İçeriğe geç

Gün Masalı

Bölüm 5 · 7 dk okuma

Gün Masalı

Bölüm 5

4.Bölüm:BİRLİKTE

Hepinize merhaba arkadaşlar:)

Lütfen bölümü türküyü dinleyerek okuyunuz!

Bölüm türküsü;

ENDER BALKIR~RUHUMDA SIZI

Mesela; gökyüzüne o kadar yakınsınızdır ki ona dokunmak isterseniz ama elinizi uzattığınız da bir hiçlik ile karşılaşırsınız, işte bizim hikâyemiz buydu...

''Günaydın:) bugün beraber okula gidelim mi?'' Kuzey'in attığı mesajla güne merhaba dedim. Acaba bizi bugün ne bekliyordu okulda? Kuzey'in mesaj sayfasına girip ''Olur! Yarım saat sonra sokağın başında buluşalım uyar mı sana?'' dediğim de anında Kuzey'den cevap geldi. ''Tabii ki, yarım saat sonra görüşürüz.'' dolabımdan uzun kollu beyaz t shırtımı, bir bacağı yırtık olan kotumu ve krem rengin de olan ceketimi çıkardım.

Üstümü giydikten sonra banyoya gidip saç düzleştiricimi aldım. On beş dakika saçlarımı da yaptım. Dudağıma hafif bir ruj sürdüm, yanaklarıma renk vermesi için allık sürdüm ve kirpiklerime rimelimi de sürdüğüm de hazırdım. Dolabımdan üzerin de 'romantic dream' yazan parfümünden iki fıs sıktım. Sandalyem de asılı olan çantamı koluma taktım ve aşağı indim. ''Günaydınlar!'' dediğim de annem ve babam gözlerini bana çevirdi. Babam gülerek anneme,

''Gülseren, bizim kızın ateşine bi bak bakayım.'' dediğin de onu yanağından kocaman öptüm. ''Anne ve baba bugün bir arkadaşımla beraber okula gideceğim, bu yüzden evden hemen çıkmam lazım.'' dedim. Annem bana şaşkın gözlerle,

''Kızım sen iyi misin, kafana saksı mı düştü?'' diye sorduğun da ''İyiyim, hadi görüşürüz ben çıktım.'' dedim ve evden çıktım, arkamdan bir şey söylediler ama ne dediklerini anlamadım. Binadan çıktığımda soğuk hava yüzüme çarptı, tüylerim diken diken oldu. Sokağın başına doğru yürümeye başladım. Kuzey sokağın başında görünmüyordu. Telefonumu cebimden çıkarıp saate baktım. Saat 08:00'dı. Konuşmamıza göre bu saate burada buluşacaktık. Beş dakika onu sokağın başında bekledim ama ne gelen vardı ne de giden. Endişeyle telefonumdan Kuzey'i aradım. Telefonun çalma sesleri hemen arkasından bip sesi...

Telefonunu açmadığın da evine doğru yürüyordum. Zile bastım ama açan olmadı. Umutla bir daha, bir daha bastım ama ne kim o diyen vardı ne de açan. evinden uzaklaştım ve marmaraya doğru yürüdüm. Belki de buluşacağımızı unutup okula gitmişti. İçimden inşallah öyle olmuştur diye dua ettim. Marmarayda sanki hiç zaman geçmiyordu. Sonunda marmaray ineceğim durakta durunca içimde ki bir yer hafiflemişti. Aceleyle okula doğru yürüdüm. Okula girdim ve bir öğrenci benim yanıma doğru geliyordu. Kız utangaç bir şekilde;

''Müdür seni odasında bekliyor.'' ilk önce anlam veremeyerek yüzüne baktım sonra iki gün önce bana bir ödev verdiğini hatırladım. Hızlı adımlarla müdürün odasına doğru yürüdüm. Derin bir nefes aldım ve kapıyı iki kere tıklatıp içeri girdim.

''Günaydın Müdür Bey, beni çağırmışsınız.'' dedim titreyen bir ses tonuyla.

''Günaydın Yıldız, yazdığın yazıyı çok beğendim. Meslektaşlarımla konuşup seni ayın öğrencisi yapmaya karar verdik.'' dedi gülümseyerek.

''Teşekkür ederim Efendim.'' dedim mırıldanarak. Bir üre daha bir şeyler konuştu ama dikkatim onda değildi, evet, bedenim onun yanında ama ruhum başka bir yerde Kuzey'i arıyor. Müdür Bey'in odasında zaman çok yavaş geçiyordu. Sonunda konuşmasını bitirdiğin de hızlı adımlarla odasından çıktım. Yürümelerim koşmaya döndü, sınıfa doğru koşuyordum. En arka sırada onu gördüm Kuzey'i... O an üstümden bir yük kalktı sanki. Hızlı adımlarla Kuzey'in yanına gittim;

''Bana neden haber vermedin, okula tek başına geleceğini.'' ne dediğimi anlamıyormuş gibi bakıyordu yüzüme, kafası karışmış gibiydi.

''Sana haber mi vermeliydim?'' dedi şaşırmış bir ses tonuyla. Telefonumu cebimden çıkarıp elime aldım ve Kuzey ile mesajlaşma sayfamıza girdim. Mesajı bir daha okudum. ''Günaydın:) bugün beraber okula gidelim mi?'' mesaj aynen böyleydi. Onun daha fazla kafasını karıştırmamak için konuyu kapattım ve yerime oturdum. Tek onun değil benim de kafam karışmıştı. Nasıl böyle bir şey olabilirdi ki?

......

Son ders zili çalmıştı nihayet. Telefonuma bir mesaj gelmişti, bilinmeyen numaradan. Mesajı korkarak açtım ve okumaya başladım.

En güvendiklerimiz bize yala söyleyenlerdir,

Belki birimizin bir hastalığı vardır,

Hayat bizi nereye sürükleyecek bilemeyiz,

Evren belki de birlikte olmamızı istemiyordur

Evrenin mesajıdır bu sana...

Mesaj açık açık yanımdaki bir insanın bir hastalığı olduğunu söylüyordu. Gözlerimi Kuzey'e çevirdim. Kuzey'le sabah yaptığımız konuşma aklıma geldi. Hastalığı olan kişi Kuzey olabilir miydi? Telefonumdan googleye girdim ve unutma hastalığını araştırdım. Bir internet sayfasına girip okudum yazanları,

''Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açarak günlük hayatın sürdürülmesini engelleyen, ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Beyin hücrelerinin zamanından önce ölmesiyle birlikte beyin yavaş yavaş küçülmeye başlar.''

Bir Kuzey'e baktım bir de telefonda yazanlara. Sonra Kuzey yanıma geldi. ''İyi misin?'' dediğinde burnumu çektim ve ''İyiyim.'' dedim. ''Beraber eve gitmek ister misin? İyi görünmüyorsun seni tek başına eve göndermek istemiyorum.'' dediğinde gözlerimi kucağımda birleştirmiş olduğum ellerime bakıyordum. Yirmi saniye sonra düşüncelerimden arınmaya çalışarak ''Olur'' dedim.

Okuldan çıkarken hiç konuşmadık, marmaraya bindik yine konuşmadık, o kendi evinin olduğu binaya girdi ben kendi evimin olduğu binaya. Eve girdiğimde direk odama gittim ve yatağıma oturdum. Eğer o gerçekten hastaysa onun yanında olacaktım, ona iyileşmesin de yardım edecektim, onu bırakamazdım onun bana ihtiyacı vardı. Birlik olmalıydık bu hastalığı birlikte yenmeliydik. Onun hastalığını bilerek onun yanından gidemezdim...

Okulda bana mesaj atan numaranın mesaj sayfasına girdim ve mesaj yazmaya başladım. ''Sen kimsin ve hayatımda yerin ne?'' bu mesajı ona gönderdim. On dakika geçti, yirmi dakika geçti, yarım saat geçti ve mesaj geldi.

''Hayatındaki yerimi sen belirleyeceksin prenses.'' bu nasıl bir mesajdı. Klavyemin üzerin de harflere tuşlamaya başlayıp yeni bir mesaj yazdım;

''Benden ne istiyorsun, ben sana ne yaptım?'' bu mesajı gönderdiğim de ağlamaya başladım. İlk önce yazıyor yazısı gitti sonra çevrimiçi...

Akşam yemeğinde hiç sesimi çıkarmadım, soru soranda yoktu zaten bana. Sanırım kendimi çok önemsiyordum.

.....

Ders çalışmaya çalışıyordum ama bir türlü dikkatimi veremiyordum. Bir yanım Kuzey' de, bir yanım o mesajı atan kişi de, diğer yanım ise ders çalışmaya çalışıyor. Çantamı ders progmına göre hazırladım ve yatağıma girdim. Beynimin içinde bir savaş vardı adeta. Olaylar o kadar hızlı gelişti ki yetişemedim. Kalbim Kuzey'in yanında dur diyor, beynim ise başka bir şey. Hangi yolu seçmeliydim? Seçtiğim yol Kuzey'i üzmemeliydi. Çünkü o üzülürse bir şeylerin eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Seçtiğim yol akıllıca bir yol olmalıydı, yolun sonunda iyi ki bu yolu seçmişim demeliydin. Ayağa kalktım ve odamdaki camın önün de diz çöktüm. Bir yıldızlara baktım, bir aya. Yıldızlar tamamlanmış ayı süslüyorlardı sanki. Yıldızların ortasında parıl parıl parlayan ay... Bir insan yıldızlara bakarken ayı es geçmiyordu. Çünkü biliyorlardı ay olmasaydı yıldızlar olmazdı, yıldızlar olmasaydı ay olmazdı... Elimi kalbime tam üstüne koydum ve Allah'a dua etmeye başladım. ''Allah'ım inşallah Kuzey iyileşir ve bana doğru yolu gösterirsin.'' dedim içimden...

Gözlerimi beklediğim manzaraya açmamıştım. Odanın içi karanlıktı, yatağın üzerinde yatıyordum. En son camın önünde oturmuş olduğumu hatırlıyordum. Ne ara yatağın üzerinde yatmıştım? Büyük ihtimalle babam odama gelip beni yatağın üzerine yatırmıştı. Telefonumu masamdan alıp saate baktım, gecenin 03:00'üydü. Neden bu saate uykumdan uyandığımı anlamaya çalıştığım sırada üşüdüğümü farkettim. Tabi ya üzerim açıktı hava soğuktu. Yatağımdan kalktım ve yorganımı açıp yine içine girdim, derin bir uykuya daldım.

''Günaydın!'' dedim hasta olmak üzere sesimle. Annem endişeyle yüzüme baktı ve konuşmaya başladı;

''Kızım sesin neden bu kadar halsiz?'' diye sordu. ''Sanırım hasta oluyorum.'' dedim halsiz bir sesle, annem dolaba doğru yürüdü ve soğuk algınlığı ilacı alıp yanıma geldi. İlaç içmeyi küçüklüğümden beri hiç sevmedim. İğrenerek ilacı içip evden çıktım. Kulağıma kulaklığımı takıp yürümeye başladım.

Bu nasıl bir derttir dermanı yoktur,

Bedenimde değil ruhumda sızı...

Diyordu şarkı ve devam ediyordu;

Görünmez bir yara acısı çoktur

Bedenim de değil, ruhumda sızı, oy oy

Ruhumda sızı, oy...

Sanatçı doğru söylüyordu; bedenim de değil ruhumda sızı... Marmaraya bindim, ineceğim durakta indim. Okula doğru yürüdüm. Okula girdim... Sınıfa girdim ve Kuzey'in bir çocukla derin bir sohbete daldıklarını gördüm. Onun adına çok sevinmiştim. Ne kadar onun yanına gidip sohbet etmek istesem de kendime engel oldum, onları rahatsız etmek istemiyordum. Teneffüs zili çaldığın da Kuzey'in yanına gittim.

''Selam, sabah ki konuştuğun arkadaşın kimdi?'' diye sordum gülümseyerek.

''Adı Egemen, sabah yanıma geldi kalem istedi ben de verdim sonra kitaplar hakkında konu açtı. Bilirsin konu konuyu çeker.'' dedi yüzüme bakarak. Ona baktım ve gülümsedim.

''Bizi tanıştırırsın o zaman.'' dedim ve Egemen bize doğru geldi.

''Selam Kuzey yanındaki arkadaş kim?'' diye sordu Egemen gözlerini benim üstümde dolaştırırken. Elimi Egemen'e doğru uzattım ve konuşmaya başladım;

''Ben Yıldız Kuzey'in arkadaşıyım.'' dedim ve Egemen elini elime doğru uzatırken ekledim. ''Tanıştığımıza memnun oldum.'' dedim o da ''Bende.'' dedi gülümseyerek. Egemen hoş bir çocuktu. Onu sevmiştim. Biraz onlarla sohbet ettikten sonra sırama geçtim ve kitap okumaya başladım. Okuduğum kitap Romeo ve Juliet'ti. Bu kitabı kaçıncı okuyuşum bilmiyorum ama her okuduğum da farklı şeyler çıkarıyordum cümlelerinden...

Hepinize merhaba:)

Bölümü beğendiniz mi?

Kitap hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Kitaba oy vermeyi ve beni takip ederseniz beni çok mutlu etmiş olursunuz:)

İletişim bilgileri;

https://www.instagram.com/svly_8389/

https://www.instagram.com/svly_3466/

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.