İçeriğe geç

Güneşin Tanrısı

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Güneşin Tanrısı

Bölüm 2

2 Bölüm Tanışma

Gözlerimi zindanda açtım. Tabi ki Sang ailesinde biri yanlış yaparsa soğuk zindanda 3 gün boyunca kalır. Sonra ünlü dünyasını toplayıp özür yemeği verilir. Sonrası ise yanlış para ve servet ile silinir. SANG ailesine göre lanetli bir ucubeydim. Onların soyu hep temiz ilerlemiş ve ben bunu bozmuşum hatta annem bile o yüzden beni terketmiş.Kendimi çok yorgun hissediyordum. Halamın dediği gibi işe yaramaz güçlerimi kullanamayan bir ucubeydim. Gözlerimi kapattım. Sanırım zindandaki bütün zamanımı uyuyarak geçirmem lazımdı. Bir süre sonra gözlerimi odamda açtım tahmin ettiğim gibi saat 7:30 formamı giydim. Aşağı indim kahvaltıda yerime geçtim. Zaten cezamı bu 3 gün boyunca çektiğim için konu kapanmış yine bir özür bir yemek ve okula ödenen para ile sanki hiç olmamış gibi davranmaya devam edilecekti çünkü bu 5 kere kontrol edemeyişimdi. Max masadan kalkmasıyla bende kalktım. Arabaya bindik. "Senden sadece bir şey istemek istiyorum Alys, artık dikkat çekme ve ucube gibi davranma çünkü arkanı toplamaktan bende babam da yorulduk." kafamı evet anlamında salladım. Kalbim çok kırılmış ve tekrar kırılmıştı.Okulda her şey normaldi. Tarih dersi bitmiş düello dersi yine başlamıştı. Bu sefer sıkıntı çıkmaması için elimden geleni yapacaktım. "Evan Fox ve Jon Arthur!" biri ateş diğeri hava elementiydi. düello başladığında içimde bir şeyler yeşermeye başlıyordu. Evan her elementini kullandığında içimdeki enerji ona doğru gitmek istiyordu. Düellonun galibi Evan olmuştu şimdi ise geçen gün kim kazanmışsa Evan ile düello yapacaktı. "Evan Fox ve Alys Sant" sahneye çıkıp derin bir nefes alıp gözlerine baktım sadece ego ve kınayıcı bakışlar ile karşılaştım. Etrafımda halkalar oluşturup yakmaya çalışıyordu geri söndürdüm. Bir ejderha çağırmasıyla kalkan oluşturdum. Fakat ejderha ne bana ne de ona saldırdı. Komik bir durumdu. Etraftakilerin kıkırtıları yükseliyordu. Bir ateş topu gönderdim aynı şeklide o da aynısını gönderirken bir döngüye girmiştik Evanın "Sen düşündüğüm kişisin" ne demek istediğini anlamamıştım. En sonunda Alex bizi durdurdu "Berabere şimdi sınıflara geçin kehanet dersiniz başladı!" alya yanıma geldi birlikte sınıfa geçtik hikayemi her hafta kitaplardan ve hocadan duymak artık beni boğuyordu.Okul bitmişti ellerimi cebime sokup arabayı beklemeye başladım. Cebimde bir kağıt elime geldi. İçini açıp baktığımda yazan şey beni korkutmaya yetmişti "Sırının biliyorum Sang. Saat 12 de felson parkında 3. caddesi." kağıdı elimde buruşturarak yaktım. Araba geldiğinde hızla bindim. Max dersleri bittiği için eve gitmişti. eve vardığımda oturma odasına geçtim. Babam ve dedem başta olmak üzere herkes buradaydı. Annem mi? Kehaneti öğrendikten sonra bizi terk etti. Bu da bu evde nefret edilmem için sebeplerden biriydi. En büyük Halam konuşmaya başladı "Alys odana çıkıp yatağın üstünde ayarlanan kıyafetleri giy Fox ailesi bizi yemeğe çağırdı." bir bu eksikti. Ailem ile hiç konuşmazdım neredeyse. Odama girdim yatağın üstünde diz kapağımın biraz üstünde bir etek ve askılı bir bluz vardı. Hızla giyindim. Saçlarımı açık bırakmam lazımdı çünkü sırtımda enseme yakın güneş ejderhası dövmesi vardı. Doğduğumda olan bu dövmem kehanet ile doğrudan ilişkili olduğu için saklıyordum. Yüzüme hafif bir makyaj ile aşağı indim. Babaannemin de hazırlanmasıyla ben Max'ın arabasına bindim. Aslında Max beni seviyordu bunu bazen çok güzel bir şekilde hissettiriyordu. Fakat annem benim yüzümden bizi terk ettiği için içinde bana karşı bir nefret vardı. Kemerimi bağladıktan sonra Max hızla arabaya binip çalıştırdı. Hızı seviyordu. Stresten dizimi salladığımı Max elini dizime koyunca anladım. "Sakın ol. Sadece bir yemek her zamanki gibi." keşke sadece bunun için endişelensem. "Gözlerin yine siyahlaşıyor Alys sakin ol! Stres yapacak bir şey yok." gözlerimi kapatıp arkaya yaslandım. Araba durduğunda aynadan gözlerime baktım normaldiler. Max belimden destekleyerek Fox malikanesine girdik. Salonda bir süre sohbet edildi sonra yemeğe geçtik. Laf yine bana geldiğinde ofladım. Bayan Fox "Alys bugün Evan ve sen düello yapmışsınız fakat berabere bitmiş?" bunda ne vardı anlamamıştım. Bana seni buraya nezaketen çağırım bari sorularımı cevapla dercesine sormuştu. Yeni güncelleme senden tiksinen yeni bir karakter eklendi."Evet, berabere bitti." kadın ikna olmamış gibiydi. Tam kadın tekrar konuşacakken dedem konuyu dağıttı. Artık yemek bitmişti ben max, saly ve diğer kuzenlerim ile Evanın istemesi üzere Felson parkına geldik. Telefonumdan saate baktım 11:54 max döndüm "Ben su alıp geleceğim" kulağına söylediğim şeyle bakışları onay verdi. Hızla 3. caddeye geçtim ağaca yaslanmış Evan ile şaşırdım. "Sen miydin?" kafasını yavaşça salladı. "Ne istiyorsun!" yanıma yaklaştı sonra arkama geçti saçlarımı yavaşça sırtımda çekti. Bana yaklaşmasıyla kendimi korumam için alternatifler bulmaya çalışıyordum.Dövmeme dokunmasıyla yanmaya başladı. Acısı annesizlik gibi değildi..."Buz varisi tanıştığıma memnun oldum." elini uzatmasıyla sorgulayan bakışlarla ona döndüm "Sen kimsin! Nereden biliyorsun?" elini indirdi "Güneşin Tanrısı." yaşadığım şokla gözlerim büyüdü. Gözleri benim ki gibi siyah oldu. "Bu kadar çabuk bulacağımı düşünmüyordum." dedi. Hâlâ şoku atlatamamıştım. Ben şimdi güç çıkışımın anahtarını kırkımdan sonra bulmamış mıydım! "Nasıl anladın?" dudağı sağa doğru kıvrıldı "Düelloda benim yarattığım ejderhanın saldırmaması ile şüphelendim. Sonra içimden çıkmaya çalışan enerji ile emin oldum." kendimi nasıl hissedeceğimi bilmiyordum. Boynumdaki kolyeye gitti eli. "Bu değil mi? İçindeki buzun ortaya çıkmasını engelleyen." kafamı salladım. Sanki yılar önce tanışmısız da ayrılmışız gibiydi. Hareketleri, yüzü ve davranışları tanıdıktı. Boynundan aynı kolyeye elim gitti "Bu da senin içindeki enerjiyi tutuyor tıpkı benim ki gibi. Peki ya şimdi ne olacak?" Saçlarımla oynamaya başladı. Bu kadar yakın olmamız beni rahatsız ediyordu. Belki beni kandırıyor ama nereden biliyor buz varisi olduğumu? "Kolyeler kendileri çatlaması gerekiyor. Oda sanırım..." dudaklarıma baktı sonra jeton düştü. "Beni öpünce olacak sanırım ama ben şu anda ateşle daha başa çıkamıyorum. Buz ile nası-" sözümü kesti "Ben ne yapabilirim! Bende aynı durumdayım en iyisi iki aile de öğrenmesin bu olayı" sinirlenmiştim. Bencil öküzdü. Ah Tanrım bu mu şimdi benim ruh ikizim. Keşke yetmişimde karşılaşsaydık. Kendisi çağırıp aşağılan da oydu. "İnan 17 yaşıma sensiz geldim ve güçlerime sahip olabildim! Buraya beni sen çağırıyorsan bir oyuncak gibi beni kullanıp oraya atamazsın!" arkamı döndüm ve max yanına ulaştım.

.

.

.

Bir bölüm daha bitti ne düşünüyorsunuz?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.