Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Gündüz, karnını bıçak gibi kesen keskin bir regl sancısıyla uyandı. Yataktan kalkmaya çalıştı ama ağrının şiddetiyle dizlerinin bağı çözüldü. Evin içinde zar zor adım atarak Gece’ye seslendi ancak evde derin bir sessizlik vardı. Gece, önceki gün sponsor firmanın acil reklam çekimine gittiğinden beri telefona bakamamış, stüdyodaki yoğunluktan dolayı telefonunu sessizde unutmuştu. Gündüz birkaç kez aramayı denedi ama ulaşamadı.
Sancı her geçen dakika daha da çekilmez bir hal alıyordu. Evde tek başına çaresizce beklemek yerine hastaneye gitmekten başka çaresi kalmamıştı. Ağrıdan kıvranmasına rağmen üzerini zorlukla değiştirdi, çantasını aldı ve duvarlara tutuna tutuna kendini dışarıya, caddenin kenarına attı. Yüzü kireç gibi bembeyaz olmuştu. Yoldan geçen taksilere el kaldırıyordu fakat boş olan taksiler bile durmadan yanından geçip gidiyordu. Bitkinlikten dizlerinin üzerine çökmek üzereydi.
Tam o an, caddeden geçmekte olan Ömer, yolun kenarında bükülmüş bir hâlde duran ve yardıma muhtaç görünen kadını fark etti. Kim olduğunu henüz çıkarmamıştı ama maneviyatı ve vicdanı gereği yardıma muhtaç birini öylece bırakıp geçemezdi. Aracını sakince sağa yanaştırdı, camı indirip endişeli bir sesle sordu:
"İyi misiniz hanımefendi? Yardım edebilir miyim?"
Bu tok ve derin ses, Gündüz’e anında tanıdık geldi. Bu, camide kendisine Kur'an-ı Kerim’i uzatan o zarif gencin sesiydi. Gündüz, bir eliyle karnını sıkıca tutarken başını kaldırdı. Ağrıdan dudakları titriyor, konuşacak gücü zor buluyordu. Tek diyebildiği:
"Beni... beni hastaneye götürün lütfen," oldu.
Ömer, karşısındaki kişinin camide gördüğü ve aklından çıkaramadığı o kız olduğunu anladığı an içi cız etti. Hiç tereddüt etmeden arabadan fırladı. Naif ve hürmetkar bir tavırla, Gündüz’ün dengesini kaybetmemesi için dikkatlice koluna girdi. Onu incitmekten korkarak arabanın arka koltuğuna rahatça oturttu.
"Merak etmeyin, hemen yetiştiriyorum," diyerek direksiyona geçti ve gaza bastı.
Kader, bir gün önce cami avlusunda yollarını kesiştirdiği bu iki ruhu, bu kez zor bir günde yeniden bir araya getirmişti. Ömer aynadan arka koltukta sancıyla kıvranan Gündüz’e endişeyle bakarken, en yakın hastaneye doğru hızla yol alıyordu.