ardından kendimi toparlamaya çalışırken Azra yanımda oldu.

Onun beni anladığını düşündüm . Bana destek oldu. İşlerimin yoğunluğunu anlayan , şirketinin büyümesine sevinen biri olduğunu sandım.

Zamanla ona güvendim öyle ki ...

Bir gün onla evlenmeye karar verdim . Nişanlandık... Düğün için hazırlıklara başladık .

Ve düğüne sadece iki hafta kalmıştı.

Hayatımın en mutlu günlerine hazırlandığımı sanıyordum. O sırada emir de hayatımdaydı . Kardeşim gibi gördüğüm adam ...

Ona da güveniyordum.

Hem Azra'ya hem Emir'e hiç bir şüphe duymadan sırtımı dönüyordum.

Meğer ikisi de arkamdan başka bir hayat kuruyormuş.

Sonra ilk haber geldi . Şantiyelerimin birinde ciddi bir sorun çıkmıştı. Ardından bir diğeri. Sonra bir başkası.. İlk başta bunların tesadüf olduğunu düşündüm . Ama olaylar çoğaldıkça şirketimin adı her geçen gün biraz daha kötü anılmaya başladı .

Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken , bütün suçlamalar üzerime yöneldi.

Belgeler vardı , imzalar vardı , deliller vardı. Ve hepsi beni gösteriyordu . Ben yapmamıştım ama kimse bana inanmamıştı .

Tam o sırada Azra ile Emir ortadan kayboldu.

İşte o an ...

Bütün taşlar yerine oturdu. Bana kurulan oyunun arkasında onların olduğunu öğrendiğimde artık çok geçti. Düğünüme iki hafta kalmıştı. Ben evleneceğim sandığım kadının ve kardeşim gibi gördüğüm adamın, hayatımı yıkmak için birlikte hareket ettiğini öğrendim.

Şirketim elimden gitti. Adım lekelendi. Ve sonra hapse girdim .

Hapishanede geçirdiğim günlerde defalarca düşündüm .

Eylül'ü...

Azra'yı..

Emir'i...

Şirketimi..

Hayatımı...

Ama en çok Eylül'ü düşündüm.

Çünkü yıllar önce beni kaybettiği için suçladığım o kadın , aslında beni çok daha önce uyarmıştı.

Ben ise onun söylediklerini duymak yerine işime dönmüştüm.

Sonra suçsuzluğumu kanıtladım. Ama dışarı çıktığımda hiç bir şey eskisi gibi değildi.

Şirketim iflas etmişti. Azra yoktu , Emir yoktu ve Eylül..

Eylül de yoktu .

Başımı kaldırdım. Karşımda artık yıllar önce kaybettiğim kadın değil , bana o günleri yeniden hatırlatan Eylül vardı.

Ve onun söylediği cümle hâlâ kulaklarımdaydı.

-Bırak Demir.. Beni bir zamanlar sen düşürdün , şimdi tutmana da gerek yok..

Bu kez cevap vermedim.

Çünkü ilk defa...

Onu gerçekten neden kaybettiğimi anlamıştım .

5. Bölüm sonu ~

Bölüm sonu

2 yorum