İçeriğe geç

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 6 · 9 dk okuma

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 6

''Üç Yıl Sonra''

Kadir'den ~

-Abi...

Zaman durmuştu.

Parmaklarım telefonun etrafında daha da sıkıldı.

-Emir...

diye fısıldadım.

Üç yıl sonra kendi isteğiyle beni arıyordu...

-Lan adi şerefsiz neredesin sen 3 yıldır ?

-Abi beni dinlemen lazım..

-Neyini dinleyeceğim lan ben senin ha . Senin yüzünden ne yanımda karım ne de kızım var sizin yüzünüzden Demir onları benden aldı . Ama sen hiç merak etme Demir'den önce ben bitireceğim sizi. Şimdi hangi cehennemdeysen çabucak benim yanıma geliyorsun duydun mu beni ?

-Ben de seni o yüzden aradım neler olup bittiğini anlatmak için düşündüğün gibi bir şey yok abi . Yarın buluşmamız lazım , sana o belgeyi vermem gerek .

-Ne belgesinden bahsediyorsun anlatacaksan şimdi anlat delirtme beni Emir !

-Olmaz yarın eski depoya gel seni orada bekleyeceğim ama eğer ki Demir'in haberi olursa her şey biter abi …

-Oğlum sen karıma ve kızıma dua et …

Dememe kalmadan telefonu suratıma kapattı . Anlık öfkeyle masamdaki her şeyi savurduktan sonra içeri Yiğit girip beni durdurdu .

-Patron ne oluyor , dur ne yapıyorsun zarar vereceksin kendine .

-Lan dua et benim kızım yarın okula başlıyor yoksa seni öldürmez miydim pislik herif . Emir aradı şimdi dosyadan falan bahsetti . Artık ne bok varsa o dosyada atmaya bile cesaret edemiyor .

-Sakin ol abi yarın derdi neyse öğreniriz evvel Allah . Bak kendin dedin Nare'nin ilkokul günü diye sen kızına hediye aldın mı cimcime kızlar sever öyle

şeyleri.

Yiğit'in dediği şeyle aldığım hediyeleri düşündüm ve sinirim biraz da olsa azalmıştı . Kızım benim can paremdi , sadece ismini duyduğum anda bile seller , sular duruyordu.

-Almaz olur muyum bir sürü şey aldım kızıma okul çıkışında yanlarına gidip alacağım onları artık .

Dedim ve terasa çıkıp bir dal sigara yakıp orada sabahladım .

Günün ağarmasıyla birlikte son yudumunu içtiğim kahveyle hızla odama girip üstümü değişip şirkete gittim ve önemli toplantılara girdikten sonra saate baktığımda 12.00'a geliyordu . Yiğit'e haber verdikten sonra arabama binip kızımın okuluna doğru sürdüm …

Okul oldukça kalabalıktı ve bahçeye girmem zor oldu . Uzun uğraşlar sonucu bahçede minik kızımı , karımı , dayısını ve hatta Eylül'ü gördüm sonra … Ne Eylül mü onun burada ne işi var ? Adımlarımı hızlandırıp onların olduğu yöne vardım ve Nare'nin yanına geldiğimde eğilip kızıma seslendim …

-Nare'mm..

Leyla'dan ~

Gelen sesle arkamı dönüp baktığımda şok geçirdim o buradaydı...

Kadir...

Ve Nare'nin boyuna eğilmiş bir şekilde kızının tepki vermesini bekliyordu . Nare'ye baktığımda ise gözleri dolmuş bir şekilde eteğimi eliyle tuttuğunu gördüm . Ben de onun bu haline dayanamayıp eğildim ve kızımın saçlarını okşayarak heyecanını gidermeye çalıştım.

-Nare çiçeğim?

-Anne babam gelmiş …

O an yüreğime öyle bir acı girdi ki orada bizzat ben öldürmek istedim Demir'i.

Üç yıl. Tam üç yıl boyunca kızımın babasına hasret kalmasının sebebi oydu. Nare’nin doğum günlerinde, hastalandığında, ilk kez yürüdüğünde, ilk kelimelerini söylediğinde yanında olmayan adamın değil… Onu bizden koparan adamın yüzü vardı gözümün önünde.

Ama şimdi karşımda Kadir vardı.

Gerçekti.

Eğilmiş, kızımıza bakıyordu.

Nare’nin küçücük elleri eteğime daha sıkı tutundu. Sonra başını kaldırıp babasına baktı. Gözlerinden süzülen yaşlara rağmen yüzünde yıllardır görmediğim bir gülümseme vardı.

Kadir, kızımızın gözlerine bakarak yavaşça doğruldu.

Göz göze geldik.

O yeşil gözler…

Üç yıl önce son kez gördüğüm, gecelerce özlediğim, her hatırladığımda içimi yakan o gözler şimdi birkaç adım önümdeydi.

Kadir’in bakışları önce bana, sonra Nare’ye kaydı.

Sanki ne söyleyeceğini bilmiyordu.

Ben de bilmiyordum.

Boğazım düğümlendi.

— Baba...

Nare’nin dudaklarından çıkan o tek kelimeyle Kadir’in yüzündeki bütün sertlik dağıldı.

Dizlerinin üzerine çöktü. Kollarını iki yana açtı. Nare bir an bana baktı. Sonra eteğimi bıraktı.

Küçük adımlarla babasına koştu. Kadir onu kollarının arasına aldığında Nare’nin hıçkırıkları duyuldu.

Kadir kızımızı öyle sıkı sardı ki sanki bir daha bırakırsa onu yeniden kaybedecekmiş gibi. Ben ise olduğum yerde kalmıştım.

Gözlerim dolmuştu ama ağlamayacaktım. En azından Demir'in karşısında değil. Kadir, Nare’nin saçlarını öperken fısıldadı:

— Babam… Çok özledim seni, can parem .

Nare babasının boynuna sarıldı.

— Ben de seni çok özledim baba.

Gözlerimi kapattım. İşte o an üç yıl boyunca içimde biriktirdiğim bütün özlem göğsümün ortasına oturdu. Kadir başını kaldırıp bana baktı. Ve ardından kucağında olan Nare'yle bana doğru gelip kollarını belime atıp beni kendine çekti .

-Gel buraya, gülüm...

Ben de üç yılın özlemiyle kocama sarıldım.

-Çok özledim sevgilim... Kadir hasret gidererek şakağıma bir öpücük kondurup kulağıma fısıldadı.

-Artık bitti Leyla'm sizi almaya geldim ben zaten .

-Siktir lan oradan … unut artık Leyla ve Nare'yi ...

Tam nasıl diye soracakken beni ve kızımı nasıl olduğunu anlamadan Kadir'den çekti.

-Oğlum bak burası yeri değil. Üç yıl boyunca onları benden aldın lan zaten illa kaba kuvvet mi uygulamamı istiyorsun ….

-Gel lan yiyorsa kim kime kaba kuvvet uyguluyor bak bakalım .

Demir hızla Kadir'in üstüne yürüyecekken bir anda onu durduran kişiye baktık .

-Demir ne yapıyorsun sen !

-Eylül çekil şuradan , hiçbir şey bilmiyorsun sen .

-Bir çocuğun yanına babasına böyle davranman için bir şey bilmeme gerek yok ! Sen nasıl bir insan olmuşsun böyle Nare'yi Kadir'den mi ayırdın?

Abim o anki öfkesiyle birden Eylül'ün üzerine yürüdü .

-Sana hiçbir şey bilmiyorsun dedim Eylül!

Ve kulaklarımıza gelen o tokat sesi...

Kadir hemen Nare'yi kucağına alıp uzaklaştırdı . Eylül'ün tokat atmasıyla abim sendeledi.

-Ben de sana bir çocuğu babasız mı koydun dedim Demir Karaca … Git Leyla git kocanın yanına git kızım …

Bir an ne yapacağımı bilemeyip Eylül'e baktım .

-Abini düşünme git hadi … Git yuvana kardeşim...

Eylül'ün gazıyla ona kafamı sallayıp hızla Kadir'e doğru koştum...

Demir'den ~

O tokadın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu.

Elimi yavaşça yanağıma götürdüm.

Eylül...

Yıllar sonra karşıma çıkmıştı ve ilk yaptığı şey bana tokat atmak olmuştu.

Başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım.

-Bana böyle mi hoş geldin diyecektin be benim yarım .

Eylül son dediğimle gözleri dolu bir şekilde bana dönüp elini havaya kaldırdı .

-Sakın... Sakın Demir ben senin yarın değilim... Bana böyle seslenemezsin anlıyor musun . Biz diye bir şey yok artık . Sen benim hayatımda yoksun Demir !

Beni geçmişte nasıl görmediysen şimdi de görmeden çek git. Çek git Demir...

Eylül'ün sözleriyle olduğum yerde kalakaldım . Onu kaybetmiştim. Sonra işimi... Malımı...

Hayatımda sahip olduğumu sandığım ne varsa birer birer elimden kayıp gitmişti. Kardeşimi bile kaybetmiştim. Ama en kötüsü de kendimi kaybetmiştim.

Eylül'e yaptıklarımın bedelini yıllardır ödüyordum. Her gün biraz daha eksilerek, biraz daha susarak... Ve artık şunu çok iyi biliyordum.

Bazı yaralar zamanla kapanmıyordu. Bazı pişmanlıkların telafisi olmuyordu. Eylül beni affetmeden, içimdeki bu ağırlık da hiç dinmeyecekti.

-Eylül...

Sesim ilk kez bu kadar çaresiz çıktı.

-Ne olur... Beni bir kez olsun dinle. Ne olur anlatmama izin ver.

Eylül gözlerini bana çevirdi. İçinde öfke vardı, kırgınlık vardı... Ama en çok da yılların taşıdığı bir hayal kırıklığı vardı.

-Ben senin neyini dinleyeceğim, Demir? Küçücük bir çocuğu babasız bırakmışsın sen. Acımasız olduğunu biliyordum ama... inan, bu kadarını tahmin bile etmemiştim.

Başımı öne eğdim.

-Bana olanları anlatsan ne olacak Demir? Benim yaşadığım onca şeyi silebilecek misin?

Cevap veremedim. Çünkü haklıydı. Eylül arkasını döndü ve bir daha bana bakmadan uzaklaştı. Ben ise olduğum yerde kaldım. Gözümden süzülen yaşı elimle sildim. İlk defa hiçbir şey söyleyemedim. Çünkü bazı insanların ardından “gitme” denmezdi. Bazı insanların ardından sadece sessizce bakılırdı. Ben de öyle yaptım. Sonra başımı kaldırdım. Bulmam gereken bir şerefsiz vardı.

Leyla'dan ~

Üç yıl...

Tam üç yıl sonra ait olduğum yerde... Yeşil'imin kolları arasındaydım .

-Leyla'm...

Dedi ve beni daha çok kendine çekerek boynuma sokulup 3 yılın hasretini gideriyordu sanki.

-Hâlâ inanamıyorum sevgilim... Yanındayım... Seninleyim... Senin kollarındayım... Hayal gibi geliyor.

Beni birden kollarının arasından ayırmadan alnıma derince bir öpücük kondurdu.

-Bir daha kimse sizi benden alamaz gülüm .

Ben de ona daha sıkı sarıldım .

-Çok korktum sana bir şey yapacak diye Kadir.

Üzgün çıkan sesimle beni kendinden ayırdı ve koltuğa oturtup kendini de yanıma oturduktan sonra belimden çekip göğsüne yatırdı ve saçlarımı okşamaya başladı.

-O sence bir şey yapabilir mi bana Leyla'm? Hem yeğeninin hem de yanıp tutuştuğu kadının yanında... Hiç zannetmiyorum .

-Doğru yapmazdı sadece gözünü korkutmak istedi ama Eylül ona nasıl engel oldu hâlâ şaşırıyorum.

-Ben de sana onu soracaktım güzelim onun orda o anda ne işi vardı ki?

Olduğum pozisyondan ayrılıp Kadir'in yanına geçip ellerini tuttum

-Eylül Nare'nin sınıf öğretmeni sevgilim. Nasıl olmuşsa oraya atanmış . Zaten çok bir şey konuşamadım ben de . Onca yıl sonra böyle karşılaşmak üzücü.

-Vay anasını kızımız emin ellerde desene hatunum .

Kadir'in bu beklenmedik iltifatıyla yüzüm kızardı ve ellerini bırakıp hızla ayağa kalktım .

-Evet sevgilim öyle... Ay Nare banyodan çıkacak acıkmıştır kuzum ben en iyisi gidip yemek hazırlayalım .

Kadir'den ~

Leyla ona dediğim şeyle birden ellerimden çıkıp ayağa kalktı .

-Haklısın yavrum acıkmıştır kızımız.

Dedim ve bende ayağa kalkıp onu belimden tutup kendime çektim. Leyla'nın nefes alışı hızlanırken boynuna bir öpücük kondurup kulağına usulca fısıldadım.

-Ama bana sanki birileri benden utanıyor gibi geldi he hatun ?

-Yok aşkım neden utanayım ki...

Dedi yüzü kızararak.

-Bilmem sevgilim belki de .

Dedim ve yanağına da bir öpücük kondurdum.

-Leyla'm benim çok acil bir toplantım var ona girip belgeleri imzaladıktan sonra yine yanınızda olacağım... Sana söz veriyorum o güzel yemeklerin pişmeden buradayım .

O da bana doğru yükselip yanağıma tatlı busesini kondurdu.

-Tamam hayatım ama dikkatli ol olur mu ?

-Olmaz olur muyum güzel karım hem de yolun sonunda siz varken .

Son kez boynuma sarıldıktan sonra o mutfağa ben Emir'in attığı konuma doğru yola çıktım...

Sonunda ulaşmıştım burası bizim eski depomuzdu. Neler karıştırıyordu bu çocuk.

-Emir.

-Abi..

Deponun kapısından belirdi birden.

-Geldin demek. Hadi geç içeri burada görülmeyelim.

Dediği şeyle bana kapıyı açıp girmemi sağladı . Ben de gergince içeri girip hızla konuya girmesi için bekledim ama o kapıyı kapattığı gibi gelip bana sarılmaya yeltendi.

-Defol lan ne söyleyeceksen ve ne vereceksen hızlı ol . Kızım ve Karım beni evde bekliyor.

Deyip onu engelledim.

-Demek aileni aldın ha Demir'den sonunda... Çok sevindim senin adına abi.

Bu çocuk doğduğu günden beri beni deli ediyordu . Bunun mıymıylığı sayesinde aileme geç kalacaktım .

-Lan olum söylesene adamı delirtme artık.

Benim bu çıkışımı beklemiyormuş gibi sendeleyerek arkaya geçti ve oradan siyah bir dosya getirip ortada olan tahta masanın üstüne bıraktı .

-Al bunu abi ama bunu burada açma . Eve gidince açman en doğrusu. Burada aklındaki bütün soru işaretlerinin cevabı var .

Dediği gibi hızla kapıdan çıkacakken onu yakalayıp yakasından tuttum.

-Nereye siktirip gidiyorsun lan sen .

-Abi....

Tam suratına geçirecekken birden kapılar açıldı ve gelen kişiyle Emir elimden kurtulup arkadan çıkmıştı .

-Kadir Karahan...

İşte şimdi bitmişti.. Gelen kişi Demir itiydi.

-Bak benim dediğim nasılda çıktı ama değil mi ? Sen adi bir şerefsizsin oğlum .. Hani lan bunlarla bir iş birliğin yoktu .

-Anlamadan dinlemeden kendi kafanda kurmak tam da sana yakışan bir davranış Demir .

-Kes boş lafları ne bok olduğun çıktı bak . Nerde Nare ve Leyla ?

-Asla Demir asla onları benden alamayacaksın bir daha.

-Sen öyle san ..

Derken Demir'in lafı siren sesleriyle kesildi .

-Ne oluyor lan?

-Sana demiştim bir daha asla benden ailemi alamazsın diye .

Polisler araçtan indiği gibi Demir'in üstüne yürüdüler .

-Şikâyet ettiğiniz kişi bu mu Kadir bey?

-Evet memur bey... Karımı ve kızımı zorla tutmasından dolayı size onu ben şikayet ettim.

Demir duyduğu şey ile başından aşağı kaynar su dökülmüşçesine bana baktı .

-Kadir ne yaptığını sanıyorsun lan sen...

-Sen dua et bunu daha önceden yapmadığıma... Şimdi git bakalım az da adaletin önünde itiraz et .

Polisler Demir'i aldığı gibi konuşmasına fırsat vermeden araca bindirdiler .

Artık Ailem güvendeydi ve bu siyah dosya da . Onu masadan alıp bende hızla beni bekleyen aileme doğru yola çıktım...

6. bölüm sonu...

Bölüm sonu

1 yorum