İçeriğe geç

Gündüz Gece Sarayları

Bölüm 21 · 4 dk okuma

Gündüz Gece Sarayları

Bölüm 21

XIX. BÖLÜM

XIX. BÖLÜM

"Yarın karnaval başlıyor, performansımızı meydanda sergileyeceğiz, hepinizi bekleriz!" Prens Anthonio adamın dediklerini daha iyi duymak adına bir süre durmuştu, yolumuza devam edeceğimizi düşündüğüm sırada adamın yanına varıp önünde tarihlerin ve mekanların yazılı olduğu sayfaya göz atmasını beklemiyordum. Muhtemelen sayfadaki tüm yazıları ezberledikten sonra oradan benimle beraber uzaklaştı.

"Ekselansları lütfen halkın arasında dolaşırken dikkat edin, şöyle biraz uzaktan yürüyelim. Hem neden karnaval etkinliği bu kadar ilginizi çekti? Bana sakın her yerde düşmanlarınız varken oraya katılmayı düşündüğünüzü söylemeyin?"

"Bugün elde edinebildiğim bilgi çok kısıtlıydı ama karnaval böyle bir yer değil. Çevremizi en iyi gözlemleyebileceğimiz, insanlarla rahatça konuşabileceğimiz tek yer orası. Yüzümüzü iyi gizleyen bir maske takarsak ve saçlarımızı örtecek bir peruk bulursak tanınma olasılığımız kalmaz."

Gözlerimi irice açarken "Yani siz maskeli baloya da mı katılmayı düşünüyorsunuz?" diye sordum.

"Bu, kasabanın içinde düzenlenen küçük bir karnaval. Halkı tatmin edecek büyük etkinlikler gelmeyecektir, bu yüzden bütün herkes bu maskeli baloya yüklenip kalabalık bir ortam oluşacaktır. Neden bu fırsatı kaçıralım ki?"

Anthonio bendeki tereddütü fark etmiş olmalı ki gözlerinin sürekli etrafı kontrol etmeye alışık olduğunu, ilk defa böyle bir şeyle karşılaşmadığını bana tane tane anlatma gereği duydu. "Yanında ben olacağım." dedi. "Endişelenecek bir şeyin olmayacak. Tabii eğlenceleri sevmiyorsan ve odana tıkılıp sıkıntıdan patlayana kadar zaman geçirmek istiyorsan sen bilirsin."

"Sizinle gelirim." deyiverdim. "Böyle bir etkinliğe katılmayalı çok oldu."

***

Aynanın karşısında kendime kaçıncı kez baktığımın farkında değildim, bukle bukle sarı saçlardan oluşan peruğumun altındaki topuzun sağlam olduğuna karar verene kadar birkaç kez daha kontrol ettim. Üzerimde kollarında fırfırlar, göğüs kısmında küçük kurdeleler bulunan, uzun ve kuyruklu bir eteği olan, beyaz, eteği altın sarısı minik çiçeklerle bezeli zarif ve sade bir elbiseydi. Boynuma tamamlaması adına sahte altından bir kolye, kulaklarıma inci küpe, saçlarımın yan kısımlarındaki örgülere küçük sarı ve mavi çiçeklerden oluşan birer toka takmıştım.

Tüm bunları aldığımız yerde maskelerin de bulunması işimizi kolaylaştırmıştı, handan çıkmadan önce beyaz maskeyi yüzüme takacak ve Prens'le birlikte faytona binip balo salonuna varmış olacaktık. Daha fazla oyalanmadan yatağımın üzerindeki kısa pelerine doğru yürüyordum ki kapının çalınmasıyla hemen koluma takıp kapıya koştum.

Kapıyı aralayıp karşımdaki kişinin Prens Anthonio olduğunu görünce rahatlayıp içeri girebileceğini söyledim. Batmak üzere olan güneş yüzünden yaktığım lambaları aynanın karşısından alıp birbirimizi daha yakın görmek adına masanın üzerine yerleştirdim. Eteğimi tutarak yürümek biraz zorlasa da tam karşısında durduğumda dalgın bakışlarının önce eteğimde, sonra elbisemin fırfırlarında, en sonunda yüzümde toplanmasıyla kendimi şaşkınca ona bakarken buldum. Ademelması aşağı yukarı oynadı, dudakları hafifçe aralı şekilde öylece kalmıştı.

Bana doğru birkaç adım atıp aramızdaki mesafeyi azalttıktan sonra eğilip elimi tuttu, üzerine nazik bir öpücük bıraktı.

"Bana eşlik edip edemeyeceğinizi sormaya gelmiştim leydim."

"Leydi mi? Ah, Ekse... Ekselansları elbette eşlik edeceğim!"

"Göz kamaştırıcı görünüyorsun Orla. Anlaşılan karnavaldan kuyruklu bir yıldız geçecek bu gece."

"Kuyruklu bir yıldız mı?" deyip derin bir nefes alarak pelerinimi hemen üzerime geçirdim. Prens saçına kendi saç modeline yakın siyah bir peruk takmıştı, bembeyaz teni bu siyah peruğun yanında daha da belirginleşmişti. Kıyafet olarak ise gece kadar siyah olan kumaşın üzerinde safir düğmeler ve işlemler bulunan bir palto tercih etmişti. Belki sarayda giydiği kıyafetler kadar gösterişli değildi ama bir şeyi giydiği anda ona bir soyluluk, asalet geliyordu. Bu nedenle her zamanki kadar mükemmel görünüyordu.

"Anlaşılan iddialı sözlerinizin yanında iltifat etme gibi maharetleriniz de varmış Majeste."

"İltifat mı? Ben ona daha çok gördüğüm güzelliği betimleme sanatı diyorum." deyip kollarını göğsünde birleştirerek kapıya yaslandı. Bugün üzerinde rahat ve keyifli bir hal vardı. Akşama kadar odasından çıkmamış, çıktığındaysa birkaç siyasi işini halletmişti ama belki de yorgunluğunu bu şekilde atmayı tercih edecekti.

"Beni yırtılmış kıyafetlerim dışında görünce biraz şaşırdığınızı düşünüyorum."

"Bence genel olarak şaşırtmayı seviyorsun." Yüzüme anlamlı bir gülümseme takıp maskemi elime aldım, yüzüme yaklaştırıp "Bakalım, balo salonundaki insanlar da aynı fikirde olacak mı?" deyince hafifçe güldü ve kendi maskesini de takıp kimseye görünmeden -takip edilme ihtimalimizi sıfıra indirmek için- hanın arka bahçesindeki duvardan atlayıp çıktık ve başka bir sokağa gelmesi için tuttuğumuz faytona bindik.

Araba karanlık sokakta gezinen çeşit çeşit ve rengarenk giyinmiş halkın arasından ancak ağır ağır geçebiliyordu. Her yerde at arabaları, ellerde aceleyle taşınan lambalar, bazı kadınların abartılı tuvalet elbiseleri, bazılarının canavarları andıran kostümleri, yüzünü çeşitli boyalarla boyamış olanlar, elinde köpek demeye zorlanacak kadar minik olan canlıları yanında götürenler... Liste böyle uzayıp giderken Prens Anthonio kollarını göğsünde birleştirdi.

"Hiç dans etmeyi biliyor musun? Saraydan pek ayrılmadığına ve saraydaki balolar da soylulara özgü olduğuna göre cevabın..."

Ne cevap vermem gerektiğini biliyordum ama bugün yapmam gerekeni değil yapmak istediğimi seçmek içimden geliyordu. Bu nedenle sözünü kesiverip "Biliyorum Ekselansları." diyerek onu bir nebze şaşırttım. Maskesi yüzünden nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğunu anlamam zor olsa da "Bugün bu ikinci oluyor." demiş ve dışarıyı izlemeye devam etmişti.

Araba balo salonunun olduğu büyük ve gösterişli binanın önünde durduğunda eteklerimi iki yandan tutarak faytondan aşağı indim. İnsanların akın akın çıktığı merdivenden binaya doğru gidecektim ki Prens yanıma geçip koluma giriverdi.

"Bugün bir kavalyen olduğunu unutuyorsun Orla. Adı da Anthony, ona gece boyunca böyle seslen."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.