İçeriğe geç

GÜNAHKÂR

Bölüm 16 · 14 dk okuma

GÜNAHKÂR

Bölüm 16

G-16

Genç kadının düzensiz solukları yavaş bir ritim tutturduğunda Evren, ne kadının saçlarını okşamayı bırakmış ne de yanından bir milim kımıldamıştı. Kadın tıpkı bir bebek gibi göğsünde uyurken tüm bedeni kaskatı kesilmiş bir put gibi öylece uzanıyordu. Kadının belini kavrayan parmakları, açılan tişörtünden çıplak tenine temasını sürdürürken parmakuçları uyuşmuş gibiydi. Fakat onu rahatsız etmemek için tişörtünü de indiremiyor öylece duruyordu. Keşke nevresimin üstüne yatmış olmasalardı... Cansu'nun yarıçıplak vaziyetteki bedenini hissetmesi bir yana, onun üşüyeceğinden endişeliydi. Yavaş ama sert bir şekilde yutkundu.

Bakışlarını, gecenin başından beri yaptığı gibi itinayla kadından uzak tutarken, uyumanın ne kadar zor olduğunu düşündü. İlk defa bir kadınla bu kadar yakın bir temas kuruyordu ve bu ister istemez tüm dengesini bozmuştu. Ona yaklaşımında şevkatten başka bir şey olmadığı muhakkaktı fakat her ne olursa olsun sağlıklı bir erkekti. Yanındaki kim olsa bu kafa karışıklığını yaşayacağı da kesindi. Fakat tüm bunlar yetmezmiş gibi kadının yumuşacık teni, kotla sarılı bacaklarına değiyor, uzun siyah saçları tüm göğsünü kaplıyordu. Ve şampuan olmadığına kanaat getirdiği tatlı bir koku burnunu okşuyordu.

Kesik bir nefes aldı, ciğerlerinin arzuladığının aksine... Ve uyuyamayacağını kabullenip gecenin bitmesini beklemeye başladı. Saatler boyunca her bir zerresine nüfuz eden kadının kokusunu soluyarak ve istemeden de olsa onun için endişelenerek... Sabaha kadar düşündü, onun için ne yapabileceğini, ona kendini daha iyi nasıl hissettirebileceğini... Yıllar sonra tekrar başlama kararı aldığı uyuşturucuyu ve sebeplerini... Büyük bir suçluluk içinde kıvrandı durdu. Tüm bunları düşünürken farkında olmadan mayışmış ve uyuyakalmıştı.

Sabah gözlerini açmasına neden olan şey yüzüne vuran güneş ışıkları oldu. Yüzünü buruşturarak başını yastıktan kaldırırken odada tek olduğunu fark etti. Kadın ne ara kalkmıştı? Nasıl fark edememişti bunu? Oysa en ufak bir sese bile uyanacak kadar hafifti uykusu. İçine düşen derin huzursuzlukla yatağından kalktı ve kapısına yöneldi. Kapı kolunu hızla aşağıya indirdiğinde gözleri karşı odanın kapalı kapısına takıldı. Kısa bir an ne yapacağını bilemedi. Dün geceden sonra Cansu'nun nasıl bir tutum sergileyeceğini kestiremiyordu ve onu utandırmak ya da huzursuz etmek de istemiyordu. Tek elini ensesine atıp saçlarını karıştırırken derin bir nefes aldı. Ardından adımlarını banyoya yöneltti.

Birkaç saat sonra Evren duşunu alıp üstünü değiştirmiş, kahvaltısını edip işinin başına oturmuşken genç kadının odasının kapısı açıldı. Adam birden dikkat kesildi. Sonra birkaç adım sesi duydu ve dış kapının sesini işitti. Kaşları hafifçe çatılırken elleri hızla klavyesine gitmiş ve bahçeyi gören kamerayı ekranına yansıtmıştı. Kadın üzerinde bir kot şort ve özensiz bir tişörtle kapının önündeki masaya oturmuş ve sigarasını yakmıştı. Kıyafet değişikliğine bakılırsa alışveriş yaptırmış olmalıydı. Bir süre öylece durup kadının sigara içişini izledi. Sonra yeniden işine döndü.

Akşam vakti çöktüğünde Cansu, Evren ile karşılaşmamak için saatlerdir yaptığı gibi odasında uzanmaya devam ediyordu. Dün bir zayıflık göstermişti ve ona bu şekilde yakalandığı için kendisine öfkeliydi. Evren de Cansu'nun yalnız kalma ihtiyacını gözetmiş ve onu gün boyu hiç rahatsız etmemişti. Fakat endişelenmiyor da değildi. Nasıl hissettiğini fazlasıyla merak ediyordu. Yine de sessizliğini korudu. Genç kadın birkaç saatini daha odasında geçirdiğinde artık fazlasıyla bunalmış ve kendinden sıkılmıştı. Sosyal medyada takılmak, dizi izlemek ya da başka herhangi bir şeyle ilgilenmek kafasındaki sesleri susturmaya yetmemiş; zaten yaptığı şeylere de konsantre olamamıştı. Kafasının içinde babasıyla verdiği savaş kendiyle savaşına dönüyor ve tükendiğini hissediyordu. Öfkeliydi, haddi hududu olmayan bir öfke hem de... Kendisiyle tıpkı bir kobay faresi gibi oynayan ve bundan pişkince bir zevk duyan babasına öfkeliydi. Ona kanan ve bu fırsatı veren kendisine ise daha çok.

Ne olacaktı şimdi? Bu evde kalmak istemiyordu fakat nereye gidecekti? Beş parasızdı. Yağız'a gitse bile önünde sonunda paraya ihtiyacı olmayacak mıydı? Derin bir nefes göğsünü doldururken çaresizce sızlandı. Tüm bu olanlardan sonra o adamın parasına mecbur hissetmesi ise apayrı bir kavga konusuydu. Fakat para nasıl kazanılır bilmiyordu. Bilse bile para kazanmak için motivasyonu yoktu. Hem böylesine zorba bir adamın parasını harcamak da ona pek koymuyordu. Kendini buna inandırdı ve gururunu yok saydı. Konu para olduğunda birçok kez yaptığı gibi...

Akşamın ilerleyen saatlerinde Evren mutfaktan elinde bir tepsi ile çıkmış ve kadının odasına varmıştı. Sabahtan beri bir şeyler yediğini görmemişti ve hem aç kalmasını önlemek hem de halini yoklamak için hızlıca bir şeyler hazırlamıştı. Kapalı olan kapının önünde durduğunda hafif yüksek bir sesle konuştu.

" Cansu! Yemek getirdim. "

Aradan geçen birkaç saniyeden sonra karşılık alamayacağına emin olmuşken kapı açılmış, genç kadın üzerinde yeni olduğu belli olan siyah iç çamaşırlarıyla karşısına dikilmişti. Bir an ne yapacağını bilemedi ve gözlerini kaçırdı. Bunu fark eden Cansu ise alayla konuştu.

" Bakabilirsin, sorun etmem. "

Adam, hâlâ kadının bu rahat tavrına alışabilmiş değildi. Bazen sırf kendisini huzursuz etmek için bilerek böyle davrandığını düşünüyordu. Cansu, uzanıp adamın elleri arasındaki tepsiyi kavrarken; 18'ine basar basmaz babasına inat iç çamaşırı modelliği yaptığı zamanı düşünüyordu. Yaşlı adam, kızının çeşitli magazin ve moda dergilerinde çıkan boy boy çıplak pozlarını gördüğünde neredeyse kalp krizi geçirecekti. Cansu bundan büyük bir keyif almışsa da modellik macerası umduğundan kısa sürmüş, babası tüm ajansların kapısını kendisine kapatmayı başarmıştı.

Evren bakışlarını yerden ayırmazken konuştu.

" Konuşmak istersen eğer..."

Fakat genç kadın bu tekliften hoşnut kalmamıştı. Eski ciddi ve aksi haline birden bürünmüş, lafı da adamın ağzına tıkmıştı.

" Konuşacak bir şey yok. "

Hemen sonra ise odasına geri dönüp kapıyı da kapattı. Evren karşılaştığı muameleye pek şaşırmamıştı doğrusu. Zaten onun, karşısına geçip de içini dökmeyeceğini biliyordu. Yine de şansını denemek istemişti. Cansu ise Evren ile aralarındaki dinamikten rahatsızlık duymaya başlamıştı. Adam daha birkaç gün önceye kadar kendisine tavırlıydı, şimdi bu ilgisi niyeydi? Acıdığı için mi? Acınacak bir tarafı yoktu. Zavallı durumda olan kendisiydi, Cansu değil.

O gece ikisinin de birbirinden ayrı, bu konuya kafa yorarak geçirdiği bir gece olmuş ertesi gün de bu tutum devam etmişti. Evren artık kadının kendisiyle arkadaş, sırdaş ya da derttaş olmak istemediğine emindi. Ona yardımcı olmak istemiş ve iyi niyetle yaklaşmıştı fakat karşılığını bu şekilde almışsa üsteleyecek hali yoktu. Sonuçta kimseye zorla yardım edemezdiniz. Kadının haline ne kadar üzülse de bu meseleyi kapatıp önüne bakmaya karar verdi.

Üçüncü gün ise Cansu günlerdir kendini kapadığı odasından çıkmış ve eski haline dönmüştü. Bahçedeki ufak masaya yerleşmiş sigarasını tüttürürken bir yandan da Berat'la laflıyordu. Adamın nöbet değişimine yarım saat vardı bu yüzden boştaydı. Berat başta çekinmiş ve kadına yaklaşmak istememişti ancak Cansu istediğini alana kadar durmayan bir kadındı. Berat'ın iradesinin de pek güçlü olduğu söylenemezdi zaten. Birkaç dakika içerisinde kendini kadının yanındaki sandalyeye oturmuş, sigarasını yakarken bulmuştu. Cansu'nun bu sefer niyeti başkaydı. Gerçekten de sıkıldığı ve korumalar arasında bir tek onu tanıdığı için çağırmıştı yanına. Havadan sudan muhabbet ederken laf lafı açmış, konu Cansu ile Evren'in evliliğine gelmişti. Genç kadın sigarasından derin bir nefesi ciğerlerine gönderirken omuz silkmekle yetindi. Babasının evliliklerinin sahteliğini gizlemeleri hakkında verdiği talimat korumalar için de geçerli miydi, bilmiyordu. Fakat kumral adamın gözlerindeki şüphe ve sorduğu soruya bakılırsa onlar arasında da birtakım söylentiler dolanıyordu.

" Ben pek evlilik insanı değilim. " diye kaçamak ama dürüst bir cevap verdi sonra.

Berat bu cevaptan tatmin olmamıştı fakat doğrudan irdelemeye cesareti de yoktu. Doğrusunu söylemek gerekirse genç kadın kendisini biraz ürkütüyordu.

" Pişmansın o zaman? " diye farklı bir açıdan ele aldı konuyu.

Genç kadın, adamın niyetini fark etmiş ve kendine kadar olan zekasını takdir etmişti. Hafifçe güldü. Direkt olarak evliliğiniz sahte mi diye soramadığından konunun etrafında dolanıyor, ipuçları toplamaya çalışıyordu. Bunu görmemek için aptal olmak gerekirdi. Fakat kadının merak ettiği asıl şey bu konuyla neden ilgilendiğiydi. Yalnızca hadsiz bir meraktan mı yoksa kadına karşı duyduğu cinsel çekimden mi? İkisi de ahmakçaydı ona göre. Genç kadın ona dedikodu malzemesi vermeyeceği gibi korumasıyla yatacak da değildi. Sonuçta sürekli burnunun dibinde olan biriyle sevişip onu kendine musallat etmek en son ihtiyacı olduğu şeydi. Herkes Yağız değildi neticede. Kimisi takıntılı bir manyağa dönüşüyordu. Örnekleri de çoktu. Elindeki izmariti küllüğe bastırırken alt dudağını ıslattı.

" Ben pişman olmam. "

Yanıt çok netti ve Evren ile zerre alakası yoktu. Fakat genç koruma bu cevaptan ne anladı bilmiyor, açıkçası pek de önemsemiyordu. Kumral adam sessizleştiğinde konuyu değiştirmek için hamle yapan kendisi oldu.

" Kız arkadaşın falan var mı? "

Sorduğu soruların hiçbiri umurunda değildi, yalnızca kafa dağıtıyordu.

" Henüz yok. " yanıtındaki çapkın tavrı tüm dişlerini gösterecek kadar büyükçe sırıtarak karşıladı.

Biriyle flört etmeyeli, düzeltiyorum; birinin kendisiyle flört etmeyeli uzun zaman oluyordu ve bu şimdilik hoşuna gitmişti. Tabi dozunda bırakacak kadar ne yaptığını bilen bir kadındı Cansu. Tam konuşmak için dudaklarını aralamıştı ki Evren'in sesiyle kelimelerini yutmak zorunda kaldı.

" Günaydın. Erkencisiniz, ikiniz de? " derken sorgulayan bakışları Berat'ın üzerindeydi.

Kumral adam oturduğu yerden doğrulurken yanıtladı.

" Günaydın Evren Bey. Bugün öyle oldu, denk geldik biz de. "

Evren bileğindeki saate bakarken konuştu.

" Bir dahakine vaktinde gel. "

Bu açıkça, evimin sınırlarında aylaklık yapma demekti ve bunun herkes farkındaydı. Berat hafif bir baş onayıyla karşılık verdikten sonra Cansu'yla vedalaşmış ve yanlarından ayrılmıştı. Cansu ise hiç istifini bozmadan paketten çıkarttığı yeni dalı tutuşturmaya koyuldu. Evren kısa bir süre sessizce kadını izledikten sonra yanına yaklaşmış ve az önce boşalan sandalyeye yavaşça oturmuştu. Cansu dudaklarının arasından sigara dumanını üfledikten hemen sonra tek dizini kendine çekip sigarayı tuttuğu elini bacağına doladı.

" Şimdi son durum nedir? Hâlâ dışarı çıkmak için izin kağıdı alıyor muyuz? "

Evren kadının cümlesindeki, sesine yansımayan alayı fark ettiğinde dönüp baktı.

" Nereye gitmek istiyorsun? "

Kadın sigarasından bir nefes daha çekerken esen rüzgar yüzünden yüzüne vuran dumanla gözlerini kısmak zorunda kalmıştı. Sigarayı dudaklarından ayırırken tek omzunu silkti.

" Takılırım biraz. "

Takılmaktan kastı alkol, belki ot ve seksti. Bunları yapmayalı bir hayli olmuştu, kendi takvimine göre... Evren'in bir şey demesini beklemeden ona dönerek ekledi.

" Bu arada, param yok. " bunu derken utanıp sıkılacağını düşünmüşse de bunların hepsini alaycı tavrının altına gömüvermişti.

Evren düşünceli bir ifadeyle, kadının kendisini inceleyen mavilerine bakarken Cansu onun sessizliğinden rahatsızlık duyup konuşmaya devam etti.

" Kocam olarak para vermek senin görevin sonuçta. "

Meseleyi alaya vurdukça normalleştireceğine olan inancı, adamın sessizliği altında küçüldükçe küçülüyordu. Gerilmeye başladığını hissettiğinde yanıt geldi.

" Tamam gideriz. "

Evren bunu deyip önüne döndüğünde Cansu açıkça şaşırmıştı. Ondan beklediği maksimum tepki babasını ileri sürüp çıkmamasını söylemesiyken bu yaptığı gerçekten beklenmedikti. Üstelik cluplardan hoşlanmadığını söylemişken... Kaşları hafifçe çatılırken emin olmak ister gibi sordu.

" Cluba gideceğim, farkındasın değil mi? "

Evren de başını sallayarak karşılık verdi.

" Kocan olarak görevim sana eşlik etmek sonuçta. "

Cansu bu cevap ile daha da şaşırırken; Evren'in yerde olan bakışları bir anlığına kadının ayaklarına çarpmış ve aniden kaşları çatılmıştı.

" Ayağına ne oldu? " diye sorarken eğilip kadının baş parmağının arasından sızan kana bakıyordu.

Cansu aniden oturduğu yerden doğruldu ve elindeki sigarayı küllüğe bastırıp içeriye yöneldi.

" Yok bir şey. "

***

Genç kadın her zamanki kadar nefes kesici bir görünümle mekandan içeriye giriş yaparken duraksadı ve hemen ardından gelen adama baktı.

" Lütfen garip bir şey yapma. "

Adam onun bu uyarısına gözlerini devirmekle yetinirken Cansu da yeniden önüne dönmüş ve ilerlemeye başlamıştı. Çok geçmeden kendilerine boş bir masa bulup oturduklarında kadın uzun süredir tanıştığı barmenle ufak bir muhabbete girmiş, Evren ise etrafı kolaçan etmeye başlamıştı. Cansu'nun uzun ısrarları sonucunda yanlarına başka bir koruma almadıkları için ekstra dikkatliydi. Mekânın içinde göz gezdirirken dirsekleri kıvrılı siyah gömleğinin üstten bir düğmesini daha açtı. İçerisi rahatsız edici derecede havasızdı. Fakat sırf kadının gönlü olsun diye şikayet etmeyecekti.

Cansu saçlarını nadiren yaptığı gibi dalgalı biçimde şekillendirip tek omzunun üzerine toplamıştı. Üstünde pembe bir ultramini etek ve kan kırmızısı bralet vardı. Renklerle oynamayı sever ve zaten hem fiziğiyle hem de aurasıyla ne giyse yakıştırırdı. Bu gece de mekândaki en dikkat çekici kadınlardan biri oydu. Fakat Cansu hiçbir zaman bununla yetinmezdi. Her zaman en olmak isterdi. En güzel, en seksi, en alımlı, en zeki... Barmenle yaptığı sıradan konuşmada bile çokça kez cilveyle kahkaha atmış, yan masalardakilerin dikkatini toplamayı başarmıştı. Üstelik bunu bilinçsizce yapıyordu. Ve bu doğallığı onu daha da dikkat çekici kılıyordu.

Evren önüne konan vodkadan büyük bir yudum alırken etraftaki tiplerin hemen hepsinin analizini tamamlamış, kısmen tehlikesiz bir ortamda olduklarına da kanaat getirmişti. Fakat rehavete kapılacak bir tip değildi, her ne kadar Cansu istemese de gece boyu görevini yapmaya devam edecekti. Çok geçmeden kadın ilk viski bardağını bitirmiş ve ikinciyi eline alıp piste çıkmıştı. Bu gece blackout olmak istiyordu. Stresli bir haftadan çıkmıştı ve iyi hissetmeyi hak etmişti.

Elindeki bardaktan aldığı yudumlar eşliğinde kalçasını kıvırırken dışarıdan adeta bir sanat eseri gibi görünüyordu. Bir gören dönüp bir kez daha bakıyor ve gözlerini ayırmıyordu. Pistteki herkes birileriyle dans ederken Cansu'nun partnersiz olmak gibi bir derdi yoktu. Kendi başına da fazlasıyla ortama ayak uydurabiliyordu. Zira birkaç kez yanına yanaşıp sırnaşanlar olmuş onlara da pek pas vermemişti. Henüz kafası yerindeydi. Biraz daha sarhoş olmak istiyordu.

Bu esnada Evren oturduğu yerden kadının dans edişini izliyor ara ara da etrafı kontrol ediyordu. Cansu'yu göz hapsine almasının yegâne nedeni güvenliğini sağlamak olsa da zamanla diğer herkes gibi onu izlemekten keyif almaya başlamıştı. Erkek kadın fark etmeksizin herkese seyir keyfi sunan genç kadın üçüncü viskisini de diktiğinde artık sarhoştu. Durmaksızın dans etmişse de yorulduğunun farkına varamayacak kadar alkollüydü. Son yirmi dakikadır, birden belini saran sarışın bir çocukla yakın mesafeden dans ediyorken çocuğun yaşını anlamaya çalışıyordu. Kesinlikle kendisinden ufaktı. Birden durdu ve tek kaşını şüpheyle havaya dikti.

" Reşit misin sen? "

Çocuk bu sorusuna bozulsa da umursamamıştı.

" 19 yaşındayım. "

Cansu yaşı pek sorun etmezdi. Reşit olmak kaydıyla... Omuz silkip çocukla bir süre daha dans etmeye devam ettikten sonra sıkılıp onu postalamış ve güç bela bulduğu masalarına dönmüştü. Tek eliyle yüzünü yellerken bıraktığı yerde bulduğu adamı görüp şaşırdı.

" Saatlerdir oturuyorum deme. "

Evren gürültülü ve kalabalık ortamdan bunaldığı her zerresinden belli olan yüzünü kadına kaldırdı.

" Ne zaman döneriz? " diye sordu.

Cansu huysuzca karşılık verirken karşısındaki sandalyeye oturmuştu.

" Daha erken. Sorun çıkartacaksan git. "

Evren sessiz kaldı. Sorun çıkartmaya niyeti yoktu fakat sabrı da azalıyordu. Ortam hiç ona hitap etmiyordu. Canlıların doğal ortamında çiftleşmesini izlemek istese belgesel açardı. Mekan resmen seks kokuyordu. Cansu barmene yeni bir alkol sipariş ederken masalarına gelen adamın lakayıt sesiyle konuşmasını kesip ona döndü. Adamın suratı da sesi kadar gıcıktı.

" Vay! Kimleri görüyorum ya? " diyerek Cansu'ya hamle yapan orta yaşlardaki adamı kadının havaya kaldırdığı eli durdurdu.

Adamın ismini anımsama da onunla geçirdiği iğrenç geceyi çok net hatırlıyordu. Adam berbat seviştiği yetmiyormuş gibi sonrasında kadına musallat olmuş uzunca bir süre taciz etmişti. Cansu istemsizce buruşan yüzüyle konuştu.

" Keyfimi kaçırma. "

Adam buna alınmış gibi bir mimik yaptı.

" Yüzünü gören cennetlik. Numarana da ulaşılmıyor. Özledim seni. " derken sarhoşluğu kelimeleri tam çıkartamamasından belli oluyordu.

Cansu bıkkın bir nefes verirken barmenin kendisine uzattığı kadehi eline aldı. Onu görmezden gelirse belki gider diye umuyordu fakat içten içe bu yılışık adamın pes etmeyeceğini de biliyordu.

" Yavrum. " diyerek kadına daha da yaklaştı adam.

Gözleri ondan başkasını görmüyor gibiydi, şayet görseydi hemen yan tarafında parmaklarını kıtlatan Evren'i de fark ederdi.

" Evlendin diyorlar doğru mu? İnanamadım duyunca. "

Cansu derin bir nefes daha çekti içine ve başını salladı, kestirip atmak arzusuyla.

" Piyasadan o yüzden mi çekildin? " sorusu ise artık sabrını taşırmıştı.

" Siktir git bak tadımı kaçırıyorsun. " dedi kadın sert bir üslupla.

" Yavrum tadın kaçmaz senin... " deyip iştahla alt dudağını yalayan adamın dikkatini Evren'in sesi dağıttı.

" Olay çıkartmadan sessizce terk et burayı. " sesi son derece sakin olsa da bakışları tam aksini söylüyordu.

Adam nihayet onun varlığını fark ettiğinde bir an afalladı. Sonra ise kaşlarını çattı.

" Bu gece senle demek. " dedi düşünceli sesiyle.

Cansu patlamaya hazır bir bomba gibi şakaklarını ovarken adam bir kez daha konuştu.

" Kocan da nasıl bir gavat amına koyayım? "

Ve bu cümlesi olaya noktayı koydu. Evren oturduğu yerden öyle hızlı bir şekilde kalkmış ve adamın yakasına yapışmıştı ki, ne kadın ne de adam engel olamamıştı. Yüzünü adamın yüzüne yaklaştırıp son kez sessizce uyardı.

" Mekândan siktir olup gitmek için sadece üç dakikan var. "

Adam, Evren'in heybetini kalkmasıyla ancak fark edebilmişken yakasına yapışan ellerinin baskısı da uyarısı için fazlasıyla yeterliydi zaten. Güçlükle yutkunurken karşısındaki kızgın boğayı andıran adamın elinden kurtulmaya çalıştı.

" B-bırak. "

Evren, adamın kendisini yeterince iyi anlayıp anlamadığını tartmak ister gibi birkaç saniye daha gözlerine baktı. Hemen sonrasında ise tuttuğu yakasından ittirirerek adamı bıraktı.

" Koş. "

Adam tıpkı onun dediği gibi telaşla arkasını dönmüş ve insanları yara yara gözden kaybolmuştu. Evren üstündeki gömleği düzelterek sandalyesine geri otururken Cansu tek kaşını kaldırmış onu seyrediyordu.

" Vay be. " dedi sonra, içten bir etkilenmişlikle.

Evren ne dediğini anlamak istercesine ona döndüğünde kokteylinden bir yudum aldı.

" Aslında baya işlevselsin sen. " diye devam etti konuşmasına.

Evren gözlerini devirirken Cansu ciddi ciddi mekânlara onu da getirme fikrine sıcak bakmaya başlamış gibiydi. Çünkü istisnasız her gece böyle biri çıkar gecesini bok ederdi. Hepsiyle bir şekilde başa çıkıyor, çıkamadığında ise o geceki partnerini onların üstüne salıp aradan sıvışmayı tercih ediyordu. Fakst böylesi daha kolay göründü gözüne. Hem keyfi kaçmaz, hem de mekanı ve olası partnerlerini terk etmek zorunda kalmazdı.

▪️Merhaba nasılsınız?

▪️Bölüm nasıldı? Oy vermeyi unutmayın.

▪️Evren ve Cansu nasıl bir ikili oldular sizce?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.