Önce kan kaybını yavaşlatmak için tişörtümün kolundan bir parça yırtıp bacağıma sardım. Ardından hemen sonra adamın yanına yaklaşıp;
Önce tüm parmaklarını teker teker kırdım. Hemen ardından ellerini, dirseklerini kırdım. Aynı uygulamayı bacaklarında da uygulayıp erkek olmasını sağlayan bölgeye bir veda töreni yaptım. Son olarak da gözlerini oyup, kulaklarını kesip kendisini yatağına yatırdım. Üstünü de örttükten sonra abimi bulabileceğim bir yer aradım.
Abimi aramaya çıkmıştım ki bacağımdaki kurşun yarası ciddileşmeye başlıyordu. Başım iyice dönüyordu. Zaten daha yeni bayılmıştım.
Ben böyle düşünürken kendimi bir evin kapısında buldum ama evde çok tanıdıktı.
Bahçeli bir evdi. Yanında birçok ağaç vardı. Hatta ilk başta orman zannettim ama şehrin ortasında bir orman çok da normal değil. Bence.
Evi incelerken arkamdan bir çığlık sesi geldi. Arkamı döndüğümde elinde pazar arabası ile duran 30-35 yaşlarında, hafif kilolu, 1.60 boylarında, kumral saçlı, beyaz tenli bir kadın duruyordu.
Beni incelemeye başladı. Baştan aşağı süzerken gözleri dolu bir şekilde bacağımda kaldı. Ben de biraz daha dayanamayarak yere yığıldım.
* * *
Gözlerimi yavaşça karanlıktan ışığa doğru açtım. Bir odadaydım. Çok ironik ama bu oda da çok tanıdıktı. Yavaşça doğrulurken odanın kapısı açıldı ve içeriye 8-9 yaşında bir erkek çocuğu girdi. Beni uyanık görünce hemen odadan çıkıp
- Anne, Buse ablam uyanmış!
- Ne, geldim. Bekle Mete.
Bağrışmalar bitince adının Mete olduğunu öğrendiğim çocuk tekrar odaya girdi ve yanıma gelip bana sarıldı.
- Biliyorum. Sarılmamı sevmiyorsun ama birkezcik izin ver Buse abla.
- Ben, senin nereden ablan oluruyorum. Çabuk uzaklaş benden.
- Dalga geçme benle. Seni daha affetmedim. Ailemize verdiğin zarar yüzünden bugün neler yaşadık. Bir tek doğum gününü kutlayacaktık ama senin yüzünden annem kaç kere hastaneye gitti. En sonunda sakinleşsin diye pazara gönderdik kadını.
- Kes lan sesini. Seni mi dinlicem ben. Çağır, şu anneni buraya.
İçeriye Mete'nin annesi girdi.
- Siz böyle kavga edin. Yeter ki... Neyse bacağındaki yarayı tazelerken konuşalım ne dersin?
- Siz kim oluyorsunuz?
- Buse, benim annen?
- Benim annem.. Öldü.
- Yoksa sen tekrardan mı?
Ne diyor bu kadın ya!
- Bence bana hızlıca bir şeyler anlatmalısınız.
- Şimdi beni sakin bir şekilde dinle tamam mı? Biz seni 3 yıl önce Hatay'da yol kenarında baygın bulduk. Sonra seni hastaneye götürdük. Orada polis de bizim ifademizi aldı zaten. Hafızanı kaybettiğin konusunda bilgi aldık. Yanında 2 gün kaldım. O iki gün boyunca da sen hep "Anne, baba gitmeyin/ölmeyin" gibi şeyler söylüyordun uykunda. Biz de polislere konuştuk. Eğer bir ailen yoksa senin evlat edinmek için.
- Ama benim bir kimliğim, bir ailem vardı.
- Evet, bir kimlik ve ailen vardı ama hepsi ölmüştü. Abin, annen, baban. Zaten hiçbir akraban yok gözüküyordu. Biz de gerekli olan herşeyi yapıp seni evlatlık aldık. Bir kimliğin var. Doğru. Biz sadece soy adını değiştirdik. Bir de seni İzmir 'e getirdik.
- Peki, bana neden söylemediniz?
- Biz... Söyleyemedik. Sonra da bir karar aldık. Sana 18 yaşında herşeyi anlatacaktık. Bugünde 18 yaşına girdiğinde Nazar Köy adında bir yerde gezdikten sonra bir Cafe de sana olan biteni anlatacaktık. Sonra.. Olanları biliyorsun.
- Ben... Telefonunuzu kullanablir miyim?
- Mete, telefonumu getir.
- Tamam, anne.
Mete dışarı çıktıktan sonra
- Sizin adınız ne?
- Leyla.
- Kocaman 3 yıl boyunca beni büyüttüğünüz ve bana iyi davrandığınız için teşekkür ederim.
Sessizlik içinde Mete ' yi bekledik. Mete telefonla gelince Leyla Hanım ve Mete odadan çıktı. Ben de abimi aradım ama telefon numarasını değiştirmişti. Ben de Hakan' ı aradım.
- Alo?
- Hakan, ben Buse. Söyleyeceğim yere gelir misin?
- Kim aradı? Buse, telefonda. Telefonu bana ver. Ben de konuşayım. Buse, abicim iyi misin?
- Abi, ben iyiyim ama söyleyeceğim yere gelirseniz konuşmak isterim.
- Tamam, abicim. Hakan' ın telefonu güvenli söyle.
* * *
Abim, eve geldi ve olan biten herşeyi ona da anlattık. Kaçırılma olayım hariç.
- Abi, sen neden kendini ölü gösterdin?
- Sen düşüp bayıldıktan sonrasında, seni bir adam kaçırdı. Adamı yakalamaya çalıştık. Aslında bayağı yakınlaşmıştık adama ama bir anda aramıza birçok araba girdi. Muhtemelen onların tarafındaydı. Bize bu da sökmeyince, adam herhalde yakalanacağını zannettiğinde bir açık yakaladığı an seni bir çalılıkların aşağısına doğru atmış yola, yuvarlanmışsın herhalde. Anlattıklarınıza göre. Biz arabayı yakaladığımızda araba boştu. Kendimi ölü gösterip seni gizlice aramaya başladık.
- T-tamam. Şey ben ne diyeceğimi bilemiyorum. 1 gün de bu kadar şey yaşamak. Biraz ağır oldu. Ben biraz düşünsem olur mu? Yalnız kalsam?
- Tamam, abicim. Biz çıkalım. Ben Leyla ve Kadir ile biraz daha konuşayım.
- Sağol abim.