İçeriğe geç

HARBİ BİR AŞK

Bölüm 2 · 6 dk okuma

HARBİ BİR AŞK

Bölüm 2

BİRDE İNATÇI💎

Bu sefer gerçekten çalışmaya başladım ama aklım hep kasadaydı

bazen kaçamak bakışlar atıyor bazen de yanına gitmek için tam yerimden kalkacakken geri kendime "otur be kızım nereye gidiyorsun" diyorum

ne kadar odaklanmaya çalışsam da olmuyordu aklım orada kalıyordu daha fazla bakmak ne yaptığını izlemek istiyordum.

telefonuma düşün bildirim ve hemen ardından gelen aramayla kafamı kaldırıp telefonu açtım kulağıma götürür götürmez bir çığlık sesi geldi kim olduğuna bakmadan açmıştım ama sesten bu kişinin Aylin olduğunu anlamıştım.

"alo, Aylin ne oldu niye bağırıyorsun" telefonda biraz kıkırdaşıp birileri ile konuştuğunu far edip biraz sustum sonra ses geldi "alo, Naz ne olduğuna inanamazsın yerimde duramıyorum sürekli bağırmak istiyorum" "ne oldu söylesene ne meraklandırıyorsun insanı" onun neşeli sesine karşı benim sesimde neşelenmişti

ne olduğunu o kadar merak ediyordum ki daha fazla susarsa yanına gidip üstüne atlaya bilirdim çünkü Aylin nadiren bu kadar sevinir ve beni arardı çoğunlukla mesajla iletişim kurardık. "konuşsanaaaa" sondaki 'a' yı biraz uzatmıştım

"tamam sakin ol söylüyorum biz Efe'yle yurtdışında bir başvuru yapmıştık ya" "şaka" "işte o kabul oldu ama daha Efe'ye söylemedim" "niye söylemedin mal arkadaşım söylemedim işte şimdi geliyorum söyliycem" "uç uçç" deyip telefonu kapattım ve hemen yerimden kalkıp Efe'nin olduğu arka tarafa yürümeye başladım koşarak boynuna atladım geri çekildiğimde bana anlamaz şekilde baktığı için şaşırmadım çünkü normalde temas sevmezdim bu onu şaşırtmış olmalıydı

bana hayırdır der gibi bakarken elinde çantasını sallayarak Aylin girdi önce bana baktı "söylemedin demi?" bakışı attı sonra bende onu " tabii ki bu şerefi sana bıraktım bakışı atarak" yanlarından ayrıldım bu sırada kasadaki Keremi gördüm kafası karışmış gibi duruyordu bende Efenin şu an işi olduğu için yanına gittim onları bölmesini istemezdim

"hayırdır bir sorun mu var?" "şey hesabı kesemiyorum niye böyle oldu ya anlamadım ki" bilmiş bilmiş önüne geçerken "ben hallederim sen geç boşları topla istersen" "sen nereden bilyorsun"

"Aylin ve Efe burayı bana kitleyim az dışarıya çıkmadı galiba artık onlardan daha ustayım hatta buranın sahibini de tanıyorum çok iyi adım kendisi" dedim sıkılım ve oflayan müşteriye bakarken "peki" dedi ve boşalmış masalardan birine yöneldi

bende bir kaç müşteriyle ilgilendikten sonra arkamdan biri beni döndürerek bana kocaman sarıldı bu kişi Efe'ydi daha yeni sarıldığımda karşılık vermemişti aslında hak vermiştim şaşırmış olmalıydı şimdide ben karşılık veremeden bana sarılıyordu fark ettiyseniz veremden diyorum çünkü beni öyle sıkmıştı ki kollarım hareket etmiyordu o çekildikten sonra Aylin geldi bu sefer şeşkınlığım geçmişti ve beni Efe kadar sıkmadığı için bende ona karşılık verdim

benim karşılık vermeme şaşırmış olacak ki kıkırdayıp daha sıkı sarıldı kulağıma eğilerek " en son liseden mezun olurken sarılmıştık böyle" diye fısıldadı bu sefer ben kıkırdadım ve ayrıldık gözlerim onlardan ayrılıp alttan alttan bize bakan Kerem'e kaydı acayip merak etmişe benziyordu haklıydı.

boşları toplayıp arkada kalın mutfağa girince bende arkasından gittim benim geldiğimi fark etmemiş olacak ki "selam" dediğimde yerinden sıçradı

"ne sesiz sessiz geliyorsun ya ödüm koptu" dedi. aslında "ne yapım gelmeden önce siren mi çalayım anaons mu edeyim" demek vardı da şu an çok mutluydum asla sinirlerimi bozmasına izin veremezdim o yüzden sustum sadece "pardon" dedim

elindekileri bıraktı ve bana karşı bir adım atarak göz teması kurdu "ne oldu" der gibi baktı

"ay selam verdim ona da cevap vermedin kasada yardım ettim teşekkür etmedin ne diyeyim sana" önce anlamaz şekilde baktı sonra "buraya tartışmaya ya da hesap sormaya mı geldin" "hayır ama bekledim bir şeyler" dedim bu sefer gerçekten şaşkına döndü "tamam hem özür dilerim hem teşekkür ederim birde... he sana da selam oldu mu?"

ben bu çocuğa ya sövecem ya yakasına yapışık kafa atacağım. cevap vermemi bekler şekilde bakınca ikisine de bir kenara bırakıp "geçti o geçti" dedim sakince(!) yüzüne belli belirsiz bir sırıtma yerleşti ve köşedeki gamzeleri kendini belli etti.

"yahu Naz ne istiyorsun söylesene" sesinde bıkmışlık vardı bu benim için iyiydi çünkü onu usandırmıştım bu nedense beni oldum olası memnun etmiştir ve şu anda bunlardan birisiydi

"ne olduğunu merak ettiğini biliyorum o yüzden geldim ayrıca beni görmekten şimdiden bıktıysan işten çıkabilirsin" dedim bu sefer yüzüne gerçekten sinirdenmiş gibi görünen bir sırıtma yerleşti biraz sustu sonra birkaç adım yaklaştı ve "sana bir gerçekten bahsedeyim mi?... aslında bir kabullenme mevcutsa bunu yapması gereken kişi sensin. eğer gerçekten dediğin gibiyse ve sen bu kafeden çıkmıyorsan sen benden bıkarsın."

"hiç sanmıyorum bu kafeden de seninle uğraşmaktan da bıkacağımı düşünmüyorum" söylerken ona doğru adım adım yürüyüp aramızdaki mesafeyi bir karışa indirdim.

"sen hep böyle misin?" bunu söylerken alaycı bir tavarla söylemişti. "nasıl mışım ben " tamamen ağzımdan dökülüyordu kelimeler "seni daha en fazla 1 saattir tanımama rağmen o kadar itici ve kendini beğenmiş biri olduğunu düşünüyorum ki anlatamam"

şok olmuş şekilde ona bakıyordum ben altta kalırmıyım asla "bak laflarına dikkat et boğazına yapışmayayım asıl sen önce kendine bak be" "ne varmış bende" enayi sazan şimdi naneyi yedin "kendini sanki buraların sahibiymiş gibi gören herkese emir vaki konuşan ve itaat bekleyen bir tipsin ben 1 saatte bunu gördüm"

aslında ilk konuşmamız çok iyi geçmişti neden bir türlü anlaşamıyorduk ki ben ne kadar inatçıysan o da o kadar inatçıydı.

aramızdaki mesafeyi yok denilcek kadar yakınlaştırdıktan sonra " yerinde olsam sözlerimin her birini seçerek konuşurdum" sinirlenmiş gibi duruyordu ama tahmin edin kimin umurunda değildi tabii BENİM

"yok yia ne yaparsın kas gösterisi mi?" bu sefer sıkıntıyla offladı ve içeriye neşeli sesiyle Aylin geldi kafasaını uzatık kulağıma bir sorun olup olmadığını sordu olumsuz anlamda kafamı sallayıp masama doğru yürüdüm

ben bu çocuğa ya sövecem ya da yakasına yapışıp kafa atacağım

KEREM'DEN

Bu kız kadar inatçı birini daha önce tanıdığımı sanmıyorum ama artık tanımadım demem kız bana her baktığına boğazıma yapışıcak diye korkuyorum lan artık yürürken arkamı kontrol etsem iyi olacakta normal kızlar böyle durumlarda trip atarda bu kız normal olmadığı için dikkat etmem gerekiyordu

Naz arkasına bakmadan mutfaktan çıkınca Efe yanıma geldi ve hiç beklemeden konuşmaya başladı "Kerem bir umut soruyorum umarım beklediğim cevabı alırım bir sorun mu var?" "yok" diyerek geçiştirmeye çalışsamda kaçamadım ve kapıda tekrar Aylin'in radarına yakalandım o oda hiç beklemedi ve "sana ilk ve son uyarım bu kızla bir daha aranızda olumsuzluk hissedersem senin için hiç hoş olmaz bil"

sağ ol Aylin bir sen eksiktin gerçekten(!)bu harika konuşmanın ardından dışarıya çıktım ve masadaki iki boncuk göze baktım telefonuyla uğraşıyordu biraz pişman olmuştum aslında sinirime ve inadıma yenik düşerek konuşmuştum ve galiba bu onu kırmıştı etrafıma bakındım kasada Murat Abi vardı pek müşteride yoktu arkada biraz bulaşık vardı ama onlar hallederdi çimdi daha önemli işlerim var kusura bakmasınlar

Naz'a doğru yürümeye başladım ve beni hissetmiş gibi kafasını kaldırdı ve 1-2 saniyelik göz temasından sonra gözlerini kaçırdı

yanına yaklaştım nasıl söze gireceğimi bilmiyordum ama az çok vardı kafamda bir şeyler yanına yaklaşıp tam karşısına oturdum bana "hayırdır kardeş" gibi bir bakış attı ama ben anın özgüveni ile "özür dilerim" dedim aklıma sıçim ya buraya gelene kadar 100.000 senaryoyu göze alarak geldim ama benim mal kafam bunu seçmişti. "ne için" allahım sana geliyorum galiba

oğlum bu kız daha yeni bana ölümcül bakışlar atıyordu şimdi unuttu mu. unutmamıştır ya, unutmadı demi

"şey biraz kırıcı sözler kullandım beni affeder misin bilmem ama istersen sana yemek ısmarlayayım." kafenin içi gür bir kahkağa ile doldu hatta taştı

"bu kadar kırılgan mısın normalde bilmiyorum ama şimdi seni umursamamamı bir fırsat bilmen gerekiyordu"

konuşurken ve gülücüklere boğulurken sesi mutfağa ulaşmış olacak ki Aylin kafasını uzatıp Naz'a baktı ve gülümseyip işine döndü

bense hala dediklerini düşünüyordum özür dilemiştim ve inanır mısınız benim aklımda kurduğum 100.000 senaryo arasında bu yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.