İçeriğe geç

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 4 · 3 dk okuma

HASRETİN YEŞİL GÖZLERİ

Bölüm 4

''Bilinmeyen Numara''

Salondan çıktığım gibi arabama yürüdüm . Yiğit de arakamdan gelmek üzereyken hızla ona dönüp elimle yalnız kalmak istediğimi söyledim . O da kafasını usulca eğerek onaylamıştı . Arabama binip yalnızca benim bildiğim sığınağa geldim . Derin bir nefes çekip kafamı direksiyona yaslayarak düşünmeye başlamıştım . Kızımın ilk defa baba demesini bu kadar net duymuştum ve bu beni oldukça da etkilemişti. Tamı tamına 3 yıl boyunca ona sarılamayıp kokusuna hasret bırakılmıştım . Bir baba olarak çok ağır bir durumdu . Daha fazla araba da duramayıp sahile karşı olan kulübe girdim . Evin her tarafı benim ve Leyla'nın anılarıyla doluydu. Ben baba olacağımı da burada öğrenmiştim zaten . Evliliğimizin tam 15. ayında bu kulübede öğrenmiş ve dünyanın en mutlu adamı yapmıştı beni Leyla'm . Cebimden çıkarttığım sigaradan bir dal yakıp verandaya geçtim ve oturağa oturup uzun uzun bugün ki olanları düşündüm . Kızımı ve karımı yine arakamda ağılayan gözlerle bırakmıştım . Ama mecbur beklemem gerekiyordu , en ufak hatamda ilk kızımın başına bir iş gelirdi. O yüzden sağlam ve temkinli adımlar atmak zorundaydım . Ay yüzlüm nasılda beni tanımıştı hemen , kan çeker diye boşa demiyorlarmış demek ki :) Usul usul düşündüm karımla kızımın başına kötü bir şey gelmeden almam gerekiyordu .. Daha fazla dayanamazdım hele ki ardım da kızımı öyle boynu büyük bırakmışken . Saate baktığımda ikiyi geçiyordu . Sahilde olduğumdandır da hava epeyce soğumuştu . Son bir dal yaktıktan içeri girmiştim . Daha kızımı bile getirememişken her tarafta fotoğrafı , oyuncakları yaptığı ve kendi resimleriyle doluydu . Kızımın babası olarak gizli gizli toplamıştım bunları en çok da bu koyuyordu bana . Etrafta göz gezdirirken eski bir albüm gözüme ilişti. gidip onu aldım ve koltuğa oturdum . Sayfalarını yavaş bir şekilde göz gezdirirken Demir'in , nişanlısı Azra'yla olan fotoğraflara geldim ben, Leyla , kucağındaki minik kızımız ve benim kardeşim vardı . Kimse bilemezdi evliliklerine 2 hafta kala kardeşim Emirle , Azra'nın beraber kaçacağını . Öğrendiğimizde hepimizin kanı donmuştu... Belki Demir'in yaşadığı şey eski nişanlısı Eylül'ün ahı da olabilirdi. Ama gel gelelim ki Demir hıncını Emirden alamayınca oklarını bize doğru çevirip fırlatmaya başlamıştı . Bu olaylar olurken Emir'e çok yalvarmış ve engel olmaya çalışmıştım … Arkasında sadece yıkılmış bir Demir değil , yıkılmış bir aile de bırakmıştı . Daha fazla sinirlenmemek için albümü yerine bırakıp yiğitti aradım .

''Yiğit..''

''Efendim patron''

''Salonun çevresini kontrol ettiniz mi?''

''Evet patron. Siz çıktıktan sonra herkes tek tek dağıldı. Demir de kızını alıp evine geçti.''

Derin bir nefes verdim.

''Leyla?''

''Onu da evine bıraktılar. Şu an herhangi bir hareketlilik yok.''

Başımı koltuğun arkasına yasladım. ''Adamlarımız gözlerini ayırmasın. Özellikle Leyla ile Nare'nin bulunduğu sokakta iki araç sürekli devriye atsın.''

''Zaten talimatınızı beklemeden yerleştirdim patron.''

Dudaklarım istemsizce belli belirsiz kıvrıldı.

''Aferin.''

Kısa bir sessizlik oldu.

''Patron... Bir şey daha var.''

Yiğit'in ses tonu değişmişti. Bu tonu iyi bilirdim. Kötü bir haber getirecekti.

''Konuş.''

''Demir bugün salondan çıktıktan sonra iki kez telefonla görüştü.''

Kaşlarım çatıldı. ''Kiminle?''

''Henüz kesin değil. Ama görüştüğü kişinin Emir'i aradığına dair bilgi aldık.''

Kalbim göğsüme sertçe vurdu.

''Emin misin?''

''Kesin konuşamam patron. Ama çocuklar kayıtların peşinde. Büyük ihtimalle sabaha kadar kim olduğunu öğreniriz.''

Ayağa kalkıp verandaya çıktım. Karanlık deniz dalgalarla kıyıyı dövüyordu. Demek sonunda... Emir'in izi yeniden ortaya çıkıyordu. Üç yıldır peşinden koştuğum adam belki de ilk kez bu kadar yakındı.

''Yiğit.''

''Buyurun patron.''

''Emir'i benden önce kimse bulmayacak.''

Sesim buz gibiydi.

''Anlaşıldı patron.''

''Bir de...''

Duraksadım.

''Leyla'nın evinin etrafındaki güvenliği iki katına çıkarın.''

''Bir tehdit mi var?''

''İçime kötü şeyler doğuyor.''

Telefondaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

''Merak etme patron. Bu gece kuş bile uçamaz.''

Telefonu kapattım. Camdan görünen ay ışığı denizin üzerine vururken cebimden Nare'nin küçük bir saç tokasını çıkardım. Doğum gününde gizlice almıştım. Parmaklarımın arasında çevirirken gözlerim doldu.

''Biraz daha sabret çiçeğim...'' diye fısıldadım. ''Bu sefer seni arkamda bırakmayacağım.'' Tam o sırada kulübenin sessizliğini telefonumun yeniden çalması böldü. Ekranda beliren isimle yüzümdeki bütün ifade silindi. **Bilinmeyen Numara.**

''Alo.''

Karşı taraftan birkaç saniye boyunca yalnızca nefes sesi geldi.

Sonra yıllardır duymadığım o ses kulağıma ulaştı.

''Ağabey...''

Zaman durmuştu.

Parmaklarım telefonun etrafında daha da sıkıldı.

''Emir...'' diye fısıldadım.

Üç yıl sonra kendi isteğiyle beni arıyordu...

4. bölüm sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.