İçeriğe geç

Güneşte yaşayan uzaylı

Bölüm 3 · 10 dk okuma

Güneşte yaşayan uzaylı

Bölüm 3

Bölüm 2 Geçmişin Tozlu Sayfaları

Bölüm şarkısı Bana ellerini ver- Özdemir Erdoğan

20 Yıl Önce

Buğra Gece'nin Ağzından

Kapının alacaklı gibi çaldığını duysam da gözlerimi açmak istemiyordum, ama sonunda bağırış seslerini duyunca homurdanarak yorganı tekmeledim ve üstümde bir şey olmadığını unutup dış kapıyı açmaya gittim.

"Ne var la... Şeyma?"

Bir Şeyma'ya bir kucağındaki pusete baktım noluyoruz tam olarak?

"Buğra... b-ben ne yapacağımı bilemiyorum yardım et."

10 ay önce ayrıldığınız nişanlınızı görünce tepkiniz ne olurdu? Kucağındaki bebek pusetiyle. Ben sizi bilmem ama onu içeri davet ettim.

"Gel,"

Kapının önünden çekilip girmesi için yol açtım girdikten sonra kapıyı kapatıp

"Sen salona geç ben üstüme bir şeyler alıp geliyorum."

Kafasını sallayınca hızla üst kattaki odama koştum ve üstüme siyah bir tişört giydim, aşağı inince oturduğu koltuğun karşısına oturdum

"Bana ne olduğunu anlatmaya ne dersin?"

Gözlerini bebeğe çevirip konuştu

"Eğer onu öğrenirlerse babamlar beni öldürür... Bu bebek senin Buğra."

Kaşlarımı çattım

"Ne demek benim lan!"

Bağırmamla beraber yüzünü buruşturdu.

"Evet senin istersen dna testi yaptırabiliriz, babamlar bilmiyor senden ayrıldıktan sonra yurt dışına çıktım o yüzden bilmiyorlar, ama öğrenirlerse beni öldürürler nolur şu bebeği al ben de evime gideyim." Dedi.

Suratımı ifadesiz tutup gözlerinin içine baktım

"Eğer bebek benimse evlenmek zorunda kalırız biliyorsun değil mi, kaçışın yok?"

Bir anda ayağa kalktı ve sinirle

"Ben sevmediğim biriyle neden evleneyim?!"

Ayağa fırlayıp kolundan tuttum.

"Ben seni seviyor muyum sence ama bebeğimi annesiz asla büyütmem anlıyor musun ona bunu tattırmam?!"

Derin nefesler alıp sakinleştim ve bebek pusetinin yanına oturup içine baktım.

"Kaç aylık ve adı ne?"

Karşımdaki koltuğa oturdu ve umursamaz bir tavırla

"1 haftalık adı yok."

Gözlerimi yumdum, kendi kızın karşı bu kadar duygusuz olması sinirlerimi bozmuştu.

"Şimdi gidiyoruz ve dna testi yaptırıyoruz. Sonra babanla konuşacağım."

2 hafta sonra

"Güneş Gece hoş geldin güzel kızım."

Şeyma'nın babası kızına azarlamış ve düğün olmasını istemediği için yıldırım nikahıyla evlenmiştik. Kızım tıpkı benim gibi sarışındı, ama annesinin göz rengini almıştı. Alnına ufak bir öpücük kondurdum ve yatağıma yatırdım beşiği olsa da orada uyumayı sevmediğinden benimle uyuyordu hızla telefonumu alıp fotoğrafını çektim. Güzel kızım benim...

3 Yıl sonra

"Gece Güneş'im bir baksana bana"

Bana dönerek kocaman gülümsemesini bana sundu, hemen fotoğrafını çekip instagramda paylaştım

@Gece_Buğra Gönderisine ekleme yaptı

197.974 beğeni 105.964 yorum

@Gece_Buğra Çiçeklere aşık olmasına rağmen kendisinin bir çiçek olduğunu bilmiyor

@amcayım_lan_ben: Keşke şuan orada olsam, yanaklarını ısırdığım!

@Gece_Buğra: Ben sanki çok ısırtırımda kızımın yanaklarını

@790: Çok tatlı lan!

@683: Bende yanaklarını ısırabilir miyim?

+105.960 yorum

.

.

.

"Güzel kızım ne yapıyorsun?"

Kafasını kaldırıp beni görünce oturduğu sandalyede ayağa kalktı

"Baba!"

Gülümseyip onu kucağıma aldım ve yanağından öptüm.

"Bir tanemsin sen benim, mis kokulum."

Hala Şeyma'yla olabildiğince az sohbet ediyordum evde ona ayrı bir oda hazırlamıştım ve orada kalıyordu. Sadece kızımıza olan tavırları beni sinirlendiriyordu. Güneş'imin gözlerini ovuşturduğunu görünce elini yakalayıp bir öpücük kondurdum, üstüne rahat bir şeyler giydirip onu yatağıma yatırdım saçlarını okşarken en sevdiğim şarkılardan birini mırıldanıyordum.

"Ben bal arısı gibiydim senden önce

Bak pervanelere döndüm seni görünce

Yana yana kül olsam her an

Yine de senden ayrılamam"

Gözlerini bana dikmiş beni izlediğini görünce usulca tebessüm ederek söylemeye devam ettim

"Yoluna adadım ömrümü ben sensiz olamam

Yana yana kül olsam her an

Yine de senden ayrılamam

Bin yıl yaşasam yine sana doyamam"

Gözleri bana ne kadar baygınca baksa da dinlemek istediğini anlamıştım

"Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel

Seni almazsam gözlerim açık gider"

Gülümsedi, dayanamayıp yanağından öptüm

"Bana ellerini ver hayat seni sevince güzel

Yoluna adadım ömrümü ben gel kaçma güzel

Bana ellerini ver hayat seni sevince güzel

Sana gönlümü verdim nazlı güzel..."

Gözleri kapandı ve uyuya kaldı.

Güneş'in 4. Yaş Doğum Günü

Çiçekçiye girdim ve hemen siparişimi verdim salak kafam! Çiçekleri alıp hemen arabama koşturdum, pastaneye girip önceden sipariş ettiğim pastayı aldım, hediyesi evdeydi zaten bir anda aklıma bir soru düştü ya bir gün yanında olmazsam?

Kafamı iki yana sallayıp saçma düşünceleri kovdum. Öyle bir şey olmasına izin vermem.

Vermem değil mi?

Arabayı yavaşça eve sürüyordum telefonumun çalmasıyla arabayı sağa çekip telefonu açtım.

"Babacığım!"

Yüzüme bir gülümseme misafir oldu

"Efendim gece Güneş'im?"

Kıkırdadığını duyunca gözlerimi huzurla kapattım.

"Şeyy amcam da gelebilir mi? Annem bana kızıp bağırarak gelemez dedi. Sonra, sonra ise işi olduğundan gelemeyeceğini söyledi!"

Bazen durup ne diyeceğini unutmuş gibi duraksıyor sonra ise heyecanla konuşmaya devam ediyordu, Şeyma'nın ona bağırdığını duyunca sinirle dişlerimi sıktım sesimi yumuşak bir tonda tutarak.

"O zaten gelecek inci tanem merak etme."

Telefonun diğer ucundan duyduğum sevinç çığlığıyla bende güldüm.

"Yuppiy!"

"Ben şimdi telefonu kapatıyorum tamam mı güzelim? Hem gelince o yanaklarını ısıracağım."

Gülme sesini duydum sonra ise heyecanla çıkan sesini

"Tamam babacığım."

Telefonu kapatıp arabayı eve sürdüm eve gelince hızla elimdeki çiçek buketiyle arka kapıya gittim Burak beni gizlice eve girerken görünce sinsice gülümseyip.

"Neden arka kapıdan geliyorsun abim?"

Kaşlarımı çatıp ona baktım

"Sana ne lan benim evim değil mi burası? İstersem arka kapıdan girerim, istersem yer altından, istersem çatıdan girerim."

Gözlerini devirip sessizce bir şeyler mırıldandı sonra ise tezgahın üstündeki kırmızı gülü görünce gözlerimi devirdim.

"Gül ne alaka mal?"

Kollarını göğsünde kavuşturdu, olum bu çocuğu gören 2 yaşında çocuk sanar şu triplere bak hele bak. 26 yaşında değil kesinlikle.

"Gülüme aldım."

Kekoluğuna zibilyarıncı kez göz devirip salona geçtim. Güneş sandalyeye çıkmış bir resim yapıyordu.

"Babaya hoş geldin öpücüğü yok mu bir tanem?"

Elindeki pastel boyayı bırakıp sandalyeden yere atladı ve bacaklarıma sarılıp tatlı tatlı gülümsedi.

"Hoş geldin baba,"

Üstüne sarı bir elbise giydirmişti, saçlarını açık bırakmış ve sarı kurdeleli bir toka takmışlardı yaptırdığım çiçek buketini arkamda saklamayı bırakıp tek dizimin üzerine çöktüm ve ona verdim.

"İyi ki doğmuşsun gün ışığım."

Gözlerini büyütüp bana baktı sonra ise buketi sağ eliyle kavrayıp sol eliyle eteğini sıktı, yanaklarının kızardığını fark edip gülümsedim ve dayanamayıp hafifçe yanağını ısırdım sonra ise ısırdığım yeri öptüm. Onu kucağıma aldım kapıya doğru giderken içeridekilere seslendim.

"Herkes arabaya geçsin!"

Güneş'i ön koltuğa oturtup diğerlerinin gelmesini bekledim. Şeyma arka koltuğa geçince Burak'ın gelmesini bekledim bir dakika sonra oda binince arabayı çiftlik evime sürdüm. Bir çayırlığa gelince Güneş sağ elindeki gülü bırakmadan cama döndü onun bu halini görünce fotoğrafını çektim. Çiftliğe gelince paylaşırdım.

"Baba bak uçak!"

Parmağıyla bir noktayı gösterdi, gördüğü her şeyi benimle paylaşıyordu.

"Evet bebeğim uçak"

@Gece_Buğra Gönderisine ekleme yaptı

290.576 Beğeni 289.965 Yorum

@Gece_Buğra : İyi ki doğdun gün ışığım.

@amcayım_lan_ben : Prensesim o benim.

@986 : Çok tatlı lan

@349 : Demedi demeyin bu kız büyüyince çok can yakar.

@769 : @349 Hadi lan oradan!

+289.960 Yorum

Güneş 5 yaşındayken

Elimdeki oyuncak evi bahçeye götürüp koydum. Bunu ona sürpriz olması için koymuştum. Kızım Emre'ler taşındığından beri mutsuz bir şekilde pencereden dışarıyı izliyor Emre belki gelir diye yolunu gözlüyordu. Onun bu haline dayanamayıp ona bir sürpriz yapmak istemiştim, başımın döndüğünü hissedip elimi evin çatısına bastırdım. Aldığım nefesler yetersiz gelmeye başlayınca gözlerimi sıkıca yumup kendime gelmeye çalıştım. Burnumdan bir şeyin aktığını hissedip elimi burnuma götürdüm. Kanadığını görünce kaşlarımı daha çok çattım ne oluyor lan? Gözlerimin karardığını hissettim.

.

.

.

"Buğra bey üzgünüm ama ileri derecede akciğer kanserisiniz."

Gözlerimi beyaz duvardan ayırıp doktora baktım.

"Tedavi olmanız mümkün değil."

Sertçe yutkundum.

"Peki ne kadar zamanım var?"

Kızımla geçirebileceğim ne kadar zamanım var. Ona mutlu anılar hediye edebileceğim, ne kadar zamanım var?

"Maalesef en fazla bir kaç ayınız var. Üzgünüm..."

Sonrasında dediklerini ise dinlememiştim bir kaç ay mı? Bu kadar az mı?

Hastaneden çıkıp bir taksi çevirdim ve eve döndüm. Yavaş adımlarla Güneş'in odasının önüne geldim, kapıyı sessizce açıp içeri girdim. Güneş yastığına sarılarak uyuyordu baş ucuna oturup saçlarını okşadım. Bu bir kaç ay bana yetmezdi ki. Kızımın büyüdüğünü göremeyecektim, doğum günlerinde yanında olmayacak ve ona hediye veremeyecektim. Kızımın mezuniyetini göremeyecektim, onu herkesten koruyamayacaktım.

"Özür dilerim gece Güneş'im."

Ertesi gün.

Avmden gerekli eşyaları alıp hediye paketine sardırdım ve 80 den fazla olan hediyeyi ofisime gönderttim sonrada en yakın arkadaşımın evine sürdüm. Evine gelince kapıyı çalıp açmasını bekledim. Kapıyı Ertuğrul'un karısı Defne açmıştı.

"Defne Ertuğrul evde mi?"

Bu halime bir anlam veremese de bana gülümseyip.

"İçeride bir kaç işi var onları hallediyor çalışma odasında sen salona geç"

Kafamı sallayıp salona geçtim Mikail en büyük oğulları 16 yaşındaydı yere oturmuş Deniz'le oyun oynuyordu.

"Aslanım benim be!"

Deniz ikinci oğullarıydı 5 yaşındaydı kızımla aynı yaştalardı. Benim geldiğimi görünce Mikail kafasını eğerek selam vermişti ona tebessüm edip Tam koltuğa geçecekken Ertuğrul geldi.

"Buğra senin ne işin var?"

Ellerimi birbirine vurup.

"Seninle konuşmam gereken bir şey var."

Dedim kafasını sallayıp eliyle koridoru gösterdi çalışma odasına girince koltuğa oturdum.

"Biliyorsun senden pek bir şey istemem ama yardımına ihtiyacım var"

Ertuğrul işinde oldukça başarılı bir avukattı.

"Söyle."

Ketum haline gözlerimi devirip durumumu anlattım sonra ise derin bir nefes alıp asıl konuya geldim.

"Güneş'in doğum günleri için toplu bir hediye aldım 86 tane her doğum gününde bir karahindiba buketiyle bunları üstlerinde yaşan yaşlara göre ona teslim edebilir misin?"

Gözlerini yumdu.

"Ölsem bile bunu yapmaya devam edecek oğullarım söz veriyorum Buğra."

Günümüz

Güneş Gece'nin ağzından

Kapının çaldığını duyup ellerimi havluya silerek kuruladım ve kapıyı açtım. Karşımdaki yabancı yüze anlamsız bir bakış atıp

"Kimsiniz?"

Mavi gözlere sahip olan adam beni süzüp.

"Güneş Gece siz misiniz?"

Kaşlarımı çatıp adamı baştan aşağıya süzdüm.

"Evet buyurun?"

Derin bir nefes aldığını gördüm, sanki rahatlamış gibiydi.

"Ben Deniz Aslan, babanız Buğra ile babam Ertuğrul yakın arkadaşlarmış ve babanız benim babamdan bir şey istemiş, babam bunca zamandır gelemediği için üzgün olduğunu iletmemi istedi. Bu zamana kadar gelmediği gibi şimdide gelmeye yüzüm yok dedi."

Derin bir nefes aldı. Babam?.. Sertçe yutkundum.

"Paketlerden bazılarını teslim etmeye geldim şuan 20 yaşındasın değil mi? Her doğum gününde gelip sana bu paketlerden bir tanesini vereceğim."

Kenara çekildi ve arkasını dönüp 13 tane poşeti aldı.

"İstersen salonuna götüreyim?"

Afallamış bir biçimde kafamı salladım poşetleri alıp içeriye götürdü sonra ise dışarıya çıktı.

"Ben önceden bilseydim getirirdim."

Kafamı salladım

"Görüşürüz."

Hiçbir şey demedim ve gitti, hızla salona gidip poşetlerden ilkini açtım karahindiba buketi... ve bir hediye. Hediyeyi açtım ahşap bir kutu ve bir zarf vardı paketin üzerinde 20 yazıyordu, ilk hediyeyi açtım ahşap kutunun içinde bir çerçeve vardı ve bizim resmimiz

*Temsili

Sertçe yutkundum ve zarfı açtım.

Bebeğim Güneş'e

Biliyorum erken bir ayrılık oldu bu, kızıyorsundur belki bana. Haklısın kızım, haklısın bir tanem seni çok seviyorum hep yanındayım bunu unutma olur mu? Ben de çok isterdim ilkokuldan mezun oluşunu, LGS' ye girişini, ilk liseye gittiğin günü, 7. 8. 9. her doğum gününü. Ama doktor en fazla bir kaç ayım kaldığını söyledi. Seni çok seviyorum şuan 5 yaşındasın. Biliyorum annen sana kötü davranıyor. Yani davranıyordu... Hala öyle değildir umarım. Seni ilk öğrendiğimde annenle birlikte salonumuzdaydın bir bebek puseti içerisinde, 1 haftalıktın, sonra adını ben koydum Güneş'im benim. 3 haftalık olduğunda benimle birlikte uyumadığın zamanlar huysuzlandığını anladım, ilk kelimen babaydı o anki mutluluğumu bilmen lazım. Öyle bir sevindim ki çalışanlarımın hepsine 2000 lira ikramiye vermiştim. Burak'ta benimle iki saat dalga geçmişti, sonrada sen bir türlü ona amca demeyince kafayı yedi. Seni yanımdayken bile özlüyorum biliyor musun? Seni çok seviyorum güzel kızım benim. Seni üzmelerine izin verme olur mu güzel kızım benim. Ben senin her zaman yanındayım unutma olur mu? Ben orada değilim seni üzenleri dövemem. Bir göz yaşın için dünyayı yakarım bunu da bil. Şuan tahminimce üniversiteye gidiyorsundur. İstediğin mesleği yap, kimsenin senin notların karışmasına izin de verme, 2. yaş doğum gününde tüm sülale oradaydı, sende bayağı bir korkmuş ve ağlamıştın gün boyu da kucağımdan inmemiştin, karahindibalara karşı bir ilgin olduğunu 1 yaşındayken sen anlamıştım çiçeklere bakarak gülüyor ve çiçekleri gösteriyordun sonra sana başka çiçek gösterince de yüzünü asıyordun. Bugünlük bu kadar olsun olur mu konuşmamız bir sonraki doğum gününde görüşürüz güzel kızım.

Sevgiler Baban.

Mektupla çerçeveyi göğsüme bastırıp hıçkırarak ağlamaya başladım.

Notlarım için çok kızdılar bana baba, beni çok üzdüler, neden vaktinden önce gittin baba, çok mu acıyordu canın? Hiç belli de etmiyordun. Özür dilerim baba, o zamanlar acını anlayamadığım için özür dilerim. Seni çok seviyorum baba. Seni çok özledim...

Bölüm bu kadar geç geldiği için üzgünüm, yazım hatalarım varsa affola sonra düzenlerken düzeltirim. Biraz aceleye geldi üzgünüm, liseye gidiyorum dersler o şu bu derken iyicene yazmaktan uzaklaştım. Zaten tıkanmıştım okullar açılınca tıkanıklığım geçti. Hepinizi öpüyorum, iyi akşamlar!

Bölüm sonu

14 yorum