-Noluyor? Doktor cevap ver!
-Sizin konuşmanız yani bir nevi oyalamanız sayesinde ona sakinleştirici iğne yaptım. Bu yüzden uyuya kaldı.
* * *
Başım o kadar çok ağrıyor ki. Bu ne ya? Yat, uyu. Yat, uyu. Benim işim ne ben burda ne yapıyorum?
-Abicim, uyanmışsın?
-Abi, seni korkuttuğum için özür dilerim. Sadece... biraz ağır oldu. Bir anda onları hatırlamak...
-Tamam, yok bir şey. Ben varım.
-Ben de varım.
-Teşekkürler Hakan, Abi.
Biz konuşurken içeriye bir hemşire girdi. Yine farklı bir hemşireydi.
-Abi!
-Ne oldu?
-Hemşireyi işten attırdın mı?... Ya da.. Yapmadın değil mi!
-Yapmadım.
-Hayır, yapamadı.
-Nasıl yani Hakan?
-Buse, şimdi şöyle: Taha sakinleşmek için hemşirenin peşinden gidip önce boş bir oda bulmasını ve baş başa kalmak istediğini söyledi.
Sonrasında abinle hemşire kadın, boş bir odaya geçti. Abim içeri girdiği an itibarıyla kadına bir tane tokat ile başladı. İlk Tokat ve yumruklara izin verdim ancak devamına izin vermedim. Sen kızarsın diye 😊
-Hakan! Ne yaptın üzerime yine bir şey mi yapıştırdın? Şerefsiz herif! Kardeşime beni şikayet ediyor bir de. En iyisi gel Hakan beraber boş bir odaya geçelim.
-Yeter! Hemşire bizi bekliyor çıkın dışarı.
-Ama-
-Ama-
İkisi de aynı şekilde konuşunca biraz komik oldu ama ifadesiz bir şekilde kafamı hayır anlamında çevirdim. Abimler gidince hemşire beni kontrol etmek için yanıma geldi.
-Geçen sefer olanlar adına özür dilerim. Özür amaçlı size güzel ve uzun bir uyku bahşediyim.
-N-ne!
Tam elimi bıçağımın olduğu yere attım ki. Bıçağım ve tüm silahlarım. Adamın arkasındaki masadaydı. Ama nasıl?... Ah, ben cidden paslanmışım. Gözüm kararırken adamın o iğrenç gülüşü ile ona yaşatmak istediklerimi hayal ettirdi.
* * *
O adi şerefsiz beni mezara diri diri gömecekti.
-Hanımefendi, lütfen önden buyurun tam rahatınıza göre bol kazıklı asla hava alamayacağınız bir yatak biraz da derin.
-Ruh hastası! Bir de beyaz bir şey giydirseydin. Tam olurdu yani!
-Üzgünüm. Ben sadece yatak satıyorum.
Deli oluyorum. Bu lanet adama.
-Yatağınız çok rahat gibi duruyor lakin ellerim toz toprak içinde yatağınızı kirletirim sonra bir dezenfektan verin bir su verinde temiz yatıyım ha?
-Iy, pislik o ellerle dokunma yatağıma. Al, her zaman yanımda taşırım.
Ya sabır. Sen ölmeyi çok istiyorsun değil mi? Ruh hastası adamın verdiği kolonyağının önce kapağını açtım sonra adamın gözlerinin tam içine doğru tüm şişeyi boşalttım. Nişan konusunda asla şaşmam.
-Paslanmamışım.
Adam gözlerindeki acıyla benim fark etmediğim silahını alıp sağa sola ateş etmeye başladı. Neyse ki mezarlık boştu. Bir an aklıma güvenliğin burada olup olmadığı geldi.
Biz hedefimiz hariç kimseyi öldürmezdik. Bu bizim aile kuralımızdı.
Güvenliğin kulübesine baktığım da üstünde 1 saatlik öğle arası yazıyordu. Bir oh çekmiştim ki. Adamın silah sesleri gelmiyordu. Muhtemelen mermisi bitmişti. Yavaş yavaş yanına yürümeye başladım.
-Ah, ah. Şimdi ben seni abimin eline mi versem yoksa önce işkence edip mezarına mı gömsem? Sen, benimsin koçum.
Adamla aramızda 6 adım kala adam silahı kaldırıp tetiği çekti. Sesi duyar duymaz kendimi korumaya aldım ama bacağımı çokta iyi koruyabilmiş değildim.
-Olum bir siktir git. Bırak gidiyim ya. Daha yeni çıktım hastaneden. Birde senin zorunla. Şerefsiz herif benden çekeceğin var. Biliyorum o son mermiydi.
Önce bacağımı kan kaybını yavaşlatmak için tişörtümün kolundan bir parça yırtıp bacağıma sardım. Ardından hemen sonra adamın yanına yaklaşıp;
Önce tüm parmaklarını teker teker kırdım. Hemen ardından ellerini, dirseklerini kırdım. Aynı uygulamayı bacaklarında da uygulayıp erkek olmasını sağlayan bölgeye bir veda töreni yaptım. Son olarak da gözlerini oyup, kulaklarını kesip kendisini yatağına yatırdım. Üstünü de örttükten sonra abimi bulabileceğim bir yer aradım.