Bana Benzeyen
Geçitten geçtikten sonra yere yığıldı. Koluna girdim. «çok kötü yaralanmışsın. Şifacı nerede?» dedim. «saçmalama şifacıya falan mı gideceğimizi sandın» inat ediyordu. İnatçının tekiydi. Tekrar bağırdım «ölmek mi istiyorsun?» yine durdu düşünür gibi yaptı ve cevapladı «hayır» dedi. «o zaman» dedim tüm ciddiyetimle. «sağ doğru» dedi. Onunla beraber yürümeye başladım. «az kaldı» dedi. Grimsi bir kapının önünde durduk. «kain» diye fısıldadı. Kapı açıldı. Kain denilen kişi «yine mi yaralandın?» dedi. Sonra gözleri beni buldu. «bu kim?» dedi. «soru sorma da ilacı ver» kain kafasını salladı. O an farkettim kanatları çok büyüktü. Kapıdan ilacı uzattı ve son kez yüzüne baktı. «dikkat et» dedi. Kafasını sallamakla yetindi. Yine koluna girdim.
«ne tarafa?» dedim. «ormana doğru» dedi. Yavaş yavaş ormanın içine girdik. Ama bu yaranın böyle iyleşmeyeceği açıktı. «sence de şifacıya gitmemiz gerekmiyormuydu?» derin ve boğuk bir ses geldi. «bana yardım et» dedi ve elime ilacın kapağını tutuşturdu. «hep böyle misin?» gözlerini devirerek «nasıl?» dedi. «yani şey…» sinirle «benimle açık konuş» dedi. «inatçı» dedim ve gözlerimi kaçırdım. «inatçı» dedi beni tekrar eder gibi. İlacı yavaş yavaş kanadına yağdı. Canı acıyordu. Yüzünden belliydi. Elini tuttum. «istersen ben…» elimi çekti. «gerek yok» dedi. «ne bu her şeyi tek yapmak istemendeki neden?» yine gözlerim gözlerini buldu. «bu seni ilgilendirmez» dedi şaşırarak. Omuz silktim. «iyi sen bilirsin» yine o tüm inatçılığıyla
«evet ben bilirim» dedi. «artık hep burada mı kalacağım?» dedim hüzünle gökyüzüne bakarak. «şimdilik burdasın…» dedi. «şimdilik» dedim kendimce. O sırada krallığın silah sesleri duyuldu. «siktir» dedi. Kolumu tuttu «uçmaya hazır mısın?» dedi. «ne?» dedim. Hızla beni kendine çekti. «ben aç deyinceye kadar gözlerini açma» dedi.
Yavaş yavaş havaya kalktığımı hissettim. «şimdi gözlerini açabilirsin» dedi. Yukarıdan bakınca her yer çok küçüktü. «her tarafa çok küçük» güldü. «aynı senin gibi…» dedi. «hayır krallık fazla büyük» dedim.
«hayır. Krallık fazla büyük ama sen krallığın içinde küçücük kalıyorsun… çünkü senin gibilerin kalbi krallıklar için fazla büyük ve bu yüzden sen küçücüksün» dedi. Gülerek «sen şair misin?» dedim onu tekrar ederek.
«bilmem istersen olabilirim?» dedi. Güldüm «o zaman sadece benim şairim ol» dedim. «tamam sadece senin şairin olurum. Ama senin de kalbin benim olsun» dedi. gülerek «tamam» dedim. «ben senin şairinim sen de benim kalbimsin» dedi. «öyleyim uzun çocuk» dedim. «hadi ya benim bir ismim var küçük kız» dedi. Sitemle «neymiş ismin» dedim.
«night» dedi o kusursuz sesiyle ve devam etti «seninki de arina» dedi. «yoruldum» dedi sitemle dolu alayla. Bir mağranın önünde durdu. «biraz dinleneceğim» dedi gerinerek. Kayalıklardan birine yaslandı ve yavaş yavaş gözlerini kapattı. Bende oturdum ve güneşin doğuşunu izlemeye başladım. Hayat ne kadar garip noktalara çekebiliyordu bizi?
Şimdiden ailemi ve sevdiğim herkesi özlemiştim. Yere uzandım yavaşça.
«iyi geceler bana ve sana» dedim ve gözlerim benim de yorgunluktan kapandı.
****
Gözlerimi açtığımda hava aydınlanmıştı. Etrafıma baktığımda nightı göremedim sonra arkamdan kanat sesleri geldi. «night» dedim. Arkama dönerek gülümsedi «demek adımı öğrenmişsin küçük kız» güldüm. «hazırsan seni bir yere götürmek istiyorum» dedi. «olur» dedim büyük heyecan ve merakla. Bana doğru yaklaştı tam önüm de durdu ve kraliyet selamı verdi. «seni ejderhaların yuvasına götüreceğim» dedi.
Tüm sakinliği ile «saçmalama» dedim. «orası…orası…» güldü. «onlar benim dostum beni tanırlar ama ben oraya değer verdiğim küçük dostum için gidiyorum» dedi tüm güzel o ses tınısıyla. Birden beni kollarına sardı «hazırsan uçuyoruz küçük kız» dedi. Güldüm. «benim bir ismim var Romeo» dedim. «kimmiş bu Romeo? Benden yakışıklı mı bari?» dedi. «hayır tabii ki de lordum» dedim. «bak işte şimdi hoşuma gitti» dedi. Lordum demek bizim ülkede canından çok sevilen biri için kullanılır ve genelde erkeklere hitaben kullanılan bir nevi sevgi sözcüğüdür. Ve gökyüzünde süzüldük. «uçmak harika bir şey. Tam anlamıyla özgürsün» dedim ve ekledim. «keşke bende senin gibi özgür olabilsem» dedim. Güldü ve sadece beni geçiştirmek amacıyla sustu.
Etraf sıcak olmaya başlayınca geldiğimizi anladım. Bir kayalığın önünde durduk. «burası mı?» dedim. «burası» dedi kısadan uzuna doğru ıslık çaldı. Sonra kanatları kısa ve boyu diğer ejderhalardan kısa bir ejderha geldi. Ve tam nightın önünde durdu. «nasılmış benim oğlum» dedi. Sonra bana döndü. «bak sana bir arkadaş getirdim» dedi. Ejderha paytak paytak koşarak yanıma geldi ve tam önümde durdu ve bana doğru nightın yaptığı gibi kraliyet selamı verdi. Elimle başını okşadım. «çok tatlı ve diğer ejderhalardan çok farklı» dedim. Derin bir nefes aldı. «aynı benim gibi farklı» dedi sesi olabildiğince derinden çıktı. Ejderhanın gözlerine baktım. Sonra nighta döndüm. «hikayeni dinlemek isterim» dedim. «dinleyemezsin» dedi öfke dolu sesiyle.
«artık senin evine gitmen gerek» dedi. «ama çok erken» dedim. «zaman seni beklemez arina» dedi ve ejderhanın başını okşadı ejderha anlamış gibi küçük bir alev çıkarttı ağzından o alev bir geçitte dönüştü.
«hadi» dedi night. Ejderha ile son kez bakıştık. «night» dedim bana bakmadı bile arkası dönüktü. «her şey için teşekkür ederim» dedim. Ve ona son kez baktım ve yavaşça geçitten geçtim. Geçit birazcık sıcaktı…
Evime gelmiştim. Burası benim evimdi… güneş krallığıydı. Rig beni görünce koştu. «çok korkuttun beni arina» dedi. «öyle mi?» dedim.
«öyle» dedi. Ağlamaya başladım. «hişttt! Geçti» dedi ama hiçi bir şey geçmemişti. Geçmeyecekti de…
yazardan
«bana öyle bakma küçük dostum gitmesi gerekti» dedi. Ejderha ise nighta sokuldu. Nightın gözünden birkaç yaş düştü. «böylesi onun için daha iyi olacak» dedi. Derin bir nefes aldı. Nightın gözleri yine eskilere daldı… eski anılarına…
*****
Night o zamanlar altı ya da yedi yaşlarındaydı. Kanatları var diye herkes ve okuldaki kraliyet ailesi onunla hep dalga geçerdi eve hep somurtarak gelirdi. «anne» demişti yine o gün ama annesi etrafta yoktu. «anne» diye seslendi tekrardan night. Sonra koşarak annesi ve babasının odasına gitti.
Ama annesi ve babası hararetli bir kavgaya tuttuşmuşlardı.
« o lanetli. Sana demiştim ölmeli» dedi babası. Night kimden bahsettiklerini anlayamayınca kulağını kapıya yasladı kapı aralıktı birazda sonra kapının aralığından onları dinledi. Annesi kapı dinlemek kötü bir şeydir derdi ama bu sefer night umursamadı. «o ölmeli dedim sasha sana anlasana o ailemizin yüz karası» dedi babası yine.
«böyle deme lorenzo o senin oğlun» dedi annesi.
«benim onun gibi bir oğlum yok» dedi babası.
«onun yanında yapma bari» dedi annesi.
«night da senin oğlun sırf kanatları var diye onun evlatlıktan silemezsin» dedi. «mesele sadece kanataları değil ki» dedi. «ne o zaman» dedi annesi. «o hepimizin ölümünü getirecek bir katil anlayamıyor musun?» annesi daha fazla bu sözlere dayanamadı. «yeter lorenzo seni dinlemek istemiyorum» lorenzo bağırarak «o güçsüz» dedi. Annesinin gözleri dağılmıştı. «değiştiremeyiz lorenzo. Oğlumuzu değiştiremeyiz»
Dedikten sonra. Nightın gözleri yaşlı koşarken bir kadına çarptı. Gözleri hem yeşil hem de siyah oluyordu kadının. «niye ağlıyorsun küçüğüm» dedi. Night cevap vermedi. O kadın nightın önünde eğildi ve kraliyet selamı verdi. «ağlama küçüğüm» dedi nighta sarılarak. «ağlamıyorum» dedi night. «ama ağlıyorsun ağlarsan pamuk şeker nine sana bir daha pamuk şeker vermez» dedi. Night şaşırarak.
«yalan söylüyorsun yok öyle bir şey» dedi burnunu çekerek. «hayır söylemiyorum» dedi. «ağlama ve ben de sana her ağlayacağın zaman bir pamuk şeker vereyim» dedi. Night ağlamayı kesti. Kadın bir şeyler mırıldandı. Kadının elinde pamuk şeker belirdi. «bak gördün mü yalan mı söylüyormuşum küçüğüm» dedi. Night sevinerek pamuk şekeri aldı ve yemeye başladı. «tadı çok güzel» dedi kadın uzun saçlarını savurarak «evet öyledir» dedi. «içinde ne var?» dedim.
«sevgi var» dedi kadın. «sevgi» dedi night. Annesinin sesini duydu küçük night «gitmem gerek annem beni çağırıyor» dedi küçük night. Kadın gülümseyerek başını salladı. Night ise hiçbir şey olmamış gibi yaparak içeri girdi.
«nerdesin night» dedi annesi. Night annesine kraliyet selamı verdi. Annesi şaşırdı. «sonunda öğrenmişsin night» dedi annesi.
Night sevinçle zıpladı ve odasına gitti. Kanepede uzanayım derken uyuya kaldı annesi gelip nightı anlından öptü. «iyi uykular kralım» dedi ve yavaşça kapıyı kapattı.
