Herkese selamlar
Okuyanlar lütfen bölüm sonunda ya da satır aralarında fikirlerini benimle paylaşabilir mi👉🏻👈🏻
Hepinize keyifli okumalarr✨️

XXI. BÖLÜM
Prens vakit kaybetmeden rahat bir hareketle karşısındakiyle uyum içinde dans etmeye başladı. Benim gibi dikkatle izleyen biri olsaydı sadece bu hareketlerinden bile onun bir soylu olduğunu çıkarabilirdi. Ama karşısındaki kızın bunu kafasından geçirdiğinden dahi şüphe içindeydim çünkü o kadar hayran bakıyordu ki karşısındaki adam dışında aklından başka bir şey geçirmiyor gibiydi. Eğer maskenin arkasındaki yüzü görse ondan bütün balo boyunca gözlerini alamayacağı gerçeği de vardı tabii ama bu bende ve Prens'te bir sır olarak kalabilirdi.
Bir süre daha aynı yerde dikilmeyi planlıyordum ki başka bir adam -kısmen daha yaşlı- bana selam verip kendisiyle dans etme şerefinde bulunup bulunmayacağımı sordu. Reddetmek istiyordum ama Anthonio çoktan benim dışımda biriyle dans ettiğinden kenarda köşede onu izlemekle yetinmek adil olmazdı. Adamın kaba saba görünen ellerini tutarken biraz pişmanlık hissederek salonda dans eden çiftlerin arasına doğru yol aldım.
Hareketlerim bu sefer kısmen gergindi, dans eden çiftlerin sayısı çoğalmıştı ve nedense sık sık Prens Anthonio'nun yanından geçiyor, birbirimizle rastlaşıp duruyorduk. Bu esnada Anthonio'nun bakışı hemen bana doğru çevriliyor, meydan okuyan ya da iddialı diyebileceğim türden bir ifade belli belirsiz okunuyordu. Bu esnada istemsizce karşımdaki adamın ayağına basıp özür diliyor ve yeniden dansa adapte olmakta zorluk çekiyordum.
Tek dansla bırakmayı planladığım esnada Prens Anthonio'nun yeni çalmaya başlayan, kısmen daha hareketli bir müzikle bir dansa daha başlamaları üzere ben de dans pistinde ayrılmamaya karar verdim. Karşımdaki adam beni etrafında döndürüyor, döndürüyor, neyse ki hareketleri kendisi kadar kaba saba göründüğünden fazla dans hamlesi yapmıyor, basit hareketlerle yetiniyordu. Oysa Anthonio öyle miydi? Yüzünde nedense bu gece hiç ayrılmayan o tatlı gülümsemeyle kızla kollarını dans eden bir kuğu zarafetinde kaldırıp indiriyorlardı. Anthonio kızı çevresinde mükemmel biçimde döndürüyor, geri kendisine getirip kulağına fısıldar gibi ona bir şeyler anlatıyordu. Ellerim karıncalanmıştı ve dansın devamında bırakıp gitmemek için büyük bir çaba göstermem gerekiyordu.
Dans bitiminde kararımı vermiştim, bu gece daha fazla kişiyle dans etmek içimden hiç geçmediği için kim teklif sunarsa sunsun kabul etmeyecektim. Ben pistten ayrılıp da bunu düşünmemle birlikte bir anda çevremde birkaç kişi birikti. Az önce dans ettiklerimin de içinde bulunduğu bu kişiler nereden geldiğimi, neden daha önce beni görmediklerini soruyorlardı. Hangi aileye mensuptum? Şaka yoluyla sevdiğim birinin olup olmadığını sordu biri. Bir diğeri maskemin altındaki yüzü çok merak ettiğini itiraf etti.
Buradaki tek güzel giyinmiş kız elbette ben değildim, kıyafetleri şatafatlı olan birçok kadın göze çarpıyordu ama belki de karnavala sadece kasabadan veya yakın kasabalardan insanlar katıldığından ve beni ilk kez gördüklerinden meraklarını cezbetmiştim. Fakat ne Ophelia'yı ne de Orla'yı anlatmamın yasak olduğu bu yerde kafamdan yeni bir hikaye üretmek ve onlara bunları söylemek kendimi kötü hissetmeme sebep olurken bu kadar ısrarcı olmaları da buranın boğucu bir havaya dönüşmesine sebep oluyordu. Birkaç adım geri gidip onlardan kurtulmayı dilerken birine çarpmam korkuyla arkama dönmeme neden oldu.
Karşımda Prens Anthonio'yu görmemle içime yayılan ferahlık hissi, yanıma geçmesiyle tamamen huzura dönüştü. Adamları şöyle bir süzdükten sonra hiç çekinmeden elimi tuttu. "Bana bir dans bahşetmek ister misiniz leydim?"
Şaşkınlık ve mutluluk karışımı bir duyguyla "Elbette." deyip adamları arkamda bırakarak onun sıcacık eli eşliğinde salonun tam ortasına çekildim. Yüzümde engelleyemediğim kocaman bir gülümseme vardı ve onun da bana bu şekilde bakmasına sebep oluyordum. Sonra az önceki kızla dansları aklıma gelince kendimi toplayıp daha ciddi bir ifade takındım.
"Benimle dans etmeyeceğinizi düşünüyordum."
"Aceleciliğinden olabilir mi? İlk dansımı seninle yapacaktım." Şaşkınlıkla yüzüne baktıktan sonra başını iki yana salladı.
"Bir aşçıyla dans etmeyi belki istemezsiniz, tercihinizi soylu kadınlardan yana yaparsınız diye düşünmüştüm."
"Soylu mu? Bunun dansla ne ilişkisi var? Bu aşçıyla nasıl dans ettiğimi sen de göreceksin." diyerek iddialı bir bakış yüzüme fırlattı. Çok geçmeden sanki bu sözü desteklemek ister gibi günün en hareketli müziği başladı. Ben böylesine alışık olmadığımdan reddetmek istesem de Prens çoktan dans için beni selamladı ve bir elimi tutup diğer elini belime yerleştirdi. Bir anda kendimi ayaklarımız bir ileri bir geri giderken dip dibe birbirinden ayrılmamacasına hareket ederken buldum. Ben aramıza biraz mesafe katmayı planlarken Prens başını hafifçe benimkine dayamıştı ve melodi kısmen sakinken bu pozisyondan biraz olsun kaymıyordu. Ama bu ikimizi o kadar yakınlaştırmıştı ki bu kadar gürültülü bir müzik olmasa güçlü kalp atışlarımın sesini dahi duyabilirdi.
"Kendini müziğin akışına bırak. Hareketlerini gevşetmeye çalış." deyince utanarak kendimi sıkmamak için çabaladım. Acaba bunun sebebinin kendisi olduğunu biliyor muydu?
Başını hafifçe kaldırıp sıcak nefesini saçlarımın üzerinden çektikten sonra "Ritme dilediğin gibi uy, sana eşlik edeceğim." deyince ve müzik hızlanınca sert bir dönüş yaptım ve o da beni sıkıca tutarak dönüşüme eşlik etti, dudaklarından hafif bir kıpırtı koptu.
"İşte böyle. Biraz hızlanalım."
Anthonio bu sefer arkasına doğru birkaç adım atarken beni kendisiyle birlikte ilerletip ayağını ileriye doğru atarak bir kez, iki kez, üç kez... Kendisiyle birlikte döndürdü, ayaklarım bir an için de olsa yerden kesilmişti. Gözlerimi ondan ve hala yüzünde asılı duran iddialı ifadeden ayıramıyordum. Kulağım bütün uğultulardan, gözlerim çevremizdeki insanlardan ayrılmıştı.
O, dans ve müzik vardı sadece.
Öne doğru bir, iki... Şimdi hızlı bir dönüş, geriye bir, iki... Daha hızlı bir dönüş. Ayağımı hafifçe ileri uzatıp, ona yaslıyordum, beni hafifçe geriye bırakıyor, sonra çekip elini kaldırarak bir tur etrafında dönmemi izliyordu. Kulağım müzikten uğulduyor, başım hafiften dönüyordu ama o kadar heyecan verici bir histi ki büyüleyiciliğine kendimi tamamıyla kaptırmıştım. Dansın sonuna doğru beni tutup havaya kaldırdığında etrafımızda birilerinin alkışladığını belli belirsiz duydum. Bir an için nefesim kesildi, gözlerimi kapadım ve yeniden yanına indirdiğinde beni etkisi altına alan gözleriyle karşılaştım. Müziğin sesi yavaşça kesildi ve elimi mecburen omzundan çektim. Prens ise dansın sonunu getirir gibi elimi tutup bir kez öptü. Ancak o zaman dışarıdaki insanların bazılarının bizi dikkatle izlediğini gördüm.
Sersemce bir bakışla "Şimdi ne yapacağız?" diye sorunca tereddütsüz bir sesle "Devam edelim." dedi.
"Tehlikeli olmayacak mı?"
"Tehlike bizi bulacaksa şimdiye kadar bulmuş olmaz mıydı?" Yüzümdeki pembeliği başımı çevirerek gizlemeye çalıştım ama çok geçmeden müzik başlayınca bütün bunlar kafamdan uçuşup yalnızca ve yeniden dans kaldı.
🩰✨️🎀