Mehrab’ın Adress şarkısıyla kazandıkları devasa başarının ardından, Gündüz ve Gece’nin ünlendiğini gören aileleri aniden ortaya çıktı. Zamanında onları sevgisizce sokağa atan, şiddet uygulayan ve yalnızlığa terk eden o insanlar; televizyon kanallarına çıkıp "Biz evlatlarımızı çok özledik, gurur duyuyoruz" diyerek ajitasyon yapmaya ve çocukları üzerinden prim toplamaya başladılar. Medya, "duygusal kavuşma" adı altında canlı yayınlar planlıyordu.
Ancak Gündüz ve Gece bu tiyatroya müsaade etmeyecek kadar güçlüydü. Yarışmanın yeni canlı yayın akşamında, yapım ekibinin kavuşma sürprizi hazırladığı sahnede Gece mikrofonu eline aldı. Sesi buz gibi netti.
"Halkın duygularını sömüren o insanların bizim üzerimizden yapmaya çalıştığı şov burada biter," dedi Gece. Arkadaki dev ekrana avukatları aracılığıyla mahkeme kayıtlarını ve resmi belgeleri yansıttı.
Ekranda tek tek belgeler belirdi:
Uzaklaştırma Kararları: İki ailenin de geçmişte fiziksel şiddet, darp ve çocukları eve kilitleyip alıkoyma suçlarından dolayı resmi uzaklaştırma cezası aldığı belgeler,
Hastane ve Darp Raporları: Gündüz’ün alnındaki kahkülün gizlediği o yara izine sebep olan babasının darp raporu ve Gece’nin yanağındaki şimşek izinin ardındaki şiddetin emniyet kayıtları.
Gündüz gözlüklerini düzeltip mikrofonu aldı. Alnındaki kahkülü ilk kez cesurca geriye iterek o yarayı tüm Türkiye'ye gösterdi:
"Biz bu izleri şöhret olmak için değil, o evlerde hayatta kalmaya çalışırken aldık. Bizi darp eden, eve kapatan, sokaklara terk eden insanlara bugün 'anne-baba' dedirtmeyeceğiz. Bizim ailemiz birbirimize sığındığımız gün kuruldu."
Canlı yayındaki ve salondaki herkes donakaldı. Ailelerin "sevgi dolu ebeveyn" maskeleri milyonların gözü önünde darmadağın oldu. Polisin ve yasal mercilerin müdahalesiyle, uzaklaştırma kararlarını ihlal ederek kulise girmeye çalışan o kişiler canlı yayın sonrası stüdyodan çıkarıldı.
Gündüz ve Gece, geçmişin karanlık gölgelerini delillerle tamamen arkalarında bıraktılar. Yayın bittiğinde kulisteki o küçük seccadelerine çekilip adalet ve huzur için şükür namazına durdular. Artık üzerlerindeki o ağır yük kalkmış, özgürleşmişlerdi.